- M - MACİD: (Ar.) Er. Şan ve şeref sahibi olan kimse. İyi ahlaklı. Ulu. MACİDE: (Ar.) Ka. (bkz. Macid). MAĞFİRET: (Ar.) Ka. Allah'ın kullarının günahlarını bağışlaması, örtmesi. MAHBUB: (Ar.) Er. 1. Muhabbet olunmuş, sevilmiş, sevilen, sevgili. 2. Mahbubi Hûda, (Allah'ın sevgilisi) Hz. Muhammed (s.a.s). MAHBUBE: (Ar.) Ka. Muhabbet olunmuş, sevilmiş, sevilen. (bkz. Mahbub). MAHFER: (Fars.) Ka. Ay aydınlığı, ay ışığı. MAHFİ: (Ar.) Er. Gizli, saklı. MAHFUZ: (Ar.) Er. Korunmuş,

Bu konu 933 kez görüntülendi 0 yorum aldı ...
M osmanli isimleri 933 Reviews

    Konuyu değerlendir: M osmanli isimleri

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 933 kez incelendi.

  1. #1
    Emine - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    14.08.2008
    Mesajlar
    20.316
    Konular
    10706
    Beğendikleri
    10
    Beğenileri
    184
    Tecrübe Puanı
    100
    @Emine

