MEVLANA Hz. sırrı bir defa okuyun Mezar odasının sırrı O müzenin kapısından içeri girerken, karşıma 'Da Vinci şifresi' gibi esrarengiz bir hikáyenin çıkacağını bilmiyordum. Bu, bir sanduka ve onun altındaki mezarın hikáyesi. Ama öyle basit bir hikáye de?il. Hikáye 13'üncü yüzyılda başlıyor ve 1930'da esrarengiz bir aile trajedisine kadar uzanıyor.

Bu konu 1161 kez görüntülendi 0 yorum aldı ...
MEVLANA Hz. sırrı bir defa okuyun 1161 Reviews

    Konuyu değerlendir: MEVLANA Hz. sırrı bir defa okuyun

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 1161 kez incelendi.

  1. #1
    AyMaRaLCaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    24.08.2008
    Mesajlar
    11.461
    Konular
    5173
    Beğendikleri
    0
    Beğenileri
    33
    Tecrübe Puanı
    100
    @AyMaRaLCaN

    Standart MEVLANA Hz. sırrı bir defa okuyun

    MEVLANA Hz. sırrı bir defa okuyun
    Mezar odasının sırrı

    O müzenin kapısından içeri girerken, karşıma 'Da Vinci şifresi' gibi esrarengiz bir hikáyenin çıkacağını bilmiyordum.

    Bu, bir sanduka ve onun altındaki mezarın hikáyesi.

    Ama öyle basit bir hikáye de?il.

    Hikáye 13'üncü yüzyılda başlıyor ve 1930'da esrarengiz bir aile trajedisine kadar uzanıyor.

    Hikáye beni çok etkiledi.

    Sizi de etkileyeceğini tahmin ediyorum.
    SAF TUTMUŞ SANDUKALAR ARASINDA

    Geçen salı günüydü.

    Hayatımda ilk defa Konya'ya gitmiştim.

    Konya'da Mevlana Müzesi'nin kapısından ilk adımımı attığımda, belki de sadece benim hissettiğim mistik bir rüzgár esti ve beni içine alıp götürdü.

    Hayatımda hiçbir mekán daha ilk anda beni bu kadar etkilememi?ti.

    İçerden çok hafif bir ney müziğii geliyordu.

    Sağ tarafta, sanki saf tutmuş sandukaları görüyordum.

    Yanımda Mevlana Müzesi Müdür Yardımcısı Dr. Naci Bakırcı vardı.

    Mevlana'nın sandukasının önüne gelinceye kadar, mistik bir turistten farklı de?ildim.

    Ancak o sandukanın önünde Dr. Bakırcı'nın anlattığı o müthiş hikáye başladı.

    Daha doğrusu, o sandukanın altındaki 'mezar odasının sırrı'...

    500 METREYİ SEKİZ SAATTE ALAN CENAZE

    Nefesimi kestim ve onu dinledim.

    İşte ondan dinlediklerim.

    Anlatıldığına göre her ?ey 1273'te Konya'da kaldırılan bir cenazeden sonra başladı.

    Mevlana Celaleddin-i Rumi, 17 Aralık 1273 günü vefat ediyor.

    Cenazesine yüzbinlerce insan katılmış. Naaşı, İplikçi Camii'nden, 500 metre ilerdeki bu türbeye 8 saatte getirilebilmiş.

    Müslümanlar Mevlana'nın naaşını defnedebilmek için gayrimüslimlerin cenaze cemaatinden çıkmasını istemi?. Ancak onlar, 'Bize İsa'yı da Musa'yı da Mevlana öğretti' diyerek bunu reddetmişler.

    Mevlana'nın kabrinin altına bir 'mezar odası' bulunuyor.

    MEZAR ODASINA 700 YILDA 1 Kİ?İ İNDİ

    Eski Türklerde mezarların altına Farsça 'zir-i zemin' yani 'zeminin altı' denilen bir mezar odası yapılırmış.

    Mevlana'nın naaşı da böyle 4 metrelik bir mezar odasına konmuş.

    Ancak o tarihten bu yana mezar odasına kimse inmemi?.

    Sadece bir ki?i hariç.

    Rivayete göre Sultan Dördüncü Murad, Mevlana'nın türbesini ziyarete geldi?inde, mezar odasının içinde ne oldu?unu çok merak etmiş ve bu odaya girmek istemi?.

    Ancak dönemin Mevlevi büyükleri, buna kesinlikle kar?ı çıkmış ve girmesini engellemişler.

    Bunun üzerine Sultan, elindeki tespihi, ağzı açık odanın içine atmış.

    Veya düşürmüş.

    Bu tespihi almak üzere 7 yaşında bir kız çocuğu mezar odasına indirilmiş.

    Bilinen tek şey, odanın iki tarafından aşağı doğru merdivenlerin indiğiymiş.

    Kız çocuğu mezara inip çıktıktan sonra dili tutulmuş.

    Dr. Naci Bakırcı, 'Çocuğun dilinin neden tutulduğu hala bilinmiyor' diyor.

    KÜÇÜK KIZ MEZAR ODASINDA NE GÖRMÜŞTÜ

    İşte bu olaydan sonra 'mezar odasının sırrı' iyice merak edilmeye başlanmış.

    Acaba kız çocuğu orada ne görmüştü de dili tutulmuştu?

    Bir iddiaya göre, oda çok karanlık olduğu için çocuk çok korkmuş ve geçirdiği travmadan dolayı dili tutulmuştu.

    Ancak bir başka iddia daha var ki, o 'mezar odasının sırrını' daha da koyulaştırıyordu.

