Hüseyin Nihal ATSIZ Şiirleri (Tüm Şiirleri) Toprak - Mazi (H. Nihal ATSIZ) Gel arkadaş, gel seninle az dertleşelim: Okuyarak hayat denen koca kitabı Gönüldeki yaraları biraz deşelim.

Bu konu 5818 kez görüntülendi 44 yorum aldı ...
Hüseyin Nihal ATSIZ Şiirleri (Tüm Şiirleri) 5818 Reviews

    Konuyu değerlendir: Hüseyin Nihal ATSIZ Şiirleri (Tüm Şiirleri)

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 5818 kez incelendi.

  1. #1
    AyMaRaLCaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    24.08.08
    Mesajlar
    11.498
    Konular
    5201
    Beğendikleri
    3.463
    Beğenileri
    3.688
    Tecrübe Puanı
    100
    @AyMaRaLCaN

    Standart Hüseyin Nihal ATSIZ Şiirleri (Tüm Şiirleri)

    Hüseyin Nihal ATSIZ Şiirleri (Tüm Şiirleri)



    Toprak - Mazi
    (H. Nihal ATSIZ)

    Gel arkadaş, gel seninle az dertleşelim:
    Okuyarak hayat denen koca kitabı
    Gönüldeki yaraları biraz deşelim.

    Gömdüm kara topraklara melekten iyi,
    Perilerden nazlı, güzel bir sevgiliyi.
    Derin derin sızlıyor gönlümde yaram,
    Bana artık her saadet olmuştur haram.

    Beni sardı kefen gibi mazinin tülü,
    Yere batsın bu toprakla bu korkunç mazi!
    Orda çünkü sevgilimle sevgim gömülü…
    Hey arkadaş sözünü bil, hem kendine gel,
    Bahtiyarlıklara olmaz ölümler engel.
    Bir sevgili kızı senden aldıysa toprak
    Bun a katlan, toprak için çünkü bu bir hak!

    Hem yaratan, hem büyüten topraktır bizi,
    Üzerinde işitiriz ilk ninnimizi;
    Fışkırttığı serin sular bize can verir;
    Ormanları gönlümüze heyecan verir.

    Hey arkadaş sende insaf duygusu yok mu?
    Sana her şey veren, seni büyüten toprak
    Senden bir tek kız aldıysa acaba çok mu?

    Doğup ölmek… Millet için bunlar bir hızdır,
    Toprak bizim beşiğimiz, mezarımızdır.
    Toprak bizim anamızdır… İnsan yasına
    Kapılarak nasıl söver öz anasına?

    Hakikat ne şu göklerin derinliğinde,
    Ne suların şairane serinliğinde…
    Aristonun mantığında zerresi yoktur,
    Fisagorda, Eflâtunda nebzesi yoktur.
    Mefkûreler âleminde olunca kıtlık
    Kafaların içerisinde başlar çıfıtlık:
    Bir budala “zulüm yeter!” diye haykırır,
    Bir it çıkar “proleter” diye haykırır!

    Bir hayvanda hâkim olur cinsî heyecan,
    Froyt denen yahudiye gider verir can…
    Kimi kördür… Kendisine büyük gelir pek
    Lenin denen o maskara vatansız köpek…

    O ne felsefe ne de “din”in “hiç”inde,
    O, toprağın asırlardan beri içinde…
    Hakikati bulmak için onu eşmeli,
    Yükselmekten bir şey çıkmaz, derinleşmeli…
    Göğe doğru yükselenler bir gün yorulur,
    Derinleşen hakikati toprakta bulur.
    Şu ne başı, ne de sonu olmıyan toprak
    Gömdüğümüz vücutlardan gıda alarak
    Bize hayat verir, bize tarih, mazi yaratır.
    Mazi köhne kitap değil, şanlı bir satır…

    Mazi ırkın yarattığı çoksun bir seldir,
    Mazi bizim alnımızı göğe yükseltir,
    Geçmişlerin gecesinden ışık alırız…

    Bir düşünsen mazideki olan işleri
    Hâdisatın büyüklüğü seni şaşırtır.
    İstersen gel yadedelim o geçmişleri…

    Kaynar elbet damarında halis Türk kanın,
    Damarında çünkü kanı var “Atilâ”nın,
    Avrupanın her ırkından toplanan ordu
    Onu Galya ovasında zorla durdurdu.

