http://img.webme.com/pic/g/gizliilimler/kiyametsuresi.jpg http://www.ahirzaman.net/images/ahz6.jpg http://www.ahirzaman.net/pic/images96.jpgİnsanların büyük bir bölümü kıyamet günü hakkında bilgi sahibidir. Hemen hemen herkes kıyamet saatinin dehşetinden az veya çok haberdardır. Buna rağmen, insanların böylesine hayati bir konuda gösterdikleri ortak bir tepki vardır; kıyamet üzerine düşünmek veya konuşmak istemezler. Kıyamet saati geldiğinde yaşanacak korkuyu akıllarına getirmemek için

Bu konu 2517 kez görüntülendi 1 yorum aldı ...
Kıyametin Alametleri 2517 Reviews

    Konuyu değerlendir: Kıyametin Alametleri

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 2517 kez incelendi.

  1. #1
    ŞiMaL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    10.12.2009
    Mesajlar
    21.656
    Konular
    10831
    Beğendikleri
    0
    Beğenileri
    2
    Tecrübe Puanı
    100
    @ŞiMaL

    Standart Kıyametin Alametleri




    İnsanların büyük bir bölümü kıyamet günü hakkında bilgi sahibidir. Hemen hemen herkes kıyamet saatinin dehşetinden az veya çok haberdardır. Buna rağmen, insanların böylesine hayati bir konuda gösterdikleri ortak bir tepki vardır; kıyamet üzerine düşünmek veya konuşmak istemezler. Kıyamet saati geldiğinde yaşanacak korkuyu akıllarına getirmemek için yoğun bir çaba sarf ederler. Gazetede okudukları bir afet haberinin veya bir felaketi gösteren bir filmin kendilerine kıyameti hatırlatmasına dahi tahammül edemezler. Bu günün mutlaka karşılaşılacak olan büyük bir gerçek olduğunu düşünmekten kaçınırlar. Bu konudan bahseden kişileri dinlemek, bu büyük günü anlatan yazıları okumak istemezler. Bunlar, kıyamet düşüncesinin neden olduğu korkudan kaçmak amacıyla geliştirdikleri yöntemlerden bazılarıdır.
    Çoğu insan da kıyamet saatinin gerçekleşeceğine ciddi anlamda ihtimal vermez. Bunun bir örneğini Kehf Suresi'nde anlatılan zengin bağ sahibinin ifadelerinde de görmekteyiz:
    Kıyamet-saatinin kopacağını da sanmıyorum. Buna rağmen Rabbime döndürülecek olursam, şüphesiz bundan daha hayırlı bir sonuç bulacağım. (Kehf Suresi, 36)
    Bu ifadelerde Allah'a inandığını söyleyen, fakat kıyamet gerçeğini düşünmeyen, üstelik ayetlere zıt iddialar ileri sürenlerin gerçek zihniyetleri gözler önüne serilmektedir.
    Başka bir ayette de kıyamet saati ile ilgili olarak kuşkuya kapılan, şüpheye düşen inkarcılardan şöyle söz edilmiştir:
    "Gerçekten Allah'ın vaadi haktır, kıyamet-saatinde hiçbir kuşku yoktur." denildiği zaman siz: "kıyamet-saati de neymiş, biz bilmiyoruz; biz yalnızca bir zanda (ve tahmin) bulunup zannediyoruz; biz kesin bir bilgiyle inanmakta olanlar değiliz." demiştiniz. (Casiye Suresi, 32)
    Bir kısım insanlar da kıyamet saatini bütünüyle inkar ederler. Böyle bir tavır gösterenler ise Kuran'da şöyle bildirilmiştir:
    Hayır, onlar kıyamet-saatini yalanladılar; Biz kıyamet-saatini yalan sayanlara çılgınca yanan bir ateş hazırladık. (Furkan Suresi, 11)
    Gerçeği öğrenmek amacıyla, bizlere yol gösterecek tek kaynak olan Kuran'a baktığımızda apaçık bir gerçekle karşılaşırız. Kıyamet hakkında kendini kandıran insanlar büyük bir hata yapmaktadırlar. Çünkü Allah ayetlerinde, kıyamet saatinin yakın olduğunu ve bu konuda hiçbir şüpheye yer olmadığını haber vermektedir:
    Gerçek şu ki kıyamet-saati yaklaşarak gelmektedir, onda şüphe yoktur... (Hac Suresi, 7)
    Biz gökleri, yeri ve her ikisinin arasındakileri hakkın dışında (herhangi bir amaçla) yaratmadık. Hiç şüphesiz o kıyamet-saati de yaklaşarak-gelmektedir... (Hicr Suresi, 85)
    Şüphesiz kıyamet-saati yaklaşarak gelmektedir, bunda hiçbir kuşku yok... (Mümin Suresi, 59)
