Kullanıcı Tag Listesi

Kur'an'da ismi geçen ya da işaret edilen şahısların sadece tarihsel bir kimlik olmadığını biliyoruz. Bu şahıslar aynı zamanda sembolik birer kişiliktir. Gerek salih kişilikler gerekse fasık, münafık, müşrik, kâfir kişilikler de böyledir. Misal; Allah'ın hükümleriyle halkını yönetmeyen ve uyguladıkları hukukla İslam'a savaş açmış tüm otorite sahipleri sıfat olarak Firavundur. Ya da Nemrud'tur. Bu otoritelerle kıyasıya mücadele eden ve kaynağını vahiyden alan tüm salihler de sıfat olarak

Bu konu 2039 kez görüntülendi 1 yorum aldı ...
Ebu Leheb Kimdir. 2039 Reviews

    Konuyu değerlendir: Ebu Leheb Kimdir.

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 2039 kez incelendi.

  1. #1
    Vuslata Hasret - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    12.10.09
    Mesajlar
    8.955
    Konular
    4272
    Beğendikleri
    0
    Beğenileri
    2
    Bahsedildi
    0 Mesaj
    Etiketlenmiş
    0 Konu
    Tecrübe Puanı
    631
    @Vuslata Hasret

    Standart Ebu Leheb Kimdir.

    Kur'an'da ismi geçen ya da işaret edilen şahısların sadece tarihsel bir kimlik olmadığını biliyoruz. Bu şahıslar aynı zamanda sembolik birer kişiliktir.

    Gerek salih kişilikler gerekse fasık, münafık, müşrik, kâfir kişilikler de böyledir. Misal; Allah'ın hükümleriyle halkını yönetmeyen ve uyguladıkları hukukla İslam'a savaş açmış tüm otorite sahipleri sıfat olarak Firavundur. Ya da Nemrud'tur. Bu otoritelerle kıyasıya mücadele eden ve kaynağını vahiyden alan tüm salihler de sıfat olarak Musa(a.s)'dır. Ya da İbrahim(a.s)'dır.

    Kur'an'da ismi geçen hatta beddua ile anılan şahıslardan biride Ebu Leheb'dir. Ebu Leheb, Resulullah(s.a.v)'in amcası olmakla birlikte Mekke cahiliyesinde şehrin dört varlıklı adamından biridir. Kureyşin eşrafından olması hasebiyle toplum içerisinde saygın ve karizmatik bir kişiliktir. Sözü dinlenir, itibar görür bir adamdır.

    Resulullah (s.a.v)'in Mekke halkını tebliğ için topladığı bir ortamda kızarmış ve kızgın suratıyla, öfke dolu sözleriyle Ebu Leheb'in sahneye çıkışı hep akıllardadır.

    "Kahrolası" ve "Kahrolası din" ifadeleriyle Resulullah(s.a.v) ve İslam'a ağır sözler sarf etmesi acı ama tiksinti verici birer kare olarak zihinlere kazınır. Hep Resulullah(s.a.v)'e karşı halkı ve yakın akrabaları kışkırtıcı agresif tavırlar içerisindedir. Tek derdi Resulullah(s.a.v)'e ve ashabına "had bildirmek"mişçesine hareket eder. Bu arada en büyük yardımcısı Ebu Leheb'in, karısıdır. Anadolu tabiri ile "eşli çingen"dirler. Karı koca tam bir uyum içerisindedirler. Tek dertleri vardır; yaşadıkları coğrafyada kitap ve sünnet hakim olmamalıdır.

    Ebu Leheb'in had bildirme sevdasının ayyuka çıktığı bir anda Leheb suresi inzal oluverir. Ve bu inzalden yaklaşık yedi yıl sonra Ebu Leheb garip bir hastalıkla azaba doğru yürür.

    Yedi yıllık süreçte Ebu Leheb tamamen dengesiz bir adama dönüşür. O itibarlı karizmatik Ebu Leheb artık çocukların neşe kaynağı olmuştur. Konuşurken dili sürçer, yürürken ayakları dolaşır, bulunduğu ortama intibak edemez bir haldedir. Ebu Leheb öldüğünde zihinlerde kalan tek şey vardır. "Kahrolası din" deyişi ve titrek kızıl bir oğlan tiplemesi. Çünkü Ebu Leheb'in halk içindeki künyesi kızıl adamdır. Baş yardımcısı eşide Allah ve Resulü(s.a.v) ile savaşmakla geçirdiği ömrü sefil bir şekilde tamamlar gider.


    بسم الله الرحمن الرحيم Bismillāhirahmānirahīm Rahmân Rahîm Allah ismiyle/ adına.