    İradesi yenilmeden sinirle ete
    Vatan için karısını bırakan “Mete”
    Yasa için kardeşini öldüren “Çingiz”

    Yeryüzünde bırakmadan küçücük bir iz
    Geçip giden milyonlarca adsız kahraman,
    Ki her biri bugün bize vermektedir şan,
    Bu erlerin cisimleri toprakta kaldı,
    Hangisini hangisinden üstün tutmalı?
    Her birisi bu toprağın, bu ırkın malı…
    “Tonyukuk”un gizlenmiştir dehâ kanında,
    Bismark onun at uşağı olmaz yanında…

    “Alp Arslan”la “Kılıç Arslan” şanlı bir fasıl
    Avrupayı rezil eden “Yıldırım”… Nasıl?

    Düşünsene ne biçim bir kahraman erdir
    Ankarada Yıldırımı eriten “Demir”…

    Bu kadar mı? Bu saydığım ancak bir kaçı!
    “Katerin”le neler yaptı acaba “Baltacı”?
    Anafarta cephesinde kim durdu en son?
    İlk dayağı kimden yedi kuduz Napolyon?

    Sevdiğin kız şu toprağa eğer girdiyse,
    Sen toprağı eskisinden fazla benimse.
    Bil ki toprak ebediyen senin olmuştur.

    Bu dünyada bizim bir genç kızı sevmemiz
    Filhakika gayet doğru, hem de çok temiz
    Bir gayedir… Fakat bunun hududu dardır…
    Sevgiliden sevgili bir mefkûre vardır.
    Biz kız solar, yahut senin tükenir aşkın,
    İnsan kalmaz uzun zaman neşeli, taşkın…
    Ya mefkûre? Ebediyet onunla birdir,
    Kişioğlu müebbeden ona esirdir.

    En mukaddes iki “Var”a böyle söversen,
    Toprak ejder, mazi kanlı bir gece dersen,
    İleriye bakamazsın, gözün kamaşır.
    İstikbali kucağında bu mazi taşır…
    Arkasında olmasaydı şanlı bir mazi
    Bu milletten çıkar mıydı bir büyük “GAZİ”?
    Kara toprak yine bizden gıda almasa
    Kalır mıydı aramızda türe yasa?
    Mazi bizim atamızdır, toprak anamız,
    Biri bizi yetiştirir, biri verir hız.
    Bu toprağa nasıl dersin kara bir ölü
    Ki bağrında bütün şanlı ecdat gömülü.

    Yabancılar bir gün yine akın ederse,
    Ve zaferi kendisine yakın ederse,
    Sevgilimi aldı diye bu kara toprak
    Tarihin ün meydanında uzun kalarak
    O toprağın uğruna sen can vermez misin?

    Bu maziyle bu toprağa küfürden sakın,
    Kendine gel, iradeni üstüne takıl!
    Savaşları, türeleri, yasalarıyla
    Zaferleri, bozgunları, tasalarıyla
    Mazi ırkın yarattığı bir şaheserdir…

    Hey arkadaş, sapıtmışın, doğru yola gir;
    Hakkı neyse ver maziyle kara toprağın…
    Onlar değil efsaneyle cansız bir yığın!