    Standart M osmanli isimleri

    - M -

    MACİD: (Ar.) Er. Şan ve şeref sahibi olan kimse. İyi ahlaklı. Ulu.
    MACİDE: (Ar.) Ka. (bkz. Macid).
    MAĞFİRET: (Ar.) Ka. Allah'ın kullarının günahlarını bağışlaması, örtmesi.
    MAHBUB: (Ar.) Er. 1. Muhabbet olunmuş, sevilmiş, sevilen, sevgili. 2. Mahbubi Hûda, (Allah'ın sevgilisi) Hz. Muhammed (s.a.s).
    MAHBUBE: (Ar.) Ka. Muhabbet olunmuş, sevilmiş, sevilen. (bkz. Mahbub).
    MAHFER: (Fars.) Ka. Ay aydınlığı, ay ışığı.
    MAHFİ: (Ar.) Er. Gizli, saklı.
    MAHFUZ: (Ar.) Er. Korunmuş, gözetilmiş. Gizlenmiş, saklanmış.
    MAHİN: (Ar.) (bkz. Hz. Peygamberin isimleri).
    MAHİNEV: (Fars.) Ka. Yeni ay, ayça, hilal.
    MAHİNUR: (Fars.) Ka. 1. Ayın nuru, ışığı. 2. Ay yüzlü güzel.
    MAHiR: (Ar.) Er. Maharetli, hünerli, elinden iş gelir, becerikli.
    MAHİRE: (Ar.) Ka. (bkz. Mahir). MAHİZAR: (Fars.) Ka. İnleyen ay.
    MAHİZER: (Fars.) Ka. San, altın renginde ay.
    MAHMUD: (Ar.) Er. 1. Hamd olunmuş, sena edilmiş, övülmeye değer. Makamı Mahmud: Hz. Muhammed'in en büyük şefaat makamı, cennet. 2. Ebrehe'nin Kabe'yi yıkmak üzere getirdiği filin adı. 3. Mahmud (Kaşgarlı) Karahanlılar'dan olan bu Türk bilgini "Divanu Lügati'tTürk" adlı eseriyle tanınmıştır. 4. Mahmudiye: 2. Mahmut devrinde basılan altın para.
    MAHMUDE: (Ar.) Ka. Bingör otu, sakmunya.
    MAHMUR: (Ar.) Er. 1. Sarhoşluğun verdiği sersemlik. 2. Uyku basmış, ağırlaşmış, yan baygın göz.
    MAHMURE: (Ar Ka. (bkz. Mahmur).
    MAHPARE: (Fars.) Ka. Ay parçası, çok güzel kadın.
    MAHPERİ: (Fars.) Ka. Ay gibi peri kadar güzel.
    MAHPERVER: (Fars.) Ka. Mehtap.
    MAHPEYKER: (Fars.) Ka. 1. Yüzü ay gibi parlak, güzel, nurlu. 2. Kösem Sultan'ın adı.
    MAHRA: (Ar.) Ka. 1. Elverişli, uygun şey. 2. Değerli kimse.
    MAHRU: (Fars.) Ka. Ay yüzlü, yüzü ay gibi olan güzel. MAHŞER: (Ar.) Er. Huy, tabiat.
    MAHSUN: (Ar.) Er. Güçlendirilmiş, güçlü.
    MAHSUNE: (Ar.) Ka. Kuşatılmış, sarılmış, çevrilmiş.
    MAHSUT: (Ar.) Er. Hasat edilmiş, ekini biçilmiş. Biçilmiş ekin.
    MAHTER: (Fars.) Ka. Yeni ay, ayça, hilal.
    MAHUR: (Fars.) Türk musikisinde rast perdesinde karar kılan bir makam. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
    MAİDE: (Ar.) Ka. 1. Üzerinde yemek bulunan sofra. Yemek, şölen. 2. Kur'ân! Kerim'in 5. suresinin adı. 3. Isa ve Havarilerine gökten inen sofra (Maidei Mesih).
    MAİL: (Ar.) Er. 1. Bir yana eğilmiş, eğik. 2. Hevesli, istekli, yetenekli. Taraflı, içten istekli. 3. Andırır, benzer. 4. Tutkun.
    MAİLE: (Ar.) Ka. (bkz. Mail).
    MAKAL: (Ar.) Er. Söz, lakırdı. Söyleme, söyleyiş.
    MAKBUL: (Ar.) Er. Kabul olunmuş, alınmış, alman. Beğenilen, hoş karşılanan, geçer.
    MAKBULE: (Ar.) Ka. (bkz. Makbul).
    MAKRUN: (Ar.) Ulaşmış, kavuşmuş, yakın. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
    MAKSUD: (Ar.) Er. 1. Kasdolunan, istenilen şey, istek. Maksad, niyet, murat. 2. Varılmak istenen yer.
    MAKSUDE: (Ar.) Ka. (bkz. Maksud).
    MAKSUM: (Ar.) Er. Ayrılmış, bölünmüş. Kısmet. Rızkı Maksim; Allah tarafından takdir edilmiş nzık.
    MAKSUME: (Ar.) Ka. (bkz. Maksum).
    MAKSUR: (Ar.) Er. 1. Kasrolunmuş, kısaltılmış, kasılmış. 2. Alıkonulmuş. Bir şeye ayrılmış.
    MAKSURE: (Ar.) Ka. (bkz. Maksur).
    MAKUL: (Ar.) Er. Akla uygun bulunan. Akıl ile bilinir, akılla kanıtlanan. Oldukça akıllı, sözü akla yakın.
