ALACAKARANLIK Edebiyata ilgi duyma ediminin bir etkenlikten ziyade bir tür edilginliğin kompleksi olduğu öteden beri bilinir.Böylece kabul edilmesi gereken noktanın da bir tür alacakaranlık kuşağının özneyi etkisi altına almış olacağıdır.Edebiyatçıya bu gözle bakılmadığı sürece o, gerek yaşamı itibariyle gerekse yazdıkları itibariyle suçlu veya aykırı görülecektir;diğer bir tabirle aykırılığı, yüzeysellerce tespit edilmemişleri edebiyatçı saymak yanlış olmaktadır. Sanatçının ontolojik

Bu konu 1004 kez görüntülendi 1 yorum aldı ...
ALACAKARANLIK 1004 Reviews

    Konuyu değerlendir: ALACAKARANLIK

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 1004 kez incelendi.

  1. #1
    Emine - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    14.08.2008
    Mesajlar
    20.314
    Konular
    10706
    Beğendikleri
    10
    Beğenileri
    190
    Tecrübe Puanı
    100
    @Emine

    Standart ALACAKARANLIK

    ALACAKARANLIK

    Edebiyata ilgi duyma ediminin bir etkenlikten ziyade bir tür edilginliğin kompleksi olduğu öteden beri bilinir.Böylece kabul edilmesi gereken noktanın da bir tür alacakaranlık kuşağının özneyi etkisi altına almış olacağıdır.Edebiyatçıya bu gözle bakılmadığı sürece o, gerek yaşamı itibariyle gerekse yazdıkları itibariyle
    suçlu veya aykırı görülecektir;diğer bir tabirle aykırılığı, yüzeysellerce tespit edilmemişleri edebiyatçı saymak yanlış olmaktadır.

    Sanatçının ontolojik konumu, hayata duyduğu mesafelilikle paraleldir;sanatçıyanız herkes gibi duyma,yaşama,düşünme hakiki bir alçalma olur.Bununla birlikte sanatçının seçkinliği aristokrasi ile de örtüşmez;sanatçı alacakaranlık kuşağının öznesi olarak bu flu dünyadan uzak olan her olgunun bir "ölüm" olduğunun farkındadır;o,erotizmdenbahsederken de(Sade gibi), dinden bahsederken de(tolstoy) ölümden bahsetmektedir.Kuşkusuz bu ölüm dünyanın eksikliğini duyumsamaktır;öyleyse üslup olarak sanatçı,bir ideolog olamaz,iktidara
    destek veremez,insani olmayan söylemlere ya ilgi duymaz ya da başkaldırır;tabir
    yerindeyse alacakaranlıkdan başka bir yerden emir almaz.

    Elbette bütün bu niteliklere ulaşmak gayretle olmaz; zaten sansualizmin baskısı altında yaşayan özne anlamlı tesadüflerle de karşı karşıya gelir;sanatçı,iktidara kafa tutarken de bir karıncayı severken de "bu durum karşısında yapacak başka şey bilmiyorum" diyen kişi olabilir.Öyleyse sanatçı alacakaranlık kuşağının gizemine güvenmek zorundadır;bir de bakarsınız ki bütün tehlikeleri bertaraf etmiş,siteminizi etkin bir hoşgörüye çevirmişsiniz; sitem dünyalıktutkusudur; Tanpınar'ın dediği gibi duygusallık gülünçtür.

    Şeyh Galib,benim yerime noktayı koysun:
    Aşıkda keder neyler
    gam halk-ı cihanındır
    Koyma kadehi elden
    söz pir-i muganındır*
    *alacakaranlığın efendisi


    Konu Bilgileri       Kaynak: www.azeribalasi.com

          Konu: ALACAKARANLIK

          Kategori: Edebiyat

          Konuyu Baslatan: Emine

          Cevaplar: 1

          Görüntüleme: 1004


  2. #2
    NAZLICAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    27.08.2009
    Yaş;
    39
    Mesajlar
    819
    Konular
    189
    Beğendikleri
    0
    Beğenileri
    0
    Tecrübe Puanı
    491
    @NAZLICAN

    Standart

    Teşekkürler Eminem bu güzel paylaşım için



    Şeyh Galib,benim yerime noktayı koysun:
    Aşıkda keder neyler
    gam halk-ı cihanındır
    Koyma kadehi elden
    söz pir-i muganındır*
    *alacakaranlığın efendisi

    Hiçbir şehre sığmadı yüreğim.
    İstanbul sen de yüreğimi ayaklarına doladın.
    Ve sen düştün ben kanadım.
    Ezildim yarama yine koskoca bir kenti bastım...

Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajinizi Degistirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Giriş