TBMM’nin kamuoyunda boşanma komisyonu olarak bilinen ve “Aile Bütünlüğünü Olumsuz Etkileyen Unsurlar ile Boşanma Olaylarının Araştırılması ve Aile Kurumunun Güçlendirilmesi İçin Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi” amacıyla kurulan bu komisyon, kurulduğu günden bugüne kamuoyuna yansıyan skandallarla çıkacak sonucun sinyallerini vermişti. Komisyon toplantısında yaşanan skandalı hatırlatmakta fayda var. Komisyon toplantısına katılan Eşitlik İzleme Kadın Grubu (EŞİTİZ)

Bu konu 38 kez görüntülendi 0 yorum aldı ...
'Kadına şiddet'e karşı mücadeleyi nasıl sürdüreceğiz? 38 Reviews

    Konuyu değerlendir: 'Kadına şiddet'e karşı mücadeleyi nasıl sürdüreceğiz?

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 38 kez incelendi.

  1. #1
    Türk Milliyetçisi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20.05.11
    Mesajlar
    2.492
    Beğendikleri
    438
    Beğenileri
    479
    Tecrübe Puanı
    566
    @Türk Milliyetçisi

    Standart 'Kadına şiddet'e karşı mücadeleyi nasıl sürdüreceğiz?

    TBMM’nin kamuoyunda boşanma komisyonu olarak bilinen ve “Aile Bütünlüğünü Olumsuz Etkileyen Unsurlar ile Boşanma Olaylarının Araştırılması ve Aile Kurumunun Güçlendirilmesi İçin Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi” amacıyla kurulan bu komisyon, kurulduğu günden bugüne kamuoyuna yansıyan skandallarla çıkacak sonucun sinyallerini vermişti.
    Komisyon toplantısında yaşanan skandalı hatırlatmakta fayda var. Komisyon toplantısına katılan Eşitlik İzleme Kadın Grubu (EŞİTİZ) Temsilcisi avukat Hülya Gülbahar görüşmeler sırasında “Kadının hayattaki tek rolünü yaradılışı gereği anne olmaya indirgeyen bir devlet politikasını tartışmamız gerekiyor” diyerek eleştirilerini dile getirince AKP Isparta Milletvekili Sait Yüce, “Muhalefet sözcüsü değilsiniz, konumunuzu bilerek konuşun” diyerek tepki göstermiş ve “Haddinizi bilin, gidin dışarıda konuşun” diyerek Gülbahar’ı komisyondan kovmuştu. Sait Yüce’nin kadın örgütü temsilcilerine ve devlet politikalarını eleştiren kadın milletvekillerine yönelik provokatif tutumu bununla sınırlı kalmamış, komisyon toplantıları süresince devam etmişti.
    Komisyondaki iktidar partisi milletvekilinin kadın üyelere karşı bu yaklaşımı, “aile bütünlüğünü olumsuz etkileyen unsur”un iktidar nezdinde “kadının haklarını kullanması” olduğunu gösteriyordu.
    Ve komisyon çalışmalarını tamamladı, hiç şaşırmadığımız ancak mücadele etmeye kararlı olduğumuz yasa değişikliği önerilerini önümüze koydu.
    Bu raporun aile bütünlüğünü etkileyen unsurlar konusunda alınması gereken tedbirler olarak kamuoyuna sunduklarının, gerçekte kazanılmış haklardan götürüler bütünü olduğunu tespit etmek hiç de zor değil.
    Raporda boşanma istemlerinde mahkemeden önce arabulucuya gidilmesi, kadının şiddet sebebiyle koruyucu ve önleyici tedbirler talep ettiği durumlarda da kolluk, mülki amirlikler ve mahkemelerden evvel arabulucuya başvurması öneriliyor.