    Bu ikisi ebediyen kutlanacaktır…
    Ve bunları inkar eden, bil ki alçaktır…


    Konu Bilgileri       Kaynak: www.azeribalasi.com

          Konu: Hüseyin Nihal ATSIZ Şiirleri (Tüm Şiirleri)

          Kategori: Türkce Şiirler

          Konuyu Baslatan: AyMaRaLCaN

          Cevaplar: 44

          Görüntüleme: 5818

    Sinemde yanar dağlar bahçeler bağlar yetim
    Sensizken canım ağlar bensizken memleketim
    Özüme bir kez dokun gör nasıl birisiyim
    Aşka aşıkken bile memleket delisiyim


  2. #2
    AyMaRaLCaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    24.08.08
    Mesajlar
    11.498
    Konular
    5201
    Beğendikleri
    3.463
    Beğenileri
    3.688
    Tecrübe Puanı
    100
    @AyMaRaLCaN

    Standart Cevap: Hüseyin Nihal ATSIZ Şiirleri (Tüm Şiirleri)

    Yolların Sonu
    (H. Nihal ATSIZ)

    Bugün yollanıyorken bir gurbete yeniden
    Belki bir kişi bile gelmeyecektir bize.
    Bir kemiğin ardında saatlerce yol giden
    İtler bile gülecek kimsesizliğimize.

    Gidiyorum: Gönlümde acısı yanıkların…
    Ordularla yenilmez bir gayiz var kanımda.
    Dün benimle birlikte gelen tanıdıkların
    Yalnız bir hatırası kaldı artık yanımda.

    Yufka yüreklilerle çetin yollar aşılmaz;
    Çünkü bu yol kutludur, gider Tanrı Dağı’na.
    Halbuki yoldaşını bırakıp dönenlerin
    Degişilir topu da bir sokak kaltağına.

    İster düşün… Kendini ister hayale kaptır…
    Uzar, uzar, çünkü hiç sonu yoktur yolların.
    Bakarsın aldanmışşın, gördüğün bir seraptır
    Sevimli bir hayale açılırken kolların.

    Ey doğunun alnımı serinleten rüzgarı!
    Ey karanlıkta bana arkadaşlık eden ay!
    Arzularim bir oktur, aşar ulu dağları,
    Düştüğü yer uzakta dilek adlı bir saray.

    O sarayda bulunca Tanrı’laşan erleri
    Artık gözüm arkaya bir daha dönmeyecek.
    Hepsi sussa da “Kür Şad” uzatarak elini:
    “Hoş geldin oğlu ATSIZ, kutlu olsun” diyecek.
    Sinemde yanar dağlar bahçeler bağlar yetim
    Sensizken canım ağlar bensizken memleketim
    Özüme bir kez dokun gör nasıl birisiyim
    Aşka aşıkken bile memleket delisiyim


  3. #3
    AyMaRaLCaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    24.08.08
    Mesajlar
    11.498
    Konular
    5201
    Beğendikleri
    3.463
    Beğenileri
    3.688
    Tecrübe Puanı
    100
    @AyMaRaLCaN

    Standart Cevap: Hüseyin Nihal ATSIZ Şiirleri (Tüm Şiirleri)

    Sona Doğru
    (H. Nihal ATSIZ)

    Bilsin cihan ki ben bu cihanın nesindeyim:
    Bir ülkünün mehabetinin zirvesindeyim.
    Dünya denen mezellete dalsın her isteyen;
    Ben ırkımın şeref taşan efsanesindeyim.
    Herkese bir özleyişle yaşar…
    Ben de öylece Altaylar’ın ve Tanrıdağ’ın çevresindeyim.
    Merdanelikle şöyle bakıp ayrılıklara
    Son menzilin hüzün dolu kaşanesindeyim.
    Artık veda zamanına pek fazla kalmadı;
    Yorgun ve kimsesiz ölümün bahçesindeyim…
    Sinemde yanar dağlar bahçeler bağlar yetim
    Sensizken canım ağlar bensizken memleketim
    Özüme bir kez dokun gör nasıl birisiyim
    Aşka aşıkken bile memleket delisiyim


  4. #4
    AyMaRaLCaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    24.08.08
    Mesajlar
    11.498
    Konular
    5201
    Beğendikleri
    3.463
    Beğenileri
    3.688
    Tecrübe Puanı
    100
    @AyMaRaLCaN

    Standart Cevap: Hüseyin Nihal ATSIZ Şiirleri (Tüm Şiirleri)

    Yarının Türküsü
    (H. Nihal ATSIZ)


    Arkadaşlar, haydi artık saflar dizilsin!
    Uzak, yakın ufuklardan koşup gelerek
    Belde çelik kılıç, içte çelikten yürek
    Taşıyanlar saflardaki yerini bilsin!

