Kullanıcı Tag Listesi

Burası dünya Gece gece gece Burası dünya ve biz artık çok sıkıldık. Oyun bitti, zifiri karanlıkta belalar uçuşuyor Dünyanın yalanları, uçakları ve bombaları arasında solup giden ömrümüzü Kuşa çeviren yasalardan, yönetmeliklerden, nizamnamelerden sıkıldık Telefon seslerinden, akıp giden televizyon görüntülerinden, bilgisayar tıkırtılarından, gazete hışırtılarından Alıp başımızı gitmek istiyoruz Alıp başımızı sana gelmek istiyoruz Sana gelmek

Bu konu 852 kez görüntülendi 0 yorum aldı ...
Ellerimizin Büyük Boşluğu 852 Reviews

    Konuyu değerlendir: Ellerimizin Büyük Boşluğu

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 852 kez incelendi.

  1. #1
    ŞiMaL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10.12.09
    Mesajlar
    21.542
    Konular
    11199
    Beğendikleri
    0
    Beğenileri
    9
    Bahsedildi
    0 Mesaj
    Etiketlenmiş
    0 Konu
    Tecrübe Puanı
    100
    @ŞiMaL

    Yeni Ellerimizin Büyük Boşluğu

    Burası dünya
    Gece gece gece
    Burası dünya ve biz artık çok sıkıldık.
    Oyun bitti, zifiri karanlıkta belalar uçuşuyor
    Dünyanın yalanları, uçakları ve bombaları arasında solup giden ömrümüzü
    Kuşa çeviren yasalardan, yönetmeliklerden, nizamnamelerden sıkıldık
    Telefon seslerinden, akıp giden televizyon görüntülerinden, bilgisayar tıkırtılarından, gazete hışırtılarından
    Alıp başımızı gitmek istiyoruz
    Alıp başımızı sana gelmek istiyoruz
    Sana gelmek
    Sana gelmek, orada kalmak istiyoruz


    * * *


    Çok unuttuk hatırlamak istiyoruz
    Başımızın okşanmasını, gözyaşımızın silinmesini, kolumuza girilmesini istiyoruz
    Yağmurunu ve meleklerini yeniden istiyoruz
    Rüzgârın sesini, ırmağın sesini,
    Dağların dağ, denizlerin deniz, kadınların kadın, çocukların çocuk
    Erkeklerin erkek, ekmeğin ekmek, nanenin nane olduğu bir dünyayı yeniden isterken
    Seni istiyoruz aslında Bunu söyleyemiyoruz


    * * *


    Her yer gece, çok gece
    Ve biz meleklerini istiyoruz Rabbim
    Çok yenildik yetmez mi
    Bir bankanın önünde, bir koltuğun altında, bir ziyafetin ortasında, bir günahın tenhasında
    Büyütüp durduk siyahı


    * * *


    Kuşlar gibi bakarken
    Kuşlar gibi vurulan çocuklarla
    Çok yenildik yetmez mi
    Bir mermiyle değişirken dünyamız
    Kulağımızda uluslararası bir kınama
    Büyük büyük yokluk yurdunun uğuldayan sorusuyla giriyoruz toprağa
    Dünya değişti ama kapı nereye açılacak
    Biteni biliyoruz şimdi ne başlayacak


    * * *


    İşaretler ortadayken çöllere daldık
    Kalp verdin korkunç yaralandık
    Akıl verdin, iyiliği esir aldık
    Ekranda kıtadan kıtaya atılan bir füze
    Gazetede karşı kaldırıma geçerken çiğnenen bir adam
    Durmadan dönen bir dünyada nerede olunabilirse
    Orada bile değiliz ve bilmiyoruz böyle nasıl
    Çamur olabilir kan olabilir karanlık olabilir böyle nasıl
    Ele geçirir dünyayı gece
    Gece gece gece
    Her yağmur tanesini bir melek indirirken yeryüzüne
    Her yalanı yüz şeytan taşıyor olabilir mi
    Bilmiyoruz
    Çünkü
    Bilincimiz içerken binlerce yılın karmaşık şurubunu
    Kameraya bakıp kalabalık şeyler söylemek ve gülümsemekle meşgulüz şuan
    Sonra oturup düşüneceğiz bütün bu olanları


    * * *


    Bu olanlar! Çok şey şüphesiz
    Ama vaktimiz kalırsa oturup düşüneceğiz


    * * *


    Yusuf’u düşüneceğiz, Ya’kub’u, Musa’yı
    İsa’yı düşüneceğiz, Nuh’u ve öbürlerini
    Ve Efendimizi
    Efendimiz


    * * *


    Kuyular kuyular kuyular kazdık
    Bir nefes üflemen için yeryüzü bataklığında, sazdık
    Kestik kendimizi deldik yaktık
    Sonra sana değil dünyaya aktık
    Dünya ki mescittir, bir ona otel yapmışız
    Kalktı ki yenilmişiz değişmişiz azmışız
    Bir sızı kalmış içimizde başka bir şey yok
    Bu sızıdan yol bulup kapına dayanmışız


