Kullanıcı Tag Listesi

”Aynı emperyalist devletler aynı derecede şiddetle Türk'ün de Arap'ın da Irak'ın da Anadolu'nun da Suriye'nin de düşmanlarıdır”¦” (Hâkimiyeti Milliye, 23 Temmuz 1920). AKP iktidarı başından beri Suriye politikasını yanlışlar üzerine kurdu. Yeni Osmanlıcılık kaynaklı ham hayallerle, ”Şam'da namaz kılmak” parolasıyla yola çıktılar, Suriye'de ABD ve Rusya arasında sıkışıp kaldılar. Olan Türkiye'ye oldu. İdlib'den yüreğimizi yakan şehit haberleri gelmeye başladı. Türkiye'yi

Bu konu 146 kez görüntülendi 2 yorum aldı ...
Atatürk’ün Mazlum Milletler Cephesi ve Suriye politikası - Sinan MEYDAN 146 Reviews

    Konuyu değerlendir: Atatürk’ün Mazlum Milletler Cephesi ve Suriye politikası - Sinan MEYDAN

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 146 kez incelendi.

  1. #1
    Türk Milliyetçisi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20.05.11
    Mesajlar
    3.143
    Beğendikleri
    3
    Beğenileri
    223
    Bahsedildi
    0 Mesaj
    Etiketlenmiş
    0 Konu
    Tecrübe Puanı
    648
    @Türk Milliyetçisi

    Standart Atatürk’ün Mazlum Milletler Cephesi ve Suriye politikası - Sinan MEYDAN

    ”Aynı emperyalist devletler aynı derecede şiddetle Türk'ün de Arap'ın da Irak'ın da Anadolu'nun da Suriye'nin de düşmanlarıdır”¦” (Hâkimiyeti Milliye, 23 Temmuz 1920).

    AKP iktidarı başından beri Suriye politikasını yanlışlar üzerine kurdu. Yeni Osmanlıcılık kaynaklı ham hayallerle, ”Şam'da namaz kılmak” parolasıyla yola çıktılar, Suriye'de ABD ve Rusya arasında sıkışıp kaldılar. Olan Türkiye'ye oldu. İdlib'den yüreğimizi yakan şehit haberleri gelmeye başladı.
    Türkiye'yi yönetenler keşke biraz yakın tarih bilselerdi! Keşke Atatürk'ün mazlum milletler cephesinden ve Suriye politikasından biraz haberdar olsalardı. Ama maalesef onlar Atatürk'le değil, Abdülhamit'le vatan kurtaracaklarını sanıyorlar.
    MAZLUM MİLLETLER CEPHESİ
    Atatürk, Milli Mücadele'de emperyalist Batı'yı ”zulüm dünyası”, onun sömürdüğü Doğu'yu ise ”mazlumlar dünyası” diye adlandırdı. (1).
    Atatürk, Milli Mücadele'de İngiltere, Fransa, İtalya ve onların taşeronu durumundaki Yunanistan'dan oluşan ”emperyalist cephenin” karşısına Afganistan, Hindistan, İran, Irak, Suriye, Mısır ve Sovyet Rusya gibi ülkelerden oluşan ”mazlum milletler cephesiyle” çıktı. Savaş yorgunu, yoksul, orduları dağıtılmış, silahları elinden alınmış, Amerikan veya İngiliz mandası arasında bocalayan bir ülkeyi emperyalist işgalden kurtarmak için en akıllıca ve en gerçekçi yol, ezilen, sömürülen mazlum milletlerden bir ”dayanışma cephesi” yaratmaktı. Atatürk işte bunu başardı.
    Atatürk, 23 Temmuz 1919'da toplanan Erzurum Kongresi açış konuşmasında Mısır'da, Hindistan'da, Afganistan'da, Suriye'de, Irak'ta ve Sovyet Rusya'da emperyalizme karşı ”bağımsızlık hareketleri” başladığını anlatarak Türklerin de ”bağımsızlık mücadelesine” başlamasının tam zamanı olduğunu belirtti. (2)
    Bu konuşma, mazlum milletler cephesinin ilk işaretiydi.
    Atatürk'ün Milli Mücadele'deki temel stratejisi, bir taraftan karşısındaki emperyalist cepheyi zayıflatmak, diğer taraftan bir mazlum milletler cephesi kurup onu güçlendirmekti.