    Bir çığ gibi yürüyelim gözler ilerde;
    Keder, elem her ne varsa geride kalsın!
    Tehlikeler duman gibi tüterken yerde
    Arkadaki her düşünce sönüp ufalsın.

    Kahramanlar yürük gider ölüme karşı,
    Bir sevgili gibi onu basar bağrına!
    Bak, uzaktan çalınıyor bir zafer marşı,
    Yürüyelim şu doğmakta olan yarına…

    Sen ne kadar güzel şeysin, ey şanlı ölüm!
    Bizim bütün talihimiz sende saklıdır.
    Ey dünyada her yiğite nişanlı ölüm,
    Zevki sende arayanlar elbet haklıdır.

    Köprüköy’den, Pilevne’den gelen ses nedir?
    Çanakkale şehitleri dirildiler mi?
    Çocuklarda yeni doğan bu heves nedir?
    Kocamışlar bir sır için gençlik diler mi?

    Saflarımız seyrelse de yine ileri!..
    Düşenlerin kanlarından doğar bir şafak!
    Haydi sarssın yeri, göğü cenk türküleri;
    Kanımızla burda yarın güller açacak.
    Sinemde yanar dağlar bahçeler bağlar yetim
    Sensizken canım ağlar bensizken memleketim
    Özüme bir kez dokun gör nasıl birisiyim
    Aşka aşıkken bile memleket delisiyim


  5. #5
    AyMaRaLCaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    24.08.08
    Mesajlar
    11.498
    Konular
    5201
    Beğendikleri
    3.463
    Beğenileri
    3.688
    Tecrübe Puanı
    100
    @AyMaRaLCaN

    Standart Cevap: Hüseyin Nihal ATSIZ Şiirleri (Tüm Şiirleri)

    Türklerin Türküsü
    (H. Nihal ATSIZ)


    Dilek yolunda ölmek Türklere olmaz tasa,
    Türk’e boyun eğdirir yalnız türeyle yasa;
    Yedi ordu birleşip karşımızda parlasa
    Onu kanla söndürüp parçalarız, yeneriz .

    Biz Tufanı yarattık uyku uyurken batı,
    Nuh doğmadan kişnedi ordularımızın atı.
    Sorsan şöyle diyecek gök denilen şu çatı:
    Türk gücü bir yıldırım Türk bilgisi bir deniz.

    Delinse yer, çökse gök yansa kül olsa dört yan,
    Yüce dileğe doğru yine yürürüz yayan.
    Yıldırımdan tipiden kasırgadan yılmayan,
    Ölümlerle eğlenen tunç yürekli Türkleriz…
    Sinemde yanar dağlar bahçeler bağlar yetim
    Sensizken canım ağlar bensizken memleketim
    Özüme bir kez dokun gör nasıl birisiyim
    Aşka aşıkken bile memleket delisiyim


  6. #6
    AyMaRaLCaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    24.08.08
    Mesajlar
    11.498
    Konular
    5201
    Beğendikleri
    3.463
    Beğenileri
    3.688
    Tecrübe Puanı
    100
    @AyMaRaLCaN

    Standart Cevap: Hüseyin Nihal ATSIZ Şiirleri (Tüm Şiirleri)

    Yakarış - 1
    (H. Nihal ATSIZ)


    Anlamayız hayatı felsefeyle, ilimle;
    Hayat çelik ellerle atılan zar olmalı.
    Rahat yatakta ölmek acep olmaz mı çile?
    Kanlı sınır boyları bize mezar olmalı.

    Aşık nasıl bulursa iç açan bir serin su
    Sevdiği bir güzelin som yalaz dudağında,
    Sönecektir bizim de gönlümüzün tamusu
    Tanrıların gezdiği yüce Tanrı Dağında.