    Kuran'ın kıyamet ile ilgili mesajının üzerinden 1400 sene kadar uzun süre geçtiğini, bu sürenin de bir insanın hayatına kıyasla uzun olduğunu düşünenler olabilir. Ancak burada söz konusu olan, Dünya'nın, Güneş'in, yıldızların, kısacası tüm kainatın sonudur. Evrenin milyarlarca senelik geçmişi göz önüne alındığında, on dört yüzyıllık bir zaman diliminin çok kısa olduğu kesindir.
    Yakın tarihimizin büyük İslam alimi Bediüzzaman Said Nursi de benzer bir soruya hikmetli bir teşbih ile şöyle cevap vermiştir:
    Kuran, "kıyamet yakındır" ferman ediyor. Bu kadar sene geçtikten sonra gelmemesi, yakınlığına zarar vermez. Zira kıyamet dünyanın ecelidir. Dünyanın ömrüne nispeten bin veya iki bin sene, bir seneye nispetle bir iki gün veya bir iki dakika gibidir. Kıyamet saati yalnız insaniyetin eceli değil ki onun ömrüne nispet edilip uzak görülsün. (Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Yeni Asya Neşriyat, 1990, s.318, İsmail Mutlu, Kıyamet Alametleri, Mutlu Yayıncılık, İstanbul, 1996, s.214)
    KIYAMETİN ALAMETLERİ OLDUĞU KURAN'DA BİLDİRİLMİŞTİR
    Kainatın, mikroorganizmalardan insanlara kadar içindeki tüm canlılar, yıldızlar ve galaksilerle birlikte ortadan kaldırılacağı zaman ayetlerde "saat" olarak ifade edilir. Bu "saat" herhangi bir saat değildir; Kuran'da "kıyamet vakti" anlamında kullanılan belirli ve özel bir saattir.
    Öncelikle şunu belirtmeliyiz ki kainatı bekleyen kaçınılmaz sonun, her dönemde merak uyandıran bir konu olduğu ayetlerden anlaşılmaktadır. Ayetlerde, insanların Peygamberimiz (sav)'e kıyamet saatinin ne zaman geleceğini sorduğu şöyle bildirilmektedir:
    Saatin (kıyametin) ne zaman demir atacağını (gerçekleşeceğini) sorarlar. (Araf Suresi, 187)
    "O ne zaman demir atacak?" diye sana kıyamet-saatini soruyorlar. (Naziat Suresi, 42)
    Peygamberimiz (sav)'e bu soruya "Onun ilmi yalnızca Rabbimin katındadır." (Araf Suresi, 187) şeklinde cevap vermesi emredilmiş, böylece kıyametin zamanını sadece Allah'ın bildiği ifade edilmiştir. Bu ayetten, kıyametin ne zaman gerçekleşeceğinin bilgisinin insanlardan saklandığı anlaşılmaktadır.
    Kuşkusuz sonsuz ilim sahibi olan Rabbimizin kıyamet saatini gizli tutmasının hikmetleri vardır. Örneğin böylece her yüzyılda yaşayan insanların "kıyamet-saatinden içleri titremekte olanlar" (Enbiya Suresi, 49) gibi hareket etmeleri istenmektedir. Yine insanların, kıyamet gününün azabı ve dehşeti apansız gelmeden önce, Allah'ın azametini ve sınırsız kudretini düşünmeleri ve O'nun dışında sığınılacak bir yer olmadığını anlamaları istenmektedir. Eğer kainatın ölüm vakti tam olarak bilinseydi, bu dönemden önce yaşayanlar kıyameti derin bir şekilde düşünme gereği hissetmeyecekler, ayetlerde tasvir edilen kıyamet olaylarına duyarsız yaklaşacaklardı.
    Ancak belirtmek gerekir ki, kıyamet saati hakkında bilgi veren birçok ayet bulunmaktadır. Konuyla ilgili diğer ayetleri incelediğimizde önemli bir gerçekle karşılaşırız. Kuran'da kıyamet için bir tarih açıklanmaz, fakat kıyamet öncesinde ortaya çıkacak alametler haber verilir. Bir ayette kıyametin birçok işaretinin bulunduğu şöyle bildirilir:
    Artık onlar, kıyamet-saatinin kendilerine apansız gelmesinden başkasını mı gözlüyorlar? İşte onun işaretleri gelmiştir. Fakat kendilerine geldikten sonra öğüt alıp-düşünmeleri onlara neyi sağlar? (Muhammed Suresi, 18)
    Bu ayette, öncelikle, geleceği bildirilen kıyametin alametlerinin Kuran'da yer aldığı anlaşılmaktadır. Bu "büyük haber"in işaretlerini anlamak için yapmamız gereken ayetler üzerinde düşünmektir. Aksi takdirde, ayette bildirildiği gibi, kıyamet anı geldikten sonra düşünmenin bir faydası olmayacaktır.