    1. تَبَّتْ يَدَا أَبِي لَهَبٍ وَتَبَّ Tebbet yeda ebiy lehebiv ve tebb Ebû Leheb'in elleri kurusun. Zaten kurudu.

    2. مَا أَغْنَى عَنْهُ مَالُهُ وَمَا كَسَبَ Ma ağna 'anhü malühu ve ma keseb Ona ne malı fayda verdi, ne de kazandığı

    3. سَيَصْلَى نَاراً ذَاتَ لَهَبٍ Seyasla naran zate leheb O, bir alevli ateşe girecektir

    4. وَامْرَأَتُهُ حَمَّالَةَ الْحَطَبِ Vemraetüh hammaletel hatab Boynunda bükülmüş hurma liflerinden bir ip olduğu halde

    5. فِي جِيدِهَا حَبْلٌ مِّن مَّسَدٍ Fi cidiha hablüm mim mesed sırtında odun taşıyarak karısı da (o ateşe girecektir).







    Konu Bilgileri       Kaynak: www.azeribalasi.com

          Konu: Ebu Leheb Kimdir.

          Kategori: İslamiyete Dair Herşey

          Konuyu Baslatan: Vuslata Hasret

          Cevaplar: 1

          Görüntüleme: 2039

    Ezan Oldum Dinmedim.Bayrak Oldum İnmedim. Şehit Oldum Ölmedim.Adım Müslüman Soyadım Türk Benim

  2. #2
    Vuslata Hasret - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    12.10.09
    Mesajlar
    8.955
    Konular
    4272
    Beğendikleri
    0
    Beğenileri
    2
    Bahsedildi
    0 Mesaj
    Etiketlenmiş
    0 Konu
    Tecrübe Puanı
    631
    @Vuslata Hasret