    Tanrı Dağı! Tanrılar, tanrılaşanlar Dağı!
    Orda on üç asırdır bizi bir gözleyen var.
    Savaş türküleriyle aylı kızıl bayrağı,
    Kefensiz ölülerin ruhunu özleyen var.

    Ulu Tanrı! Kür Şad’ın yenilmeyen ruhunu
    Yüce Tanrı Dağında biraz daha barındır!
    Geleceğiz yakında! Yarın bütün oralar
    Demir bileklerdeki çelik kılıçlarındır.

    Tasa mıdır yakarsa bir kurşun kalbimizi?
    Ne çıkar süngülerle delinirse bağrımız?
    Bu kurşunlar, süngüler öldüremezler bizi,
    Belki diner onlarla ezeli kalp ağrımız.

    Gözümüzde bir hasret parlayarak düşünce,
    Toprak ana elbette bize açar kolunu.
    Onun kadar düşünmez bizi hiçbir düşünce,
    Kendi koynunda saklar can veren her oğlunu.

    Yurt ve şeref uğrunda sen seril de toprağa
    Varsın hiçbir dudakta anılmasın er adın!
    Kan sızarak göğsünden huzuruna varınca
    Iztırabı dinecek belki o gün Kür Şad’ın.

    Gam mı ceylan gözlüler bizlere yar olmasa?
    Yeter ki kılıçlarla süngüler yar olmalı,
    Rahat yatakta ölmek sanki değil mi tasa?
    Savaş ve er meydanı bize mezar olmalı.
    Sinemde yanar dağlar bahçeler bağlar yetim
    Sensizken canım ağlar bensizken memleketim
    Özüme bir kez dokun gör nasıl birisiyim
    Aşka aşıkken bile memleket delisiyim


  7. #7
    AyMaRaLCaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    24.08.08
    Mesajlar
    11.498
    Konular
    5201
    Beğendikleri
    3.463
    Beğenileri
    3.688
    Tecrübe Puanı
    100
    @AyMaRaLCaN

    Standart Cevap: Hüseyin Nihal ATSIZ Şiirleri (Tüm Şiirleri)

    Yakarış - 2
    (H. Nihal ATSIZ)

    Bir gün olur, elbette eski beğler dirilir;
    Yine kılıç kuşanır tarihteki paşalar.
    Yine şanlar alınıp nice canlar verilir,
    Yiğit akınımızdan yine dünya şaşalar.

    “Türk tarihi” denen kahramanlık şiirini
    Yeniden yazmak için harcayacağın kandır.
    Mısraların içinde en güzel ve derini
    Batıda “Niğbolu””, doğuda “Çaldıran”dır.

    Yine batılıların üçüncü Kosova’da
    Topraklara sereriz, bir değil, birkaçını.
    Çekilince kılıçlar yeniden Haçova’da
    Param parça ederiz Cermenliğin haçını.

    Yine ufka açılır şanlı korsanlarımız,
    Bir Türk gölü yaparlar Akdeniz’in içini.
    Acı acı gülerek bu gün susanlarımız.
    Yarın rezil ederler Romalı’nın piçini.

    Genç Fatih’in ordusu yine tekbir alınca
    Söndürürüz kafirin Meryem Ana mumunu.
    Haritadan sileriz Tuna’ya at salınca
    Ulah’ını, Sırb’ını, Bulgar’ını, Rum’unu.

    Gövdesini elbette döndürürüz kalbura
    Bir geçerse Moskof’un elimize yakası.
    Çanakkale önünde yine kopar bir bora
    Süngümüzle bozulur İngiliz’in cakası…

    Yiğit Harbiyeliler! Öğrenin dersinizi:
    Kahraman göz kırpmadan düşmana saldırandır.
    Vazifeniz: Kanije, Silistire, Pilevne,
    Niğbolu, Kosova, Malazgirt, Çaldıran’dır.

