Kullanıcı Tag Listesi

Bir Leyla düslemesidir ask. Yanmaktir bir gülün kirmizisinda, türküler yakmaktir sevgiliye. Gün batimlarinda tutulan sevdalari gün dogumlarinda aramanin adidir ask. Seherlerde bülbülün yanik nagmelerinde gül hasreti çekmektir; güle rengini veren, yüregini veren bülbül olmaktir ask. Ve biz simdi büyüsü kaybolmus zamanlarda askin pesine düstük. Pazar pazar gezinen

Bu konu 493 kez görüntülendi 0 yorum aldı ...
yanmak 493 Reviews

    Konuyu değerlendir: yanmak

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 493 kez incelendi.

Konu: yanmak

  1. #1
    Emine - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    14.08.08
    Mesajlar
    20.279
    Konular
    10867
    Beğendikleri
    10
    Beğenileri
    102
    Bahsedildi
    1 Mesaj
    Etiketlenmiş
    1 Konu
    Tecrübe Puanı
    100
    @Emine

    Standart yanmak

    Bir Leyla düslemesidir ask.

    Yanmaktir bir gülün kirmizisinda, türküler yakmaktir sevgiliye.

    Gün batimlarinda tutulan sevdalari gün dogumlarinda aramanin adidir ask.

    Seherlerde bülbülün yanik nagmelerinde gül hasreti çekmektir; güle rengini veren,
    yüregini veren bülbül olmaktir ask.

    Ve biz simdi büyüsü kaybolmus zamanlarda askin pesine düstük. Pazar pazar gezinen
    Zeliha olduk askimiza bir Yusuf bulmak için. Yusuf, esrarini gizleyen ebedi
    iffetti.

    Mecnun'a özendik sevdamizi bir Leyla'ya yüklemek için. Leyla bir isikti, ab-i
    hayatti aski filizlendiren.

    Ferhat olup Sirin'ler hatirina gönül kazmasini yamaç yüreklere vurmak istedik.
    Sirin, gönül aynasinda aski büyüten bir suretti.

    Bitmeyen özlemler büyütüyoruz bagrimizda. Leyla'ya, Sirin'e, Asli'ya adadigimiz
    yüreklerimiz vardir.

    Suretten öte aradigimiz bir yâr vardir.

    Yârin adiyla yan yana bilinsin istedigimiz adlarimiz vardir.

    "Ask" ile "ilgi duyma"nin karistirildigi bir dönemde yasiyoruz. Artik güllerimiz
    Leyla kokmuyor, sevda kokmuyor.

    Askin ilk basamagina dahi çikamadik. Tutkulara takilip kaldik.

    Dergâha gelen delikanliya seyhin "Sen git, âsik ol da gel, aski bil de gel!"
    dedigi kadar dahi olsa, yüreklerimize isleyemedik ask nakisini.

    Gönül topragina atamadik ask tohumunu.

    Nadasa birakilmis yüreklerimize bir Leyla tohumu düsmedi.
    Biz ölümsüz ve günahsiz asklara degil, günübirlik sevdalara takilip kaldik.

    Cismaniyetin aginda ates böceklerini yildiz sayanlar gibi, tutkulari ask sandik.

    Talihsiz yanilgilarla yanlis ateslerde yandi ruhumuz.

    Sonu "kaf"la biten, "ask"ta kalb vardir. Kaf, kalbidir askin. Askin kalbini
    çikarip aldiginizda geriye "as" (k) kalir, ceset kalir, madde kalir.

    Mecnun'un askina özenip de yürüdügümüz yollar, çöl degil.
    Oysa ask, çölde haz verir insana.
    Kalb, çöl yanmisliginda kaniyorsa ask vardir.
    Ask, yanmislikla daha bir lezzet verir asiga. Susuzluktan çatlayan dudaklardan
    dökülen Leyla adi, cânân adi, can verir ölür ruhlara.
    Çölde ceylanlarin sürmeli gözlerinde Leyla'yi görenler, aska uyanir seherlerde. Ve
    askin büyüsü örülür seherlerde.
    Toprak öperken alinlarimizdan, aslinda Leyla'dir buseler konduran.

    Bizim seherlerimizde ceylanlar yok artik.

    Biz seherlerimizi uykulara feda ettik, göremiyoruz Leyla bakisli ceylanlari.
    Üstümüze günesler dogar oldu.

    Geceler boyu yildizlarla söylesip de onlara elveda diyemedik gün dogumlarinda.

    Biz, ceylanlarin gözlerini öpemedik, bu gözler Leyla'nin gözlerine benziyor diye.
    Uykulara feda ettigimiz seherlere aglayamadik.
    Leylasizliga akmadi göz yaslarimiz.

    Biz sevemedik yaratilani Yaratan'dan ötürü.

    Yunus mektebinde diz çöküp okuyamadik ask kitabini.
    Oysa, varligin özünde sevda hamuru vardi. O hamuru besleyen askin pismanlik
    gözyasi vardi.
    Adem ile Havva'dan dökülen. Simdi ezeli pismanliklara degil, günübirlik sancilara
    akar oldu gözyaslarimiz.

