Kullanıcı Tag Listesi

Dünyadaki yaşam amacımız nedir ? Görüşlerini almak isterim... 1-Yaratılışımızın gayesi kulluk değilmidir ? 2-Eğer öleyse niçin yapmıyoruz 3- Ben öylesine yaşıyorum mu diyorsunuz ?

Bu konu 1785 kez görüntülendi 3 yorum aldı ...
Anket:Dünyada yaşama amacımız ne ? 1785 Reviews

    Konuyu değerlendir: Anket:Dünyada yaşama amacımız ne ?

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 1785 kez incelendi.

  1. #1
    Denizhan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    06.08.08
    Mesajlar
    132
    Beğendikleri
    1
    Beğenileri
    11
    Bahsedildi
    0 Mesaj
    Etiketlenmiş
    0 Konu
    Tecrübe Puanı
    408
    @Denizhan

    Standart Anket:Dünyada yaşama amacımız ne ?

    Dünyadaki yaşam amacımız nedir ? Görüşlerini almak isterim...


    1-Yaratılışımızın gayesi kulluk değilmidir ?

    2-Eğer öleyse niçin yapmıyoruz

    3- Ben öylesine yaşıyorum mu diyorsunuz ?


    Konu Bilgileri       Kaynak: www.azeribalasi.com

          Konu: Anket:Dünyada yaşama amacımız ne ?

          Kategori: Anketlerimiz..

          Konuyu Baslatan: Denizhan

          Cevaplar: 3

          Görüntüleme: 1785

    Konu Dygsuz tarafından (07.11.08 Saat 10:56 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    Dygsuz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    30.07.08
    Mesajlar
    10.861
    Beğendikleri
    0
    Beğenileri
    481
    Bahsedildi
    0 Mesaj
    Etiketlenmiş
    0 Konu
    Tecrübe Puanı
    848
    @Dygsuz

    Standart

    -Neden yaşıyoruz?
    Bu soru, insanoğlunun ne kadar aciz bir varlık olduğunu gösteriyor.Tamamen biyolojik bir şans sonucu yaşıyoruz! Bu soruya tüm çağlar boyunca filozoflar yanıt aramış,ancak felsefe ve filozoflar buna bir cevap bulamamışlar. Neden? Çünkü yaşamın cevabına maddenin içinde rastlanmamaktadır.


    Niçin yaşıyoruz sorusuna sadece dinler bir cevap getirmekte.Bu cevaplarının temeli,elçilerin getirdiği haberler.

    Rab:Ben kullarımı ancak bana ibadet etsinler diye yarattım diyor.Bu bir imtihan dünyası,insanların elbetteki diğer canlılardan farkı var.Aklı var,iradesi var ve nefsi var. Dünyaya gelme amacımız,beklide bu imtihan..Allah'a en güzel kulluk ederek,sadece ona ibadet ederek,onun için yaşayarak hayatımızı tamamlamak mı?

    Bu dünya geçici bir dünya.Bakın etrafınıza her şey geçici..Bugün varlar yarın yoklar,yaşımızda ilerliyor,bakın yüzünüze nasılda kırışıyor,bakın saçınıza nasılda beyazlıyor. bir zaman sonra merdivenlerden çıkarken bile kesileceğiz. Yaşlanacağız. Sağlığımız, gençliğimiz, diriliğimiz bile yalan. zamanla onları bile kaybedeceğiz.

    -Yaşamak;Sormaktır.
    Bu soruyu sorabildiğimiz için yaşıyoruz.


    -Yaşamak;Mücadele edip, savaşmaktır.
    İnsanlar, önlerine birer hedef koyup ve bu hedefleri gerçekleştirebilmek için, sürekli bir arayış ve de mücadele içinde olup hep savaşırlar,. bunu yaparken de ve de sonlara doğru yaklaşırken, büyük bir haz alırlar. bu haz onlara yaşamın amacını anımsatır. hedefler sona ulaştıkça yeni hedefler başlar ve psikolojik olarak tatmin olmaya çalışırlar. (iyi ki yaşıyorum)

    -Yaşamak;Beklemektir.
    Bazen hayatınızda sürekli olarak bir şeyleri beklersiniz ama sadece beklersiniz.


