Mutfak sanatının püf noktaları Domatesi soymak için önce kaynar suya batırıp çıkarın. Soğan doğramaya gelince, hem elinizi kesmeden hem de sonuna kadar doğrayabilmek için soğanın ucuna bir çatal batırın. Bugün sizlere farklı konular hakkında püf noktalarından bahsedeceğiz. Okuyucularımızın çok sık sordukları soruların cevapları ve mutfaktan dekorasyona, bakımdan sağlığa kadar pek çok konu hakkında merak ettikleriniz bu yazı dizisinde sizleri aydınlatacak, belki de bildiklerinizi

Bu konu 1127 kez görüntülendi 0 yorum aldı ...
Mutfak için pratik bilgiler 1127 Reviews

    Konuyu değerlendir: Mutfak için pratik bilgiler

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 1127 kez incelendi.

  1. #1
    Kader - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    30.08.2008
    Mesajlar
    1.653
    Konular
    1155
    Beğendikleri
    0
    Beğenileri
    2
    Tecrübe Puanı
    1178
    @Kader

    Standart Mutfak için pratik bilgiler

    Mutfak sanatının püf noktaları
    Domatesi soymak için önce kaynar suya batırıp çıkarın. Soğan doğramaya gelince, hem elinizi kesmeden hem de sonuna kadar doğrayabilmek için soğanın ucuna bir çatal batırın.


    Bugün sizlere farklı konular hakkında püf noktalarından bahsedeceğiz. Okuyucularımızın çok sık sordukları soruların cevapları ve mutfaktan dekorasyona, bakımdan sağlığa kadar pek çok konu hakkında merak ettikleriniz bu yazı dizisinde sizleri aydınlatacak, belki de bildiklerinizi pekiştirecek. Hatta ara sıra lezzetli ve zengin pratik yemek tarifleri de vereceğiz. İlk bölümümüz mutfakla ilgili.

    Sufle, hamur veya kremalı karışım hazırlarken, kıvamın gevşek olmaması için, hava kabarcıkları yüzünden fazla kabarıp taşmasını önlemek için yumurtayı katılaşıncaya kadar çırpın. Hazırladığınız malzemenin içine dökerken yavaş hareketlerle karıştırın; ama çırpma işlemini tekrarlamayın. Böylece kıvamında pişirirsiniz.

    Gelelim bazı yemek yazılarında rastlanan yabancı bir kelimeye; "Benmari usulü". Bu bir ısıtma tekniğidir. Bir tencerede su kaynatılır, ısıtılması istenen yiyecek veya eritmek istediğiniz çikolatayı başka bir kaba (ki genellikle cam tercih edilir) koyup, sıcaklığın etkisiyle pişirilmiş yemeği vitaminlerini kaybetmeden ısıtmaya, çikolata eritme işlemine verilen addır.

    Sucuğu kolayca soyabilmek için sivri uçlu bir bıçakla boydan boya çizin sonra temiz, nemli bir bezle üzerini silin, göreceksiniz hem sucuğu zorlanmadan zarından ayıracaksınız, hem de yapışkan beyaz görüntünün oluşmasını önleyeceksiniz. Domatesi de soymak için önce kaynar suya batırıp çıkarın. Sonra kabuğunu çıkarın. Soğan doğramaya gelince, hem elinizi kesmeden hem de sonuna kadar doğrayabilmek için soğanın ucuna bir çatal batırın. Doğrama işleminin kolaylaştığını göreceksiniz.

    Akdeniz mutfağının kolesterolü yüksek, ancak ara sıra sırf nefsi köreltmek için yediğimiz patlıcan kızartmasının patlıcanlarının kararmaması ve az yağ çekmesi için, kızartmadan önce 10 dakika tuzlu suda bekletin. Böylece görseli hoş, daha az kalorili bir patlıcan kızartma yiyebilirsiniz.

    Misafirlerinize fırında bir tavuk pişirecekseniz size kolay bir püf noktası. Pişmesine 5 dakika kala fırından çıkarıp üzerine tuzlu su sürmeyi deneyin. Sonuç, nar gibi kızarmış bir tavuk veya hindi. Arzuya göre daha az veya daha fazla süre fırında pişirebilirsiniz. Kırmızının hangi tonunu sevdiğinize bağlı.