    * * *


    Bir çocuk oyuncağını alamamış
    Bir kız sevdiğini saramamış
    Bir anne yıllardır kolları açık bekliyor oğlunu
    Bir adam paramparça bir çift göz için
    Birisi ekmek götürememiş evine
    Birisi aşk
    Birimiz dünyayı kurtaracak
    Birimiz yarını
    Birimizin aklı tutuşmuş yanıyor
    Birimiz bomboş kalbine bakıp birini anıyor
    Birimiz ayrılığın ilk günü gibi her akşam kanıyor
    Birimiz kıyametin koptuğuna inanıyor
    Birimiz çekip gitmiş yeryüzünden ellerini hâlâ açık sanıyor


    * * *


    Geldik işte bunlar ellerimiz
    Açılmış bak, bilirsin ne diye
    Ki bilirsin, biz bu ellerle neler işledik
    Açtık işte bunlar ellerimiz
    Burası dünya
    Şu biziz
    Bunlar da ellerimiz
    Öyle açık, öyle acemi, öyle boş
    Öyle mahcup, öyle dalgın, öyle boş
    Öyle boş


    * * *


    Senin değil miyiz hepimiz
    Senin değil mi her şey
    Alırsın kime ne verirsin kime ne
    Ve bu açtığımız eller senin değil mi
    Senin değil miyiz hepimiz Rabbim
    Bir yıldız bir ağaç bir buğday tanesi kadar


    * * *


    Bize dokun
    Dokunmazsan uçacağız tozlar gibi uzayın derin soğukluğuna
    Kahire’den Bombay’a, İstanbul’dan İsfahan’a, Kudüs’ten Paris’e
    Sensiz neye baktıksa örgütlü bir yalnızlıktı
    Ne yaptıksa sensiz, bir şarkısızlıktı
    Hayatın bir durağından öbür durağına
    Bir sevgili olmadan yürümek!
    Bunu yapamıyoruz
    Kundağı çıkarıp kefeni giymeden önce
    Adına hayat dediğimiz o büyük sarhoşlukta
    Bir ölüm adımıyla geçerken dünyanın bütün içlerinden
    Ellerimizi açmış bekliyoruz
    Açmış bir çiçeğin değil miyiz senin


    * * *


    Haber göndermedin mi bize
    Şahitlerin değil miyiz
    Müziğin değilsek bu sesler ne


    * * *


    Kimsesiziz kime gidelim
    Yaralarımız var kime
    Sıcak bir şey arıyoruz, kime
    Merhamet istiyoruz, kime
    Bağışlanmak istiyoruz, kime gidelim
    Sorumuz ve cevabımız sen değil miyiz
    Yorgunuz, kaybetmişiz, dalgınız, kırgınız, küsmüşüz
    Bu çocuklar birer birer kaybolurken sisler içinde kime gidelim
    Çok yürüdük yollar kayboldu yol bulduk sana geldik
    Ne getirdin deme bize senden başka neyimiz varsa o bizim yokumuzdur
    Geldik işte bunlar ellerimiz
    Bunlar da ellerimizin büyük boşluğu


    * * *


    Altı yönüm harab, beş duygum harab
    On parmağımda on acı Ya Râb
    Denize dalan bir desti nasıl tahammül etsin suya
    Fırlattın beni dünyaya
    Yeniden al kucağına, çağır beni yeniden
    Bu saman çöpünü kasırgada bırakma.


    * * *


    Bağışla bizi diyebilir miyiz bilmiyoruz
    Dilimiz varır mı buna
    Affet bizi diyebilir miyiz
    Bunu deniyoruz şimdi
    İçimizin ve dışımızın bütün cehennemlerinin uzağında bir bekleyiş bizimki
    Büyük bir kapının önünde bir karınca, vurmuş kapıyı bekliyor
    Kapı açılacak yoksa niye var
    Rahmet örtecek günahı
    Geride kalacak gazabın adımları
    Duyulacak büyük bahçenin o büyük şarkıları
    Sunulan şarabı çekinmeden içeceğiz
    Görüneceksin durmadan kendimizden geçeceğiz
    Görüneceksin her şeyimizle sana göçeceğiz
    Değil mi
    Değil mi
    Değil mi


    * * *


    Ol dedin olduk senden
    Gel dedin geldik sana


    * * *


    Yaptıklarımız için
    Yapmadıklarımız için
    Elimizi
    Dilimizi
    Allah’ım
    Bağışla bizi
    Bağışla bizi


    * * *


    Başımız yerde
    Açtık elimizi sevgilinle birlikte
    Bize bak çekip çıkalım uçurumlardan
    Bize bak çıkalım dünyanın bütün kulluklarından
    Parçansak al bizi bir daha ayırma evinde uyuyalım
    Yabancıysak dost ol bize senden ayrılmayalım
    Elimiz açık ve ruhumuz secdede durmuş bekliyoruz
    Sevdiklerin aşkına sevenlerin aşkına
    İnşirah inşirah inşirah
    Ayetin değil miyiz senin Yâ Allah



    Mevlana İdris


    Konu Bilgileri       Kaynak: www.azeribalasi.com

          Konu: Ellerimizin Büyük Boşluğu

          Kategori: Dualar, Ayetler, Hadisler

          Konuyu Baslatan: ŞiMaL

          Cevaplar: 0

          Görüntüleme: 852


Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajinizi Degistirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Facebook Baglan Giriş