    Standart

    Kur’an “ölü metin” değildir 13/10/2006 Charles H. Sherrill, eski bir ABD büyükelçisi. Ankara’da 1932-1933 yıllarında büyükelçilik yapmış. Bu sırada Atatürk ile seri röportajlar yapmış. Bunlardan kotardığı Atatürk biyografisini kitaplaştırmış. Fakat her ne hikmetse, muhatabından dinlediklerinin bir kısmını kitabına koymamış. Mülakatın sakıncalı olduğunu düşündüğü bölümlerini zayi de etmemiş, bir raporla hükümetine iletmiş.
    Birbirinden ilginç ve değerli araştırmalarıyla tanınan Musevi araştırmacı Rıfat N. Bali, o raporları bulup yayımlamış (Radikal, 6.9.06). Bu yazıdan gazeteci bir dost vesilesiyle haberdar oldum. Yazının bir yerinde şunlar kayıtlı:
    "Galiba, 6 ve 7 yaşındayken annesi onu bir sıbyan mektebine göndermek istiyordu. Burada öğretmen Kuran dersleri de verecekti. Bu, uzun Arapça bölümleri ezberlemek demekti. Diğer yandan babası oğlanın din eğitiminin verilmediği laik bir mektebe gitmesini istiyordu. Her ne kadar sonunda babanın sözü kabul edildiyse de annesi oğlanı Selanik'te geçerli olan geleneksel tören eşliğinde sıbyan okuluna gönderdi. Ertesi gün babası oğlanı okuldan aldı ve laik okula koydu. Buna çok üzülen annesi epey ağladı ve oğlanın teklif etmesi üzerine sıbyan okulundaki din hocası eve gelip ona Kuran eğitimini verdi. Bu sadece 1 ay sürmesine rağmen anneyi tatmin etti. Bu, ömrü boyunca alacağı tek din eğitimiydi."
    Aynı yazıda, Mustafa Kemal’in Tanrı inancıyla ilgili şu değerlendirme de yer alıyor:
    “Beşeriyetin Tanrı ihtiyacı" başlıklı bölümünde de, Atatürk'ün Agnostik olduğuna dair genellikle kabul görmüş inancı kesinlikle reddettiği, ancak dininin sadece 'kâinatın mucidi ve hâkimi tek Tanrı'ya inanmak olduğunu söylediği kaydedildi.”
    Fakat bu yazıyı yazmama neden olan satırlar, raporun “Bursa Hadisesi” başlıklı bölümünde yer alan şu satırlar:
    "Türk halkının uzun zamandan beri ezberden okuduğu bazı Arapça duaların gerçek manasını anladığı zaman tiksineceğini söylüyor. Kuran'dan alınan Arapça bir bölüm okudu. Bu surede Hz. Muhammed'in amcası ile amcakızının yaptıkları bir şeyden ötürü cehenneme gidecekleri yazıyor (Tebbet Suresi). 'Düşünen bir Türkün böylesi bir duayı okumaktan elde edeceği dini ilhamı veya dine ilgi göstermesini tahayyül edebilir misin?' dedi. Daha sonra umumi ve şaşırtıcı bir beyanda bulunarak Türk halkının gerçekte hiçbir şekilde dindar olmadığını, aralarından camilere giden az sayıda kişinin alışkanlıktan veya yüksek sesle söylenen duaların cezbine kapılarak camiye gittiğini ileri sürdü."
    Önce bilgi hatasını düzeltelim: Tebbet Suresinde lanetlenen Ebu Leheb’in karısı Ümmü Cemil, Peygamberimizin amcakızı değildir. Tebbet suresi de “yakarış” anlamında bir dua değil, Mushaf’ın 111. suresidir. Küçük bir ayrıntı ama, Ebu Leheb de öz değil üvey amcadır.
    Soru şu: Düşünen bir Türk’ün, böyle bir duayı okumakla elde edeceği dini ilham veya dine ilgi göstermesi tahayyül edilebilir mi?
    Bu soru, Kur’an’ı ‘tarihe maruz’ bir metin telakki eden bir zihnin ürünüdür. Oysa ki Kur’an tarihe maruz ölü bir metin değildir. Kur’an tarihe müdahil bir hitaptır. O, kendisine iman eden her mümin için eskimez ve pörsümez yeniyi temsil eder. Lafzı bir kez nazil olmuştur, manası ise kıyamete kadar her an nazil olur.
    Kur’an, ne zaman ve nerede yaşamış, yaşıyor ve yaşayacak olursa olsun, her müminle çağdaştır. Söyleyeceğini, her asrın idrakine söyler. İnsanın miadı dolmadığı sürece de Kur’an’ın miadı dolmaz. İnsan zaaflarıyla, meziyetleriyle, imkanlarıyla, potansiyeliyle dün ne ise bugün de odur, yarın da o olacaktır. Kur’an insana hitap eder ve insanlığın değişmez değerlerini temsil eder. Kur’an ölü metin değildir. Zira Kur’an, diriltmeyi sürdürmektedir.
    Kur’an’ın karakterleri bu yüzden zamanlar ve mekanlar üstüdür. Nemrud, Firavun, Ebu Leheb, her çağda bulunan kötü karakterlerdir. Onlar üzerinden Kur’an bize kötüyü tanımlar. Onlara karşı mücadele veren peygamberler üzerinden de iyiyi tanımlar.
    Mesela Kur’an’da, Hz. Peygamber’in çağdaşları arasında adıyla sanıyla geçen tek düşman Ebu Leheb’tir. Kinayeli bir biçimde bu künye “Alevli ateşin babası” anlamına gelir. Ebu Leheb’i Kur’an kötülüğün ilk örneği olarak her müminin şimdi ve burada’sına taşır. Bunu, çağdaşı olan Ebu Leheb’leri tanısın diye yapar. Zira Ebu Leheb, imana karşı küfrü, ahlaka karşı ahlaksızlığı, hasbiliğe karşı çıkarcılığı, tevhide karşı şirki, adalete karşı zulmü temsil eder. Neden en büyük düşman Ebu Cehil değil de Ebu Leheb Kur’an’da adıyla sanıyla yer alır? Çünkü Ebu Leheb, Ebu Cehil gibi mert düşman değildir. Karaktersizliğin timsalidir. Can düşman olduğu Hz. Peygamberle, kardeşi Ebu Talib’in vefatının ardından pazarlığa girişmesinin sebebi de budur:
    -Ben Müslüman olursam bana ne var yeğenim?
    -Amca, herkese ne varsa sana da o var!
    -Beni herkesle bir tutan din olmaz olsun.
    Ebu Cehil Bedir’e katılmış ve batıl davası uğruna ölmüştür, fakat Ebu Leheb paralı asker yollamıştır. Ebu Leheb’in şahsında lanetlenen karaktersizliktir.
    İşte budur Ebu Leheb tipi. Bu tipin tek dini vardır: Çıkar. Kur’an, bu tipi her çağa taşımakla “Ebu Leheb’ler tükenmez” mesajı verir. Tıpkı Arif Nihat Asya’nın Naat’ında dediği gibi: “Ebu leheb ölmedi ey Muhammed, Ebu Cehil kıtalar dolaşıyor!”
    “Düşünen bir Türk”ün, Tebbet suresinden alacağı çok ilham var, çoook!
    Ezan Oldum Dinmedim.Bayrak Oldum İnmedim. Şehit Oldum Ölmedim.Adım Müslüman Soyadım Türk Benim

Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajinizi Degistirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Facebook Baglan Giriş