Arif Keskin Azerbaycan Türklerinin yaşadığı coğrafya, merkezi Tebriz olmak üzere 250.000 km2’lik yüzölçümüyle Aras nehrinin kuzeyindeki Azerbaycan Cumhuriyetinden güneyde İran’ın merkezine kadar uzanır. Azerbaycan Cumhuriyetinin 8 milyonluk nüfusuna karşın İran topraklarında 25-30 milyon Azerbaycan Türkünün yaşadığı fazla bilinmemektedir. İran-ABD gerginliği ve İran’daki etnik milliyetçiliğin yükselişte olduğu bir dönemde yaşanan karikatür krizinin ardından Azerbaycan Türkleri dünya ve

Bu konu 1280 kez görüntülendi 2 yorum aldı ...
İran'da Azerbaycan -Türk Milliyetçiliği ve Karikatür Krizi 1280 Reviews

    Konuyu değerlendir: İran'da Azerbaycan -Türk Milliyetçiliği ve Karikatür Krizi

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 1280 kez incelendi.

  1. #1
    savalan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    30.07.08
    Mesajlar
    16
    Beğendikleri
    0
    Beğenileri
    2
    Tecrübe Puanı
    0
    @savalan

    Standart İran'da Azerbaycan -Türk Milliyetçiliği ve Karikatür Krizi

    Arif Keskin

    Azerbaycan Türklerinin yaşadığı coğrafya, merkezi Tebriz olmak üzere 250.000 km2’lik yüzölçümüyle Aras nehrinin kuzeyindeki Azerbaycan Cumhuriyetinden güneyde İran’ın merkezine kadar uzanır. Azerbaycan Cumhuriyetinin 8 milyonluk nüfusuna karşın İran topraklarında 25-30 milyon Azerbaycan Türkünün yaşadığı fazla bilinmemektedir.

    İran-ABD gerginliği ve İran’daki etnik milliyetçiliğin yükselişte olduğu bir dönemde yaşanan karikatür krizinin ardından Azerbaycan Türkleri dünya ve Türkiye gündeminde yer almaya başlamıştır.

    İran’da Mayıs ve Nisan aylarında yaşanan ayaklanma hem İran yönetimini hem de yorumcuları şaşırtmıştır. Çünkü olaylar batıya meydan okuyan Ahmedinejad’ın “ulusal lider” olarak düşünüldüğü bir dönemde Azerbaycan Türklerinin de rejimle tamamen bütünleşmiş olduğu varsayımına karşın gerçekleşmiştir. Bu yazının amacı İran’daki karikatür krizi süresince meydana gelen hadiselerin gelişimini, nedenlerini, mahiyetini analiz etmek ve olası sonuçlarını öngörmeye çalışmaktır.

    Olayların Gelişimi

    Olaylar İRNA haber ajansına bağlı İran gazetesindeki bir karikatür ve “Ne yapalım ki böcekler bizi böcekleştirmesin?” yazısıyla başlamıştır. Karikatürde böceğin Türkçe konuştuğu ve yazıda da “insan dışkısından beslenen böceklerin” nasıl yok edilebileceği anlatılmaktadır. “Öldürmekle tükenmeyecek olan bu böceklerin kökünü kazımak için insanların pisliklerini tuvalete yapmayarak bu böcekleri aç bırakmaları suretiyle yok edilmeleri gerektiği” yazılmıştır.

    Karikatür ve yazı ilk anda İran’daki Azerbaycanlı öğrencilerin tepkisini çekmiş ancak yönetim bu tepkileri önemsemeyerek sessiz kalmıştır. Devletin sessizliği sorunun yayılmasına ve Tebriz dahil olmak üzere Güney Azerbaycan’ın tüm kentlerinde kitlesel ayaklanmalar gerçekleşmesine neden olmuştur. Yüz binlerce kişinin katıldığı bu gösterilerin ardından devlet söz konusu gazeteyi kapatıp sorumluları tutuklayarak olayları dindirmeye çalışmış ancak geç gelen özür halkı yatıştırmaya yetmemiştir. Devletin olaylara sert müdahale etmesiyle sonuçlanan gösterilerin bilançosu 50’den fazla ölü, yüzlerce yaralı ve binlerce tutuklu olmuştur.