    MAKULE: (Ar.) Ka. (bkz. Makul).
    MÂLİK: (Ar.) Er. 1. Sahip, bir şeye sahip olan, bir şeyi olan. Malikü'lMülk, Allah. 2. Yedi cehennemin hakimi ve kapıcısı olan melek. 3. Zebanileri idare eden melek, imam Malik, Maliki mezhebinin kurucusu. Ashab bu ismi kullanmıştır.
    MALİKE: (Ar.) Ka. (bkz. Malik). 1. Mal sahibi olan kadın. 2. Peri, su perisi.
    MALKOÇ: (Tür.) Er. Akıncı ocağı reisi
    MALUM: (Ar.) Er. Bilinen, belli. Herkesçe bilinen. Faili belli olan fiil.
    MAMUR: (Ar.) Er. l. Bayındır, şenlikli. 2. îmar edilmiş, işlenmiş yer. 3. Beyti mamur: Kabe.
    MANA: (Ar.) 1. Mana, anlam. 2. iç, içyüzü. 3. Rüya, düş. (bkz. Anlam). Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
    MANOLYA: (Frans.) Ka. Manolyagillerden. Beyaz renkli ve güzel kokulu çiçekleri olan, süs bitkisi olarak yetiştirilen ağaç ve bu ağacın çiçeği.
    MANSUR: (Ar.) Er. 1. Yardım olunmuş, Allah'ın yardımıyla galip, üstün gelmiş. 2. Türk musikisinde bir düzen. 3. Bir ney çeşidi.
    MANSURE: (Ar.) Ka. (bkz. Mansur).
    MANZUR: (Ar.) Er. Bakılan, nazar olunan. Gözde olan, beğenilen.
    MANZURE: (Ar.) Ka. (bkz. Manzur).
    MARAL: (Tür.) Ka. Dişi geyik, ceylan, karaca.
    MARİFET: (Ar.) Ka. 1. Herkesin yapamadığı ustalık, herşeyde görülmeyen hususiyet, ustalıkla yapılmış olan şey. 2. Bilme, biliş. 3. Hoşa gitmeyen hareket. 4. Vasıta aracı, ikinci el. Marifetname: İbrahim Hakkı Bey'in divan kültürüne ait hazırladığı meşhur eseri.
    MÂRİYE: (Ar.) Ka. Şen'un adında birinin kızı olup hicretin 7. yılında kızkardeşi Şirin ile birlikte, Mukavkıs tarafından Hz. Muhammed'e (s.a.s) hediye edilen kıbti bir cariye. Hz. Peygamberin hanımlarından küçük yaşta ölen oğlu İbrahim'in annesi.
    MARUF: (Ar.) Er. 1. Herkesçe bilinen tanınmış belli. Meşhur ünlü. 2. Şeriatın emrettiği, uygun gördüğü.
    MARUFE: (Ar.) Ka. (bkz. Maruf). MÂRUT: (Ar.) Arkadaşı "Harut" ile meşhur olan bir melek olup büyü ile uğraştıklarından dolayı kıyamete kadar kalmak üzere Babil'de bir kuyu içerisine hapsedilmişlerdir. İsim olarak kullanılmaz.
    MASUM: (Ar.) Er. 1. Suçsuz, kabahatsiz, günahsız, ismet sahibi. 2. Saf, temiz. İmamı Rabbani'nin oğlu.
    MASUME: (Ar.) Ka. (bkz. Masum). İmamiye mezhebinde günahsız sayılan ehli beyt mensubu.
    MASUN: (Ar.) Er. Korunmuş, korunan.
    MASUNE: (Ar.) Ka. (bkz. Masun).
    MAŞUK: (Ar.) Er. Sevilen, sevilmiş.
    MAŞUKA: (Ar.) Ka. (bkz. Maşuk).
    MATLUB: (Ar.) Er. İstenilen, aranılan, talep edilen şey.
    MATLUBE: (Ar.) Ka. (bkz. Matvlub).
    MATUK: (Ar.) Er. Azat olunmuş, özgürlüğü bağışlanmış.
    MATUKE: (Ar.) Ka. (bkz. Matuk).
    MAUN: (Ar.) Er. Zekat. Kur'anı Kerim'in 107. suresi.
    MAVERA: (Ar.) Ara, geri, bir şeyin ötesinde bulunan. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
    MAVİYE: (Ar.) Ka. Suya ait.
    MA YE: (Fars.) Ka. 1. Maya, asıl ve gerekli madde. 2. Para, mal. İktidar güç. 3. Bilgi.
    MAZHAR: (Ar.) Er. 1. Bir şeyin göründüğü çıktığı yer. 2. Nail olma, şereflenme. 3. Bazı tekkelerde oturarak uyurken dayanılan kısa değerde. 4. Bir çeşit tef.
    MAZLUM: (Ar.) Er. 1. Zulüm görmüş. 2. Halim, selim, sakin, sessiz.
    MAZMUN: (Ar.) Er. 1. Borçluluk, kefalet. 2. Ödenmesi gereken şey.
    MAZYAR: (Ar.) Er. Taberistan'daki Karini hükümdarlarının sonuncusu.
