Kullanıcı Tag Listesi

Resulullah (sas)'ın aziz torunu Hz. Hüseyin, meşhur kumandan Amr bin As'ın oğlu Abdullah ile konuşmuyordu. Yani küstü. Niçin küsmüştü, niçin konuşmuyordu, sonra nasıl barıştılar? Barışa muhtaç günümüze de mesaj dolu bu tarihi olayı gelin birlikte okuyalım. Kütüb-ü Sitte'den özetleyerek.. Mescid-i Saadet'e gelen Hz. Hüseyin, selam verip bir köşeye çekilerek oturdu. Selamı alan Amr bin As'ın oğlu Abdullah ise yanındakilere eğilerek dedi ki: - Şu zatı görüyorsunuz ya, melekler şu an

Bu konu 1063 kez görüntülendi 0 yorum aldı ...
Hz. Hüseyin, Sıffin Savaşı'nda küstüğü Abdullah'la nasıl barıştı? 1063 Reviews

    Konuyu değerlendir: Hz. Hüseyin, Sıffin Savaşı'nda küstüğü Abdullah'la nasıl barıştı?

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 1063 kez incelendi.

  1. #1
    ŞiMaL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10.12.09
    Mesajlar
    21.542
    Konular
    11199
    Beğendikleri
    0
    Beğenileri
    9
    Bahsedildi
    0 Mesaj
    Etiketlenmiş
    0 Konu
    Tecrübe Puanı
    100
    @ŞiMaL

    Yeni Hz. Hüseyin, Sıffin Savaşı'nda küstüğü Abdullah'la nasıl barıştı?

    Resulullah (sas)'ın aziz torunu Hz. Hüseyin, meşhur kumandan Amr bin As'ın oğlu Abdullah ile konuşmuyordu. Yani küstü.
    Niçin küsmüştü, niçin konuşmuyordu, sonra nasıl barıştılar? Barışa muhtaç günümüze de mesaj dolu bu tarihi olayı gelin birlikte okuyalım. Kütüb-ü Sitte'den özetleyerek..
    Mescid-i Saadet'e gelen Hz. Hüseyin, selam verip bir köşeye çekilerek oturdu. Selamı alan Amr bin As'ın oğlu Abdullah ise yanındakilere eğilerek dedi ki:
    - Şu zatı görüyorsunuz ya, melekler şu an yeryüzündeki insanların en hayırlısının bu olduğuna kanidirler. Ne yazık ki böyle en hayırlı insan benimle küs duruyor, konuşmuyor. Sahralar dolusu koyunum olsa benimle konuşması için müjde olarak verirdim doğrusu..
    Bu değerlendirmeyi dinleyen Ebu Said el Hudri:
    - Madem Hüseyin'in şu anki yeryüzü halkının en hayırlısı olduğuna inanıyorsun, öyle ise ben sizi barıştırırım.. diyerek araya girdi. Ertesi günü Abdullah'ı da yanına alıp Hz. Hüseyin'in evine gittiler. Kendisi önce girdi, Abdullah'ı da ısrardan sonra kabul ettirdi. Büyük bir saygı ile içeri girip kapıya yakın yere oturan Abdullah'a ilk soru şöyle geldi:
    - Benim şu anki yeryüzü halkının en hayırlısı olduğumu söylemişsin, bu doğru mu?
    - Elbette doğrudur. Onda hiç şüphem yoktur.
    - Madem öyledir, Sıffin'de neden Muaviye tarafında yer alıp babama karşı savaştın? Halbuki babam benden de hayırlıydı?
    Böyle bir sorunun geleceğini bilen Abdullah, iki dizi üzerine gelerek:
    - Resulullah'ın aziz evladı, lütfen beni birazcık dinle, sonra vereceğin karara gönülden razıyım, onu da peşinen bil.. dedikten sonra olayın iç yüzünü anlatmaya başladı.
    - Babam Amr bin As, vaktiyle benim elimden tutarak senin şanı yüce deden Resulullah'ın huzuruna götürüp şikayet ederek şöyle demişti:
    - Ya Rasulallah, bu oğlum ibadette aşırı gidiyor, bütün gece namaz kılıyor, bütün günlerde de oruçlu bulunuyor. Bu kadar ileri gitme diyorum bana itaat etmiyor, dinlemiyor..
    Senin şanı yüce deden bana o gün ne dedi biliyor musun?
    - Abdullah, ben de gece namaz kılarım, ama uyurum da, ben de oruç tutarım ama yerim de.
    Sen de öyle yap, bu kadar aşırı gitme.
    Bundan sonra da hiç unutamadığım şu ikazını yapmıştı:
    - Abdullah, sakın babana itaatsizlik edip de sözünden çıkma!
    İşte beni Sıffin'de size karşı getiren, aziz dedenin bu tembihidir. Ben babamla birçok savaşlarda birlikte oldum. Şam'ın, Filistin'in, Mısır'ın fethinde yanından ayrılmadım. Ama Sıffin'e gelince durdum, yanında yer almaktan kaçındım. Buradaki cephe, bundan öncekiler gibi yabancılardan oluşmuyordu. Bunun üzerine babam bana ısrar etti, babaya itaat etmem gerektiğini Resulullah'ın söylediğini hatırlattı. Ben de o tembihe karşı gelmiş olmamak için babamın yanında yer aldım, dolayısıyla size karşı düşmüş oldum. Ancak şunu kesinlikle söyleyebilirim ki, asla ok atmadım, asla kırıcı bir söz söylemedim. Sadece babama itaatsizlik etmiş olmamak için yanında bulundum.. Abdullah, sözlerine şunu da ekler:
    - Buna rağmen keşke ben katıldığım önceki savaşlardan birinde yirmi sene önce ölseydim de bu olayda sizin karşınızda yer almış duruma düşmeseydim. Gece gündüz bunun pişmanlığını duymakta, tövbe istiğfarını sürdürmekteyim..
    Bu sözlerden sonra Hz. Hüseyin'in yüzünde tebessüm işaretleri görülür.
    - Allah herkesin niyetini bizden iyi bilir.. der. Bu sırada Ebu Said el Hudri'nin teklifi duyulur:
    - Kucaklaşma zamanı gelmedi mi? Abdullah, oturduğu yerden kalkarak Hz. Hüseyin'e doğru yürür, muhabbetle kucaklaşırlar, küs duran Müslümanlara böyle örnek vermiş olurlar. Bilmem bu tarihî kucaklaşma bize de bir şeyler fısıldamış oluyor mu? Artık bizim de aynı şekilde kucaklaşma günlerinde olduğumuzu hatırlatmış sayılıyor mu?


    Konu Bilgileri       Kaynak: www.azeribalasi.com

          Konu: Hz. Hüseyin, Sıffin Savaşı'nda küstüğü Abdullah'la nasıl barıştı?

          Kategori: Ehlibeyt

          Konuyu Baslatan: ŞiMaL

          Cevaplar: 0

          Görüntüleme: 1063


Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajinizi Degistirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Facebook Baglan Giriş