TOPRAK OLUŞUMU ve TOPRAK TÜRLERİ- Toprağın oluşması için önce kayaların çözünmesi gerekir. - Canlı kalıntılarıyla oluşabilir. - Toprağın oluşumuna etki eden faktörler; iklim, bitki örtüsü, yer şekilleri, taşların özelliğidir. a) Taşınmış Topraklar : - Dış kuvvetlerin taşıyıp getirdiği malzemelerin birikmesiyle oluşur. - Üç çeşittir. Alüvyonlar : Kum ve çakıl gibi maddelerin oluşumuyla oluşan topraklardır. Morenler (Buzul Taşlar) :

Bu konu 2996 kez görüntülendi 2 yorum aldı ...
Ülkemizdeki Toprak Türleri 2996 Reviews

    Konuyu değerlendir: Ülkemizdeki Toprak Türleri

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 2996 kez incelendi.

  1. #1
    ŦєŁєรмє - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    30.07.2008
    Mesajlar
    539
    Konular
    168
    Beğendikleri
    0
    Beğenileri
    0
    Tecrübe Puanı
    100
    @ŦєŁєรмє

    Standart Ülkemizdeki Toprak Türleri

    TOPRAK OLUŞUMU ve TOPRAK TÜRLERİ- Toprağın oluşması için önce kayaların çözünmesi gerekir.
    - Canlı kalıntılarıyla oluşabilir.
    - Toprağın oluşumuna etki eden faktörler; iklim, bitki örtüsü, yer şekilleri, taşların özelliğidir.

    a) Taşınmış Topraklar : -
    Dış kuvvetlerin taşıyıp getirdiği malzemelerin birikmesiyle oluşur.
    - Üç çeşittir.
    Alüvyonlar : Kum ve çakıl gibi maddelerin oluşumuyla oluşan topraklardır.
    Morenler (Buzul Taşlar) : Buzulların taşıyıp biriktirdikleri, üzerleri çoğu kez parıltılı yada çizikli taşlardan oluşur.
    Lösler : Rüzgarların, kurak bölgelerden az çok yağışlı bölgelere taşıyıp yığdıkları, katmanlaşmış ince ögelerden oluşan toprak.

    b) Yerli Topraklar :
    - Bu topraklar, kayaların çözüldüğü yerde oluşan topraklardır.
    - İki gruba ayrılır.
    Nemli Bölge Toprakları : Bu topraklar nemin gür olduğu yerlerde, gür bitki örtüsüyle kaplıdır.
    Kurak ve yarı kurak bölge toprakları : Kestane ve kahverengi bozkır topraklarıdır yani çöl toprakları.


    ÜLKEMİZDEKİ TOPRAK TİPLERİ

    Yüzölçümünün büyüklüğü iklimlerinin çeşitliliği, yer şekillerinin farklılığı ve ana kaya çeşitliliği nedeniyle Türkiye’de çeşitli topraklar oluşmuştur. Bunlar en sade şekilde sınıflandırılarak yerli topraklar ve taşınmış topraklar olarak iki grup altında toplanmıştır.

    1. YERLİ TOPRAKLAR
    Bu topraklar genellikle düz ve az eğimli yerlerde oluşmuş topraklardır. Ana kayaların, yerinde ayrışmasıyla oluşmuş topraklardır.

    Türkiye deki başlıca yerli topraklar şunlardır:

    Orman Toprakları
    Orman altında gelişen,bol organik madde içeren. onun için de koyu renkli olan topraklardır. Karadeniz Bölgesi’nin büyük bir kısmında, Orta Ana¬dolu’nun 1200 m den daha yüksek ormanlık yerlerinde, Yıldız dağlarında. İç Bati Anadolu eşiğinde ve Güneydoğu Toroslarda yaygın olarak bulunur. Orman toprakları kireçli ye kireçsiz olmak üzere iki gruba ayrılır.
    Kireçsiz orman toprakları, Kuzey Anadolu dağlarında ye Yıldız dağla¬rının kuzeye bakan yamaçlarındaki topraklar fazla yağış nedeniyle yeteri ka¬dar yıkanırlar. Toprakta bulunan karbonat ve diğer çözünebilen maddeler bu yıkanmanın etkisiyle ya alt katlarda birikir ya da iyice topraktan uzaklaşır. Bu¬nun sonucu olarak da topraklar genellikle gri (boz) renkli olurlar. Böyle top¬raklar asit reaksiyon gösterirler.
    Kireçli orman topraklarının bünyesinde bol miktarda kireç bulunur. Yağışın yeterli olmadığı yerlerde topraktaki CaCO3 yıkanıp alt katlara taşınamaz ve topraktan uzaklaştırılamaz. CaCO3, bu tip topraklarda yüzeyin hemen altında yumrular şeklinde birikmiştir. Bu topraklar Kuzey Anadolu dağlarının güneye bakan yamaçlarında ve iç yörelerimizdeki meşe ormanlarının altında oluşmuştur. Kireçli orman toprakları kahve renklidir. Onun için bu topraklara kahverengi orman toprakları da denir.
    İster kireçli ister kireçsiz olsun orman toprakları. genel olarak tarıma elverişli değildir. Ormanlık yerlerde yağış fazlalığı sonucu. kireçsiz orman topraklarında kireçle birlikte bitki besin maddeleri de büyük ölçüde yıkanarak topraktan uzaklaştırılmıştır. Onun için bu topraklar bitki besin maddesi yönünden fakirdir. Bu yüzden ormanların tahribiyle tarıma açılan bu topraklarda an¬cak birkaç yıl tarım yapılabilir. Daha sonra toprak verimsiz bir hale gelir. Ayrıca orman toprakları genellikle yamaç arazi üzerinde bulunur. Üzerindeki ormanın tahrip kısa sürede erozyona uğrar. Bütün bunlar düşünüldüğü zaman, ormanlardan tarla açmanın ne kadar yanlış olduğu daha iyi anlaşılmaktadır.