    Arıların çiçeklerden yaptıkları balın rengi altın sarısıdır. Ancak arılara şeker verilerek veya şekerli su hazırlanarak doğal yönden yapılamayan balın rengi ise koyu kahverengi tondadır. Bu arada balın ağzını iyice kapatarak saklamanızda yarar var. Çünkü bal çevresinde bulunan turşu, acı, sarımsak veya diğer kokuları içine depolar ve kokusunu kaybeder. Balın kokusu ağza alındığı andan itibaren size keyif vermeli, ancak ısıtılarak süzülen ballarda aroma maddeleri azaldığından bu kokuyu hissedemezsiniz. Bir de balın yetiştiği yörenin bitki örtüsüne göre kokusu değişir. Dağlık bölgelerin balı daha akıcıyken, sıcak yörelerin balı daha kıvamlıdır. Ancak dağlık bölgelerin aroması daha belirgindir.

    Tavada balık yapmayı düşünüyorsanız, hem çabuk pişmesi hem de iyice kızarması için, balıklarınızı ayıkladıktan sonra iyice yıkayıp, durulayın ve sonra temiz bir havlu ile kurulayın. Una bulamadan önce üzerine parmaklarınızla süt sürün, sonra unlayın. Neticeden memnun kalacaksınız.

    Tereyağı ile pişen pilavın lezzeti tartışılmaz; ancak otuz beş yaşını geçtiyseniz daha az pilav pişirmeli ve kesinlikle diğer sıvı yağlar yerine zeytinyağı kullanmalısınız. Bir inanışa göre zeytinyağı kokar derler. Bu çok yanlış, koksa adı üzerinde sofrada soğuk veya tercihe göre ılık ikram ettiğiniz zeytinyağlı sebzeler kokardı. Pilavınızın suyuna hazır et suları katıp, sağlıksız bir besin elde edeceğinize, başka tencerede pişirdiğiniz tavuk veya etin suyunu karıştırmanız kesinlikle sağlıklı ve leziz bir çözüm. Pilavınıza farklı tatlar katmak istiyorsanız bir iki diş sarımsak ve iki tutam safran katabilirsiniz. Nasıl güzel bir tadı var anlatamam. Önceden pirinci kavurmak da işe yarayan eski bir usuldür.

    Bayanların, hele dünyanın en iyi aşçıları kabul edilen becerikli ve yemek ustası erkek aşçıların mutfak hileleri meşhurdur.


    Saymakla da bitmez. Dışarıdan bakanların pek bilmediği bir serüvendir mutfak; iyi görünen, lezzeti yerinde bir yemeğin ortaya çıkması için bir yığın mücadele verilir. O halde bu konudaki bilgi ve deneyimlerimizi paylaşmaya devam edelim:

    Şöyle leziz, fırında bir tavuk pişirdiniz; ancak hemen servis yapmayacaksanız. Pişirirken içine tuz dışında baharatını koymayı unuttuysanız üzerine ve suyuna baharat ekleyip hemen folyoya sarın. Mis kokulu ve yumuşacık tavuğunuz sofranıza keyif verecektir.

    Çocuklarınıza mis gibi kurabiyeler yaptınız ya da misafir sonrası saklayacak kadar arttı. Kurabiyelerinizin birkaç gün daha kurumadan taze kalması için, yanına bir iki dilim elma koyarak, sıkıca kapanmış bir cam kavanozda veya teneke kutuda ışık görmeyecek şekilde saklayın. Böylece tazeliği koruyacak nemi sağlamış olursunuz.

    Spagetti makarnaları haşladığınız suya bölerek atmanıza gerek yok; çünkü kaynar suyun içine bıraktığınız makarnalar bir dakika içinde yumuşayıp tencere dibine kayacaktır. Sonrasında şöyle çatalınıza doladınız mı, uzunluğundan ve ağırlığından hemen kaymayacaktır.

    Yumurta haşlarken benim gibi kabuklarının çatlamasından, haşlandığı suyu köpük içerisinde bırakmasından şikâyetçiyseniz beş dakika oda sıcaklığında bekletin ve kaynama suyuna dört, beş kibrit çöpü atın.