    Amerika’nın Kışkırtması Olasılığı

    İran içindeki Azerbaycanlıların gösterileri 1980’den sonra en büyük devlet karşıtı eylem olarak sayılmaktadır. Eylemler çeşitli yorumlara neden olmuştur. Türkiye’deki bazı medya çevreleri olayları “besleme medyanın ürünü” ve ABD’nin kışkırtması olarak yorumlamıştır. Ancak karikatürün yayınlandığı gazete devletin resmi gazetesidir. Ayrıca karikatürün çizeri de İran’da devlete yakın olarak bilinen bir sanatçıdır.[i] Her olayda ABD’yi suçlayan İran devleti dahi çizeri “ABD ajanı” olarak göstermemiştir.

    İran’ı az çok inceleyen herkes Türklerin İran toplumunda fıkra kültürünün temel malzemesi olduğunu görmektedir. Bu yaygın fıkralar ince bir mizah anlayışından uzak, kaba ve aşağılayıcı üsluptadır. Farsların Türkler için kullandıkları kalıplaşmış “Türk-e Her” (Eşek Türk) motifi bu kültürün en bariz göstergesidir. Türk fıkraları o kadar yaygındır ki, bunları yazmak ve söylemek Farslar arasında sıradan algılanmaktadır. Dolayısıyla gazetenin sorumluları bu karikatürün sonuçlarının nereye varabileceğini tahmin edememişlerdir. Görüldüğü gibi olayın kışkırtmadan öte, Farsların kendi dışındaki unsurları aşağı gören zihniyet ve kültürünün ürünü olduğu açıktır. İşin ilginç tarafı devlet bu durumun önüne geçmek yerine, kendi yayın organlarında yayınlanmasına olanak sağlamaktadır.

    İran Devleti karikatürün çizerini değil “Azerbaycan Türklerinin eylemlerini dış güçlerin kışkırtması” olarak nitelemiş ve bu görüş Türkiye’de bazı çevreler tarafından da dile getirilmiştir. İran-ABD gerginliğinin yaşandığı bir dönemde bu olayların gerçekleşmesi akla bu tezi getirebilir. Ancak derin bir analiz “her olayı ABD’ye indirgeme” tuzağına düşmemeyi ve kolaycılıktan kaçınmayı gerektirmektedir.

    ABD’nin bu olaydaki rolünü görmek için önce ABD’nin İran toplumu ve Azerbaycan Türkleri ile ilişkisini gözden geçirmek gerekmektedir. Birincisi 1979’dan sonra ABD’nin sadece İran devleti ile değil, toplumla da ilişkisi kesilmiştir. Halen rejimin baskısı ABD’nin toplumla ilişki kurmasını engellemektedir. ABD yalnızca yurt dışındaki İranlı elitlerle diyalog içindedir. Ancak bunların İran toplumu üzerindeki etkisi çok zayıftır. İran toplumu içinde Amerika sempatisi bir ölçüde mevcuttur. Ancak bu sempati rejim karşıtı siyasal seferberliğe dönüşebilecek bir faktör olmaktan uzaktır.