    Türkiye’nin taraf olduğu ve kadın haklarını düzenleyen tüm uluslararası sözleşmelerde ise; kadının şiddete uğraması durumunda devletin bütün soruşturma ve kovuşturma aşamalarının etkin işlemesini sağlaması ve şiddet uygulayanın cezalandırılması için tüm hukuki imkanları yaratması gerekliliği vurgulanırken, taraflar arasında uzlaşmanın önüne geçilmesi salık verilmiştir. Bu köşeden ülkemizin de taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin önemi ve kadınlara sağladığı haklara sık sık değinmiştik. Özellikle 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun sayesinde şiddete uğrayan kadınların herhangi bir darp raporu, delil aranmaksızın hızla korumadan yararlanabileceğini aktarmıştık. Zira uluslararası sözleşmeler ile 6284 sayılı yasamız şiddeti fiziksel şiddet ile sınırlamayıp, ekonomik, psikolojik ve cinsel şiddet olarak da tanımlıyor. Bu düzenlemeler ile şiddetin hangi türüne maruz kalırsa kalsın kadınlara, 7/24 kolluk güçlerine başvurma imkanı tanınıyor ve kadını koruyucu, şiddeti önleyici tedbirler alınıyor. Ancak komisyon raporu, bu düzenlemeler ışığında şiddet sebebiyle yapılan başvuruların kötüye kullanıldığını ve bu sebeple kadınlardan darp raporu gibi somut deliller aranması gerektiğini düzenliyor ve karakolların da bu sebeple meşgul edildiğini artık yalnızca mesai saatleri içerisinde kadınların koruma taleplerinin işleme alınacağını iletiyor.
    Bunca kadın cinayeti, tedbirlerin gerektiği gibi alınmamasından, kolluğun ve idari makamların ihmalinden kaynaklanırken, komisyon üyeleri can havliyle karakola sığınan kadınlarımızı mesai saati bitti diyerek evine tıpış tıpış geri mi yollayacaklar? Evde eşi tarafından aç bırakılan, buzdolabına asma kilit vurulan, yiyecek bulamasın diye üstüne kapı da kilitlenen kadından uğradığı ekonomik şiddetin belgesini mi isteyecekler?
    Boşanmak evlenmek kadar normal bir tercihtir. Kadının da erkeğin de evlenmek kadar boşanmak da hakkıdır ki evlilik birliği çekilmez hale geldiyse taraflardan bunu sürdürmelerini beklemek mümkün değildir. Ancak evliliği ve boşanmayı tercihler boyutunda tartışmak, tarafları boşanmaya sürükleyen günümüz ekonomik, sosyal ve kültürel koşullarını dile getirmek komisyonun akıl almaz raporunu ele almaya bile yerimiz olmadığından başka bir yazının konusu olacaktır elbet. Ancak bildiğimiz şey şudur ki, boşanmak kamu düzenini ilgilendiren ve çocukların menfaati açısından da hassasiyetle ele alınması gereken bir istemdir. Öyleyse evlilik kurumunu korumak kaygısı ile arabulucuların takdirine bırakılması hangi akla hizmettir? Aile Mahkemesi Hakimi olmak için bile bunca kıstas aranırken, boşanma yargılamaları bağımsız mahkemelerde titizlikle yapılamıyorken arabulucu neyi çözecektir? Kaldı ki aile birliğini kutsal atfederek evliliklerin her şeye rağmen devam etmesini savunmak her iki taraf için de bir insan hakkı ihlali değil midir? Aile içinde şiddete maruz kalan kadının, ‘aile kurumu kutsaldır’ diyerek boşanmasına ket vurmak bir ortaçağ zihniyeti değil de nedir? Komisyonun amacının, aile kurumunda baskın olan muhafazakar, ataerkil sistemi temsil eden erkeği koruyarak, bu yapı altında ezilen kadını, güçlükle aldığı boşanma kararının altında bırakmak olduğu açıktır.

    Yine raporda, süresiz bir ödeme olan nafakanın, süreye bağlanması öngörülüyor. Anlayacağımız, evlilik 1 ay sürdüyse, 1 aylık nafaka; 1 yıl sürdüyse 1 yıllık nafaka alırsınız diyorlar. Halihazırda nafaka, kadının yeniden evlenmesi, çalışmaya başlaması gibi durumlarda sona ermektedir, öyleyse bu haliyle komisyonu niçin rahatsız etmektedir? Kadınlar toplumumuzda geleneksel olarak ve son yıllardaki devlet politikası ile eğitimden el çektirilen, ekonomik olarak özgürlük tanınmayan bir sınıf olduklarından boşanma sürecinde ve sonucunda dezavantajlı duruma düşmektedirler. Medeni Kanun’da yer alan düzenleme neticesinde lehine nafakaya hükmedilen kadınlar tüm bu olumsuzluklara rağmen boşanma sürecinde kendi ayakları üzerinde durabilmektedirler. İktidar nafakayı sınırlı süreye bağlayarak, kadınları boşanma kararından caymaya zorluyor ve onları çalışma hayatından uzaklaştırarak ücretsiz ev emeğine mahkum etmenin hukuki kılıfını hazırlamış bulunuyor.
    Raporun en hayretlere vesile olan tarafı da, TCK'daki çocuğun cinsel istismarı suçunun yeniden düzenlenmesi önerisi. Rapordaki öneriye göre çocuk, tecavüzcüsü ile 5 yıl boyunca "başarılı" bir evlilik (!) yaparsa tecavüzcüye denetimli serbestlik hakkı tanınıyor. Sormamak elde değil, bir çocuğun tecavüzcüsü ile evlenmesine göz yumulmasıyla bu komisyon ailenin saygınlığını ve bütünlüğünü korumayı mı amaçlıyor? Diğer husus, bir insan tecavüzcüsüyle hem de çocuk haliyle nasıl başarılı bir evlilik yapacak? Başarı kıstasını nasıl belirleyeceksiniz? Bu durumda aklımıza gelen diğer soru da şu, hukukumuzda 17 olan evlilik yaşı sınırı ortadan kalkacak mı? Nereden tutsak elimizde kalıyor, itiraz etmekten nefesimiz kesiliyor.
    Tasarıdaki gerici ve kadını aşağılayan, kadın haklarını, en başta insan haklarını alaşağı eden düzenlemeler bunlarla sınırlı değil. Ancak en can alıcılarını açıklamakla yetindik.
    Bu tasarı, Cumhuriyetin kadınlara kazandırdığı hakları bertaraf etmek, uluslararası sözleşmeler neticesinde çıkarılan ve şiddete uğrayan kadınlar için büyük önem taşıyan 6284 sayılı yasayı kadük hale getirmek üzere, kadınlara muhafazakar ve gerici toplumsal cinsiyet rollerini hatırlatmak (!) amacıyla hazırlanmıştır. Öncelikle kadınlara kazanılmış haklarını savunmak düşüyor.


    Konu Bilgileri       Kaynak: www.azeribalasi.com

          Konu: 'Kadına şiddet'e karşı mücadeleyi nasıl sürdüreceğiz?

          Kategori: Makaleler,Köşe Yazıları

          Konuyu Baslatan: Türk Milliyetçisi

          Cevaplar: 0

          Görüntüleme: 38








Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajinizi Degistirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Facebook Baglan Giriş