    En sevgiliye iltifatlar vardi sevgililer sevgilisinden, "Ben sana âsik olmusam ey
    serif!" hitabinin tatli sicakligi vardi.

    "Levlake..." hitabiyla baslayan bin bir renkte iltifatlar vardi. Âsik ile mâsûkun
    ezelde yazili, göklerde yan yana asili adi vardi.

    Ask medeniyetinin sevda pazarinda, gönlümüzü bir Leyla'ya, son Leyla'ya, en
    Leyla'ya sunmanin hesabindayiz.

    Yere göge sigmayan Sevgililer Sevgilisini gönül Kâbe'sinde misafir etmenin
    telasindayiz.

    Misafirlikler bir olmak içindir, tek olmak içindir.Tipki kapisina gelen âsikina
    seslenen sevgilinin tek olma hayali gibi.

    "Kimsin?" diye seslenir kapisini çalana. Aska tutulan âsik "benim" der. Ve tekrar
    seslenir sevgili.
    "Burada iki kisiye yer yok. Gönlüm teki arzular." Tekrar kapinin tokmagina dokunan
    ve israrindan vazgeçmeyen âsik, benlik libasindan siyrilir. "Sen'im" der.

    Vahdete adim atar, birakir ikiligi, küfrü birakir, çoklugu birakir.

    Sevdiginde fânî olur. Askin bekâsini bulur.

    Ebedî aski arzulayanlar, sevdiginde fânî olup ölümsüzlüge kucak açanlardir.

    Ve sevenlerin dilinde sevilenlerin adi bayraklasir.
    Dillerde hep Leyla kitabi okunur.
    Kulaga gelen her nagmede Leyla, esen her rüzgârda Leyla... Buram buram hep
    Leyla... Kuslarin ötüsünde, güllerin kan kirmizi kivrimlarinda, gögün mavisinde,
    agacin yesilinde hep Leyla vardir.
    Yagmur damlalari vuslata kosar, düser topraga. Toprak, Leyla'sidir yagmurun;
    topragin Leyla'si yagmur...

    Mecnun'a adini sorarlar, Leyla der.
    Geldigi yeri sorarlar, gidecegi yeri sorarlar yine Leyla, hep Leyla der.
    Hep ask...

    Gönlünü Leyla'ya kaptirmislarin safaklarinda, günesin isildayan çehresinde gamzeli
    tebessümler saklidir.

    Daglarin doruklarinda hiç kaybolmayan beyazliklar, Leyla'nin yürege serinlikler
    bahseden sevdasidir.
    Ask, kar beyazi vefalar saklar bagrinda.

    Yüregine yasak koyanlar, vefalara bezenmis asklarinda ölümsüzlügün kapilarini
    aralar.

    Gecenin mavi karanliginda yildizlardan taç yapan âsiklar.
    Leyla duraginda sevda yagmurlariyla islanirlar.

    "Cennet gözlüm" dedigimiz ve yarim kalmis yanimizi tamamlayan sevgiliyi alip da
    yanimiza...
    "Sen ey cenneti müjdeleyen Sevgili, Sevgilim!" deyip düsüp de pesine, tutunup da
    etegine aradik mi hiç gecenin ve gündüzün Leylasini?

    Sevdanin ve Leyla'nin askina kaç gün dogumlarini sanciyla yasadik?

    Gün batimlarinda kaybettigimiz Leyla'yi bir gülün kirmizisinda bir bülbülün
    feryadinda aradik mi hiç?

    Leyla'dan baskasini görmez oldu mu gözlerimiz?

    Yanikligiyla ve ceylanlariyla kendisini aska çagiran çöldedir Mecnun.
    Dolasir bir bastan bir basa.
    Yüreginden aska irmaklar akar çöl kumlarinda. Gönlünü avutur.
    Dolastigi günlerden bir gün...
    Fark edemez namaz kilan bir dervisin önünden geçtigini.
    Leyla'dan baskasini görmeye yasakli gözleriyle göremez, namaz kilan dervisi. Namaz
    biter.
    Kirk yillik bekleyis yükünü bilen dervis kizar Mecnun'a.
    Özür kusanmis kelimelerin ardindan, pasli vicdanlara bir hançer gibi, saplanan
    sözler dökülür Leyla kitabi okuyan dudaklardan.

    "Kusura bakma dervis baba, ben Leyla'nin askindan seni göremedim. Ya sen,
    huzurunda bulundugun Mevla'nin askindan beni nasil gördün?"

    Ask yanilgisiyla avunan yürekler sitmaya tutulur.
    Yeni bir sevdanin, ezelî ve ebedî Leyla'nin esiginde aska uyanir canlar,
    Leyla'ya uyanir.
    Vuslat kokan düsler Leyla'ya uzanir.


    Konu Bilgileri       Kaynak: www.azeribalasi.com

          Konu: yanmak

          Kategori: Atış Serbest

          Konuyu Baslatan: Emine

          Cevaplar: 0

          Görüntüleme: 493


Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajinizi Degistirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Facebook Baglan Giriş