    Altı çizili satırların tercümesi şöyle: ”Aynı emperyalist devletler aynı derecede şiddetle Türk'ün de Arap'ın da Irak'ın da Anadolu'nun da Suriye'nin de düşmanlarıdır. Irak'ta İngilizler bütün zulümleriyle Irak Araplarını ezmeye çalışıyorlar. Anadolu hakkında aynı zalimin takip ettiği siyaset aynı şeydir. Fransızlar ise Suriye'de aynı siyasetin tatbiki için uğraşıyorlar. Şu halde Anadolu'nun, Irak'ın, Suriye'nin hayati menfaatleri de pek sıkı bir tarzda birleşmiş bulunuyor. Demek oluyor ki, Türklerle Iraklılar ve Suriyeliler arasında sıkı bir dostluk ve uyum siyaseti gerekir. (”¦) Biz pekiyi biliyoruz ki Adana'dan düşmanın uzaklaştırılması ve bir daha oraya basmaması Suriye'nin yardımıyla mümkün olduğu gibi, Suriyeliler de takdir ediyorlar ki, Beyrut ve Şam'ın en sağlam savunmaları Adana'dadır. (”¦) Bundan sonrası için kuvvetle ümit edebiliriz ki, Anadolulularla Suriyeliler hakiki menfaatlerinin nerede olduğunu hakkıyla anlayacakları için müşterek düşmanlara karşı el ele aynı azim ve gayretle çalışacaklardır.” (”Suriye'de Fransızlar”, Hakimiyeti Milliye, 23 Temmuz 1920, s.2)
    Mazlum Milletler Cephesinin Kuruluşu