    Selçuklu Türkleri o tarihte mumyalama tekniğini biliyorlarmı?. Fatih Sultan Mehmed dahil 7 padişahın naaşı mumyalanmış.

    Mevlana'nın naaşı da mumyalandığı için muhtemelen öyle duruyordu.

    Kız çocuğu orada yatan Mevlana'yı görünce bu hale gelmiş olabilirdi.

    Bu olay dönemin önde gelen Mevlevilerini harekete geçiriyor ve 1640 yılında mezar odasının ağzı tuğlayla örülüp üzeri kurşunla kaplanıyor.

    O tarihten sonra mezar odasının ağzındaki kur?un hiçbir zaman kaldırılmadı.

    Mezar odası, sırlarıyla birlikte belki de ebediyete kadar sessizli?e gömüldü.

    1930'LU YILLARDA MÜZE MÜDÜRÜNÜN ODASINDA

    Ancak odanın hikáyesi burada bitmiyor.

    Aradan 300 yıl geçtikten sonra, Mısır'daki piramit sırlarına benzeyen bir dizi olay daha ya?anacaktı.

    Bu olayın iki tanığı vardı.

    Biri olayı ya?ayan Yusuf Akyurt isimli biri.

    Öteki de onun yaşadığını Murat Bardakçı'ya anlatan Abdülbaki Gölpınarlı Hoca.

    1930'lu yılların güzel bir gününde, Mevlana Müzesi'nin Müdürü Yusuf Akyurt odasında tek başına otururken, aklına sandukanın altındaki mezar odası gelir.

    İçinden 'Acaba şu odaya bir girsem de içinde ne olduğunu görsem' diye geçirir.

    Ancak tepki çekeceğini düşündüğü için kararsızdır.

    O AN KAPI ÇALINDI YAŞLI ADAM GİRDİ

    Tam o esnada kapı çalınır ve içeri, müzenin yaşlı odacısı girer.

    Bu yaşlı adam aslında, Mevlevi dedesidir. Cumhuriyetin ilanından sonra tekke ve zaviyeler kapandığı için müzeye çevrilen türbede odacı olarak çalışmayı kabul etmiştir.

    Yaşlı Mevlevi dedesi saygılı bir şekilde içeri girer ve Yusuf Akyurt'un tüylerini diken diken eden şu cümleyi söyler:

    'Sakın oraya inmeyi düşünmeyin...'

    Ancak bu şaşkınlık, müdürü kararından vazgeçirmez. Mezara inmek üzere kurşunla kaplı kapağın önüne gelir.

    Halıyı kaldırır. Tam kapağı açmak üzereyken, bir adam haykırarak içeri girer:

    'Müdür bey, yetiş evin yanıyor...'

    Yusuf Akyurt gelinceye kadar evi kül olmuştur.

    İşte tam o sırada eline bir telgraf tutuşturulur.

    Müze müdürü başka bir yere tayin edilmiştir.

    KONYA-ANKARA YOLUNDAKİ KAZA

    Konya-Ankara yolu o gün çok ıssızdı.

    Gün batmış, alacakaranlık etrafa hákim olmaya başlamıştı.

    Uzaktan gelen kamyonun farları, henüz tam karanlık hale gelmemi? ufukta cılız iki nokta gibi duruyordu.

    Şoförün yanında kapıya dayanmış şekilde oturan çocuk kim bilir hangi hayallere dalmıştı.

    Kamyon bir kavise girdiği sırada kapı aniden açılır ve çocuk alacakaranlığın içinde kaybolur.

    Kamyon durup, içindeki iki adam kapıdan uçan çocuğa ulaştıklarında iş işten geçmiştir.

    Çocuk öteki dünyaya göçmüştür.

    Çocuğun başında duran ikinci adam, başı ellerinin arasında hüngür hüngür ağlamaktadır.

    O adam, Konya'dan tayini çıkan Müze Müdürü Yusuf Akyurt'tur.

    Kimine göre, mezar odasının sırrı, onu hálá takip etmektedir.

    MEZARIN BAŞINDA SÖYLENEN SON SÖZLER

    Yusuf Akyurt oğlunun cenazesini alıp Konya'ya döner. Cenaze töreninden sonra doğruca Mevlana Müzesi'ne gider ve sandukanın başında ellerini açıp haykırmaya başlar:

    'Yetmedi mi? Affet artık...'

    Bütün bunlar neydi? Efsane mi? Gerçek mi?

    Küçük kızın dili niye tutulmuştu? Yaşlı odacı, müdürün kafasından geçen düşünceyi nasıl anlamıştı?

    Bunların cevabı yok.

    Ben bunları anlatan insanlardan dinledim.

    Bildiğimiz tek şey var. Mezar odası 731 yıldan bu yana sırrını muhafaza ediyor.

    Umarım bundan sonra da muhafaza etmeye devam eder.

    Çünkü bilinmezliğin yarattığı bazı mistik duygulara ebediyen ihtiyacımız olacak.

    Çünkü hepimizin içinde, sadece kendimize ait sırların saklandığı küçücük odalar var.

    Üzerleri kurşunla kaplı küçücük odalar... Alinti


    Konu Bilgileri       Kaynak: www.azeribalasi.com

          Konu: MEVLANA Hz. sırrı bir defa okuyun

          Kategori: Dini Hikayeler

          Konuyu Baslatan: AyMaRaLCaN

          Cevaplar: 0

          Görüntüleme: 1161

    Sinemde yanar dağlar bahçeler bağlar yetim
    Sensizken canım ağlar bensizken memleketim
    Özüme bir kez dokun gör nasıl birisiyim
    Aşka aşıkken bile memleket delisiyim


Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajinizi Degistirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Giriş