    Bozkır (Step) ve çayır Toprakları
    Bozkırlar; yarı kurak iklim bölgelerinde bulunan. orman örtüsünden yok¬sun, otsu bitkilerle çalıların yetişebildiği yerlerdir. Bozkırlar yurdumuzda ge¬niş alanlara yayılmıştır. Orta Anadolu, İç Bati Anadolu, Güneydoğu Anadolu, Doğu Anadolu (Erzurum—Kars platosu hariç) ve Trakya’nın orta kesimlerinde bozkırlar hakimdir.
    İşte bitki örtüsünün zayıf olduğu bu yörelerde organik madde yönünden fakir topraklar oluşur. Buna karşılık Doğu Anadolu’da Er¬zurum-Kars platolarında ye yüksek dağlarda. orman üst sınırının yukarısındaki çayırların altında organik madde yönünden zengin, koyu renkli topraklar oluşmuştur. Türkiye’deki bozkır ve çayır topraklarının başlıca türleri şunlardır:

    Kahverengi topraklar:
    Bozkır alanlarında bulunmaları ve renkleri dikka¬te alınarak, bunlara kahverengi bozkır toprakları da denir. Orta Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu’daki ovalarda. bozkır örtüsü altında mey¬dana gelmiştir. Bu topraklarda yıkanma zayıftır. çünkü yağış 300—400 mili-metre arasında değişir. Üstten yıkanan CaCO3, yüzeyin hemen altında birik¬miştir. Verimi yüksek olmayan bu topraklar üzerinde çoğunlukla tahıl tarımı yapılır. Bitki besin maddesi yönünden fakir olan bu topraklar, sulamalı ve gübreli tarıma ihtiyaç gösterir.

    Kestane renkli topraklar:
    Yıllık yağışın 400 milimetrenin Üzerinde oldu¬ğu yerlerde, yüksek boylu çayırlar, meşe ormanları ve çalılar altında oluşan topraklardır. Bunlar Orta Anadolu ye Doğu Anadolu bölgeleriyle İç Bati Anadolu eşiğinde ve Göller yöresinde yaygındır. Üst horizonunda yeteri kadar Organik madde mevcuttur. Bu toprakların bir kısmında tarım yapılmakta. ama Önemli bir kısmı ise otlak olarak değerlendirmektedir.


    Kara topraklar (çernezyomlar):
    Türkiye de bu toprakların bulunduğu yerler, Doğu Anadolu'nun kuzeydoğu köşesidir.Özellikle Erzurum—Kars platolarında. yazları yağışlı karasal iklim koşullarında yetişen yüksek boylu çayırlar altında oluşmuşlardır. Sıcaklıkların düşük olması nedeniyle çayır artıkları yeterince ayrışmadan toprak Üzerinde kalır. Bu yüzden toprağın Üst kat, si¬yah renklidir. Çernezyomlar bitki besin maddeleri bakımından zengin olmasına karşılık,, tarım için uygun değillerdir. Çünkü bulunduklar, yerde yaz ayları. tahılın olgunlaşması için yeterli sıcaklıkta değildir. Ot verimi yüksek olduğu için buralarda, yoğun olarak büyük baş hayvancılık yapılır.

