Türkler milattan önceki yıllarda askerî birliklerde takım hâlinde müzik aletleri çaldırırlardı. VIII. yüzyılda yazılmış olan Orhun (Göktürk) Kitabeleri'nde mehterin atası olarak kabul edilen tuğ takımından bahsedilir. Kaşgarlı Mahmut’un XI. yüzyılda yazdığı Divan-ı Lügat-it Türk, hakanın huzurunda nevbet vurulduğunu anlatır. “Bulut kükredi, vurdu nevbet tuğ, şimşek çaktı çekti hakan tuğ’unu” diyen Türkler iç Asya’dan, Anadolu’ya geleneklerini taşımışlardır. Egemenlik simgesi davul, bayrak

Bu konu 0 kez görüntülendi 0 yorum aldı ...
Mehter Takımı 0 Reviews

    Konuyu değerlendir: Mehter Takımı

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 0 kez incelendi.

  1. #1
    Türk Milliyetçisi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20.05.11
    Mesajlar
    2.391
    Beğendikleri
    432
    Beğenileri
    447
    Tecrübe Puanı
    508
    @Türk Milliyetçisi

    Standart Mehter Takımı

    Türkler milattan önceki yıllarda askerî birliklerde takım hâlinde müzik aletleri çaldırırlardı. VIII. yüzyılda yazılmış olan Orhun (Göktürk) Kitabeleri'nde mehterin atası olarak kabul edilen tuğ takımından bahsedilir. Kaşgarlı Mahmut’un XI. yüzyılda yazdığı Divan-ı Lügat-it Türk, hakanın huzurunda nevbet vurulduğunu anlatır.

    “Bulut kükredi, vurdu nevbet tuğ, şimşek çaktı çekti hakan tuğ’unu” diyen Türkler iç Asya’dan, Anadolu’ya geleneklerini taşımışlardır. Egemenlik simgesi davul, bayrak ve tuğ töresi Türkler aracılığıyla tüm İslam âlemine yayılmıştır. Karahanlılardan Selçuklulara, İlhanlılardan Memluklulara ve Osmanlılara nevbet vurma geleneği hep devam etmiştir.

    Mehter, tarihteki ilk Türk devletinden itibaren, Türk kara ordularını destekleyen, coşturan ve ruhunu doyuran özellikleriyle sadece askerlerin değil muzaffer bir ulusun da duygularını temsil eden bir unsur olmuştur.

    Türk tarihi dünyada askerî başarılar ve zaferlerle tanınmıştır. Tarihte askerî harekâtların, şaşaalı davullar ve özel ritimlerle desteklenmesi geleneği , Hunlardan itibaren zamanımıza kadar geçen sürede, birçok Türk devletinin ordularında devam etmiştir.

    Başlangıçta tuğ ve davulla başlayan bu gelenek, zamanla gelişmiş ve zenginleşmiştir. Böylece Hun Türklerindeki “tuğ vurma” geleneği Selçuklularla tabılhanelere ve Osmanlılarda mehterhanelere dönüşmüştür. Bu dönemde mehterler ordunun, kalelerin ve hatta toplumun müzik ihtiyacına cevap veren kuruluşlar olarak önemini korumuştur.

    Tarihî süreçte devamlı gelişen ve yenilenen mehter, ilk çağlardaki Türk devletlerinden, Osmanlıya kadar olan zamanda, bu devletlerin coğrafi genişliği bakımından zamanla tüm dünyaya yayılmıştır. XIX. yüzyılın başından itibaren önce Prusya daha sonra Rusya, Polonya ve Almanya gibi ülkelerin mehterler kurarak tuğ takımları oluşturdukları bilinmektedir.Osmanlının son dönemlerinde yeniçeri teşkilatının bozulmasıyla kapatılan mehterler, Avrupa’da geliştirilen askerî bandolar olarak günümüze kadar gelmiştir.