    MEBDE: (Ar.) Baş, başlangıç, ilke.
    Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
    MEBHUR: (Ar.) Er. Soluyan, soluğan, nefes darlığına yakalanmış olan.
    MEBHURE: (Ar.) Ka. (bkz. Mebhur).
    MEBRUK: (Ar.) Er. Tebrike şayeste. Kutlu.
    MEBRUKE: (Ar.) Ka. (bkz. Mebruk).
    MEBRUR: (Ar.) Er. Beğenilmiş, hayırlı, yararlı.
    MEBRURE: (Ar.) Ka. (bkz. Mebrur).
    MEBSUDE: (Ar.) Ka. (bkz. Mebsut).
    MEBSUT: (Ar.) Er. Açılmış, yayılmış. Uzun uzadıya anlatılan.
    MEBŞURE: (Ar.) Ka. Yüzü beyaz, gösterişli güzel kadın.
    MECDİ: (Ar.) Er. (bkz. Mecid). MECDİDE: (Ar.) Ka. Rızkı bol, nasibi açık, bahtiyar. MECERRE: (Ar.) 1. Samanyolu. 2. Harekete müsait yol, cadde veya yer.
    Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
    MECİD: (Ar.) Er. Çok ulu, yüce, şan ve şeref sahibi. Allah'ın sıfatlarından. Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır. Abdülmecid, Allah'ın (Mecid'in) kulu..
    MECİDDİN: (Ar.) Er. Dinin ululuğu, büyüklüğü. Türk dil kuralı açısından "dA" olarak kullanılır.
    MECİDE: (Ar.) Ka. Büyük ulu. Şan ve şeref sahibi.
    MECNUN: (Ar.) Er. 1. Cin tutmuş, cinlenmiş. 2. Delice seven, tutkun. Leyla ile Mecnun hikayesinin erkek kahramanı.
    MECRA: (Ar.). Suyun aktığı yatak, su yolu. Bir işin gidiş yolu. Bedendeki ahlatın alıştığı yol. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
    MECUT: (Ar.) Er. Talihi açık, mutlu, şanslı kimse.
    MED'UV: (Ar.) Er. Davet olunmuş, çağırılmış, davetli. Hz. Peygamber (s.a.s)'in isimlerinden.
    MEDÂ: (Ar.). Mesafe. Son. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
    MEDAR: (Ar.). 1. Dayanak. 2. Dönence. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
    MEDENÎ: (Ar.) Er. 1. Medine'ye mensup, şehirli, şehir halkından olan. 2. Bir memleketle ilgili olan. 3. Terbiyeli, görgülü, nazik. Daha çok lakab olarak kullanılır.
    MEDİD: (Ar.) Er. Uzun, çok uzun süren. Arap aruzunun 2. bendi.
    MEDİDE: (Ar.) Ka. (bkz. Medid).
    MEDİH: (Ar.) Er. Methetmeye, övmeye sebeb olan şey, övme mevzuu.
    MEDİHA: (Ar.) Ka. (bkz. Medih).
    MEDİNE: (Ar.) Ka. Arabistan'da bir şehir. Hz. Peygamberin kabrinin bulunduğu şehir. Hacıların Mekke'den sonra ziyaret ettikleri şehir.
    MEFAHİR: (Ar.) İftihar edilecek, övünülecek şeyler. Erkek ve kadın
    MEFHAR: (Ar.) Er. Övünme. Övünmeye sebeb olan, güvenmeyi gerektiren. Mefhari kainat: Muhammed (s.a.s).
    MEFHARET: (Ar.) Ka. İftihar duyma, övünme.
    MEFKURE: (Ar.) Ka. Ülkü, ideal.
    MEFRUZ: (Ar.) Er. Farz olunmuş, varsayılmış.
    MEFRUZA: (Ar.) Ka. (bkz. Mefruz).
    MEFTUH: (Ar.) Er. 1. Açılmış, açık. 2. Ele geçirilmiş.
    MEFTUHA: (Ar.) Ka. (bkz. Meftah).
    MEFTUN: (Ar.) Er. 1. Fitneye düşmüş, sihirlenmiş. 2. Gönül vermiş, tutkun vurgun. Hayran olmuş, şaşmış.
    MEFTUNE: (Ar.) Ka. (bkz. Meftun).
    MEHDİ: (Ar.) Er. 1. Kendisine rehberlik edilen. Allah tarafından hidayet verilmiş olan. Doğru yolu tutan. 2. Şiilere göre 12 imamın sonu.
    MEHDİYE: (Ar.) Ka. (bkz. Mehdi).
    MEHİB: (Ar.) Er. 1. Heybetli, azametli, korkunç (mehub). 2. Arslan (Esed, gazanfer, haydar, şif).
    MEHİR: (Fars.) Ka. Ay.
    MEHLİKA: (Fars.) Ka. Ay yüzlü güzel.
    MEHMET: (Tür.) Er. Muhammed isminin türkçesi. (bkz. Muhammed).
    MEHPARE: (Fars.) Ka. Ay parçası, çok güzel.