    Killi-kireçli Topraklar
    Türkiye’de bu toprakların iki tipi vardır. Dönen topraklar(vertisoller) ve rendzinalar. Dönen topraklar (vertisoller): Vertisoller. killi ana metaryel üzerinde oluştukları için bünyelerinde bol miktarda kil bulunur. Türkiye de genellikle 3. jeolojik zamandan kalma gölsel çökeller üzerinde oluşmuşlardır. Bu topraklar kurak mevsimde çatlarlar. Birkaç santimetreden 1 metreye ka¬dar olan bu çatlaklara yaz aylarında rüzgârların taşıdığı yüzey materyeli dolar. Yağışlı mevsimde ise su ile doyan killi toprak şişer. Şişme sonucu. çatlak¬lardaki toprak yukarıya doğru itilir. Bu sırada toprağın alt katlarındaki çakıllar da yüzeye doğru hareket eder. Böylece toprağın altındaki metaryal yüzeye. yüzeyindeki materyal ise tabana doğru hareket eder. İşte bu döngü hareke¬tinden dolayı vertisollere dönen topraklar denmiştir. Dönen topraklar Güney Marmara’da kepir, Orta Anadolu’da ise taş doğuran toprak olarak adlandırılır. Vertisollerin üst kısmi organik bakımdan zengin olduğu için koyu renkli¬dir. Bol killi oldukları için işlenmesi zor olan bu topraklar Ergene havzasında yaygındır. Burada genellikle ayçiçeği ekimi yapılır. Güney Marmara’daki çöküntü alanlarında, Konya ve Muş havzalarında da geniş alanlar vertisollerle kaplıdır.

    Rendzinalar: Ülkemizde killi-kireçli-marnlı gölsel çökeller geniş bir yayılım gösterir. Rendzinalar bu anakayalar üzerinde oluşmuş topraklardır Ko¬yu renkli olan üst katlarında bol miktarda cakıllar bulunur. Rendzinaların yayılış alanları: Ege Bölgesi, Orta Anadolu ve Doğu Ana¬dolu’nun çöküntü alanlarıdır. Orta ve Doğu Anadolu’da düz ve az eğimli yer¬lerde bu topraklar üzerinde genellikle tahıl tarımı yapılır. Ege Bölgesi’nde ise meşe ormanları daha çok bu topraklar üzerinde bulunur. Eğimli yerler ise otl¬ak olarak değerlendirilir.

    Çorak (tuzlu-alkali) Topraklar
    Bunlar, bünyelerinde bol miktarda çeşitli tuzlar bulundurduğu için tuzlu topraklar olarak da adlandırılır. Bu topraklar, taban suyunun yüzeye çok yakın ve yüzeyde olduğu yerlerde meydana gelirler. Buna bağlı olarak dışa akışı olmayan çukurlukların orta kesiminde ve deltalarda oluşurlar. Çorak toprakların Türkiye’deki yayılış alanları; Tuz Gölü, Burdur Gölü ve Acıgöl başta olmak üzere diğer tuzlu göllerin çevresindeki arazilerdir. Bu top¬raklar üzerindeki bitki örtüsü çok cılızdır. Sadece tuzcul bitkilerin yetiştiği bu topraklar, tarım için uygun değildir.

    Kumlu-Tüflü Topraklar
    Bu topraklar volkanik kum, kül (volkanik tüfler) ile volkanik kökenli olma¬yan kumlar üzerinde oluşmuşlardır. İnce bir üst horizonun hemen altında anakaya bulunur. Yani bu topraklar normal bir toprak profiline sahip değildir¬ler.
    Organik madde, kireç ve kil bakımından fakir olan bu topraklar çok geçirimlidir. Su tutma kapasiteleri çok düşük alan bu topraklar. yurdumuzda çoğunlukIa volkanik anakaya üzerinde oluşmuştur. En yaygın olarak Ürgüp—Nevşehir—Avanos çevresinde bulunur. Bu topraklar üzerinde Üzüm bağları yaygındır. Ayrıca bahçe tarımı ve patates ekim alanı olarak da değerlen¬dirilir.

    2. TAŞINMIŞ TOPRAKLAR
    Bilindiği gibi yeryüzündeki yüksek yerler sürekti aşınmakta, aşındırılan bu materyal akarsularla uzak mesafelere taşınmaktadır. Taşınırken de parça¬cıklar işlenmekte ve yuvarlaklaşmaktadır. Bu materyal iriliğine göre; çakıl, kum, mil (silt) ye kit olarak adlandırılır ve hepsine birden alüvyon denir. Alüvyonların birikmesiyle alüvyal topraklar oluşur. Alüvyal topraktarın en yaygın olduğu yerler deltalardır. Vadi tabanlarının genişlediği yerlerdeki akarsu boyu ovaları da alüvyon topraklardan oluşur. Ayrıca pek çok ovanın tabanındaki ve¬rimli tarım toprakları da alüvyaldir. Bunların başlıcaları; Kuzey Anadolu fay zonu üzerinde bulunan çöküntü ovaları, Güney Marmara Ovaları, Ege bölümündeki Bakırçay, Gediz, Küçük Menderes ve Büyük Menderes ovaları, ve Doğu Anadolu’daki Erzincan, Erzurum, Pasinler ye Muş ovalarıdır.
    Alüvyal topraklar derin ve geçirgen topraklardır. Bitki besin maddesince zengindir. Kum, kil ye çakıldan oluştuğu için kolay işlenebilirler. Onun için Türkiye’nin en verimli tarım alanları bu verimli topraklardır.
    Kolüvyal topraklar da taşınmış topraklardır. Ancak bunlar alüvyal top¬raklar gibi, aşındırıldıkları yerden fazla uzaklarda oluşmamışlardır. Genellikle yamaçlardan aşındırılan materyalin hemen etekte birikmesiyle oluşmuşlardır. Kolüvyal topraklar tam olarak oluşmamış topraklar olduğu için, horizonlar gelişememiştir. Bunlar derin ve geçirgen topraklardır.