    Düdüklü tencereniz yeni nesil değilse, pişerken yemeğinizin sulu mu, susuz mu olduğundan emin olamazsınız. Ancak susuz kalıp dibinin tutmasındansa, suyunu biraz fazla koyarak sulu olması daha iyi. Susuzluğun çaresi yok ama fazla suluysa bir süre kapağı açık kaynatmanız sorununuz için yeterli olacaktır. Bir de pişireceğiniz yiyecek ve suyu kesinlikle ağzına kadar doldurmayın. Mutlaka 1/3 boş kalsın. Susuz yemek pişirmek de düdüklü tencerenin doğasına "aykırı". En az, yemeğine göre 2-3 su bardağı su eklemelisiniz. Yoksa emniyet subabı açılabilir ki bu çok tehlikelidir, tencerenin zarar görmesine sebep olursunuz. Pişirme süreniz tamamlandığında da hemen kapağını açmayın. Buharı o kadar kuvvetlidir ki elinizi, yüzünüzü yakabilirsiniz. Düdüklü tencere kazaları yüzünden yanık kremleri çok satar oldu haberiniz olsun. Hemen servis yapmanız gerekiyorsa 3-4 dakika soğuk su altında bekletin ve ılıdığından emin olun; ancak düdüğüne su gelmemesine dikkat edin. Sofraya da kaynar yemek servis yapmanın alemi yok, sonra yemek borusu kanserini tetiklemiş olursunuz.

    Patates gibi nemli yiyecekleri kızartırken, önceden temiz bir havlu ile kurulayın. Bu sayede yağın sıcaklığını düşürmemiş ve patatesin sertleşmesini önlemiş olursunuz. İri kesilmiş patatesleri önce, küçükleri de 2 dakika sonra tavaya atın ki eşit derecede kızarsınlar. Dondurulmuş patatesi ise oda sıcaklığında bekletip çözülmeden tavaya atmayın, yoksa içi pişmemiş sert bir kızartma olur.

    Hazır kızartma demişken patlıcan, kabak gibi yumuşak dokulu besinlerin sertleşmesini istiyorsanız una ve yumurtaya bulayıp kızartmayı deneyebilirsiniz. Ancak bütün kızartma çeşitlerinde olduğu gibi bu türden yemekleri öğlen yemeğinde ve az miktarda tüketmeye özen gösterin. Kızartma, yağını ne kadar sıklıkla da değiştirseniz değiştirin çok ağır bir besin türüdür. Kızartma yaparken zeytinyağı kullanmanızı tavsiye ederim. Kızartmayı yumuşak sevenlerdenseniz, piştikten sonra üzerine kapak kapatmanız yeterli.

    Fazla yağ çekmiş bir besini 2-3 kat yapılmış kalın bir kâğıt peçetenin, tercihen mutfakta kullandığımız kâğıt havlunun üzerinde bekletin. Sonra servis tabağına yerleştirin ki, yağlı bir görüntü olmasın.

    Yoğurdu hiçbir zaman metal kaşık kullanarak karıştırmayın. Kendinize küçük bir tahta kaşık edinin ve tahta kaşık kullanın, bu sayede yoğurdun sulanmasına engel olursunuz.

    Kalbe iyi gelen dostlardan portakalı satın alırken rengi parlak ve turuncu, ince kabuklu ve ağır olanlarını tercih edin, böylece sulu, ağzınıza layık bir portakal yersiniz.

    Kereviz satın alırken ise ağır ve sert olanlarına eliniz gitsin. Taze kerevizin yaprakları az, diri ve yeşil olur, bunu da unutmayın. Kabuğunun da parlak ve beyaz olmasına dikkat edin, hafif kerevizden kaçının.

    Bir diğer kalp dostu greyfurtu satın alırken greyfurtun ince kabuklu, ağır olmasına ve her iki ucunun da düz olmasına dikkat edin ki sıktığınızda veya yediğinizde suyunu iyice hissedin. Bu arada pembe greyfurtların da daha az asitli ve daha tatlı olduğunu unutmayın.

    Püf noktalar, sadece bir şeylerin kısa ve çabuk yolu anlamına gelmiyor, aynı zamanda bir iki küçük hareketle veya düşünceyle bize zaman da kazandırıyor.


    Yemek yaparken aynı zamanda işin keyfini de çıkarmasını bilen hanımlara birkaç kolaylık daha:

    Patates, karnabahar ve şalgamı haşladığınızda meydana gelen grimsi renk hoşunuza gitmiyorsa, kaynayan suyun içine bir miktar limon sıkmayı unutmayın. Malum limonun beyazlatma görevi vardır. Hatta mutfakta işiniz bittikten sonra sıkılmış limonun içini ve kalıntılarını değerlendirmek için tırnaklarınızı limonla ovabilirsiniz. Hem beyazlatır hem de sertleştirir.