    Özel olarak Azerbaycan Türklerine bakıldığında ise, ABD’nin nüfuzu yok sayılabilecek kadar düşüktür. Özellikle Azerbaycan milliyetçileri ile ABD arasında derin ve güvenilir bir ilişki bulunmamaktadır. ABD, İran’daki Azerbaycanlıların Türkçü-milliyetçi ideolojilerindeki “anti-Ermeni” ve “anti-Kürt” öğelerinden çekinmektedir. Azerbaycanlılar da ABD’nin Kürtlerle sıcak diyalogundan endişe duymaktadır. Çünkü İran Kürtleri, Azerbaycan kenti olan Urumiye’yi Kürtlerin tarihi kentleri arasında görmektedir. Bu sebeple, Güney Azerbaycanlılar arasında Kürtlerin ABD’nin desteği ile Urumiye’yi ele geçirip, Türkiye-İran sınırında bir Kürt şeridi oluşturmaları endişesi mevcuttur. [ii]

    ABD’nin bazı güney Azerbaycan milliyetçisi siyasiler ile görüştüğü inkar edilmez bir gerçektir. Bu durum yine de bir anlam ifade etmemektedir. Çünkü Azerbaycanlıların milliyetçi siyasi hareketliliği örgütlü değildir. Bütün milliyetçi kesimi birleştirecek ne bir lider ne de örgüt bulunmaktadır. Bu açıdan bakıldığında söz konusu gösterileri hiçbir milliyetçi oluşumun düzenleyecek kapasitede olmadığını söylemek çok da zor değildir.

    İran’da rejim karşıtı gösterileri ABD’ye atfetmek yönetimin geleneksel davranışıdır. Ancak bir taraftan tüm toplumun Ahmedinejad’ın arkasında Batı karşısında kenetlendiğini iddia edip diğer yandan ülkenin en büyük topluluğu olan Azerbaycan Türklerinin ayaklanmasını ABD’ye bağlamak rejim açısından bir çelişki doğurmaktadır. Zira bu, rejimin ABD’nin geniş kitlesel ayaklanma yaratma kabiliyeti olduğunu kabul etmesi anlamına gelir. Dolayısıyla olayları ABD’nin çıkarttığını kabul edersek, halkın tamamen rejimin arkasında olmadığını, tersine ABD’nin yanında olduğunu kabullenmek gerekir. Nitekim rejimin önemli bir bölümü ve İranlı analizcilerin geneli sorunu ABD kışkırtmasından ziyade ülke içi problemlerin sonucu olarak nitelemişlerdir.

    Son tahlilde, bahsedilen olayların gösterdiği gibi, Ahmedinejad toplumsal iradeyi temsil etmediği gibi ABD de bu genişlikte bir gösteriyi düzenleyecek güce sahip değildir. Sonuç olarak, olayları ABD’ye atfetmekten ziyade, yazının devamında da inceleyeceğimiz gibi derin tarihsel ve toplumsal sebeplere dayandırmak daha doğrudur.

    Milliyetçi Tepki Eylemi

    Olayların ortaya çıkış nedenine (Türklüğe hakaret), gösterilerdeki sloganlara (imdat imdat ben türküm) ve dile getirilen taleplere (Türk dilinin resmi olması) bakıldığında isyanı milliyetçi bir tepki olarak yorumlamak daha doğru ve yerinde olacaktır.

    Öncellikle, Türkiye’de bilinenin aksine, İran homojen bir Fars-Şia devleti olmaktan uzaktır ve çok sayıda etnik gruptan oluşan bir devlet olarak varlığını sürdürme çabasındadır. Bugün için durum sakin gibi görünse de, İran, sahip olduğu etnik sorunlar yüzünden, orta veya uzun vadede ulusal birliğinin bozulması tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir.

    Dünyada, İran’daki etnik sorunun temelini Fars-Kürt çatışmasının oluşturduğuna dair bir kanı hakimdir. Oysa Araplar, Beluciler, Türkmenler ve Azerbaycan Türkleri de devletin Fars-Şia kimliğiyle uyumlu değillerdir. Bu gruplar arasında Azerbaycan Türklerinin konumu ise, İran’ın geleceği açısından özel bir önem taşımaktadır.

