---------------------------------------------------- ERMENİSTAN'ın Davet Oyunu - 2 - ---------------------------------------------------- Türkiye hep iyi niyetliydi 1991 yılında bağımsızlığını ilan eden Ermenistan’ı ABD’den bile önce Türkiye tanıdı. Ekonomik sıkıntıdayken ilk buğdayı Türkiye gönderdi. Ermenistan, SSCB’nin dağılması ile birlikte 23 Ağustos 1991’de bağımsızlığını ilan etti. Yıllardır, dünya kamuoyuna zulüm ve haksızlığa uğramış bir toplum imajı vermeye çalışan

Bu konu 1380 kez görüntülendi 0 yorum aldı ...
ERMENİSTAN'ın Davet Oyunu - 2 - 1380 Reviews

    Konuyu değerlendir: ERMENİSTAN'ın Davet Oyunu - 2 -

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 1380 kez incelendi.

  1. #1
    Duhan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    07.12.2008
    Mesajlar
    149
    Konular
    32
    Beğendikleri
    0
    Beğenileri
    0
    Tecrübe Puanı
    495
    @Duhan

    Standart ERMENİSTAN'ın Davet Oyunu - 2 -

    ----------------------------------------------------
    ERMENİSTAN'ın Davet Oyunu - 2 -
    ----------------------------------------------------


    Türkiye hep iyi niyetliydi

    1991 yılında bağımsızlığını ilan eden Ermenistan’ı ABD’den bile önce Türkiye tanıdı. Ekonomik sıkıntıdayken ilk buğdayı Türkiye gönderdi.

    Ermenistan, SSCB’nin dağılması ile birlikte 23 Ağustos 1991’de bağımsızlığını ilan etti. Yıllardır, dünya kamuoyuna zulüm ve haksızlığa uğramış bir toplum imajı vermeye çalışan Ermeniler, bu tarihten sonra “devlet” olarak yandaş toplama gayretine girişti. Ermenistan Parlamentosu’nca 23 Ağustos 1990’da kabul edilen bildiride; “Ermenistan Cumhuriyeti, Osmanlı Türkiyesi ve Batı Ermenistan’da gerçekleştirilen 1915 soykırımının uluslararası kabul görmesi çabasını destekler” maddesine yer verilmesi, bu çabaların ete kemiğe bürünmesi anlamına gelmekteydi. Bu tarihten itibaren pek çok ülkede soykırım anıtları diken ve özellikle AB üyesi bazı ülkelerin eğitim müfredatlarına “soykırım” iddialarını ders olarak yerleştirmeyi başaran Ermeniler, Türkiye ile diplomasilerini bu politika üzerinden yürütmek konusunda büyük bir kararlılık gösterdi.
    En önemli adımı

    Demirel attı.

    Türkiye’nin Ermenistan politikası ise hep “iyi niyet” ve ilişkilerin geliştirilmesi yönündeydi. Ermenistan’a karşı geliştirilen iyi niyet girişimlerinin başında, 1991 yılında bağımsızlığını ilan eden Ermenistan’ı ABD’den bile önce Türkiye’nin tanıması gelmektedir. Eylül 1991 tarihinde Kafkasya ve Orta Asya ülkelerine heyetler gönderen Türkiye, diğer dünya devletlerinin aksine Ermenistan’ı bu kez de ihmal etmemiştir. En önemli “uzlaşı” adımı ise 1993 yılında dönemin başbakanı Süleyman Demirel zamanında atılmış ve Karadeniz’e kıyısı olmamasına rağmen 1993 yılında Ermenistan Karadeniz Ekonomik İşbirliği’ne kurucu üye olarak davet edilmiştir. Türkiye’nin Ermenistan’a yönelik iyi niyetli çabaları bu kadarla sınırlı kalmadı. Ermenistan’ın bağımsızlığını ilan ettiği ilk dönemlerde yaşadığı ekonomik sıkıntılarda, sınırsız destek bulduğu tek ülke Türkiye oldu. Ekonomik sıkıntı içinde olduğu dönemde ilk buğday, kamuoyu tepkisine rağmen Türkiye’den gönderildi. Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin dondurulması, bu ülkenin kendi Anayasası ile devletin kuruluş felsefesini oluşturan Bağımsızlık Bildirgesi’ne yerleştirdiği ve Türkiye’ye yönelik tutumunu özetleyen ifadelerden sonra gerçekleştirilmiş, kardeş Azerbaycan’a yönelik başlatılan işgal neticesinde ise ilişkiler tamamen durdurulmuştur.