    Yarın Yavuz dirilip bize buyruk verince
    Kızgın kum çöllerini yeni baştan aşarız.
    Kanlarımız sebildir; akıtarak hepsini
    Belirsiz mezarlarda anılmadan yaşarız…
    Sinemde yanar dağlar bahçeler bağlar yetim
    Sensizken canım ağlar bensizken memleketim
    Özüme bir kez dokun gör nasıl birisiyim
    Aşka aşıkken bile memleket delisiyim


  8. #8
    AyMaRaLCaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    24.08.08
    Mesajlar
    11.498
    Konular
    5201
    Beğendikleri
    3.463
    Beğenileri
    3.688
    Tecrübe Puanı
    100
    @AyMaRaLCaN

    Standart Cevap: Hüseyin Nihal ATSIZ Şiirleri (Tüm Şiirleri)

    Varsağılar
    (H. Nihal ATSIZ)

    - 1 -

    Gel be dilber zevk edelim,
    Orda yalnız ne yatarsın?
    Acı şarap kadehime,
    Dudağından bal katarsın.

    Kızlar bana bakarsa da,
    Yasemin, gül kokarsa da,
    Yarın gönül bıkarsa da,
    Bugün için sen yetersin.

    Dudakların: O ne meydir!
    Bu sendeki nice huydur?
    Gönlüm nişan, kaşın yaydır,
    Kirpiğinle ok atarsın.

    Desem sana: “Sevişelim!”
    Dersin: “Hayır, konuşalım!”
    Desem: “Kız gel öpüşelim!”
    O dem hemen kaş çatarsın.

    Yarın bir savaş olursa,
    Meydanda kan, baş olursa,
    ‘‘Atsız’’a bir iş olursa,
    Kız yine sen yas tutarsın…


    - 2 -

    Gel bre hey, senin ile
    Mey içelim azar azar.
    Kahpe felek alnımıza
    Ne dilerse onu yazar.

    Yazın bahçeler sazlanır,
    Yâr dudağı kirazlanır.
    Çağırırsan yâr nazlanır.
    Çağırmazsan tutup kızar.

    Ele girmez bir kuşsa da,
    Bize binde bir düşse de,
    Yâr gerdanı gümüşse de,
    Deli gönül bir gün bezer.

    Haydi, durma “dolu” doldur,
    Sağrağını göğe kaldır,
    Bu günlerin tadı baldır,
    Yarın kahpe felek bozar!

    Çaldı gurbet rebâbını,
    Bitirdi aşk kitabını,
    ‘‘Atsız’’ ecel şarabını
    Elbet bir gün içip sızar…


    - 3 -

    Burada her dem güneş açmaz,
    Bazı olur hava puslu.
    Bugün yine oldu bahar,
    Geldi bir hoş bülbül sesli.

    Üzerinden akıyor naz,
    Paylaşacak benimle koz.
    Dedim: ‘‘Adın Şirin mi kız?’’
    Güldü, dedi: ‘‘Hayır, Aslı.’’

    Dedim ki: ‘‘Hey bre yosma!
    Bir sözüm var, ama küsme,
    Bir başlasın, böyle susma,
    Ya saz yahut cilve faslı…’’

    Dedi: ‘‘Sonra için yanar,
    Bakışımdan gönlün kanar.
    Dudağımdan başın döner,
    iyisi mi, otur uslu!’’

    Dedim: ‘‘Dilber! Tavrın yüce.
    Etme, konuş akıllıca.
    Gönül benzer bir kılıca,
    Kanlanmazsa kalır paslı.’’

    Dedi: ‘‘Kılıç kına girsin!
    Ben güneşim, sen de karsın!
    Dayanamazsın, erirsin,
    Sevdiklerin kalır yaslı…’’

    O güzel kız sattı beni,
    Bir hıçkırık tuttu beni,
    Yalnız koyup gitti beni,
    Salınarak nazlı nazlı.

    Gönül orman… Uçtu kuşu.
    Bu ormanın bitti işi.
    “Atsız” dağdı, geldi kışı
    Başı duman, gözü sisli…




    - 4 -

    Erlik günü geldiğinde,
    Yiğitlere şan görünür.
    Yığın yığın harcanmaya,
    Nice yüz bin can görünür.