    İran’daki Azerbaycan Türkleri, 25-30 milyon civarındaki nüfuslarıyla, Farslarla birlikte ülkenin en güçlü topluluğudur. Milliyetçi siyasi söylemde Güney Azerbaycan olarak adlandırılan bölge, Azerbaycan Cumhuriyeti ve Türkiye sınırından başlayarak, Tebriz gibi belli başlı şehirlerle beraber İran’ın merkezine kadar uzanmaktadır. İran devletiyle uzun tarihsel bağlılıkları, Şia etkisi, nüfus yoğunluğu ve devlet yönetimindeki etkin konumları da göz önüne alındığında, Azerbaycan Türklerini, İran’ın ulusal yapısı ile en çok bütünleşebilmiş etnik grup olarak saymak yerinde gözükebilir. Ayrıca ülkenin ekonomik hayatında -özellikle de Tahran Çarşısında- (Bazaar) Azerbaycanlılar etkin bir konumdadırlar.

    İran’daki Azerbaycanlılar sahip oldukları siyasal, sosyo-kültürel, ekonomik, nüfus ve jeopolitik konumu itibari ile ülkedeki değişimlerde başat ve belirleyici rol oynamışlardır. Çağdaş tarihte Azerbaycan İran modernleşmesinin temel taşını oluşturmuştur. Güney Azerbaycan, Osmanlı’dan aldığı anayasa, meşrutiyet ve meclis kavramlarının İran’a taşıyıcısı olmuştur. Ayrıca Kafkasya ile sınır olduğu için Rusya’da cereyan eden sol ve sosyal demokrat akımın İran içine girmesini sağlamıştır. Bu sebeple İran’da ilk basımevi, gazete, modern okul, modern ordu ve yeni siyasal-sosyal organizasyon Azerbaycan’da ortaya çıkmıştır.

    Azerbaycanlılar bütün bunları Farslığı temel alan İranlılık kimliği çerçevesinde yapmışlardır. Bu durum Azerbaycanlılar açısından çeşitli ikilemlerin ortaya çıkmasına yol açmıştır. İran Azerbaycanlıları, bir taraftan sistemle bütünleşme, diğer taraftan sistemden kopma eğilimini bir arada yaşamışlardır. Çünkü, Farslarla birlikte İran’ın temel taşı olan Azerbaycanlılar bireysel anlamda olmasa da, kolektif anlamda kimliklerinin dışlanması ile karşı karşıya kalmışlardır. İşte, İran’daki Azerbaycan milliyetçiliği bu çelişkinin sonucunda doğmuştur.

    Azerbaycan milliyetçilerine göre İran yüzyıllarca Türkler tarafından yönetilse de Farslık ile özdeşlemiştir. Devlet aygıtının kimin elinde olduğu fark etmeksizin İran, kimlik düzeyinde Farslık ile eşanlamlı olmuştur. Bu olgu 1924’ten sonra Pehlevi hanedanı ile beraber devlet politikası haline gelerek daha sert ve baskıcı yöntemler ile hayata geçirilmeye çalışılmıştır. Milliyetçilere göre bu süreç Azerbaycanlıların asimilasyonu ve kimliklerinin yok edilişi çerçevesinde gerçekleşmiştir. Bu doğrultuda İran'da Azerbaycanlıların tarihi bellekleri silinmeye çalışılmış ve Azerbaycanlıların Türk olmadıkları, daha sonra Selçuklular ve Moğollar tarafından Türkleştirildikleri ve bu nedenle Türk kimliğinden vazgeçmeleri gerektiği propagandası yapılmıştır.[iii] İran tarihine baktığımızda Azerbaycan uzun süre ekonomik merkez ve veliahtların oturduğu eyalet olduğu için ikinci siyasi merkez olmuştur. Azerbaycan’ın bu ayrıcalığı Pehleviler (1924-79) ile ortadan kalkmış ve Humeyni döneminde ciddi biçimde gerilemiştir. Milliyetçilere göre İran'daki Azerbaycanlıların tarihi coğrafyası sürekli küçültülmüştür. Nitekim, 20.yüzyılın başında İran’ın dört eyaleti içinde en büyüğü olan Azerbaycan günümüzde farklı isimler taşıyan 10 eyalete parçalanmıştır. Ayrıca İran halk kültüründe de Türkler’in çeşitli aşağılamalara maruz kalmaları bilinen bir gerçektir. Söz konusu olgular Azerbaycan milliyetçiliğinin düşünsel ve duygusal zeminini yaratmıştır.