    İşgali anayasa teminatına aldılar.

    Ermenistan’ın Türkiye politikasının temelini oluşturan “3 T Planı” nın hedefi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin toprak bütünlüğüdür. Bu stratejinin Ermenistan’ın ülküsü halini aldığını görmek için Ermenistan Devleti’nin en önemli üç belgesine bakmak gerekir. Bunlar “Bağımsızlık Bildirgesi”, “Bağımsızlık Kararı” ve 1995 yılında kabul edilen “Ermeni Anayasası” dır. Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin 23 Ağustos 1990 tarihli “Bağımsızlık Bildirisi” nin 12. Maddesi yukarıda da belirtildiği gibidir. Ermenistan Parlamentosu, 23 Eylül 1991 tarihinde aldığı bağımsızlık kararında aynı konuyla ilgili “Ermenistan Bağımsızlık Bildirisi’ne sadık kalacağını” beyan ve taahhüt etmiştir. 1995 yılında kabul edilen Ermeni Anayasası’nda ise “Ermenistan’ın bağımsızlık bildirisindeki ulusal hedeflere bağlı kalacağı” bir anayasa hükmü haline getirilmiştir. Dolayısıyla olmayan bir soykırımın kabul ettirilmesi ve Batı Ermenistan olarak nitelendirilen Türkiye’nin doğusundan toprak talebi, gizli bir emel olmaktan çıkmış, belki de bir başka ülke anayasasında rastlanılmayacak şekilde, resmen dünyaya açıklanmıştır.

    Büyük Ermenistan hayali

    Ermenilerin en büyük hedefi Türkiye’den toprak talebi ve iddiaları. Ermenistan’ın resmi belgelerinde halen Türkiye’nin Doğu hatta Güneydoğu Anadolu bölgesi ile bazı Batı Karadeniz illeri ve Doğu Akdeniz bölgesi “Batı Ermenistan” olarak görülüyor. Türkiye’nin topraklarında “Büyük Ermenistan Devleti” kurma hayalinden asla vazgeçmeyen Ermenistan’ı, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) kapsamında Batılı devletler de destekliyor.

    Tarafsız politikalar çıkmaza soktu.

    KarabaĞ’da alevlenen ve bugün de devam eden meselenin bundan sonraki sürecini Prof. Dr. Cemalettin Taşkıran’dan öğreniyoruz: “20 Şubat 1991’de antlaşmaya sadık kalmayan Ermeniler Karabağ’da saldırılarına devam etmiş ve 1993 yılına gelindiğinde Dağlık Karabağ’ın tamamı Ermenilerin eline geçmiştir. Ayrıca Ermeniler bununla da yetinmemiş ilerleme ve işgale devam ederek Karabağ dışındaki Azerbaycan topraklarının bir kısmını da işgal etmiştir. Türkiye, Karabağ ve Azerbaycan’daki gelişmeleri, 18 Aralık 1991’de SSCB resmen dağılana kadar, Sovyetlerin iç işleri olarak değerlendirmiştir.

    Bölgesel barış siyaseti tutmadı.

    Kafkaslardaki anlaşmazlığın boyutlarının değişmesi sonucu, bölgedeki gelişmeler Sovyetlerin iç işleri olmaktan çıkmış ve uluslararası bir boyut kazanmıştır. Türkiye, Kafkaslarda genel olarak bölgesel barışı koruyacak politika izlemiştir. Türkiye AGİK’ten, Karabağ’ın resmi statüsünün Azerbaycan içinde özerk bir bölge olarak tanınması yolunda güvence almış ve meşruluğun şiddet kullanarak bozulmasına izin verilmemesini istemiştir. Bu arada Türkiye, bir yandan Sovyet Cumhuriyetleriyle iki yanlı ilişkilerini geliştirmeye çalışmakta diğer yandan bu ülkeler arasında iki taraflı anlaşmazlıklarda taraf olmamaya çalışmıştır. Bununla beraber bu politikalar Dağlık Karabağ sorununda Türkiye’yi çıkmazda bırakmıştır.”

    Kilit konu: Karabağ

    Bölgede sürekli istikrarsızlık unsuru olan Ermenistan, Türkiye’ye karşı lobileri aracılığıyla “tehdit” ve “diplomasi” silahını tetikte tutar ve hedeflerini Anayasa teminatı altına alırken, aynı coğrafyadaki kardeş Azerbaycan’a yönelik saldırılarını “işgale” kadar götürmekte de hiçbir sakınca görmemiştir. Azerbaycan ve Ermenistan arasında yaşanan sorunlar, Türkiye’yi doğrudan ilgilendirmesi ve Türkiye’nin son dönem “yumuşayan” Ermenistan diplomasisi ile yakından bağlantılı olması açısından incelenmesi gereken bir meseledir. Çünkü Türkiye’nin Ermenistan politikasının, kardeş ve dost Azerbaycan ile olan ilişkilerinden bağımsız olması düşünülemez.