    -Yaşamak;Ölmektir.
    Ölmek için yaşıyoruz. Yaşadığımız bu günlerde iki tane gencimizi trafik kazasında kaybettik. bunlardan bir tanesi benim akrabamdı. onu defnederken şunu düşündüm; biz ölmek için yaşıyoruz herhangi bir anlamı ve de amacı olmadan. Sadece yaşıyoruz.


    -Yaşamak;İnsanın ta kendisidir aslında.
    Genel çerçevede düşündüğümüz zaman; İnsanın ruh hali ne ise, yaşamın amacı odur.senin ruh halin seni nereye götürüyorsa, yaşamın amacı o dersin.

    Sevmek mi? var ruh halinde, amaç SEVGİDİR dersin.

    Hastalık mı? var ruh halinde, amaç SAĞİLIKLI BİR YAŞAM dersin.

    Aşk mı? var amaç AŞKIN PEŞİNDEN YÜRÜMEK dersin.

    Bir yerde sürgün olarak mı yaşıyorsun amaç ÖZGÜRLÜKTÜR dersin.

    Taziyede misin amaç ÖLÜMDÜR dersin

  3. #3
    baran16 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    03.03.09
    Yaş
    45
    Mesajlar
    99
    Beğendikleri
    0
    Beğenileri
    2
    Bahsedildi
    0 Mesaj
    Etiketlenmiş
    0 Konu
    Tecrübe Puanı
    371
    @baran16

    Standart

    Amaçsız yaşanmaz her insanın bir amacı vardır
    ÖLÜM ÖLÜM DEDİĞİN NEDİRKİ GÜLÜM BEN SENİN İÇİN YAŞAMAYI GÖZE ALMIŞIM.

  4. #4
    -------------------------------------

    Standart

    Dünya Hayatı Geçicidir ve Ölüm Kesin Bir Gerçektir


    Çocukluğunuzun ilk günlerinden itibaren geleceğinize ilişkin belirli bir hedefe yönelir veya başkaları tarafından yönlendirilirsiniz. Muhtemelen şunlarla karşılaşırsınız: Yaşınız ilerlediğinde artık bir aileniz ve işiniz olmuştur. Daha çok para kazanmak ve daha rahat yaşamak için çaba gösterirsiniz, çocuklarınızı yetiştirir, onların ileride sizden daha iyi bir hayat sürmelerini istersiniz. Haftada bir aile toplantılarına katılır, tatil yapar, işe gider, geri kalan vaktinizi de evde geçirirsiniz. Birkaç aksaklık dışında yaşamınızdaki herşey muntazam devam eder, genelde çok olağanüstü durumlarla da karşılaşmazsınız.


    Yaşamınızdaki herşey sanki daha önceden belirlenmişgibidir, çevrenizdeki insanların yaşamları da birbirleriyle çok büyük benzerlikler gösterir. Bu benzer senaryolara göre yaşamak için çalışmalı, soyunuzu devam ettirmek için de aile kurmalısınız. Bu düşünceye göre zaten "iyi bir aile ve iyi bir iş" dışında yaşamın başka ne amacı olabilir ki! Bunlar sağlandıktan sonra mutlu bir yaşam hayal edersiniz. Böylece herşey tozpembe olacak ve yaşamın geri kalan kısmını huzurlu geçireceksinizdir.


    Oysa siz bunları düşünürken, bedeninizde ve çevrenizde önemli birtakım değişiklikler olmaktadır. Vücudunuzda farklı işlevlere sahip pek çok hücre görevini tamamlayıp ölmekte ve yaşınız ilerledikçe bunların yenilenmesi daha da yavaşlamaktadır. Bedeniniz yaşlanmakta ve bu yönde sürekli belirtiler, hastalıklar, eksiklikler ortaya çıkmaktadır. Zaman sürekli ilerlemekte ve geri dönüşün imkansızlığı gün geçtikçe daha da açık bir şekilde kendini göstermektedir. Ve siz huzurlu ve rahat geçirmeyi planladığınız "geri kalan ömrünüzde" gitgide ölüme doğru yaklaştığınızın farkındasınızdır. İşte bu nedenle dünya hayatı size beklediğiniz rahatlığı ve huzuru gerçek anlamda asla vermez. O ana kadar sizi pek çok açıdan tatmin ettiğini düşündüğünüz bu yaşamın bir sonu vardır. İşte bu sonun ardından asıl gerçeklerle yüzyüze gelinecektir. O halde dünya hayatında hedeflediğiniz hiçbir şey sizin gerçek amacınız olmamalı. Çünkü dünya hayatı yalnızca geçici bir imtihan yeridir. Kimin güzel davranışlarda bulunduğunun sınandığı yerdir. Allah, bize bu önemli gerçeği şöyle bildirmektedir:


    O, amel (davranışve eylem) bakımından hanginizin daha iyi (ve güzel) olacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstün ve güçlü olandır, çok bağışlayandır. (Mülk Suresi, 2)


    Yaşamın gerçek amacı "iyi bir aile ve iyi bir iş" değildir. Herkesin tek bir yaratılış amacı vardır: Allah'a kul olmak. Dünyada elde edilmişmal, eş, çocuk, mevki, itibar gibi kazançların hepsi yaşam boyunca büyük bir tutkuyla bağlanılan değerlerdir. Fakat ölümün ilk anından itibaren bu dünyevi kazançlar bir anda tüm değerlerini ve önemlerini yitirirler. Bu herkesin bildiği ama düşünmekten kaçındığı bir gerçektir. Dolayısıyla asıl amaç bu olmamalıdır. O zaman gerçek amacın ve kazancın ne olduğunu çok iyi düşünmek, kavramak gerekir. İşte yaratılmanın asıl amacını Allah Kuran'da şöyle bildirmektedir:


    Ben, cinleri ve insanları yalnızca bana ibadet etsinler diye yarattım. (Zariyat Suresi, 56)

    Ancak Allah'a kulluk görevinin tam olarak yerine getirilmesiyle ölümden sonra başlayacak olan ahiret hayatı için güzel bir beklenti söz konusu olabilir. İnsanların büyük bir kesiminin sahip olduğu çarpık bir beklenti vardır. Çoğu insan bu ihtimale inanarak kendini rahatlatmaya çalışır. Oysa bu büyük bir yanılgıdır. Eğer bir insanın ahirete, ölümden sonraki yaşama yönelik bir beklentisi yoksa, o zaman da geriye tek bir ihtimal kalır: Ölümle birlikte sonsuza dek yok olmak! Bu ihtimal ise diğerlerine göre çok daha ürkütücüdür. Allah'a kulluk etmeyi reddeden insanlar bu olasılıktan korktukları ve unutmak istedikleri için kendilerince çeşitli yöntemler geliştirirler. Bu yöntemler ise genelde hep aynıdır: Ölüm konuşulmaz, tartışılmaz, hatırlatılmaz. Halbuki ölüm, yaşanılacağı kesin olan bir gerçektir, ama sanki "yokmuş" gibi davranılır. Toplumun büyük bir kesiminin bu mantığa sahip olması insanda bir rahatlamaya sebep olabilir. Oysa kendisi gibi diğer insanlar da aldanmaktadırlar. İnsanlar ölümü, kıyamet gününü ve ahireti bilmekte ama düşünmemektedirler. Dünya hayatıyla tatmin bulmakta, daha doğrusu tatmin bulmayı istemektedirler. Oysa Allah Kuran'da insanların kaçmakta oldukları ölüm gerçeğiyle mutlaka karşılaşacaklarını bildirmektedir. Ayette şöyle buyrulur:


    De ki: "Elbette sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, şüphesiz sizinle karşılaşıp-buluşacaktır. Sonra gaybı da, müşahede edilebileni de bilen (Allah)a döndürüleceksiniz; O da size yaptıklarınızı haber verecektir." (Cuma Suresi, 8)


    Ölüm yalnızca insanlara mahsus değildir. Geçici olan dünya hayatında, insan gibi "herşey" ölümlüdür. Allah bize, tüm kainatın, içindeki canlılarla birlikte yok olacağı bir günün varlığını, yani "kıyamet gününü" bildirmiştir. Kıyamet günü, imtihanın son bulduğu, nihai gündür. O günün gelişini, yeryüzündeki her insan pek çok belirti ile anlayacak ve kainatın ölümüyle sonuçlanacak olaylar gerçekten de tüyler ürpertici olacaktır. Ve en nihayet dünyadaki tüm insanlar, kıyametin gerçekleştiği gün, kendilerini bekleyen "yeniden dirilişi" kavrayacaktır. Böyle bir günle karşılaşmayı ummayanlar, karşılarındaki bu apaçık gerçeği reddedemeyecekler ve Allah'ın emrine "isteseler de istemeseler de" boyun eğeceklerdir. Allah, tüm evren için büyük bir son hazırlamıştır. İnsanların çoğu her ne kadar inkar etmeye çalışsa da, kıyamet saati belirlenmişbir vakitte kendilerini beklemektedir.