    Pek çok açıdan İran içinde başat unsur olmalarına karşın kimliklerinin dışlanması, Azerbaycan milliyetçiliğini siyasal alanda kimliklerinin korunabileceği ademi merkeziyetçi bir İran arayışına itmiştir. Azerbaycan milliyetçiliği ademi merkeziyetçiliği hem demokrasiyi hem de Türk kimliğini koruma güvencesi olarak algılamıştır. Bu çerçevede Azerbaycanlılar, 20. yüzyıl boyunca bazen devlet kurma aşamasına ulaşabilen kitlesel siyasi hareketleri gerçekleştirmiş, bazı zamanlarda ise yok sayılabilecek kadar zayıflamışlardır.

    Şah rejiminin Fars milliyetçiliği baskısından dolayı derin rahatsızlığı olan Azerbaycanlılar ademi merkeziyetçi bir söylemle hareket ederek 1979 İran İslam devrimine aktif şekilde katılmışlardır. Devrimin gerçekleşmesinin ardından İran yönetimi Azerbaycanlıların taleplerinden çekinmiştir. Nitekim İran Azerbaycan'ında 1979-80 yıllarında rejim ve halk arasında çatışmalar yaşanmış ve rejim olayları bastırmayı başarmıştır.[iv] Azerbaycan yeni rejim dönemine bu tatsız tecrübe ile girmiştir. Ancak 1979 İslam Devrimi’nin ardından cereyan eden İran-Irak savaşı (1980-88) bu tatsız tecrübeyi unutturmuştur zira, savaş tüm ülkeyi tehdit ettiği için İran milliyetçiğinin güçlenmesine neden olmuştur. Azerbaycanlılar da savaşa aktif biçimde katılmışlardır. Bu doğrultuda seferber olan Azerbaycanlılar arasında, Azerbaycan milliyetçiliği yok sayılabilecek kadar gerilemiştir. Bu dönemde, sınırlı düzeyde dil ve folklor çalışmalarının ötesinde, siyasal bir faaliyet görülmemiştir. [v]

    Buna karşılık, 1989 sonrasında meydana gelen yerel, bölgesel ve küresel gelişmeler, Azeri kimliğinin canlanmasına ve siyasallaşmasına zemin hazırlamıştır. Yerel bağlamda, İran toplumunda Şii siyasal İslam’ın giderek zayıflaması; devletin ekonomik alandaki başarısızlığı nedeniyle yoksullaşma, nüfus artışı ve rejimin totaliter yapısı bu süreçteki en önemli etkenler olmuştur. Bölgesel bağlamda; SSCB’nin dağılmasının ardından Azerbaycan Cumhuriyeti başta olmak üzere, Türk cumhuriyetlerinin kurulması ve Ermenistan-Azerbaycan çatışması iki önemli etken olmuştur. Küresel alanda ise, komünizmin zayıflaması, neo-liberalizmin güç kazanması ve küreselleşme olgusu sorunun farklı bir yönde gelişmesine neden olmuştur.