    1920'den itibaren ”emperyalist cepheye karşı” anlaşmalara dayalı bir ”mazlum milletler cephesi” kuruldu.
    - 21 Şubat 1921'de İran-Sovyetler Birliği antlaşması imzalandı.
    - 1 Mart 1921'de Türkiye (TBMM)-Afganistan antlaşması imzalandı.
    - 16 Mart 1921'de Türkiye-Sovyetler Birliği antlaşması imzalandı.
    - 13 Ekim 1921'de Türkiye-Kafkas Cumhuriyetleri antlaşması imzalandı.
    - 20 Ekim 1921'de İran-Afganistan antlaşması imzalandı.
    1 Mart 1921 tarihli Türk-Afgan Antlaşması tüm mazlum milletlerin uyanışı yolundaki ilk resmi manifestoydu. Antlaşmada ”Doğu dünyasının uyanışının ve kurtuluşunun başlangıcının sevinçle görüldüğü” belirtiliyordu. Antlaşmanın 2. Maddesi'nde aynen şöyle deniliyordu: ”Taraflar, tüm Doğu uluslarının kurtuluş, bütünüyle özgürlük ve bağımsızlık hakkına sahip olduklarını ve bunlardan her ulusun istediği herhangi bir rejim ve hükümet biçimiyle kendisini yönetmekle özgür olduğunu açıklar; Buhara ve Hive devletlerinin bağımsızlığını tanırlar.” Böylece sömürge çağında bir antlaşmada, ezilen sömürülen milletlerin ”özgürlük” ve ”bağımsızlık” hakkına sahip oldukları belirtildi. Wilson İlkeleri'nin o sözde kalan ”özgürlük” ve ”bağımsızlık” vaadine karşı Türk-Afgan Antlaşması gerçekten ”özgürlük” ve ”bağımsızlık” vaat ediyordu. Böylece Afganistan TBMM'yi tanıyan ilk devlet oldu. İki ülke arasında karşılıklı elçilikler açıldı. (3)
    10 Haziran 1921'de Ankara'da Afgan Elçiliği'ne bayrak çekme töreninde konuşan Atatürk, emperyalizme karşı bir ”mazlum milletler cephesi” kurulduğunu şöyle ifade etti: ”İslam âleminin istediği şey bağımsızlıktan ibarettir. Yoksa İslam âleminin bir araya gelerek başkalarını mahvetmek gibi (Panislamizm) bir görüşü yoktur. Her İslam hükümetinin Afganistan gibi bağımsız ve hür olduğunu görmekle iftihar edeceğiz. Doğu âleminde baskı altında olan insanlar için Türkiye, Afganistan ve Rusya Şuralar Cumhuriyeti ittifakı memnuniyet vermektedir.” (4).
    Atatürk, 1 Mart 1922'de meclisin üçüncü toplanma yılını açarken yaptığı konuşmada emperyalist cepheye karşı antlaşmalarla kurulan ”mazlum milletler cephesini” şöyle özetledi:
    1 - Rus Şuralar Cumhuriyeti ile mevcut ilişkilerimiz ve bağlarımız devam etmiştir. Rusya ile 16 Mart'ta Moskova'da dostluk antlaşması yaptık.
    2 - Azerbaycan, Gürcistan, Ermenistan Sovyet Cumhuriyetleriyle Moskova Antlaşması esaslarına uygun olarak 13 Ekim'de Kars Antlaşması'nı yaptık.
    3 - Ukrayna Sosyalist Cumhuriyeti ile 2 Ocak'ta Ankara'da yine Moskova Antlaşması esaslarıyla bir antlaşma yaptık.
    4 - Azerbaycan Sovyet Cumhuriyeti'nin temsilcisi İbrahim Abilof ise geçen yazdan beri Ankara'da aramızdadır.
    5 - Buhara Halk Sovyet Cumhuriyeti de Ankara'ya haberciler göndererek dostluk bağlarının güçlendirilmesini istemiştir.
    6 - Afganistan İslam hükümetiyle 1 Mart'ta Moskova'da antlaşma yaptık. Karşılıklı elçilikler açıldı.
    7 - İran İslam hükümetiyle de yerleşmiş durumdaki iyi komşuluk ilişkilerini geliştirmek öncelikli amaçlarımızdan biridir. (5).
    Bu antlaşmalar dışında Atatürk, 1920'den itibaren Mısır, İran, Hindistan, Irak ve Suriye'deki bağımsızlık hareketlerini destekledi. Buna karşılık oralardaki, antiemperyalist hareketler de Atatürk'ün önderliğindeki Milli Mücadele'yi desteklediler. Örneğin Muhammed Ali'nin liderliğindeki Hindistan Müslümanları aralarında para toplayıp Atatürk'e gönderdiler. Gandi'nin liderliğindeki Hindular, Atatürk'ün önderliğindeki milli harekete her türlü desteği verdiler; mitingler düzenlediler, genel grev yaptılar, iş bıraktılar, hatta Atatürk'e destek verdikleri için hapis bile yattılar. Mısırlılar cadde ve sokaklarda İngilizlere karşı Atatürk fotoğraflarıyla yürüdüler. Onlar da aralarında para toplayıp Milli Mücadele'ye destek oldular. Sovyet Ruslar ve onların etkisindeki Azerbaycan ve Buhara cumhuriyetleri de en zor zamanda Milli Mücadele'ye maddi, manevi destek verdiler. (6).
    Atatürk'ün Suriye Politikası

