Kullanıcı Tag Listesi

17 Aralık 2010 İran kaynıyor Muhalifler ve ABD boş durmuyor... ...İran’da ciddi bir siyasal gerginlik olduğu konusundaki tespitin hakkını vermek gerekiyor. Ahmedinecad politikalarından hiç haz etmediği halde yıllarca koltuğunu korumayı başaran dışişleri bakanının görevden alınması bile, basit bir hükümet içi anlaşmazlığın ötesinde anlamlara sahip. Öte yandan, ülkedeki liberal kesimlerin, azınlıkların, hatta Şia geleneğinden uzaklaşıldığını savunan dindar kesimlerin şimdiki

Bu konu 861 kez görüntülendi 1 yorum aldı ...
İran kaynıyor 861 Reviews

    Konuyu değerlendir: İran kaynıyor

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 861 kez incelendi.

  1. #1
    Vuslata Hasret - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    12.10.09
    Mesajlar
    8.955
    Konular
    4272
    Beğendikleri
    0
    Beğenileri
    2
    Bahsedildi
    0 Mesaj
    Etiketlenmiş
    0 Konu
    Tecrübe Puanı
    631
    @Vuslata Hasret

    Yeni İran kaynıyor

    17 Aralık 2010



    İran kaynıyor

    Muhalifler ve ABD boş durmuyor...


    ...İran’da ciddi bir siyasal gerginlik olduğu konusundaki tespitin hakkını vermek gerekiyor. Ahmedinecad politikalarından hiç haz etmediği halde yıllarca koltuğunu korumayı başaran dışişleri bakanının görevden alınması bile, basit bir hükümet içi anlaşmazlığın ötesinde anlamlara sahip. Öte yandan, ülkedeki liberal kesimlerin, azınlıkların, hatta Şia geleneğinden uzaklaşıldığını savunan dindar kesimlerin şimdiki yönetimin otoriter uygulamalarından giderek daha fazla rahatsız olduğu söylenebilir. Anlaşılan o ki bir de İran yönetiminden rahatsız olan Sünni gruplar var ve bunlar da seslerini terör eylemleriyle dünyaya duyuruyorlar.

    Uzunca bir süredir ülkede patlamalar ve suikastlar oluyordu, bunların bir kısmı “tüp patladı” mealindeki açıklamalarla kaza olarak tanımlanıyordu. Ancak en son Kerbela şehitleri için yapılan yas törenleri sırasında patlayan bombalar kırk kadar kişiyi öldürünce, terör saklanamaz bir düzeye taşındı. Irak’taki terör saldırılarında olduğu gibi, bu eylemi de bir Sünni radikal örgüt üstlendi. El-Kaide’nin kolu olarak tanımlanan Cundullah’ın eylemlerinin sıklığını ve şiddetini artırması bazı çıkarsamalar yapılmasını olanaklı hale getirdi.

    İlk bakışta, bu örgütün İran’daki siyasi hoşnutsuzluğu artırmaya hizmet eden yanı görülebilir. Yönetimin vatandaşları korumayı beceremediği, Sünnileri denetleyemediği ya da tersine haklarını gasp ettiği yönünde bir toplumsal baskı doğabilir. Ancak öte yandan eylemlerin tam tersine bir etki yaratması da mümkün. Sünni radikal gruplar ve terör eylemcileri karşısında bir kilitlenme yaşanması ihtimali de bulunuyor. Daha milliyetçi bir İran için bulunmaz bir fırsat yaratabilir ve Ahmedinecad da bir yandan otoritesinin meşruiyetini yeniden savunma imkanı bulabilir, öte yandan örgütün arkasında ABD’nin olduğunu ileri sürme kolaycılığını kullanabilir.

    Sonuçta, lider nasıl davranırsa davransın, İran’daki muhalefetin “ders çalıştığı”, ABD’nin de boş durmadığı gerçeği değişmiyor. Dolayısıyla İran ile ilgili atılan her adımda artık hangi İran’dan söz edildiğine dikkat etmek gerekebilir.

    Beril Dedeoğlu / Star


    Konu Bilgileri       Kaynak: www.azeribalasi.com

          Konu: İran kaynıyor

          Kategori: Dünya'dan Güncel Haberler

          Konuyu Baslatan: Vuslata Hasret

          Cevaplar: 1

          Görüntüleme: 861

    Ezan Oldum Dinmedim.Bayrak Oldum İnmedim. Şehit Oldum Ölmedim.Adım Müslüman Soyadım Türk Benim

  2. #2
    Vuslata Hasret - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    12.10.09
    Mesajlar
    8.955
    Konular
    4272
    Beğendikleri
    0
    Beğenileri
    2
    Bahsedildi
    0 Mesaj
    Etiketlenmiş
    0 Konu
    Tecrübe Puanı
    631
    @Vuslata Hasret