    Konu Bilgileri       Kaynak: www.azeribalasi.com

          Konu: Ülkemizdeki Toprak Türleri

          Kategori: Coğrafya

          Konuyu Baslatan: ŦєŁєรмє

          Cevaplar: 2

          Görüntüleme: 2996


    [Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir. Üye Olmak İçin Tıklayın...]

    Ŧєℓєรмє

    !!!...υğяαşмα вαвα уσяgυη...!!!




    ßoşver,hep aynı masal..."Hayat ve ßen"işte hepsi bu kadar.....

    Ŧєℓєรмє

    вιяαz ѕєνιηç вιяαz нüzüη.

  2. #2
    aZaT07 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    27.04.2009
    Mesajlar
    1.746
    Konular
    156
    Beğendikleri
    0
    Beğenileri
    6
    Tecrübe Puanı
    719
    @aZaT07

    Standart

    Kırmızı Topraklar

    Akdeniz ikliminin egemen olduğu bölgelerde kızılçam ve maki örtüsü altında gelişen topraklardır. Demir oksitler bakımından zengin olduğu için, renkleri kırmızımsıdır. Kalkerler üzerinde oluşanlara terra rossa adı verilir.

    Terra Rosa

    Terra rosa Akdeniz iklimi etkisi altında gelişmiş A h /T/C horizon sıralanması gösteren yaygın bir kırmızı Akdeniz toprağı.

    Terra rosa`nın A h horizonu Akdeniz çalısı ve Akdeniz iklimi, yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı geçen [[iklim]] türüdür. Yaz sıcaklığı güneş ışınlarının düşme açısına, kuraklık ise alçalıcı hava hareketlerine bağlıdır. En sıcak ay ortalaması 28-30 °C , en soğuk ay ortalaması 8-10 °C dir. Yıllık ortalama 18 °C dir. Kar yağışı ve don olayı çok ender görülür. En fazla yağış kışın , en az yağış yazın düşer. Kışın görülen yağışlar cephesel kökenlidir. Cephesel yağışlar en fazla bu ikimde görülür.
    kızılçam Taksokutu
    ormanları altında incedir. Organik madde hızla ve oksidatif yoldan ayrışmaktadır. Son yıla ait ibre ve yaprak döküntüsü ise kuru bir Y tabakası halinde toprak üstünde yatmakta ve ham humusu andırmaktadır. Orman ağaç, flora ve hayvanî canlılar topluluğu. Orman; belirli yükseklikteki ve büyüklükteki ağaçlar, çalı, otsu bitkiler, mantarlar, mikroorganizmalar ve çeşitli hayvanlarla, toprağın birlikte meydana getirdiği, aynı zamanda topluma çeşitli faydalar sağlayan bir servettir. Kendisini meydana getiren bireylerin uzun yıllar karşılıklı etkileri sonucu yerleşmiş, biyolojik bir dengeye sahiptir. Bu denge ormanların sağlığı ve varlığı için şarttır. Bu denge olmadıkça, ormanların sağlığı ve var
    Sedir ormanları altında A h horizonu daha kalıncadır. T horizonu olarak tanımlanan horizon Sedir, çamgiller (Pinaceae) familyasından Cedrus cinsini oluşturan iğne yapraklı ağaç türlerine verilen ad.

    kil türünde parlak kırmızı renkli ve plastik nitelikte olmayıp Kil Islandığı zaman çeşitli şekiller alabilen, geçirimsiz yumuşak yağlı bir toprak. Yeryüzünde (havanın kayalara olan tesiriyle meydana gelen), yer kabuğunun az veya daha derin yerlerinde tabakalar halinde mineral yataklarında dağılmış kütleler halinde bulunur. Keza göl ve okyanusların dibinde, çöllerin altında ve nehir deltalarında rastlanır.


    Kil, yumuşak ve çok ince tanecikli (kumdan ince) bir materyaldir. Kil mineralindeki atomlar ya bir kafes veyahut bir zincir dizilişi şeklindedir
    kaolinitçe de zengindir. T horizonun rengi yükselti arttıkça parlak kırmızıdan kırmızı-kahverengiye dönüşmektedir. Bu olay iklimin serinlemesi ile ilgilidir.