    Kopunca bir büyük savaş,
    Er tez gider, korkak yavaş.
    Yüreksize akçayla aş.
    Erlere meydan görünür.

    Bir gün olur yılda, ayda,
    Birleşiriz hep Altay’da.
    Güz ayında, kurultayda,
    Başı börklü han görünür.

    Atsız der ki: Ne var canda?
    Yatarız taze çimende.
    Rus’un adı her gecende,
    Gözlerime kan görünür.
    Sinemde yanar dağlar bahçeler bağlar yetim
    Sensizken canım ağlar bensizken memleketim
    Özüme bir kez dokun gör nasıl birisiyim
    Aşka aşıkken bile memleket delisiyim


  9. #9
    AyMaRaLCaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    24.08.08
    Mesajlar
    11.498
    Konular
    5201
    Beğendikleri
    3.463
    Beğenileri
    3.688
    Tecrübe Puanı
    100
    @AyMaRaLCaN

    Standart Cevap: Hüseyin Nihal ATSIZ Şiirleri (Tüm Şiirleri)

    Unutma
    (H. Nihal ATSIZ)


    Yetmiş gün bir öksüz gibi yaşadın;
    Annenin gittiği günü unutma!
    Senin için kendini harcayan kadın,
    Unutulmaz oğlum, onu unutma…

    Mezarı olursa koy bir kaç çiçek,
    Babanın rüyası olunca gerçek.
    İstersen dünyada her şeyden el çek;
    Bayrağı, ırkını, dünü unutma!

    Anneni konuştur getirip dile;
    Anlatsın nasıldı çektiğim çile.
    Gurbette tükenip dönmesem bile
    Unutma oğlum hiç, beni unutma!
    Sinemde yanar dağlar bahçeler bağlar yetim
    Sensizken canım ağlar bensizken memleketim
    Özüme bir kez dokun gör nasıl birisiyim
    Aşka aşıkken bile memleket delisiyim


  10. #10
    AyMaRaLCaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    24.08.08
    Mesajlar
    11.498
    Konular
    5201
    Beğendikleri
    3.463
    Beğenileri
    3.688
    Tecrübe Puanı
    100
    @AyMaRaLCaN

    Standart Cevap: Hüseyin Nihal ATSIZ Şiirleri (Tüm Şiirleri)

    Türk Gençliğine
    (H. Nihal ATSIZ)


    Adalar Denizinden Altayların daha ötesine kadar bütün Türk gençliğine….

    1- Bugünün Gençlerine

    Yer bulmasın gönlünde ne ihtiras, ne haset.
    Sen bütün varlığına yurdumuzun malısın.
    Sen bir insan değilsin; ne kemiksin, ne de et;
    Tunçtan bir heykel gibi ebedi kalmalısın.

    Iztırap çek, inleme… Ses çıkarmadan aşın.
    Bir damlacık aksa da, bir acizdir göz yaşın;
    Yarı yolda ölse de en yürekten yoldaşın
    Tek başına dileğe doğru at salmalısın.

    Ezilmekten çekinme… Gerilmekten sakın!
    İradenle olmalı bütün uzaklar yakın,
    Dolu dizgin yaparken ülküne doğru akın,
    Ateşe atılmalı, denize dalmalısın.

    Ölümlerden sakınma, meyus olmaktan utan!
    Bir kere düşün nedir seni dünyada tutan?
    Mefkuresinden başka her varlığı unutan
    Kahramanlar gibi sen, ebedi kalmalısın…


    2- Muallim Arkadaşlarıma

    Sen ne elde ve dilde gezen billur bir sağrak,
    Ne de sıska bir göğüse takılan bir çiçeksin;
    Senin de bu dünyada nasibin var: Savaşmak!..
    Kayalarla güreşip dağlarda öleceksin.

    Yoldaşlık ederekten gökte güneşle, ayla,
    Aşarsın tepe, ırmak; yürürsün ova, yayla…
    Hayata ne biçimde geldinse bir borayla,
    Daha sert bir kasırga içinde biteceksin.