    MEHRE: (Tür.) Ka. Hind okyanusu sahili ile Hadramut arasında bir ülke.
    MEHRU: (Fars.) Ka. Ay yüzlü güzel.
    MEHTAP: (Fars.) Ka. 1. Ay aydınlığı, ay ışığı. Dolunay. 2. Alay, eğlence, zevklenme. Türk dil kuralı açısından "b/p" olarak kullanılır.
    MEHVEŞ: (Fars.) Ka. Ay gibi, ay yüzlü, güzel.
    MEKİN: (Ar.) Er. 1. Temekkün eden, oturan yerleşen. 2. Vakarlı, temkinli, vakar, iktidar sahibi. Hz. Peygamber (s.a.s)'in isimlerinden.
    MEKİNE: (Ar.) Ka. (bkz. Mekin). 1. İktidar ve onur sahibi. 2. Yer tutup oturan, yerleşmiş.
    MEKNUN: (Ar.) Er. Saklı, gizli, iyice korunmuş.
    MEKNUNE: (Ar.) Ka. (bkz. Meknun).
    MEKNUZ: (Ar.) Er. Gömülü. Hazineye konulmuş, saklanmış.
    MEKNUZE: (Ar.) Ka. (bkz. Meknuz).
    MEKREMET: (Ar.) Er. Kerem, cömertlik. Saygı, ağırlama.
    MEKŞUFE: (Ar.) Ka. Açılmış, açık. Bilinmez değil, keşfolunmuş.
    MELÂ: (Ar.) Ka. 1. Doluluk. 2. Topluluk. 3. Ova.
    MELAHAT: (Ar.) Ka. Güzellik, yüz güzelliği.
    MELDÂ: (Ar.) Ka. Genç, körpe ve nazik.
    MELEK: (Ar.) Ka. 1. Allah'ın nurdan yarattığı varlıklar. Allah'ın emirlerine tam itaat eden varlıklar. 2. Halim, selim güzel huylu kimse.
    MELEKNAZ: (a.f.i.) Ka. (bkz. Melek).
    MELEKNUR: (Ar.) Ka. (bkz. Melek).
    MELEKPER: (a.f.i.) Ka. Melek kanatlı.
    MELEKRU: (a.f.i.) Ka. Melek yüzlü.
    MELEKSİMA: (a.f.i.) Ka. Melek şimali.
    MELHUZ: (Ar.) Er. Umulur, beklenir.
    MELHUZA: (Ar.) Ka. (bkz. Melhuz).
    MELİH: (Ar.) Er. Melahat sahibi, güzel, şirin, sevimli.
    MELİHA: (Ar.)Ka. (bkz. Melih).
    MELİK: (Ar.) Er. 1. Padişah, hakan, hükümdar. 2. Mal sahibi. 3. Allah'ın isimlerinden, (bkzi Abdülmelik). Melikşah: Sultan Sencer'in babası olan büyük Selçuklu hükümdarı.
    MELİKANBER: (Ar.) Er. Kudretli, nüfuzlu, Habeş köle. Melik ve anber isimlerinden birleşik isim.
    MELİKE: (Ar.) Ka. Kadın hükümdar. Hükümdar karısı.
    MELİKSERVER: (Ar.) Er. Doğu Sultanı hükümdar.
    MELODİ: (Yun.) Ka. Nağme, ahenk, ezgi.
    MELTEM: (Tür.) Ka. Yazın düzenii olarak karadan denize doğru esen rüzgar.
    MEMDUD: (Ar.) Er. Uzatılan.
    MEMDUDE: (Ar.) Ka. (bkz. Memdud).
    MEMDUH: (Ar.) Er. Övülmüş, övülecek.
    MEMDUHA: (Ar.) Ka. (bkz. Memduh).
    MEMNUN: (Ar.) Er. 1. Minnet altında bulunan. 2. Sevinmiş, sevinçli. Razı hoşnut, (bkz. Dilşad).
    MEMNUNE: (Ar.) Ka. (bkz. Memnun). Sevinmiş, sevinçli.
    MEMUN: (Ar.) Er. Emin bulunan, korkusuz, tehlikesiz, sağlam, (bkz. Emin).
    MENAF: (Ar.) Er. 1. Dağın sivri tepesi. 2. Cahiliye döneminde Arapların putu. İsim olarak kullanılmaz.
    MENDERES: (Yun.) Er. Akarsu yataklarının dolanbaçlı kısmı. Ege bölgesindeki 3 afcarsudan birisinin adı.
    MENEKŞE: (Fars.) Ka. Menekşegillerden birçok çeşitleri bulunan koyu mor çiçek açan süs bitkisi. Koyu mor renk.
    MENGÜ: (Tür.) Ebedi ölümsüz, bengi. Mengtt suyu: Abı hayat. Erkek ve kadın adı olarak kullandır.
    MENGÜALP: (Tür.) Er. Ölümsüz, güçlü, kuvvetli, yiğit.
    MENGÜBAY: (Tür.) Er. Varlıklı kimse.
    MENGÜBERT: (Tür.) Er. Allah verdi.


    Konu Bilgileri       Kaynak: www.azeribalasi.com

          Konu: M osmanli isimleri

          Kategori: Türk Tarihi

          Konuyu Baslatan: Emine

          Cevaplar: 0

          Görüntüleme: 933


Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajinizi Degistirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Giriş