    Bu makale, online kullanıcı topluluğu tarafından oluşturulan ve düzenlenen özgür ansiklopedi projesi Wikipedia'nın Türkçe versiyonu Vikipedi'deki Terra rosa maddesinden kopyalanmıştır. Bu makale, GNU Özgür Belgeleme Lisansı ilkeleri kapsamında özgürce kullanılabilir.
    DeĞeR VeRDiĞiN iNSaN SeNiN DeĞeRiNi BiLMiYoRSa;
    BıRaK KeNDi DeĞeRi iLe KaLSıN !!!!!!!!!!

  3. #3
    aZaT07 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    27.04.2009
    Mesajlar
    1.746
    Konular
    156
    Beğendikleri
    0
    Beğenileri
    6
    Tecrübe Puanı
    719
    @aZaT07

    Standart

    Bir başka açıdan toprak ve toprak tipleri:

    Farklı yapıdaki kayaçların önce fiziksel olarak parçalanması daha sonrada kimyasal
    olarak ayrışması ile oluşan ve kara yüzeyini farklı biçimde saran bitkilere besin
    sağlayan canlı bir ortam olarak belirtilen toprak örtüsü, ülkemizde görülen büyük
    iklim farklılıkları nedeniyle çok çeşitli tiplerde karşımıza çıkar. Genel olarak Türkiye'daki
    toprak tiplerini iklim ve bitki örtüsüne bağlı olarak ortaya çıkan zonal, litolojik
    jeomorfolojik yapıya bağlı olarak beliren intrazonal ve de horizonlaşma göstermeyen
    taşınmış azonal olmak üzere başlıca üç grupta ele alabiliriz. Bunlardan ülkemizde
    en fazla yayılış alanına sahip olanlar zonal topraklardır.
    Kimi yerde kalın, kimi yerde ince bir tabaka halinde yüzeyi kaplayan topraklarımız
    ülkemiz reliyef şartlarındaki olumsuzluk nedeniyle şiddetli olmak üzere erezyon
    tehlikesi ile karşı karşıyadır. Buna bağlı olarak arazinin verim değeri düşmekte, barajlarımızın
    dolması hızlanmakta dolayısıyla doğal denge bozulmaktadır. Erezyonunun
    önlenmesi için yapılan çalışmalar ülkemizde henüz yetersizdir, bunda başlıca
    neden reliyef koşullarıdır. Ancak alınacak bir dizi köklü tedbirler ile şiddetli olan
    bu hareket yer yer yavaşlatılabilir, kısmende ortadan kaldırılabilir.
    Ülkemizde tarım, hayvancılık ve ormancılık gibi ekonomik faaliyetler üzerinde etkili
    olan toprak örtüsü, anakayanın dış amiller etkisi altında zaman süresi içinde
    ufalanması neticesinde bulunduğu bio-klımatik ortamda gelişme göstererek meydana
    gelen kimyasal bir terkiptir. Bu bakımdan toprak örtüsünün tam olarak ortaya
    çıkmasında, diğer bir değişle toprak oluşumunda "Pedojenez" öncelikle bir taraftan
    onu meydana getiren kayanın tabiatı, yerleştiği zeminin eğimi ve iklim elemanları
    (sıcaklık, yağış) çok önemlidir. Ayrıca anakayanın parçalanması ile ufalanmış elemanların
    kimyasal ayrışması gereklidir. Bunun içinde bitki örtüsüne ihtiyaç vardır.
    Bu nedenle bitki örtüsünün fakir olduğu alanlarda toprak oluşumu çok geç ve zayıf
    olurken örtüsünün gür, sık olduğu yerlerde oluşum kuvvetli ve daha çabuktur.
    Ülkemiz coğrafi bölgelerinde yer alan topraklar birbirinden farklı özellikler gösteren
    tiplerde karşımıza çıkar. Ülkemizde farklı toprak tiplerinin ortaya çıkışında başlıca
    etken ise iklimdir.

    2. Toprak Tipleri
    Türkiye'de topraklar genel olarak zonal, azonal ve intrazonal topraklar olmak üzere
    üç ana grupta ele alınır. Zonal topraklar iklim ve bitki örtüsüne bağlı olarak zonlaşma
    gösterecek şekilde yayılırlar. İntrazonal topraklar anakaya yapısına jeomorfolojik
    şartlara ve drenaja bağlı olarak teşekkül ederler. Azonal topraklar ise horizonlaşma
    göstermeyen dış etkenler ile taşınmış alüvyon, kil ve moren depoları gibi dolgu
    maddelerinden meydana gelmiş topraklardır.