    1911 tarihinden itibaren, İkinci Meşrutiyet ile birlikte mehter teşkilatını yeniden canlandırma faaliyetleri baş göstermiş, "Müze-i Asker-i Osmani"ye bağlı olarak yeniden tarih sahnesine çıkmıştır. Mehterhane-i Hakanî adı ile kurulan bu takım 1914-1918 Birinci Dünya Savaşı'ndaki bazı cephelerde ve Kurtuluş Savaşı'ndaki Kuvva-i Milliye hareketlerinde etkin rol üstlenmiştir.

    1952 yılında Mehterin tekrar kurulması aşamasında çok gayretli ve titiz çalışmalara girişilerek aslına uygun bir takım yaratılmıştır. Bu noktada, Topkapı Sarayı Minyatürleri ve El Yazmaları Koleksiyonu'nda bulunan Surname-i Vehbi Minyatürleri, Mahmut Şevket Paşa’nın Osmanlı Teşkilat ve Kıyafeti Askeriyesi adlı eseri ile Arifi Paşa’nın Mecmua-i Tesavir-İ Osmaniye gibi ve diğer tarihi belgeler ışığında hareket edilmiştir.

    Askerî Müze ve Kültür Sitesi Komutanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Mehteran Bölüğü bu tarihî geçmişin, zamanımızdaki sembolik bir ifadesi olarak haftanın beş günü nevbet vurmaktadır. Mehter bizi Türk tarihinin sayfalarında gezdirmektedir. Türk hamasi havalarını dünyada ve yurt içinde seslendirerek halkı coşturmaktadır. Savaşların kazanılmasında tarihler yaratan mehter, zafer esintilerini günümüze taşımaktadır. Mehter törenlerin vazgeçilmez bir topluluğudur.

    Çorbacıbaşı

    Bölük komutanı, üst rütbede bir subaydır. Konservatuar mezunudur. Türk müziğini iyi derecede bilir, temsil yeteneğine sahiptir. Mehterin idari amiridir. Mehterin mesleki yeteneğinin sürekliliğinden, sevk ve idaresinden, eğitim, disiplin ve idari işler ile emniyetinden sorumludur. Konser, yürüyüş ve tören görevlerine hazırlık olmak üzere gerekli gördüğü çalışmaları düzenler. Mehterin en önünde bulunan Çorbacıbaşı'nın başında üsküf bulunur. Üsküfün üzerinde tavus kuşundan bir tüy bulunur. Üzerinde kırmızı cüppe, kenarları üç sıra sarı işlemeli şalvar giyer. Belinde kuşak ve üzerinde silahı bulunur. Ayağında ise sarı çizme vardır.

    Mehterbaşı

    Mehterbaşı mehterin icrasından sorumlu ve Çorbacıbaşı unvanı ile anılan bölük komutanından sonra gelen en yetkili kişidir. Mehteri müzikal yönüyle en ileri seviyede hazırlar. Bunun için günlük çalışma programları yaparak toplu çalışmalara (meşk) katılır. Bu çalışmalarda saz gruplarının kendi aralarında yapmış oldukları çalışmaları birleştirerek ortak bir konser programı hazırlar.Mehteran Bölüğü konserlerinin icrası, tertip ve düzeni ayrıca icracıların seçimi mehterbaşı sorumluluğundadır. Her gün o gün ki konser veya faaliyette icra edilecek eserleri tespit ederek gruplara dağıtır. Mehterbaşı mehter icrasına dâhil edilecek yeni eserleri icracılara çalıştırıp belletir. Mehterbaşı “Mehter Araştırma Kurulu” üyesidir.


    Konu Bilgileri       Kaynak: www.azeribalasi.com

          Konu: Mehter Takımı

          Kategori: Türk Tarihi

          Konuyu Baslatan: Türk Milliyetçisi

          Cevaplar: 0

          Görüntüleme: 0

    Azeribalasi Beğenenler







Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajinizi Degistirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Facebook Baglan Giriş