    Limonun kurumasını önlemek için ise azıcık sirke koyulmuş tabakta limonun kesilmiş tarafını sirkeyle yüz yüze gelecek şekilde yerleştirin. Konu limona gelmişken bir hatırlatma yapalım: Limonu elinize aldığınızda sertlik varsa, biraz suda bekletin. Göreceksiniz kestiğinizde daha sulu olacak.

    Ağır balık kokusunu gidermek için ocakta yarım limonu közleyin, evinizin kokusu değişecektir.

    Salamın, hele Macar salamının kokusu bir ayrı tat verir sofraya, kahvaltıya. Uzun süre tazeliğini koruyabilmek için temiz bir keten veya pamuklu parça bezin içerisinde saklarsanız hem tadını korur hem de kurumaz.

    Aklınızda bulunsun: Kızartma yağınızı bir kez daha kullanmak istiyorsanız, tertemiz bir tülbentten veya sık, küçük delikli bir süzgeçten geçirip, öyle saklayın. Bu sayede diğer kızarttığınız yiyeceğin tortusundan ve hatta kokusundan kurtulmuş olursunuz.

    Domates salçasını koyu değil de biraz sulu yapıp şişede saklamak istiyorsanız, şişenin ağzını kapamadan önce mantarını zeytinyağına batırın, sonra şişenin ağzına sıkıştırın. Böylece şişenin hava almasını, küflenmeyi önlemiş olursunuz.

    Dereotu ve maydanozu taze tutabilmek için, iyice yıkayıp, sirkeli sudan geçirip süzün. Kuruduktan sonra ağzı sıkıca kapanan plastik bir kaba/kavanoza koyup buzdolabında saklayın. Ancak kuruduğundan iyice emin olun ki dolapta çürümesin.

    Evde lahana ya da karnabahar pişirirken havaya yayılan ağır kokuyu önlemek için içine birkaç dilim ekmek koyun, hatta ufalanmayı önlemek için ekmekleri Anadolu'da yaptıkları gibi temiz bir tülbentle sarın.

    Hiç planda yokken misafir geliyor; eliniz ayağınıza dolaştı. Böyle zamanlar için el altında kolay ve pratik tarifler bulundurun. Cevizli kanepe hem kolay hem lezzetli hem de göz dolduran alternatiflerden birisidir, bizden söylemesi. Yapılışı ise şöyle: Dövülmüş 2 avuç ceviz içini (4 kişi için), 2 diş dövülmüş sarımsak, kıyılmış maydanoz, acı biber salçası ve bir miktar zeytinyağı ile karıştırıp mümkünse rondodan geçirin. Sonra bu karışımı tost ekmeğini dörde bölerek üzerlerine sürün, sofranıza farklı bir tat katacaktır.

    Bu mutfakta 'iş' yok
    Çalışan kadınlara müjde! Artık hepiniz 5 dakikada eşinize krallara layık bir akşam yemeği hazırlayabileceksiniz.