    Kızıl Elma uğrunda kılıç çekince kından,
    Bahtiyarlık denen şey artık geçmez yakından;
    Mesut olup gülmeyi sök, çıkar hatırından.
    Belki öldükten sonra bir parça güleceksin.

    Yüz paralık kursunla gider “Hayat” dediğin;
    “Tanrı Yolu” uzaktır; erken kalk, sıkı giyin.
    Yazık, bütün ömrünce o kadar özlediğin,
    Güzel Kızıl Elma’na varmadan öleceksin.


    -3-

    Belki bir gün çöllerde kaybedersin eşini,
    Belki bir gün ağlarsın kaçtı diye karına.
    Işıksız kulübende boranın esişini,
    Dinleyerek çıkarsın bir ümitsiz yarına.

    Gün olur ki mertliğin uğrar kahpe bir hınca;
    Namert bir el arkandan seni vurur kadınca;
    Bir gün sabrın tükenir… Silahını kapınca,
    Haykırarak çıkarsın yurdunun dağlarına…

    Hayatin kamçısıyla sızar derinden kanlar,
    Senin büyük derdinden başkaları ne anlar?
    Vicdanını Paris’e, Moskova’ya satanlar,
    Küfür diye bakarlar senin dualarına.

    Hey arkadaş! Bu yolda ben de coşkun bir selim,
    Beraberiz seninle, işte elinde elim.
    Seninle bu hayatin gel beraber gülelim,
    Ölümüne, gamına, tipisine, karına…


    4- Asker Kardeşlerime

    Atandan kalmış olan kılıcı iyi bile,
    Onu bütün gücünle vuracaksın çağında.
    Savaş….. Bunun tadını ey Türk sen bulamazsın,
    Ne sevgili yanında, ne baba ocağında.

    Savaşmaktan kaçınır, kim varsa alnı kara;
    Kan dökmeyi bilenler hükmeder topraklara…
    Kazanmanın sırrını bilmiyorsan git, ara,
    “Çanakkale” ufkunda, “Sakarya” toprağında.

    Siyasette muhabbet… Hepsi yalan palavra…
    Doğru sözü “Kül Tegin” kitabesinde ara…
    Lenin’den bahsederse karşında bir maskara,
    Bir tebessüm belirsin sadece dudağında.

    Yatağında ölmeyi hatırından sök, çıkar!
    Döşeğin kara toprak, yorganındır belki kar…
    Sen gurbette kalırsan, ben ölürsem ne çıkar?
    Ruhlarımız buluşur elbet Tanrıdağı’nda…


    -5-

    Mukadderat isterse seni yoldan çevirsin,
    Sen hele bu yollarda yıpranarak aşın da,
    Varsın bütün ömrünce bir an nasip olmasın,
    Yorgunluğunu gidermek serin bir su başında.

    Bir gülüşten ne çıkar, ne çıkar ağlamaktan?
    Kullar kancıklık eder, bela bulursun Hak’tan.
    Gün olur ki bir yudum su ararsın bataktan,
    Gün olur ki bir tutam tuz bulunmaz aşında.

    Bir çığ gibi yürürsün bir lahza durmaksızın,
    Bir ilahi kaynaktan geliyor çünkü hızın.
    Duygular ölmüştür… Tapınılan bir kızın,
    Bir füsun bulamazsın gözlerinde, kaşında.

    Iztırabı kanına katta göz kırpmadan iç!
    Varsın gülsün ardından, ne çıkar, bir iki piç…
    Bu varlık dünyasında yalnız senin hiç mi hiç
    Bir şeyin olmayacak… Hatta mezar taşın da…
    Sinemde yanar dağlar bahçeler bağlar yetim
    Sensizken canım ağlar bensizken memleketim
    Özüme bir kez dokun gör nasıl birisiyim
    Aşka aşıkken bile memleket delisiyim


Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajinizi Degistirme Yetkiniz Yok
  •