    Konu Bilgileri       Kaynak: www.azeribalasi.com

          Konu: Kıyametin Alametleri

          Kategori: İslamiyete Dair Herşey

          Konuyu Baslatan: ŞiMaL

          Cevaplar: 1

          Görüntüleme: 2517


  2. #2
    Vuslata Hasret - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    12.10.2009
    Mesajlar
    8.961
    Konular
    4260
    Beğendikleri
    0
    Beğenileri
    0
    Tecrübe Puanı
    755
    @Vuslata Hasret

    Standart Kıyamet Alametleri beliriyor

    Hadiste ifade edilen uyarılara baktığımızda birçoğunun bugün birebir yaşandığını görebiliriz"



    Peygamberimiz (sav) veda haccından sonra yaptığı konuşmalarda uyarı dozunu arttırıyordu.

    “Benden sonra cahiliye dönemindeki putperestliğe dönersiniz diye bir korkum yok” diyordu. “Bütün korkum sizin dünya uğruna birbirinizle boğuşmanızdır.” Sanki kendisine iman edenleri tertemiz bir havuzun etrafında topluyor ve sonra da iç ve dış âlemlerini temizliyordu. Bir babanın evladına olan düşkünlüğünden daha çok düşkündü iman edenlerine. Ateşle müminler arasına bir bariyer gibi duruyordu. Elleriyle tuttuğu cehennem kapısını bir daha açılmamacasına örtmeye çalışıyordu.

    * * *

    Hz. Huzeyfe (ra) rivayet ediyor: “Peygamberimizi şöyle buyururken işittim: ‘Fitne (karışıklık ve kaos) kalplere hasıra işler gibi ilmik ilmik işlenecek. Hangi kalp bu fitneye açık durursa o kalpte simsiyah bir nokta oluşacak. Hangi kalp bu fitneye kapalı durursa, o kalpte bembeyaz bir nokta oluşacak’”. (Müslim, İman, 367; Ahmed, Müsned, 5/386)

    * * *

    Hz. Enes (ra) anlatıyor: “Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurdu: ‘Ey Müslümanlar topluluğu! Toparlanın ciddi bir işle karşı karşıyasınız. Yolculuğa çıkacaksınız. Yolculuğa hazırlanınız. Zira yolculuk yakındır artık. Yolculuk için azık hazırlayınız. Çünkü yol uzaktır. Sırtınızdaki yükleri hafifletin.

    Zira yolunuzda engebeler ve yokuşlar vardır. Bu yokuşları ancak yükü hafif olanlar aşabilir.


    Ey insanlar! Kıyamete yakın zamanlarda çetin işler, zor zamanlar ve büyük korkular olacak’”.

    * * *

    Hz. Huzeyfe (ra) anlatıyor: “Peygamberimizi (sav) gördüm. (Veda haccındaydı) ve Kâbe’nin örtüsüne yapışmıştı. Gözlerinden yaş boşalıyordu.