    Standart

    Wikilieaks’in açıkladığı belgelerde İran ile ilgili olanların bazıları oldukça dikkat çekiciydi. ABD’li diplomatlar İran’a ilişkin gözlemlerini aktarırlarken burada da lidere bakarak toplumu anlama eğilimini sürdürüyorlardı. Ancak konu İran olduğunda bu bakış açısının çok yanıltıcı sonuçlar vermeyeceği düşünülebilir.
    Washington’a aktarılanlar belgelerde, İran’daki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin bundan sonraki İran hakkında deliler taşıdığından söz ediliyor. Buna göre, İran’da Ahmedinecad’ın liderliğini desteklemeyen kesimlerin aslında çoğunlukta olduğu ve muhalefetin mücadeleden vazgeçmeyeceği iddia ediliyor. Muhalefetten kastedilen ise, “Batı” yanlısı olduğu varsayılan bir ittifak. İran’daki muhalefet bloğuna ne ölçüde “batı” yanlısı denebilir, orası şüpheli. Zira batının batı yanlısı olarak tanımladığına İran’da başka isimler veriliyor. Bu yanılgı bir yana, asıl ilginç olanın belgelerde yer alan tavsiyeler olduğu belirtilmeli.

    ABD yönetimine yapılan tavsiyeler, İran’ı değiştirmenin yolunun içeriden geçtiği yolunda. Batılı ülkelerin muhalefet gruplarını desteklemeleri, bunun yaratacağı iç gerilimin bir iç çatışmaya ulaşmasının an meselesi olacağı, dolayısıyla İran’daki yönetimin el değiştirmesi için “uygun koşulları”nın bulunduğu ifade edilmekte. İran, halk hareketleriyle dolu bir tarihe sahip ve muhtemelen bu hareketleri zamanında destekleyen bir dizi ülke de olmuştur. Ancak sorun şu ki, batının desteklediği hareketler, her durumda batının hoşlanacağı türden siyaset gütmediler.

    Bununla birlikte, İran’da ciddi bir siyasal gerginlik olduğu konusundaki tespitin hakkını vermek gerekiyor. Ahmedinecad politikalarından hiç haz etmediği halde yıllarca koltuğunu korumayı başaran dışişleri bakanının görevden alınması bile, basit bir hükümet içi anlaşmazlığın ötesinde anlamlara sahip. Öte yandan, ülkedeki liberal kesimlerin, azınlıkların, hatta Şia geleneğinden uzaklaşıldığını savunan dindar kesimlerin şimdiki yönetimin otoriter uygulamalarından giderek daha fazla rahatsız olduğu söylenebilir. Anlaşılan o ki bir de İran yönetiminden rahatsız olan Sünni gruplar var ve bunlar da seslerini terör eylemleriyle dünyaya duyuruyorlar.

    Uzunca bir süredir ülkede patlamalar ve suikastlar oluyordu, bunların bir kısmı “tüp patladı” mealindeki açıklamalarla kaza olarak tanımlanıyordu. Ancak en son Kerbela şehitleri için yapılan yas törenleri sırasında patlayan bombalar kırk kadar kişiyi öldürünce, terör saklanamaz bir düzeye taşındı. Irak’taki terör saldırılarında olduğu gibi, bu eylemi de bir Sünni radikal örgüt üstlendi. El-Kaide’nin kolu olarak tanımlanan Cundullah’ın eylemlerinin sıklığını ve şiddetini artırması bazı çıkarsamalar yapılmasını olanaklı hale getirdi.

    İlk bakışta, bu örgütün İran’daki siyasi hoşnutsuzluğu artırmaya hizmet eden yanı görülebilir. Yönetimin vatandaşları korumayı beceremediği, Sünnileri denetleyemediği ya da tersine haklarını gasp ettiği yönünde bir toplumsal baskı doğabilir. Ancak öte yandan eylemlerin tam tersine bir etki yaratması da mümkün. Sünni radikal gruplar ve terör eylemcileri karşısında bir kilitlenme yaşanması ihtimali de bulunuyor. Daha milliyetçi bir İran için bulunmaz bir fırsat yaratabilir ve Ahmedinecad da bir yandan otoritesinin meşruiyetini yeniden savunma imkanı bulabilir, öte yandan örgütün arkasında ABD’nin olduğunu ileri sürme kolaycılığını kullanabilir.

    Sonuçta, lider nasıl davranırsa davransın, İran’daki muhalefetin “ders çalıştığı”, ABD’nin de boş durmadığı gerçeği değişmiyor. Dolayısıyla İran ile ilgili atılan her adımda artık hangi İran’dan söz edildiğine dikkat etmek gerekebilir.
    Ezan Oldum Dinmedim.Bayrak Oldum İnmedim. Şehit Oldum Ölmedim.Adım Müslüman Soyadım Türk Benim

Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajinizi Degistirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Facebook Baglan Giriş