Kavurucu bir yaz mevsiminin ramazanında, susuzluktan dudakları kurumuş bir müminin iftar saatini bekleyişinden, hayır hayır derin yaralarından kan sızarak şehadet şerbetini içmeye yaklaşan bir mücahidin bir yudum serin suya iştiyakından daha fazla bir hasret içindeyiz. İnsan kainatın hülâsası, sen ise bu hülasânın ruhusun. Sen yaratılmasa idin, âlem yaratılmaya değmezdi. Bütün yüce değerlerin mihengi sensin. Allah seni varlığın ve değerlerin merkezi olarak yarattı. Varlık seninle

Bu konu 986 kez görüntülendi 0 yorum aldı ...
Resul-ü Ekrem'e Hasret 986 Reviews

    Konuyu değerlendir: Resul-ü Ekrem'e Hasret

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 986 kez incelendi.

  1. #1
    Aylin's - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    24.03.2009
    Mesajlar
    3.560
    Konular
    3321
    Beğendikleri
    0
    Beğenileri
    4
    Tecrübe Puanı
    970
    @Aylin's

    Standart Resul-ü Ekrem'e Hasret

    Kavurucu bir yaz mevsiminin ramazanında, susuzluktan dudakları kurumuş bir müminin iftar saatini bekleyişinden, hayır hayır derin yaralarından kan sızarak şehadet şerbetini içmeye yaklaşan bir mücahidin bir yudum serin suya iştiyakından daha fazla bir hasret içindeyiz.
    İnsan kainatın hülâsası, sen ise bu hülasânın ruhusun. Sen yaratılmasa idin, âlem yaratılmaya değmezdi. Bütün yüce değerlerin mihengi sensin. Allah seni varlığın ve değerlerin merkezi olarak yarattı. Varlık seninle manalandı.
    Bu �ünya�seninle şereflendi. Şimdi, o senin mübarek toprağını bağrında taşıdığı için, fezada şevkle dolaşmaktadır. Yaratıkların en aşağısı olan toprak bile, seninle nurdan daha aziz oldu. Senin dolaştığın Mekke toprakları, �ûr üfürüldüğü zaman�tozlarını silkip kalkacağın Medine toprakları, üzerinde ve sinelerinde seni taşımakla �ükerrem�ve �ünevver�oldular.
    Sen dünyamıza doğmadan önce, kızgın kumlara diri diri gömülen genç kızların çığlıkları, vicdanları yakmıyordu. Burnu halkalı ve alnı damgalı köleler ümitsizdi. Kadınlar kocalarına, kocalarıda Lat�, Uzza�a, Hübel� secde ediyorlardı. Fuhuş, kumar, faiz, ihtikar, kan ve zulüm o dereceye varmıştı ki, zayıflar evlerine �hl-i kitap� dağ başlarına ve ıssız vadilere sığınmışlardı. Zalimler ve ********ler, bütün makam ve mevkileri işgal etmiş ve şerefli insanlar yerlerde sürünüyorlardı.
    Sen geldin, çığlıklar bitti, göz yaşları dindi, köleler hür oldu, kadınlar yüceldi, erkekler �ahte tanrıları�kırdılar, iffet, helal kazanç ve kardeşlik yeniden doğdu. Hak, adalet, şefkat �evlet� oldu. Mazlumlar, mağdurlar kuvvetlendiler. Zalimler, gaddarlar alçaldılar, kahroldular. Garipler, sahipsizler, kimsesizler sende ve senin aziz kadronda sevgi, yakınlık ve kardeşlik buldular. Güçsüzler senin meclisinde güçlendiler, kendilerinde güç vehmedenler, �akk�n karşısında� el bağladılar. Mazlumlar senin şefkat ve merhametinde huzur ve tevazu buldular, zalimler senin heybetinle titrediler. Tebessümün, kimsesizlere cesaret verirken, mübarek alnında kabaran damarların zalimlerin ödünü koparıyordu.
    Sen, irtihalimden sonra �ana selam gönderin, onu bana ulaştırırlar� diye buyurmuştun. Sana, �ağmur taneleri sayısınca� �ğaçlardaki yapraklar miktarınca, denizlerdeki ve okyanuslardaki su damlaları kadar�selam sunuyoruz, bizim sevgili kurtarıcımız. Sana ne kadar muhtaç olduğumuzu biliyorsun. Sen �lemlere rahmet olarak�gönderilensin, bizi terketme. �çimizdeki beyinsizler yüzünden bizi kahreder misin?� diyerek Allah� yönelmeyi bize sen öğretmedin mi? Bu mübarek ramazan gündüzlerinde ve gecelerinde Allah� el açarak göz yaşları ile yalvaran müminlere, ötede olduğu gibi burada da şefaatçı ol. �çimizdeki beyinsizler yüzünden�Allah�n bizleri de zelil ve rüsvay etmesini, kahr ve perişan etmesini istemiyoruz.
    Biz de Şair Nizami ile birlikte şöyle sesleniyoruz:

    Ey Medine'nin gömleğini, Mekke'nin peçesini taşıyan güzel,
    Güneş daha ne kadar gölgede kalacak?
    Ay isen bize ışığından bir hüzme gönder.
    Gül isen bize bağından bir koku getir.
    Yolunu bekleyenlerin canları dudaklarına geldi, feryat elinden.
    Ey feryatlara yetişen sevgili, atını başka diyarlara da sür
    .................................
    Bu şeytanların üzerine ya bir << Ömer >> gönder,
    Yahut, bu savaş meydanına bir << Ali >> yolla
    .................................
    Bizden ayrılığın yetişir, ulu günler yaklaştı, meclise koş.


    Konu Bilgileri       Kaynak: www.azeribalasi.com

          Konu: Resul-ü Ekrem'e Hasret

          Kategori: İslamiyete Dair Herşey

          Konuyu Baslatan: Aylin's

          Cevaplar: 0

          Görüntüleme: 986

    HÜZÜNLER KALDI BENDE...

Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajinizi Degistirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Giriş