    2.1. Zonal Topraklar

    Zonal toprak tipleri ülkemizde en geniş bir yayılma alanına sahiptir. Anadolu yarımadasının
    kuzey, batı ve güneyinde diğer bir değişle Karadeniz, Ege, Akdeniz coğrafi
    bölgelerimizde oldukça belirgin bir şekilde karşımıza çıkarlar. Bu topraklar fazla
    yıkanmış suda eriyen kimyasal maddesi az, yer yer silisli potzalleşmiş yer yerde
    demir oksit ve aliminyum oksit bileşiklerinin fazla olduğu lateritik asit karakterlidir.
    Bu toprakların bir kısmı daha nemli olan kuzeydoğu ve güneybatı bölgelerimizde
    değişik özellikler gösterecek şekilde (Pedalfer) görülürken bir kısmıda az asit fakat
    kuvvetli alkalin şekilde (Podzol) yağışların daha az olduğu batı ve güney kesimlerde
    dikkati çekerler.
    Zonal topraklar ülkemizde kahverengi orman topraklar, kızıl kahverengi potzolik
    topraklar ve kızıl renkli Akdeniz "Terra Rossa" toprak tiplerinden oluşurlar.

    2.1.1. Kahverengi Orman TopraklarıKaradeniz bölgemizde, Trakya kuzey batısında Istrancalarda, İç Batı Anadolu eşiği
    üzerindeki dağlık yüksek alanlarda Güneydoğu Toroslar üzerinde dikkati çeken bu
    tip topraklar ormanlık alanlarda görülürler. Koyu renkli olup organik madde bakımından
    zengin olan bu topraklar asit reaksiyon gösterirler.

    2.1.2. Kızıl Kahverengi Podzolojik Topraklar
    Bu tip genelde orman örtüsü ile kaplı dağların yüksek kısımlarında karşımıza çıkar.
    Doğu Karadeniz dağlarında, Bolu dağlarının Aladağlar ile Alaçam dağlarında nemli
    soğuk ortamlarda sarıçam, ladin ve kayın ormanları altında yaygınlık gösterirler.
    Kuvvetli asit karakterli olan bu topraklar yıkanmış olduğundan besin maddeleri
    yönünden fakirdir.


    2.1.3. Kızıl Renkli Akdeniz "Terra-Rossa" TopraklarıKalker, marn, kil ve serpantinlerden oluşan kayaçlar üzerinde ve genelde güney
    Marmara bölümü, Ege, Akdeniz bölgelerinde yayılma gösteren Terra-Rossa Toprakları
    kil ve demiroksitler bakımından zengin topraklardır. Kayalık kalker arazi
    üzerinde yer yer dikkati çeken uvala ile polye tabanlarında görülen bu toprakların
    genelde Toros dağlarının 1000 m.'in üzerinde olan kesimlerinde organik maddelerin
    fazla yer tutması nedeniyle renkler çok daha koyu kırmızıdır. Bu topraklar yer
    yer verimli ziraat topraklarını meydana getirirler.
    Ülkemizde yaygın olan bu zonal toprak tipleri dışında ayrıca daha küçük alanlarda
    dikkati çeken zonal topraklar ile de karşılaşılır. Bunlar İç Anadolu ve Güneydoğu
    Anadolu bölgelerimizde dikkati çekerler. Bunların başlıcaları; Kireçsiz kahverengi
    topraklar, kırmızımsı kahverengi topraklar, çernozyom, sierozem, kahverengi step
    toprakları ve kestane renkli kırmızımsı topraklardır. Bu tip toprakların görüldükleri
    alanlarda yağışlar 300-600 mm. arasındadır. Bu topraklar organik madde bakımından
    fakirdir. Bu topraklar alkalen karakterli olup; renkleri koyu kahve ile sarımsı
    kahverengi arasındadır. Genelde kuru tarımın yoğun olarak yapıldığı ve toprakların
    Erzurum-Kars yaylalar sahasında derinlikleri 1m.'yi bulan ve alt horizonlarında
    yoğun kireç birikimi olanlar, çernozyumlar ise üzerinde boyları 1 m'yi geçen otlar
    ile hayvancılık ekonomisinin geliştiği alanlar olarak karşımıza çıkar.