    Sarkisyan böyle karşılık verdi:

    Karabağ’da tek çözüm bağımsızlığın kabulüdür

    Cumhurbaşkanı Gül ve AKP Hükümeti, Erivan’a yönelik iyi niyet mesajları verirken Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan, işgal ettikleri Karabağ’la ilgili çarpıcı mesajlar verdi. Serj Sarkisyan, ülkesinin diplomatik misyon temsilcileriyle yaptığı yıllık toplantıdaki konuşmasında, Ermenistan’ın, Abhazya ve Güney Osetya’nın bağımsızlıklarını tanıması yönünde görüşler dile getirildiğini ifade ederek,işgal altında tutulan ve Azeri Türkleri’nin silah zoruyla çıkarıldığı Yukarı Karabağ’ın durumuyla ilgili olarak “halkın kendi kaderini tayin hakkı sonucu” biçimindeki görüşünü yineledi. Merkezi Erivan’da olan Mediamax Ajansı’nın haberine göre Sarkisyan, “Yukarı Karabağ ile ilgili sorunun barışçı çözümünü amaçlayan müzakereler sürecinde Azerbaycan tarafını, çözüm için halkın kendi geleceğini belirleme hakkı tanınmasından başka yol olmadığını ikna edeceklerine inandığını” da kaydetti.

    CHP Genel Başkanı Baykaloykırımı anıtına çelenk de koysun.

    CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Gül’ün Ermenistan’a gidiş kararını eleştirdi. Baykal şöyle dedi: “Sayın Gül’ün 1993 yılında bir gensoru görüşmesi sırasında TBMM’de söyledikleri ibret vericidir. O gün söyledikleriyle bugünkü söz ve yaklaşımı tam bir çelişkidir. Ne değişti: Ermenistan Türkiye’nin sınırlarını mı tanıdı, Türkiye topraklarında hak iddia etmekten mi vazgeçti. Soykırım iddiasını geri mi aldı? Yoksa Karabağ işgaline mi son verdi. Bari Ermenistan’a gitmişken soykırım anıtına da bir çelenk koysun. Böylece, kendisini bu geziye yönlendirenleri veya gitmeye ikna edenleri daha çok mutlu etmiş olur.”

    Erdoğan, Şam’dan cevap verdi

    Kabiliyeti budur başka işe yaramaz

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül için, “Bari Ermenistan’a gitmişken soykırım anıtına da bir çelenk koysun” biçimindeki sözlerine Suriye’nin başkenti Şam’dan cevap verdi. Kaldığı otelden ayrılırken, bir gazetecinin Baykal’ın sözlerini hatırlatması üzerine şunları söyledi: “Sayın Baykal’ın kabiliyeti budur zaten başka bir işe de yaramaz. Sadece böyle olumsuzluklar üzerine sürekli olarak muhalefetini sürdürür. Ne yapılacağına dair dünden bugüne gösterdiği birşey olmadığı gibi yarına yönelik birşeyi de yoktur.”

    Aydınlar Ocağı Başkanı Erkal:

    Türkiye’ye ciddi devlet adamı gerek

    Aydınlar Ocağı Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Erkal, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Ermenistan ziyaretinin Türkiye açısından son derece yanlış bir karar olduğunu belirterek, “Bu ziyaret Türkiye’ye tezlerini savunma konusunda büyük zorluklar çıkaracak” yorumunu yaptı. Ziyaret kararının, ABD Başkanı Bush’tan gelen bir telefonun arkasından alınmasını da “manidar” bulduğunu belirten Erkal, “Ermenistan Türkiye ilişkilerinin geliştirilebilmesi için Türkiye’nin bu ölçüde bir adım atmasına kesinlikle ihtiyaç yoktur. İddialar ve yapılması gerekenler bellidir. Karşı taraf uzlaşmaya asla yanaşmadığı sürece, Türkiye’nin Cumhurbaşkanı’nın bu ülkeye gitmesi, amatör bir futbol izleyicisinin değerlendirmesidir. Türkiye’nin itibarını kıracak bir karardır” diye konuştu. Prof. Dr. Mustafa Erkal, “Böyle bir şahsın, Cumhurbaşkanlığı makamına getirilmesi kararının ne kadar yanlış olduğu da son olayda ortaya çıkmıştır. Türkiye’nin ciddi devlet adamlarına ihtiyacı vardır” değerlendirmesini yaptı.

