1. Hikâye Kavak ağacı ile Kabak Ulu bir kavak ağacının yanında bir kabak filizi boy göstermiş. Bahar ilerledikçe bitki kavak ağacına sarılarak yükselmeye başlamış. Yağmurların ve güneşin etkisiyle müthiş bir hızla büyümüş ve neredeyse kavak ağacı ile aynı boya gelmiş. Bir gün dayanamayıp sormuş kavağa: -Sen kaç ayda bu hale geldin ağaç?

Bu konu 1413 kez görüntülendi 2 yorum aldı ...
3 hikaye 3 ders 1 söz 1413 Reviews

    Konuyu değerlendir: 3 hikaye 3 ders 1 söz

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 1413 kez incelendi.

  1. #1
    Vuslata Hasret - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    12.10.2009
    Mesajlar
    8.963
    Konular
    4260
    Beğendikleri
    16
    Beğenileri
    14
    Tecrübe Puanı
    668
    @Vuslata Hasret

    Standart 3 hikaye 3 ders 1 söz

    1. Hikâye

    Kavak ağacı ile Kabak

    Ulu bir kavak ağacının yanında bir kabak filizi boy göstermiş. Bahar
    ilerledikçe bitki kavak ağacına sarılarak yükselmeye başlamış.
    Yağmurların ve güneşin etkisiyle müthiş bir hızla büyümüş ve neredeyse
    kavak ağacı ile aynı boya gelmiş. Bir gün dayanamayıp sormuş kavağa:

    -Sen kaç ayda bu hale geldin ağaç?

    -On yılda, demiş kavak.

    -On yılda mı? Diye gülmüş ve çiçeklerini sallamış kabak.

    -Ben neredeyse iki ayda seninle aynı boya geldim bak!

    -Doğru, demiş kavak.

    Günler günleri kovalamış ve sonbaharın ilk rüzgârları başladığında
    kabak üşümeye sonra yapraklarını düşürmeye, soğuklar arttıkça da
    aşağıya doğru inmeye başlamış. Sormuş endişeyle kavağa:

    -Neler oluyor bana ağaç?

    -Ölüyorsun, demiş kavak.

    -Niçin?

    -Benim on yılda geldiğim yere, iki ayda gelmeye çalıştığın için.



    1.Ders: Çalışmadan emek harcamadan gelinen nokta başarı sayılmaz.
    Kolay kazanılan, kolay kaybedilir. Her işte alın teri ve emek
    şarttır.


    Konu Bilgileri       Kaynak: www.azeribalasi.com

          Konu: 3 hikaye 3 ders 1 söz

          Kategori: Hikayeler

          Konuyu Baslatan: Vuslata Hasret

          Cevaplar: 2

          Görüntüleme: 1413


  2. #2
    Vuslata Hasret - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    12.10.2009
    Mesajlar
    8.963
    Konular
    4260
    Beğendikleri
    16
    Beğenileri
    14
    Tecrübe Puanı
    668
    @Vuslata Hasret

    Standart

    2. Hikâye

    En iyi Buğday

    Her yıl yapılan 'en iyi buğday' yarışmasını yine aynı çiftçi
    kazanmıştı. Çiftçiye bu işin sırrı soruldu. Çiftçi:

    -Benim sırrımın cevabı, kendi buğday tohumlarımı komşularımla
    paylaşmakta yatıyor, dedi.

    -Elinizdeki kaliteli tohumları rakiplerinizle mi paylaşıyorsunuz? Ama
    neden böyle bir şeye ihtiyaç duyuyorsunuz? diye sorulduğunda,

    -Neden olmasın, dedi çiftçi.

    -Bilmediğiniz bir şey var; rüzgâr olgunlaşmakta olan buğdaydan poleni
    alır ve tarladan tarlaya taşır. Bu nedenle, komşularımın kötü buğday
    yetiştirmesi demek, benim ürünümün kalitesinin de düşük olması
    demektir. Eğer en iyi buğdayı yetiştirmek istiyorsam, komşularımın da
    iyi buğdaylar yetiştirmesine yardımcı olmam gerekiyor.



    2. Ders: Sevgi ve paylaşmak en yakınınızdan başlar. Sonra yayılarak
    devam eder. Kin, cimrilik, nefret kimsenin hoşlanacağı davranışlar
    değildir.


  3. #3
    Vuslata Hasret - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    12.10.2009
    Mesajlar
    8.963
    Konular
    4260
    Beğendikleri
    16
    Beğenileri
    14
    Tecrübe Puanı
    668
    @Vuslata Hasret

    Standart

    3. Hikâye

    Geleceğini biliyordum...

    Savaşın en kanlı günlerinden biriydi. Asker, en iyi arkadaşının az
    ilerde kanlar içinde yere düştüğünü gördü. İnsanın başını bir saniye
    bile siperin üzerinde tutamayacağı ateş yağmuru altındaydılar. Tam
    siperden dışarı doğru bir hamle yapacağı sırada, başka bir arkadaşı
    onu omzundan tutarak tekrar içeri çekti,

    -Delirdin mi sen? Gitmeye değer mi? Baksana delik deşik olmuş. Büyük
    bir ihtimalle ölmüştür. Artık onun için yapabileceğin bir şey yok.
    Boşuna kendi hayatını tehlikeye atma.

    Fakat asker onu dinlemedi ve kendisini siperden dışarıya attı.
    İnanılması güç bir mucize gerçekleşti, asker o korkunç ateş yağmuru
    altında arkadaşına ulaştı. Onu sırtına aldı ve koşa koşa geri döndü.
    Birlikte siperin içine yuvarlandılar. Fakat cesur asker yaralı
    arkadaşını kurtaramamıştı. Siperdeki diğer arkadaşı;

    -Sana değmez demiştim. Hayatını boşu boşuna tehlikeye attın.

    -Değdi, dedi, gözleri dolarak, -değdi...

    -Nasıl değdi? Bu adam ölmüş görmüyor musun?

    -Yine de değdi. Çünkü yanına ulaştığımda henüz sağdı. Onun son
    sözlerini duymak, dünyalara bedeldi benim içim.

    Ve hıçkırarak arkadaşının son sözlerini tekrarladı:

    -Geleceğini biliyordum... Geleceğini biliyordum...



    3. Ders: Güven vermek önemlidir. Güven duymak önemlidir. Duyulan
    güveni boşa çıkarmamak daha da önemlidir.



    'Her sabah Afrika'da bir ceylan uyanır. En hızlı aslandan daha hızlı
    koşması gerektiğini bilir, yoksa öldürülecektir.

    Her sabah Afrika'da bir aslan uyanır. En hızlı ceylandan daha hızlı
    koşması gerektiğini bilir, yoksa aç kalacaktır.

    Aslan veya ceylan olmanız fark etmez. Güneş doğduğunda koşmaya
    başlasanız iyi olur.' (Afrika Atasözü )



Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajinizi Degistirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Giriş