    Mantısından yoğurt tatlısına kadar her türlü yemeği kısa zamanda yapmanın püf noktalarını, Zanussi Mutfak Sanatları Atölyesi'nin hazırladığı "Çalışan Kadının Mutfağı" adlı atölye programında öğrenebileceksiniz. Böylece mutfak maceranız en fazla yarım saat sürecek. Muhasebecisinden endüstri tasarımcısına kadar her meslek grubundan kadının katıldığı atölye programının aşçısı, Profesyonel Aşçılar Derneği Başkanı Yahya Erdoğan. Günümüz şartlarında çalışan kadının çok pratik ve seri yemek yapması gerekiyor. Erdoğan'ın mutfağında da çalışan kadınlara göre hem pratik hem de çabuk yapmalarını sağlayacak bu tür tarifler var. Mesela şefin kıtır mantısı, mantar soslu bonfile sarması, yoğurt tatlısı, avcı böreği... Yapması zor ve uzun süren yemeklerin kolay yolunu öğrenmek için Yahya Usta'dan ders almanız gerekiyor. Yahya Erdoğan, ilkokulu bitirir bitirmez başladığı mesleğinin 45 yıllık birikimini 6 saat süren ders programıyla aktarıyor çalışan kadınlara. Tam anlamıyla bakarak, görerek, yaşayarak ve sonunda tadarak bir ders ortamı oluşturuluyor. Bir aylık bir programa devam eden kadınlar ise, pratik yemek konusunda uzmanlaşıyor. Yahya Erdoğan'ın ders anlatırken önemle üzerinde durduğu konu, yapılacak yemeklerin hafta sonundan ön hazırlıklarının tamamlanması. İki kişilik ya da tek kişilik hazırlanacak mönülerde; mesela balık, et ya da sebzeler yıkanıp temizlendikten sonra dondurucuya konulursa zamandan büyük bir tasarruf sağlanıyor ve ne vitamininden ne de lezzetinden bir şey kaybediyor. Yahya Erdoğan, öğrettikleri tüm yemeklerin gramajını verdikleri için daha sonra kadınlar kendileri denediklerinde yanlış yapma olasılıkları olmadığını söylüyor. Derse katılan kadınlar, en çok soğan soyarken gözlerinin yanmasından şikayet ediyorlar. Yahya Erdoğan bu soruna iki çözüm sunuyor. Birincisi bilinen klasik yöntem, suyun içerisinde soğanların kesilmesi, ikincisi ise deniz gözlüğünün kullanılması. Kadınların en çok merak ettikleri konu ise tabak dizaynları, yani yemeği sunarken oluşturulan görüntüler. Programa katılan kadınlar içeride yemek yapmayı öğrenirken eşleri de dışarıda heyecanla onları bekliyor. Hem kısa sürede hem de güzel yemek yaparak kocasının gözünde itibarı artan kadın, Türk erkeğinin mantığına göre kapılarda beklenmeyi hak ediyor. Bundan 20-25 sene önce usta aşçılar, işlerini kaybedeceklerinden korktukları için yaptıkları yemeklerin püf noktalarını anlatmıyorlarmış. Gerçi şimdi de anlatmayan ustalar var; fakat Yahya Erdoğan, yaptığı yemeğin püf noktalarını rahatlıkla anlatıyor:

    Bayatlayan ekmekleri çöpe atmayın. Mikserden geçirerek galeta unu yapın. Bonfile, biftek, piliç ve balık kızartmalarında kullanabilirsiniz. Havuç, kereviz, patates gibi kalan sebzelerinizi atmayın. Dondurucuda saklayın. Daha sonra hepsini birlikte sebze çorbası yapmak için değerlendirebilirsiniz. Et yemeklerine piştikten sonra tuz atın ve özellikle tas kebabı gibi yemekleri kaynadıktan sonra hafif ateşte pişirin. Patates, patlıcan gibi sebzeleri bol yağda kızgın ateşte pişirin. Patlıcanı tuzlayıp 15-20 dakika beklettikten sonra acı suyunu atmak için bol suyla 3 kez yıkayın. Sonra iyice süzün. Vaktiniz kısıtlıysa kuru bir peçeteyle kuruladıktan sonra kızgın yağa atın. Hamur işlerinde önemli olan hamurun kulak memesi yumuşaklığında olmasıdır. Kalitesine göre bir kilo una 400-500 gram arasında su koyarsanız bu kıvamı elde edebilirsiniz. Üzerini ıslak bezle örtüp 15 dakika buzdolabında dinlendirdikten sonra kullanabilirsiniz. Mantarın kararmaması için limon suyu ve zeytinyağlı suda 20 dakika kaynatın. Sebze ve domates çorbalarına süt, krema ve un karışımını eklerseniz hem daha lezzetli olur hem de görünüşünden puan kazanırsınız. Yemeklerinize atacağınız baharatların dengesini iyi ayarlamalısınız. Kekiği et yemeklerinde, naneyi çorbada kullanabilirsiniz. Bir balerin dengesini kaybettiğinde nasıl düşüyorsa, baharatları dengeli ayarlanmayan bir yemek de lezzetini kaybeder. Kompostoya karanfil atabilirsiniz. Tatlılarda vanilya kullanırsanız hoş bir kokusu olur. İyi pilav yapmanın birçok püf noktası var; ama en önemlisi ılık ve tuzlu suda 15 dakika bekletip iyice süzülen pirinçten yapılan pilav güzel oluyor.

    Sağlık mutfakta başlar

    Sağlıksız beslenme; kolesterol, hipertansiyon, kalp-damar hastalıklarına hatta kansere davetiye çıkarabiliyor. Tek yapmanız gereken şimdiye kadar inandığınız doğruları bir kenara bırakarak sağlıklı yemek pişirme üzerine bilgilerinizi tazelemek.