    2.2. Azonal Topraklar

    Bu topraklar ülkemizde pek fazla geniş alanlar kaplamazlar. Toplam yözölçümde
    ancak % 10 kadar saha azonal toprak alanıdır. Vadi tabanları, delta sahaları ve hafif
    eğimli yamaçlarda çökelmiş depo dolgularından meydana gelen bu topraklarda horizonlaşma
    gözükmez.
    Ülkemizde bu toprakların görüldüğü başlıca yerler; Çarşamba, Bafra, Seyhan, Ceyhan,
    Asi, Göksu, Sakarya deltaları ile Küçük, Büyük Menderes ve Gediz, Bakırçay,
    vadi olukları Muş, Erba, Niksar, Erzurum ovalarıdır. Bu sahalarda yer alan toprakların
    fiziksel ve kimyasal özellikleri ise tamamen akarsuyun taşıdığı ana malzeme
    ile yakından ilgilidir. Bu topraklar genelde iyi drene olmuş verim kabiliyeti yüksek
    tarıma elverişli topraklardır. Bunun dışında dağların eteklerinde yamaçlar önlerinde
    üst seviyelerden taşınan malzemenin biriktiği koluviyal depolar, ince ve iri unsurların
    bir arada görüldüğü topraklar olarak dikkat çeker. Bu topraklarda yapı yamaç
    gerisindeki yüksek kütlenin özelliklerini taşır. Bu sahalarda yer alan topraklarda
    aşınmanın kuvveti dikey yönlü gelişmelerde önemli rol oynar, aşınmanın durduğu
    dönemlerde büyük ölçüde ince unsurların birikimi sağlanır. Bu toprakların
    bulunduğu alanlar ağaç tarımının yapıldığı alanlar ile ormanlık sahalar olarak karşımıza
    çıkar. Ayrıca ülkemizde daha dar alanlarda görülen başka azonal toprak tipleride
    vardır. Bunlar kolüvyol depolar halinde çökelmiş kıyı ve kara kumulllarına
    tekabül ederler, kıyılarda ve iç kesimlerde görülürler.



    2.3. İntrozonal Topraklar
    Ülkemizde oldukça sınırlı alanlarda ortaya çıkan bu topraklar genelde aşınmanın
    devamlı olduğu yüksek alanlar ile birikmenin fazla olduğu kesimlerde, yer yer kapalı
    havzalarda taban suyunun yüksek olduğu alanlarda yer yerde ana kayaya bağlı
    olarak görülürler.
    Ülkemiz yüzölçümünün % 2'sini kaplayan bu toprakların yüksek yamaçlar önünde
    uzananlar kumlu, çakıllı olarak filiş serileri ile volkanik sahalar üzerinde gelişme
    gösterirler. Toros dağlarının eteklerinde İç Anadolu bölgesinde (Karacadağ, Ürgüp,
    Nevşehir) göller yöresinde (Gölcük) İzmir-Foça çevresinde belirgin bir şekilde karşımıza
    çıkan topraklarda Kum oranı çok yüksektir. Anakayaya bağlı olarak gelişenleri
    ise rendzina "kalker" ve grumusol "kil marn" toprakları olarak belirlenirler.
    Rendzina toprakları ülkemizde yumuşak kireç taşının yaygın olduğu alanlarda görülür.
    İç Anadolu, Ege ve Doğu Anadolu bölgelerinde en fazla dikkati çeken bu topraklar
    genellikle tahıl üretimi için çok elverişlidir.
    Grumusol topraklar ise killi, kireçli, marnlı depolara bağlı olarak gelişme gösterirler.
    Türkiye'de dikkati çektikleri alanlar ise Trakya'da Ergene havzası Güney Marmara
    bölümünde Bursa-Karacabey arası, Muş ovası ve Konya havzasının bazı kesimleridir.
    Kil oranının yüksek olduğu bu topraklar aynı zamanda koyu renkli ağır
    bünyelidir. Yaz döneminde kuruduklarında bu topraklarda yer 2-3 cm. genişliğinde
    ve 50-75 cm. derinliğinde çatlaklar meydana gelir. Organik madde bakımından
    zengin olan grumusol topraklar tarımsal faaliyetler için elverişlidir.
    Bunun dışında ülkemizdeki diğer intrazonal topraklar ise kurak iklim şartları ile kapalı
    drenaj sisteminin bulunduğu yerlerde ve anakayada tuz oranının fazla olduğu
    kesimlerde gelişme gösterirler. Bu tip topraklar içinde en fazla yer kaplayan ve dikkati
    çekenler solonçak "Tuzlu Toprak" lardır. İç Anadoluda Konya havzasında Akgöl,
    Çumura çevrelerinde, Erzurum ovasının merkezi kesimde Küçük ve Büyük
    Menderes deltalarının denize yakın olan bölümlerinde görülürler. Bu sahalarda
    topraklarda taban suyundaki sülfat ve klorür tuzlarının kapilerite ile yüzeye çıkması
    sonucunda yer yer beyaz renkli lekeler görülür. Ayrıca toprak yüzeyinde şişmeden
    dolayı ortaya çıkan kabarıklıklarda dikkati çeker. Diğer İntrazonal topraklar
    içinde dar sahalarda görülenler ise bileşimlerinde genelde sodyum ve karbonatların
    hakim olduğu alkali topraklar çorak "Tuzlu-Alkalı" topraklar tabansuyu seviyesinin
    yüksek olduğu hidromorfik topraklar yüksek dağlık alanlarda orman sınırının
    üzerindeki dağ çayırları ve göl kenarlarında görülen turbabalık topraklar olmak
    üzere belirlenir.