    Bu sürecin sonucu olarak İran Azerbaycanlıları arasında Türk ve Azerbaycan kimliği çerçevesinde yeni bir siyasi arayış doğmuştur. “Güney Azerbaycan Milli Hareketi” olarak adlandırılan bu hareket 1989’dan sonraki süreçte büyümüş ve “ bağımsız ve birleşik Azerbaycan”, “federal İran”, “ İran Türk devleti”, “ İran’ın iki dilli olması (Türk-Fars)” ve kültürel hakların elde edilmesi gibi farklı söylem ve ayrışmalar ile kendini göstermiştir. Yurt dışındaki Azerbaycan milliyetçileri bağımsızlıkçı söylemler taşırken ülke içindekiler federalizm, kültürel haklar ve İran’ın demokratikleşmesi talepleriyle öne çıkmışlardır. Milliyetçiler arasında bağımsızlık isteği güçlüyken, halk kültürel hak talebinden öteye geçmemiştir. 1997’de sivil toplum ve demokrasi söylemi ile iktidara gelen Muhhammet Hatemi, Azerbaycanlıların desteğini kazanmıştır. Çünkü İran’ın demokratikleşmesiyle kültürel hakların elde edilebileceği ve göreceli olarak milli sorunun halledilebileceği umudu doğmuştur. Bu dönemde ayrılıkçı eğilim zayıflamıştır. Ancak Hatemi ve reformcuların başarısızlığı Azerbaycanlıların rejimden uzaklaşma sürecini yeniden başlatmıştır. [vi]

    Ahmedinejad’ın iktidara gelmesiyle demokratik sürecin durdurulması, sorunların mevcut rejim çerçevesinde çözülmesi umudunun zayıflaması anlamına gelmiştir. Bu süreçte İran devleti sertleşmiş ve milliyetçi hareket üzerinde baskıyı arttırmıştır. Bu doğrultuda pek çok tutuklanma olayı gerçekleşmiş ve milliyetçi söyleme sahip birçok dernek ve dergi kapatılmaya başlanmıştır. Etnik milliyetçilere baskının artmasına karşın İran-ABD gerginliğinin artması ve Ahmedinejad’ın nükleer politikası bağlamında Fars milliyetçiliği yeniden körüklenmeye başlamıştır. Ahmedinejad’ın İran milli futbol takımına Fars Yıldızları ismini vermeye çalışması bu politikaya bir örnek teşkil edebilir. Azerbaycan toplumunun en önemli rahatsızlıklarından biri de Ahmedinejad’ın ekonomi politikasının sonucu olarak bölgede artan ekonomik durgunluktur. İran-ABD gerginliğinin sürmesi ve askeri müdahalenin gündemde olması ekonomik hayatı psikolojik olarak etkilemiş, sermayenin kaçışına ve bazı ekonomik çalışmaların durgunluğuna neden olmuştur. Özellikle çok temkinli olan Tebriz esnafının gösterilere destek vermesi bu rahatsızlığın bir göstergesidir. Görüldüğü gibi Azerbaycanlılar, reformcuların başarısızlığının ardından Ahmedinejad’ın yönetimini de sorunlarını çözmekten uzak görmektedirler. Bu durum milliyetçilerin dışında, kitlelerin de duygusal anlamda radikalleşmesi açısından önemlidir.

    Dünya, ABD-İran gerginliğinin dışında başka hiçbir siyasi olgu ile ilgilenmese de İran tabanda önemli bir değişim geçirmektedir. Ülkede tüm İranlı kimliğini ayakta tutacak faktörler darbe almıştır. Söz konusu durum İranlılık kimliğinin sorgulanması ile sonuçlanmıştır. Bu ise, İran’da ademi merkeziyetçi siyasal eğilimi öne çıkarmıştır. Azerbaycan’daki gösteriler tam da bunun göstergesidir. Tabandaki siyasal sürecin dinamizmi İran-ABD krizi olmaktan çıkmış, farklı bir zemine kaymıştır. Karşılanmayan çeşitli isteklerin birikimi etnik milliyetçiliğin büyümesine neden olmuştur. Milli kimlik arayışı birinci ve belirleyici siyasi öncelik haline gelmiştir. Böyle bir dönemde devletin resmi gazetesinde yayımlanan karikatür, Azerbaycanlılar arasında etnik kimliklerinin aşağılanması ve sistematik bir şekilde yok edilmesi girişimi olarak algılanmıştır. Bu durum, sahip oldukları ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasi mağduriyet duygularını körüklemiştir. Kitlesel tepkiler de bu nedenle gerçekleşmiştir.

