Akıl kalp ilişkisi ve vahyin ise bunlarla ilişkisi oldukça anılmaya değer bir konudur.Akıl nedir? kalp nedir? vahiy nedir? Deyip te bunları birbirini de kapsar şekilde açıklamamak eksik olacaktır. Öncelikle tesbit etmemiz gereken şey vahyin insana indiği, insanın ise yoz bir aklının olmayıp kalple tenevvür etmiş bir akla sahip olduğudur.İnsanın yoz aklı yoktur. insanın kararmış kalpli bir aklı veya temyiz kudretini yitirmemiş pak kalpli bir aklı vardır.Temyiz kudreti iyi ile kötüyü ayırt

Bu konu 1001 kez görüntülendi 0 yorum aldı ...
Akıl Kalp İlişkisi 1001 Reviews

    Konuyu değerlendir: Akıl Kalp İlişkisi

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 1001 kez incelendi.

  1. #1
    Aylin's - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    24.03.2009
    Mesajlar
    3.560
    Konular
    3321
    Beğendikleri
    0
    Beğenileri
    3
    Tecrübe Puanı
    965
    @Aylin's

    Standart Akıl Kalp İlişkisi

    Akıl kalp ilişkisi ve vahyin ise bunlarla ilişkisi oldukça anılmaya değer bir konudur.Akıl nedir? kalp nedir? vahiy nedir? Deyip te bunları birbirini de kapsar şekilde açıklamamak eksik olacaktır.

    Öncelikle tesbit etmemiz gereken şey vahyin insana indiği, insanın ise yoz bir aklının olmayıp kalple tenevvür etmiş bir akla sahip olduğudur.İnsanın yoz aklı yoktur. insanın kararmış kalpli bir aklı veya temyiz kudretini yitirmemiş pak kalpli bir aklı vardır.Temyiz kudreti iyi ile kötüyü ayırt ederken neyin iyi ve neyin kötü olduğunu ayırt etmesi için fıtratına işli bir cevherden yararlanır bu cevher temizlenmiş kalptir.


    Bu noktada insana verilen bu iki cihaz yeterli olsaydı Allah insana vahiy göndermezdi .Demek temiz bir kalp ve onun aklı insanın yolunu bulması için yeterli değilmiş,birde bu sisteme ,vahyin inmesi gerekirmiş. Kalpli akıl,vahyin ayak izlerini takiple emrolunmuş ki bu üçü tam teşekküllü bir oluşumla birbirine nufuz edip ortaya rehberlik çıksın.

    Vahyin ayak izlerini takip akıl aracı kılınmadan mümkün değildir. Çünkü akıl vahyi anlarken cevherinde bulunan kavrama ve muhakeme tekniklerini kullanır.Bu açıdan akıl herkeste bulunan robotik bir hard disk veya hafıza kartı değil ,muhakeme veya karşılaştırma yapabilen ve hakikat ışığına aşina ve onu tanıyabilen bir yardımcıdır.

    İnsan aklı, insana mündemiç ,ondan ayrılmayan bulunmaması insan olma özelliğinin kaybı demek olan bir varlıktır.Dolayısıyla hak din islamın aklı kullanmayı yasakladığı gibi bir algıya kapılmak insanı hiç anlamamakla özdeştir.Bu noktada insanda bulunan kalp ise temyiz kabiliyeti zaafa uğramamış akıl demektir.Kalp özünde temiz olup dış etkenlerle zaafa uğrayabilen oynak bir merkezdir.Ancak temizlenmiş bir kalp iç içe geçtiği akılla beraber bulunduğunda ortaya kamil insan çıkabilir.

    Bu üçlünün bir biriyle iç içeliği şu noktada görülmektedir ki; vahyi önemsemeyen akıl ,kalbini kullanmadığı veya kararttığı için vahyin yol göstericiliğini kabul etmez.Aslında mantık olarak düşündüğünde (safi akılla bakarsa)Allahın varlığını ,ahretin olabileceğini ve peygamberin doğru söylediğini bilebilir.Fakat içinde güzele ve hayra hayranlığı sağlayan, güzele ve hakka cazibe ile baktıran ,hakikat olan Allah’ı andığında içinin titremesini sağlayan ,vahyi dinlediğinde hayretten hayrete düşme duygusunu kendisine veren, kötüye ve kötülüğe pisliği görmüş gibi bir duygu ile baktıran, zalime içten bir buğz beslettirebilen ve vahyin uygulamalarını içine sinmiş bir şekilde kabullenen temiz kalbini karartmıştır.Kalbini kendi eliyle karartması hakikate sırt dönerek ,hayrı engelleyerek, kötülüğe, içi acımadan müsrifçe meyl edip içine sindirerek ve bu yüz çevirmelere kalbinin hınç alır gibi sevinmesiyle ve bunu güzel görmesiyle ulaşır.Kendini şeytanın ayartmalarına ve nefsinin arzularına karşı engellemediğinden yaptığı bu hareketler kendine güzel gözükür ve sonunda kalbi kanserli bir vakaya dönüşür artık aklı kabul etse de kalbi kabul etmediğinden imansızlar sınıfına katılacaktır.

    Bu cümleden olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki Allah her insana başlangıçta (Ergenliğe kadar) temiz bir kalp vermiş sonra ise bazı insanlar kendi kalplerini yukarıda anlatılan zorlama tazyikleri kalbine kabul ettirdiğinden karartmak suretiyle ifsat ve tatil etmişler ve yok hükmüne koymuşlardır. Bu surette derece derece kararan kalpleri kanser derecesinde hastalanınca üzerine hatem vurulmuş ve son durumda kalpsiz kalmakla eş bir duruma gelmişlerdir.(1) Aslında eğer bu son durum kalpsiz kalmaksa ben derim ki insanda birbirine geçmiş olan bu iki şeyden kalp sadece Müminde bulunan İmansızda bulunmayan bir varlıktır Akıl ise müminde ;kalple beraber asli fonksiyonunu yerine getirip bir biriyle uyum içinde çalışan bir organ , imansızda ise kalpten yoksun olduğu için (veya kararmış bir kalbe sahip olduğu için)pusulasızlıktan başını oraya buraya vuran bir gemi durumuna düşer.Bu gemi kendine yol tayin edebilen ancak pusulası şaşmış bir duruma düşmüş haldedir.Bu şekilde imansız kişi ,sahip olduğu akılla iradesini kullanıp seçimler yapabilmekte ancak pusulasız kaldığı için bu tercih dış alemde fesat çıkaran amellere dönüşmektedir.

    Sonuç olarak akıl ve kalp her insana verilmiş ancak başlangıç itibarıyla vahyin ,akıl kullanılarak okunması ve uygulanmak suretiyle de temiz kalbin devamının sağlanması ve bu sayede her şeyin yerinde değerlendirilmesi emredilmiştir.Vahyi akılla okurken nefis veya şeytanın telkinleriyle uygulanmamak suretiyle sırt çevrilmesi durumunda ise kalbin ifsad olma yoluna girdiği ve bu sayede ifsad olmuş kalpten hayır amelleri değil ifsat amelleri doğacağı aşikar hale gelmektedir.

    (1)Allahın insanın kalbine hatem vurması aslında iradesiyle kalbini karartmış kişinin bu yaptığına izin vermesidir.


    Konu Bilgileri       Kaynak: www.azeribalasi.com

          Konu: Akıl Kalp İlişkisi

          Kategori: Felsefe

          Konuyu Baslatan: Aylin's

          Cevaplar: 0

          Görüntüleme: 1001

    HÜZÜNLER KALDI BENDE...

Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajinizi Degistirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Giriş