    Çocuklarınızın ileride hangi sağlık problemiyle karşılaşacağı biraz da sizin elinizde. Tavaya koca bir top tereyağı koymadan pilavın lezzetli olmayacağına inanan, kızartma yaptığı yağı atmaya kıyamayıp da tekrar kullanılmak üzere saklayan kadınlar yaşam kalitesini düşüren, kolesterol, hipertansiyon, kalp–damar hastalıklarına hatta kansere davetiye çıkarabiliyorlar. Kadınları mutfakta daha bilinçli hareket etmeye çağıran diyet yemekleri uzmanı Gülsen Ortaç’ın, annelere ilk tavsiyesi çocuklarına süt içme alışkanlığı kazandırmaları. Çocukların 18 yaşına gelene kadar günde 4 bardak süt içmeleri gerekiyor; ancak ergenlikten sonra 1–2 bardak süt yeterli kabul ediliyor. Kalsiyumun vücutta 35 yaşına kadar depolanabildiğini ondan sonraki dönemde depoda ne varsa onun kullanıldığını dikkate alın. Fazla kilolu olsanız da light ya da diyet olarak bilinen süt ve süt ürünlerinden uzak durmanız gerekiyor; çünkü yağıyla birlikte tüm besin değeri alınan sütten geriye sadece posa kalıyor. Süt sevmeyenler için en güzel yöntemse; sütü çok az bir kahve takviyesiyle içmek ya da sütlü tatlılardan yemek. Aşırı süt tüketiminin demir eksikliğinden kaynaklanan kansızlığa yol açtığını da unutmamak gerekiyor tabii.

    Yemek yapmak için kolları sıvayan bir kadın özellikle yağ kullanırken son derece titiz davranmak zorunda. Yağın yemeğe lezzet verdiği doğru; ama yağı az kullanmanın lezzeti azaltacağı görüşü yanlış. Az yağlı yemek pişirmeyi prensip haline getiren kadınlara bir aktara gitmelerini ve et, tavuk, kurubaklagiller ve sebze yemeklerine hangi baharatın lezzet vereceğini öğrenmelerini tavsiye eden Ortaç, “Pilavlarda reyhan kullanıyorum. Yemeğin harcında yağın vereceği lezzeti soğanı daha bol doğrayarak kazanıyorum. Pastaları tamamen yağsız yapıyorum; ama ille de katı yağ kullanmak isteyenlere margarin yerine tereyağını öneririm.” diyor. Vücudumuzun günlük yağ ihtiyacının sadece bir yemek kaşığı kadar olduğunu gözönüne alırsak daha az yağ tüketmek için azami gayret sarf edebiliriz.

    Pratik öneriler

    Kek yaparken kullandığınız bir bardak sıvı yağın yarısını su ya da sütle tamamlayabilirsiniz. Kızartmalar yerine haşlama, buğulama ve ızgarayı tercih edin. Et pişirirken, kıyma kavururken yağ kullanmayın. “Arnavut ciğerinden vazgeçemem” diyorsanız ciğerleri yağda kızartmak yerine, una buladıktan sonra üç çorba kaşığı yağ ile bir teflon tencerede ağzı kapalı pişirmeyi tercih edin. Haftada iki yumurtadan fazla tüketmeyin. Börekte, çorba terbiyelerinde zaten yumurta kullanıyorsunuz. Salata yemek tek başına yeterli değil mutlaka pişmiş sebze yemeği yemeniz gerekir. Çocuklarınıza sebze çorbası içirin. Isıyı yavaş ilettiği ve yağsız pişirmeye müsait olduğu için teflon tencereleri tercih edin. Sebzeyi çelik tencerede pişiriyorsanız su koymadan çok kısık ateşte kendi özsuyuyla pişmesini sağlayın. Soğanı ve yağı asla yakmayın; çünkü kanserojen madde açığa çıkıyor. Köfteye ekmek yerine karbonat katın. (Yarım kilo kıymaya bir çay kaşığı karbonat.) Hem kabaracak, hem de lezzetli ve yumuşak olacak.


    Konu Bilgileri       Kaynak: www.azeribalasi.com

          Konu: Mutfak için pratik bilgiler

          Kategori: Atış Serbest

          Konuyu Baslatan: Kader

          Cevaplar: 0

          Görüntüleme: 1127


Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajinizi Degistirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Giriş