    Sonuç ve Genel Değerlendirme

    Dünya, Ahmedinejad’ın “nükleer meydan okumasıyla” çalkalanırken, İran yönetiminin, iç güvenlik bakımından büyük bir tehdit teşkil edebilme potansiyeline sahip sorunlarla karşı karşıya bulunduğu anlaşılmaktadır. İran’ın beklemediği ve istemediği bir zamanda patlak veren karikatür krizi, ülkenin iç ve dış politikasını anlamak açısından, göründüğünden daha büyük önem taşımaktadır.

    Kitlelerin, örgütsüz bir şekilde, İran’ın Azerbaycan bölgesinin tüm kentlerinde ve yüz binler halinde sokağa dökülmeleri, sorunun basit bir karikatür meselesi olmaktan öte boyutlara sahip olduğunun açık bir ifadesidir. Bu gösteriler kökleşmiş sosyal, siyasal ve kültürel rahatsızlıkların bir dışavurumu olmuştur.

    Azerbaycanlılar sorunlarının çözümünü ortak kimliklerinin siyasal alanda kurumsallaşması çerçevesinde görmektedirler. Gösterilerde Fars dili ile birlikte Türkçe’nin resmi dil olması, kendi dillerinde radyo-televizyon yayını ve eğitim-öğretim talepleri kolektif kimliği koruma kaygısının göstergesidir. Ancak, bu isteklerin uygulamaya yansıyabilmesi için Anayasada değişiklik yapılması gerekmektedir. Bu ise daha kapsamlı değişim isteği ve yeni bir demokratikleşme dalgasını tetikleyebilir. Bu nedenle, sözü edilen demokratik talepleri olumlu karşılamayan yönetim, güç kullanarak olayları bastırma yolunu seçmiştir. Bu politika ise Azerilerin sistemle bütünleşebilme olanaklarını daraltmaktadır. Son tahlilde, bu gibi politikaların ayrılıkçı eğilimlerin daha da güçlenmesi sonucunu doğurabileceği de göz önünde tutulmalıdır.


    --------------------------------------------------------------------------

    [i] Karikatüri çizen Mana Nistani ile kardeşi Tuka İran’ın en ünlü karikatüristleri olarak bilinmektedir.

    [ii] Bu konuda bkz Arif Keskin “İran-ABD Gerginliği Çerçevesinde İran’da Etnik Milliyetçilik”, Stratejik Analiz, Nisan 2006, sayı: 72 ss. 67-74.

    [iii] Emre Bayır, ‘Fars Milliyetçiliği ve Güney Azerbaycan Milli Direniş Harekatı’, Avrasya Dosyası, Cilt. 5, Sayı. 3 , (Son Bahar 1999.

    [iv] Maşallah Rezmi, Azerbaycan ve Terefdaran-e Şerietmedari, Ostokholm, 2000.

    [v] Ali Mürşüdzade, Roşenfekran-e Azeri ve Hoveyet-e Melli ve Govmi,Tahran, Merkez Yayınevi, 1380,

    [vi] İran’da reformcuların doğuşunu, gelişim sürecini ve iç farklılıklarını öğrenmek için bkz. Emre Bayır, “Reform Yapamayan Reformcuların Anatomisi”, Stratejik Analiz, Ocak 2003, Sayı 33.


    Konu Bilgileri       Kaynak: www.azeribalasi.com

          Konu: İran'da Azerbaycan -Türk Milliyetçiliği ve Karikatür Krizi

          Kategori: Azerbaycan

          Konuyu Baslatan: savalan

          Cevaplar: 2

          Görüntüleme: 1280


  2. #2
    GaRaGaN
    GaRaGaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Eline Emeğine Sağlık...

  3. #3
    Gara Lele
    Gara Lele - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    ellerin dert görmesin saolasan

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajinizi Degistirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Facebook Baglan Giriş