    3. Toprak Erezyonu
    Günümüzde ülkemizdeki toprakları çok yakından ilgilendiren en önemli konu
    erezyondur. Bu bakımdan Türkiye dünya ülkeleri içinde erezyonun en fazla görüldüğü
    memleketlerden birisidir. Ülkemiz topraklarının yarısına, yakın bölümü erez-
    yon ile karşı karşıyadır. Toprakların aşınıp süpürülmesi anlamına gelen erezyon
    olayında en önemli etken ülkemizin arızalı ve eğim değerleri çok yüksek bir jeomorfolojik
    yapıya sahip olmasıdır. Eğimli alanlarda çok hızlı hareket eden sel suları önce
    doğal bitki örtüsünü daha sonrada zaten ince olan toprak tabakasını da kolaylıkla
    tahrip eder. Aşağı seviyelerde gelişi güzel bir şekilde biriken bu maddeler akarsular
    vasıtası ile de denizlere taşınır ki ülkemizde her yıl bu şekilde kaybolan toprağın
    miktarı 400 milyon ton civarındadır.
    Ayrıca az yağışlı ve kurak devreleri uzun olan İç ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizde
    görülen şiddetli rüzgarlarda toprağın süpürülmesine erezyona uğramasına
    neden olur. Bu bakımdan ülkemizde erezyonu oluşturan nedenleri reliyef şartları,
    yanlış arazi kullanımı, doğal bitki örtüsünün bilinçsizce tahribi, iklim, anakayanın
    yapısı olarak özetliyebiliriz.
    İşte bu nedenler neticesinde ortaya çıkan erezyon ülkemiz arazilerinde verimin
    düşmesine, barajlarımızın siltasyon ile kısa süre içinde dolmasına, topobiyo-klımatik
    ortamın bozulmasına neden olur.
    Bütün bunların dışında erezyonun ülkemizde bu derecede şiddetlenmesinin bir
    başka nedeninin son yıllarda görülen nüfus artış hızındaki fazlalık olduğunuda belirtemiz
    gerekir. Gerçekten ülkemiz topraklarımız üzerindeki erezyon nüfus artışı
    ile doğru orantılı olarak artmıştır. Nüfusun artması ile yeni tarım alanları ile mera
    sahaları için özellikle ormanlardan, eğimli sahalardan çevirmeler yapılarak yamaçlar
    kullanıma açılmış ve böylecede erezyon hızlandırılmıştır. Diğer taraftan artan
    nüfus için yeni yerleşim alanlarına ihtiyaç duyulması beraberinde çarpık bir yerleşim
    biçimini (gece kondu) getirmiş doğanın dengesi bozulmuştur. Topraklarımızı
    tehdit eden bu büyük tehlikelerden kurtulmak için öncelikle toprak arazi kabiliyet
    sınıflarının tesbit edilmesi ve kullanım biçiminin ona göre yeniden düzenlenmesi
    gereklidir. Sulamanın mümkün olamayacağı kesinleşmiş araziler mutlak olarak
    mera haline getirilmeli aşırı otlatma ordan kaldırılmalıdır. Bunun dışında köylünün
    tarım arazilerini kullanma şekilleri modern metotlar ve erezyonun zararları ehliyetli
    kişilerce kırsal kesimde yaşayanlara anlatılmalıdır. Ayrıca ağaçlandırma çalışmalarına
    kamu ve özel kuruluşlarca büyük destekler verilmelidir.
    Özet
    Bitkilerin büyük çoğunluğu için gerekli olan toprak örtüsü ülkemizde farklı tipler gösterecek
    şekilde karşımıza çıkar. Bunun başlıca nedeni kaya tabiatı, reliyef ve iklim özellikleridir. Ülkemizde
    yerküre üzerinde görülen başlıca toprak tiplerinin hemen hepsi mevcuttur. Türkiye'de
    zonal toprak tipleri alan bakımından en geniş sahayı kaplar. Zonal toprak tiplerinden
    pedalferler daha nemli olan kıyı bölgelerimizde dikkat çekerken pedolkerler ise klimatik bakımdan
    daha kurak alanlarda görülürler. Toprak örtüsünün oluşumu ve bu örtünün kalınlığı
    inceliği diğer bir değişle horizonlaşma pedojenez şartlarına ve süresine bağlıdır.
    Konu aZaT07 tarafından (07.10.2009 Saat 20:55 ) değiştirilmiştir.
    DeĞeR VeRDiĞiN iNSaN SeNiN DeĞeRiNi BiLMiYoRSa;
    BıRaK KeNDi DeĞeRi iLe KaLSıN !!!!!!!!!!

Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajinizi Degistirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Giriş