EĞLENCELİ AZERİCE Aşağıdaki yazı 6 yıl kadar önce bir şirkette çalışmak içinAzerbaycan'a giden bir bayana ait... Karşılıklı görüşmeler için Bakü'ye gittik. Havaalanındadakika bir, gol bir, hatamı yaptım. Üniformalı birini göstererek,Azerice'de benden daha tecrübeli bir arkadaşıma "Bu adam subay mı?"

Bu konu 993 kez görüntülendi 0 yorum aldı ...
eylenceli azerice 993 Reviews

    Konuyu değerlendir: eylenceli azerice

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 993 kez incelendi.

  1. #1
    Emine - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    14.08.2008
    Mesajlar
    20.317
    Konular
    10706
    Beğendikleri
    10
    Beğenileri
    141
    Tecrübe Puanı
    100
    @Emine

    Standart eylenceli azerice

    EĞLENCELİ AZERİCE

    Aşağıdaki yazı 6 yıl kadar önce bir şirkette çalışmak
    içinAzerbaycan'a giden bir bayana ait...


    Karşılıklı görüşmeler için Bakü'ye gittik.
    Havaalanındadakika bir, gol bir, hatamı yaptım.
    Üniformalı birini göstererek,Azerice'de benden daha
    tecrübeli bir arkadaşıma "Bu adam subay mı?"
    diyesordum. Arkadaş: "Sus, adamı peşimize mi
    takacaksın, burada subay bekardemek" dedi.


    Bizi karşılayan Azeri arkadaş, arabaya binerken
    kendisinindalda (arkada) gideceğini benim de kabağa
    (öne) oturmamı söyledi. Otelinönüne gelince şoför;
    "Abla sen burada düş, ben arabayı saklayıp gelirim"
    dedi.
    Yani ben ineceğim, o da park edip gelecek.


    Sonra düşmenin inmek yerine her yerde
    kullanıldığını"merdiveni boş ver, gel asansörle
    düşelim" dediklerinde daha iyi kavradım.Ama bunu
    bilmeyen arkadaşlarımız Azerbaycan Havayolları ile
    yaptıkları biruçuş sonunda, Bakü'ye beş dakika içinde
    düşecekleri anonsu ile hayatlarınıfilm şeridi gibi
    bir-iki saniye izleme
    fırsatını bulmuşlar.


    Bir diğerimiz de Bakü'ye telefon edip montaj
    ekibimizinvarıp varmadığını öğrenmek istemiş,
    telefondaki Azeri: "Uçak Bakü üzerindefırlandı,
    fırlandı, Sumqayit'e düştü"
    demesiyle feryat figan ortalığı birbirine katmıştı.
    Anladık ki uçakBakü'ye inememiş, bir iki tur atıp,
    başka bir şehre inmiş.


    Azeriler çok misafirperver. Herhangi bir ikramı
    reddetmekçok ayıp. Sizi ağırlamak için paralanıyorlar.
    Altı saat boyunca yemekyenilebiliyor. Bizi o donemin
    gözde bir lokantasına götürdüler. AdiGülistan. Ordan
    burdan konuşulurken, çok değerli bir
    şairlerinin başka bir ülkede rahmetli olduğunu ve
    sümüklerini Bakü'yegetirmeye çalıştıklarını
    söylediler. Biz yine anlamsız anlamsız bakınca,sümüğün
    kemik anlamına geldiği ve Türkçe sümüğün karşılığının
    da "burunsuyu" olduğu anlaşıldı. Sonra bana sümüklü et
    (pirzola) sipariş edildi. Şuanda Bakü'deki Migros yani
    RAM Store'un camlarında "sümüklü et şu kadar,sümüksüz
    et bu kadar" ilanlarını görmek mümkün.

    Bu arada garson yanımıza yaklaştı ve yan masadaki
    adamların arkadaşımızıSefer Bey'e okşattıklarını
    söyledi. Tabii okşanmaya maruz kalmış arkadaşda kolay
    kolay okşanacak bir tip değil. Bıyıklı ve iri cüsseli
    olanarkadaşımız acaip bozulup, "kim
    okşatmış beni, bu da ne demek" şeklinde horozlandı.
    Okşatmanın benzetmekolduğunu zar zor anlayarak
    rahatladık.

    Rus kızların dansları ve "Ada Vapuru Yandan
    Çarklı"şarkısı eşliğinde yemeğimizi
    bitirdik. Ertesi gün seherde bizi otelin kabağından
    aparacaklarınısöylediler. Yani
    sabah, otelin onunden alınacaktık. Sezen Aksu, İbrahim
    Tatlıses acaiprağbet
    görüyordu. Bir de o zamanlar Cuma akşamları TRT'de
    yayınlanan "Bir BaşkaGece"
    programı çok seviliyordu. Hatta Cuma gecelerine denk
    gelen düğünlere "BirBaşka Gece" programı süresince ara
    veriliyor, düğün ahalisi TV salonunageçerek hep
    birlikte programı seyrediyordu. Sonra düğüne bırakılan
    yerdendevam ediliyordu.


    Daha da enteresanı önemli bir iş toplantısının
    ortasında üst-makamınofisinin (genelde her ofiste
    irice bir TV var) kapısı tık tık
    çalınıyor,departmandaki sekreterler
    sessizce kenara diziliyor ve sabah saatlerinde verilen
    Brezilya dizisi hepbirlikte seyrediliyordu. Tabii
    bizim toplantı devam ediyordu etmesine, amaAzeri
    yöneticisinin gözleri de sık sık televizyona
    kayıyordu.


    En zevklisi Azerbaycan-Türkiye futbol maçını Azeri
    televizyonundan,
    Azeri spikerin anlatımıyla seyretmek: "Türk Milli
    Yıgma Komandoları".Türkiye Milli Takımı anlamında.
    "Türk kapıcisı (kaleci) topu gapıaralığından depti,
    yirmibirinci
    dakka olmasına rağmen maç heç heç (0-0) devam etmekte"
    gibi sevimlicümlelere rastlıyorsunuz. Ya da bir
    Amerikan filmini Azeri dublaj ileseyretme şansını
    yakaladıysanız Robert Redford'un "men
    yahşiyem,istemirem. Sen nicesin?" şeklinde konuşmasına
    gülmekten kırılıyorsunuz.(Bu arada Arap ülkelerinden
    birinde iş için bulunan arkadaşım bir filmde:R.
    Hudson'a barmenin ne içeceğini sorduğunu ve onun da
    elhamdüllahoruçluyum dediğini söyledi. İnanamadım,
    yazmış da olabilir).


    Bu arada bizler de onları Türkiye'ye davet ettik.
    Hatta bir yöneticinineşi rahatsızlandı ve doktora
    götürmek görevi bana düştü. AmerikanHastanesi'nden
    randevu aldık. Kadın; "oynaklarım, sümüklerim,
    kıçımağrıyor, derman yuttum geçmedi" dedi. Doktorda
    Hakan Şükür bakışlarıoluştu. Yani "eklemleri,
    kemikleri ve bacakları ağrıyor ve ilaç almasınarağmen
    geçmiyor" dedim. Neyse tahliller filan, derman
    bulundu...


    Konu Bilgileri       Kaynak: www.azeribalasi.com

          Konu: eylenceli azerice

          Kategori: Komik Yazılar Ve Fıkralar

          Konuyu Baslatan: Emine

          Cevaplar: 0

          Görüntüleme: 993


Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajinizi Degistirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Giriş