    Dünya Savaşı'nın sonunda, Kasım 1918'de İngilizler Suriye'yi işgal ettiler. Mart 1920'de Şam'da toplanan Suriye Kongresi'nde Emir Faysal Suriye kralı ilan edildi. Fakat Nisan 1920'de San Remo Konferansı'nda Filistin İngiliz, Suriye ve Lübnan Fransız mandasına verildi. Bunun üzerine Fransızlar Suriye Kralı Emir Faysal'ı görevden aldılar. Fransa, Suriye'de bir askeri yönetim kurdu. Ancak Suriyeliler, Fransız mandasını kabul etmeyerek 1920'den itibaren Fransa'ya karşı ayaklandılar. Suriye İstiklal Komitesi'ni kurdular. Fransızlara karşı mitingler ve gösteriler yaptılar. Halep civarında millici Suriyelilerle Fransızlar arasında kanlı çarpışmalar oldu. (7)
    İngiliz belgelerine göre Atatürk, Milli Mücadele'de Suriye-Filisin Kuvayı Osmaniye Heyeti, İstikbal Cemiyeti ve Yakındoğu Kurtuluş Cemiyeti ile doğrudan iletişim halindeydi. 15 Şubat 1920'de Suriye-Filistin Kuvayı Osmaniye Heyeti'ne gönderdiği gizli telgrafta Arapların, Türkiye'nin güneyini işgal eden Fransızlara saldırmalarını istedi. Ayrıca Suriyelileri Fransızlara karşı ayaklandırmak için Halep ve Şam'a iki subay gönderdi. 9 Ekim 1919'da Suriye halkına bir beyanname yayınlayarak Suriyeli Müslümanları, işgalci Fransa'ya karşı mücadeleye çağırdı. İngiliz belgelerine göre Atatürk, Suriyeli direnişçilere Alman yapımı silah ve cephane yardımında bile bulundu. (8).
    İngiliz belgelerine göre 16 Haziran 1919'da Kerkük Mutasarrıfı Esat Bey'in himayesinde Atatürk ile Emir Faysal arasında bir anlaşma yapıldı. 11 maddelik antlaşmanın Fransızca kopyası İngiliz arşivindedir. Bu antlaşmaya göre Suriye ve Türkiye, diğer Arap-İslam ülkelerini da yanlarına alarak emperyalizme karşı birlikte hareket edecekti. (9).
    Atatürk, 24 Nisan 1920 tarihli meclis konuşmasında Emir Faysal'ın özel delegelerinin kendisiyle görüştüğünü, ancak kendisinin İngiliz, Fransız etkisindeki Emir Faysal'ı ”samimi görmediğini”, bu nedenle kendisine yapılan ”siyasi başvuruya siyasi cevap vermekle” yetindiğini belirtti. Atatürk, ayrıca birlikten kuvvet doğacağını, bunun için bütün İslam dünyasının birlikte hareket etmesini istediklerini belirterek şöyle dedi: ”Biz kendi sınırlarımız dâhilinde bağımsız olduğumuz gibi Suriyeliler de sınırı dahlinde bağımsız olabilirler. Bizimle anlaşmanın veya ittifakın üstünde bir şekille, bir federatif yahut konfederatif şekillerden birisiyle irtibat kurabiliriz.” (10).
    Atatürk, 9 Mayıs 1920 tarihli meclis gizli oturumunda da Emir Faysal'ın kendilerine bir antlaşma metni gönderdiğini ancak kendisinin bu metni imzalamadığını belirtti. (11). Atatürk, İngiliz, Fransız yanlısı bir siyaset izleyen Emir Faysal'la bir antlaşma yapmayı doğru bulmamıştı. (12).
    Sözün özü şu ki, Milli Mücadele'de ”bağımsız Türkiye” için savaşan Atatürk, tüm ezilen sömürülen mazlum milletlerin, dolayısıyla Suriye'nin de bağımsız olmasını istiyordu.
    Son olarak 23 Temmuz 1920 tarihli Hâkimiyeti Milliye gazetesindeki bir yazıyla bitirelim: ”Aynı emperyalist devletler aynı derecede şiddetle Türk'ün de Arap'ın da Irak'ın da Anadolu'nun da Suriye'nin de düşmanlarıdır. Irak'ta İngilizler bütün zulümleriyle Irak Araplarını ezmeye çalışıyorlar. Anadolu hakkında aynı zalimin takip ettiği siyaset aynı şeydir. Fransızlar ise Suriye'de aynı siyasetin tatbiki için uğraşıyorlar. Şu halde Anadolu'nun, Irak'ın, Suriye'nin hayati menfaatleri de pek sıkı bir tarzda birleşmiş bulunuyor. (”¦) Bundan sonrası için kuvvetle ümit edebiliriz ki, Anadolulularla Suriyeliler hakiki menfaatlerinin nerede olduğunu hakkıyla anlayacakları için müşterek düşmanlara karşı el ele aynı azim ve gayretle çalışacaklardır.” (13).
    1920'de kaleme alınan bu satırlar, yüz yıl sonra bugün, 2020'de hâlâ geçerlidir. Emperyalizm var oldukça da geçerli olmaya devam edecektir.
    KAYNAKLAR
    DİPNOTLAR:


    1- Atatürk'ün Bütün Eserleri, C. 12, s. 50.
    2- Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk, Belgeler, C.III, Ankara, 1999, s.1256-1258.
    3- Sinan Meydan, 1923, Kuruluş Ayarlarına Dönmek, İstanbul, 2017, s. 66-78.
    4- Atatürk'ün Bütün Eserleri, C. 11, s. 200.
    5- Atatürk'ün Bütün Eserleri, C. 12, s. 285, 286.
    6- Meydan, s. 61-81.
    7- Hadiye Yılmaz, Kurtuluş Savaşımız ve Asya-Afrika'nın Uyanışı, İstanbul, 2007, s. 20, 62 vd.
    8- Metin Hülagü, İslam Birliği ve Mustafa Kemal, İstanbul, 2008, s. 68-72.
    9- Yılmaz, s. 75, 76.
    10- Atatürk'ün Bütün Eserleri, C. 8, s. 78-81.
    11- Atatürk'ün Bütün Eserleri, C.8, s. 197.
    12- Yılmaz, s. 78.
    13- Hâkimiyet-i Milliye, 23 Temmuz 1920.


    Konu Bilgileri       Kaynak: www.azeribalasi.com

          Konu: Atatürk’ün Mazlum Milletler Cephesi ve Suriye politikası - Sinan MEYDAN

          Kategori: Makaleler,Köşe Yazıları

          Konuyu Baslatan: Türk Milliyetçisi

          Cevaplar: 2

          Görüntüleme: 146

    Turkuaz&Tr. (03.03.20) Beğenenler







  2. #2
    Turkuaz&Tr. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    08.10.10
    Yaş
    60
    Mesajlar
    693
    Beğendikleri
    24
    Beğenileri
    41
    Bahsedildi
    2 Mesaj
    Etiketlenmiş
    0 Konu
    Tecrübe Puanı
    822
    @Turkuaz&Tr.

    Standart Cevap: Atatürk’ün Mazlum Milletler Cephesi ve Suriye politikası - Sinan MEYDAN

    Tarihini bilmeyen Milletler önce kurumsal şahsiyetlerini, sonra, Milli kimliklerini yitirirler. Ve daha sonra da; asimilasyona uğradığı Milletin ferdleri olurlar. !!!
    Ya sonra ne olurlar?
    ''Piç'' olurlar.
    Biz KurtuluÅŸ savaÅŸımızı ''Piç'' olmamak için verdik ve kurumsal Türk ÅŸahsiyet kimliğimizi kanlarımızla bu topraklara yazdık. Tıpkı devamımız Azerbaycanda olduğu gibi.
    Kıbrısta yazdık. Hemde Kıbrıs Türklerinin bir avuç neferi ile iÅŸe baÅŸladık. Direndik ve kazandık. Kime karÅŸı? Enosis denilen Yunan halkından soyut ırkçı, dinci terörist siyasilerine karÅŸı.
    Bizim bu destanı idlib denilen kasabada değil, siyasi Hoybuncu-TaÅŸnak Sutyuncu zülmünde bulunan Karabağda, iran bir avuç Fars dincisinin Güney Azerbaycandaki zülmüne karÅŸı vermemiz gerekiyor.
    Tabi aslolan Anadolu.
    iÅŸte size Ermenilerle ittifak içinde olan Türk Milliyetçisi, Türk Dindarları, islam dininin tek savunucuları maskesini takmıÅŸ olan Siyonist+Ermenninin Hay kasaplarının temel aldıkları doktriden iki madde.
    iyi okuyun ve akledin.