    MHP’den Gül’e son çağrı: Yanlıştan dönün, kötü sonuçlar doğurur.

    MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, Ermenistan’a gitmeye hazırlanan Gül’e son kez çağrıda bulundu. “Bu ziyarette daha sonra bedelini ödeyemeyeceğimiz farklı şeyler gelebilir” diyen Vural, şunları kaydetti: Bu nedenle Cumhurbaşkanının kararını yeniden gözden geçirmesi gerekiyor. Yanlışın neresinden dönerseniz kardır. Yanlış bir zaman, yanlış bir ortam. Dolayısıyla bu konu Türkiye’ye düşmanlık besleyenler tarafından kullanılacaktır. Cumhurbaşkanının ziyareti Türkiye aleyhine bir koz olacak ve bunun zeminini yaratacaktır. Bu ziyaret diplomatlarımıza terör uygulamış kimselere cesaret verecektir.

    Cesaretini tebrik ettiler

    Washington, ziyaret kararından memnun
    ABD, Gül’ün, Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan’ın Erivan’da oynanacak maç için yaptığı daveti kabul etmesini memnuniyetle karşıladı. ABD Dışişleri Bakanlığının Avrupa Bürosu Sözcüsü Mark Toner, yaptığı açıklamada “Gül’ün kararını memnuniyetle karşılıyoruz. Her iki Cumhurbaşkanının da bölgede barış ve refahı kuvvetlendirmeye yönelik adımlar atma yönündeki cesaretini tebrik ediyoruz” dedi. Toner, “Bu tarihi buluşmanın, ilişkilerin tamamen normalleştirilmesine doğru bir ivme oluşturulmasına yardım edeceğini umarız” dedi. ABD’nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson ise katıldığı bir resepsiyonda bir soru üzerine, Gül’ün Erivan ziyaretinin uyumlu bir Kafkasya’nın yaratılmasına katkıda bulunacağını söyledi.

    Katillerin elini sıkamazsınız!

    Gül, 1993’te RP milletvekili sıfatıyla şunları şöylemiş: Kars’ın, Ermenistan toprağı olduğunu iddia eden adamın eli sıkılmaz
    Erivan’a maça gidecek olan Cumhurbaşkanı Gül’ün, 1993 yılında, dönemin başbakanı Süleyman Demirel’in Ermenistan politikalarını kıyasıya eleştirdiği ortaya çıktı. Milliyet Gazetesi yazarı Melih Aşık, Abdullah Gül’ün inanılmaz değişimini köşesine taşıdı: Bundan 15 yıl önce.. 1993 yılında.. Demirel Hükümeti’nin Ermenistan politikası konusunda verilen gensoru sırasında Refah Partisi adına Abdullah Gül söz alıyor... Bakınız zabıtlara göre, neler söylüyor: “Hükümet, bu politikasıyla, geleceğimizi gerçekten ipotek altına almıştır ve öyle ipotek altına almıştır ki, Ermenistan Cumhurbaşkanı Cumhurbaşkanının cenaze merasimine katılma cesaretini göstermiştir. Sizin nasıl bir uzlaşmacı olduğunuzu, Türkiye’nin menfaatleri söz konusu olduğunda, sizin şahin gibi davranmayacağınızı bildiği için cesaret bulmuş ve Türkiye’ye gelmiştir. Siz bana bir ülke gösterin ki, kardeşleriniz savaş halinde olacak, kardeşleriniz katledilecek ve onlar katledilirken, ’Bunun müsebbibi Türkiye’dir’diye demeçler verecek; o kardeşlerimiz katledilirken, ’Avrupa’nın haritaları bellidir, yerine oturmuştur; fakat Ortadoğu’nun, Asya’nın haritaları nihai şeklini almamıştır’diye açıklamalar yapacak; Kars’ın, Ermenistan toprağı olduğunu iddia edecek, bütün bunlardan sonra o adam Türkiye’ye gelecek ve siz de elini sıkacaksınız!..”


    Konu Bilgileri       Kaynak: www.azeribalasi.com

          Konu: ERMENİSTAN'ın Davet Oyunu - 2 -

          Kategori: Azerbaycan Şahsiyetleri

          Konuyu Baslatan: Duhan

          Cevaplar: 0

          Görüntüleme: 1380


Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajinizi Degistirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Giriş