    Yanına yanaştım ve şöyle sordum. Ey Allah’ın Resulü! Neden ağlıyorsunuz? Allah sizin gözlerinizi yaşartmayacaktır. Ağlamanıza müsaade etmeyecektir. O (sav) şöyle cevap buyurdu: ‘Huzeyfe! Dünya tükenip gidiyor. Gün olacak sanki sen dünyada hiç olmamışsın gibi olacak. Sanki kıyamet yakınlaşmış gibidir.’ Dedim ki; Ey Allah’ın Resulü! Kıyametin yaklaştığının işaretleri nelerdir? O (sav) şöyle buyurdu: ‘Ümmetim namazı terk ettiklerinde, şehvetlerinin peşinde koşuşturduklarında, ihanetler çoğaldığında, emanete riayet kaybolduğunda, su kaynakları azaldığında, ufuk tozlandığında, insanlar küfürleştiğinde, kanaat ortadan kalktığında, insanlardan iyi niyet kaybolduğunda, ağaçlar çok olsa da meyve vermediğinde, alım gücü azaldığında, sarsıcı rüzgârlar, ters ilişkiler, gereksiz yere yapılan yeminler çoğaldığında, geçim zorlaştığında, insanlar baba ve annelerine küfrederek karşılıklı olarak şakalaştıklarında, haram yoldan para kazanma hırsı ve zina çoğaldığında, Allah’ın verdiğine rıza azaldığında, sefihler idareci olduklarında, ihanet çoğalıp emanet kaybolduğunda, herkes kendi aklını ve yaptığı işini beğenip övmeye başladığında, her cahil ve boş adam cehaletiyle ön plana çıktığında, evlerin duvarları yükselip aşırı süslü hale getirildiğinde, lüks ve yüksek binalar çoğaldığında, batıl olan şeyler gerçek, yalan ise doğru kabul edildiğinde, sağlıklı akıl sahibi olmak acizlik, şeytanca adım atmalar akıllılık, sapıklık doğruluk, gerçeği açıklamak körlük, suskunluk aptallık, ilim sahibi olmak ise cahillik olarak kabul edildiğinde, kalpler köreldiğinde, kötülük iyiliği mağlup ettiğinde, insanlardaki dünya tutkusu azgınlaştığında, ticari yollar çoğaldığında, tembellik yaygınlaştığında, vahşi hayvanların derileri lüksün göstergesi olarak giyilmeye başlandığında, dünya ahrete tercih edildiğinde, kalplerden merhamet duyguları çıktığında, fesat yaygınlaştığında, Allah’ın kitabı oyuncak -ve oyun aracı- haline getirilmeye çalışıldığında... İşte ey Huzeyfe bütün bunlar olduğunda İslam’ın sadece ismi kalacak.

    Kuran kalplerden silinecek. Ancak görüntüsü kalacak. Okuyucular ve insanlar Kuran okuyacaklar ama bu okudukları Kuran boğazlarından öteye geçemeyecek. Okudukları Kuran’ın emirlerini uygulamayacak, yasaklarından da sakınmayacaklardır. İşte ey Huzeyfe! Bütün bunlar olduğunda Müslümanların mescitleri süslü ama cemaatinin kalpleri imandan yoksun olacak. Âlimler yeryüzünün en şer insanları olacaklardır. Fitneyi bu âlimler başlatacaklar. Fitne neticede onlara dönecektir. Hayırlı insanlar ve hayır yok olup gidecek. Şerli insanlar ve şerr olduğu gibi kalacak. İşte bütün bunlar olunca Allah insanların amellerini önemsiz sayacak. Amellerine itibar etmeyecek. Çünkü insanlar böyle bir dönemde sadece paraya dalacaklar. Öyle bir hale geleceklerdir ki en zengin olan bile kendini fakir sayacak’”. (Nebhani, Alamatü Yevmi’l Kıyame, 55)

    * * *

    Yukarıdaki konuşmayı teferruatıyla verdim. Doğrusu bu hadiste ifade edilen uyarılara baktığımızda birçoğunun bugün birebir yaşandığını görebiliriz. Hz. Peygamber’in (sav) vefatından önce yaptığı bu hayati uyarılara bugün, o gün kadar muhtacız. Sanırım her birimiz kendimizi bu uyarının bir yerinde görebiliriz.

    Allah korusun ama gerçek olan da bu değil mi?

    (Konuya devam edeceğim...)

    Nihat Hatipoğlu / Hürriyet

Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajinizi Degistirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Giriş