    DOKTRiN DiYOR Ki;

    ''Dünyanın hangi Coğrafyasında olursanız olun, bulunduğunuz Coğrafyadaki Milletin MiLLi KiMLiĞiNE bürünecek, o Millet mensuplarından kat ve kat daha fazla (Gerçek Vatanperper Milliyetçiliği tenzih ederek, diye yazman dahi delildir'' ''MiLLiYET&çi'' olacak, onların baÅŸına geçeceksiniz.'' Yani sen o Millet içinde esamen okunmayacak kadar az da olsan, DiN VE MiLLiYETçiLiK adı altında o Milleti yönetecek duruma gelecek, o Milletin iflahını keseceksin.
    Yetmedi !!
    Ola ki yarattığın Milliyetçi dalgalar etkisiz kalır prensibi ile hareket ederek, o Milletin Din'i alanına sirayet edecek, yavaÅŸ yavaÅŸ tepeye tırmanacak, O Milleti Dinende yöneteceksin ki, O Milletin Anasını belleyip, tüm zenginliklerini yağma ve talan edesin, Kültürünün ırzına geçesin...!''

    Dünya Devletleri kendilerini ifade ederken Kültürlerini, teknolojisini, ekonomisini, Askeri gücünü, dünyaya enjekte ederken, sahte ''Milliyetçi ve Din Bezirgenları'' sultası altında olan Milletler köle olmaktadır.

    Tıpkı Türkiyede ve Azerbaycanda yapılan operasyonlar ve dahi Kıbrastakiler gibi....

    çü-ZüM: Ne ABD'ye, ne AB'ye, ne Rusya'ya ne de çin'e teslim olmadan Türk Birliğinin tez elden kurulmasıdır.
    Aksi 100 yıl sonra esamemiz dahi okunmayacaktır.
    Azeribalasi (04.03.20) Beğenenler
    AZERBAYCAN BAYRAĞINDA MAVİ; TÜRKLÜK, BAĞIMSIZLIK VE GÖĞ'Ü İFADE EDER. MAVİ ÖZGÜRLÜK, MAVİ SONSUZLUKTUR.



    ''UYUYAN MİLLETLER YA ÖLÜR,
    YA DA KÖLE OLARAK UYANIR''

    Gazi Mustafa KEMAL

  3. #3
    Turkuaz&Tr. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    08.10.10
    Yaş
    60
    Mesajlar
    693
    Beğendikleri
    24
    Beğenileri
    41
    Bahsedildi
    2 Mesaj
    Etiketlenmiş
    0 Konu
    Tecrübe Puanı
    822
    @Turkuaz&Tr.

    Standart Cevap: Atatürk’ün Mazlum Milletler Cephesi ve Suriye politikası - Sinan MEYDAN

    Kusura bakmayın. Klavye değişikliğinden dolayı bazı harfler (Ş harfleri) farklı çıkmış.
    Özetle; Son Başguğ Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK yolundan çıkanlar, zamanla, mandacı, kendi benliğini üç kuruşa satan ''geçer akçe ''Milliyetçi''-''Dindar'' maskesi arkasına sığanarak Milletinin anasını bellemeye çalışırlarken, kendi analarınıda bellerler.
    BUNLAR MANKURTLARDIR.
    TIPKI ERMENİ DÖLÜ BAHÇELİ GİBİ....
    Azeribalasi (04.03.20) Beğenenler
    AZERBAYCAN BAYRAĞINDA MAVİ; TÜRKLÜK, BAĞIMSIZLIK VE GÖĞ'Ü İFADE EDER. MAVİ ÖZGÜRLÜK, MAVİ SONSUZLUKTUR.



    ''UYUYAN MİLLETLER YA ÖLÜR,
    YA DA KÖLE OLARAK UYANIR''

    Gazi Mustafa KEMAL

Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajinizi Degistirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Facebook Baglan Giriş