    Kıyamet Günü Kesin Olan Bir Gerçektir


    Daha önce bahsettiğimiz gibi dünyanın geçici değerlerine sahip olmayı kendisi için yeterli gören insanlar, gerçeklerden çeşitli yöntemlerle kaçarlar. Ölüm tüm gerçekliği ile yanı başlarında iken bunu gözardı eder, yeniden dirilecekleri günü de unutmaya çalışırlar. Bunları düşünmemek kendilerince bir kaçışyöntemidir. Böylelikle insanlar Allah'a olan yükümlülüklerini akıllarına getirmeyerek, yalnızca kendi tutkularına göre yaşayabileceklerini zannederler. Oysa kıyamet günü kesin bir gerçektir. Bu gerçek Kuran'la bildirilmiştir.


    Aynı zamanda Kuran'da kıyamet gününde gerçekleşecek olan olayların tasvirleri de yapılmıştır. Oldukça detaylı anlatılan kıyamet vaktinde, yeryüzünde ve tüm kainatta olacaklar, bunun yanı sıra insanların ruh hali, tüm benliklerine hakim olacak büyük şaşkınlık, korku ve panik açık bir şekilde anlatılmaktadır. Kuşkusuz, evren kusursuz olarak yoktan var edildiği gibi, yine kusursuz ve olağanüstü görkemli bir kapanışla sona erecektir. Gezegenler yörüngelerini bulamayacak, dağlar yerlerinden oynayacaklardır. Daha önce herşeyin tesadüf olabileceği bahanesi ile Allah'ı inkar edenler, tüm dengeleri altüst eden bu muazzam olaylar karşısında tesadüflerin değil, yalnızca Allah'ın hükmünün geçerli olduğunu anlayacaklardır. Allah kıyamet anında gerçekleşecek olaylarla ilgili olarak Kuran'da şöyle haber vermektedir:


    De ki: "Göklerde ve yerde olanlar kimindir?" De ki: "Allah'ındır." O, rahmeti kendi üzerine yazdı. Sizi kendisinde şüphe olmayan kıyamet gününde elbette toplayacaktır. Nefislerini hüsrana uğratanlar, işte onlar inanmayanlardır. (Enam Suresi, 12)


    Artık Sura tek bir üfürülüşle üfürüleceği, yeryüzü ve dağlar yerlerinden oynatılıp kaldırılacağı, ardından tek bir çarpma ile birbirlerine çarpılıp parça parça olacağı zaman. İşte o gün, vakıa (bir gerçek olan kıyamet) artık vuku bulmuş(gerçekleşmiş)tur. (Hakka Suresi, 13-15)


    Kıyamet Günü Belirlenmiş Bir Vakittir


    Zaman ilerledikçe, kıyametin vuku bulacağı ana doğru hızla yaklaşıyoruz. İnsanların büyük bir çoğunluğu kıyamet vaktini kendilerinden çok sonraki nesillerin karşılaşacakları bir olay olarak düşünmektedirler. Burada şu gerçeği hatırlatmakta yarar vardır. Kuşkusuz bizlerden önceki nesiller de aynı düşünce ile hareket etmişler ve "uzak gelecekteki" bu olayı düşünmemişlerdir bile. Oysa dünya üzerinde, ilk insanın yaratılışından itibaren yaşamışolan her kişi, kıyamet günü gerçekleşen olaylara şahit olacak, Allah'ın huzurunda toplanacak ve hiç kimse için de bir kaçışmümkün olmayacaktır. Üstelik bu günün, siz günlük yaşamınıza devam ederken, gelecek için planlar yaparken olmayacağına dair bir garanti de yoktur. Kesin olarak gerçekleşecek olan kıyametin vaktini sadece Allah bilmektedir. Bu konuyla ilgili olarak ayetlerde şöyle buyrulmaktadır:


    De ki: "Bilmiyorum, size vadedilen (kıyamet ve azab) yakın mı, yoksa Rabbim onun için uzun bir süre mi koymuştur?" O, gaybı bilendir. Kendi gaybını (görülmez bilgi hazinesini) kimseye açık tutmaz (ona muttali kılmaz.) (Cin Suresi, 25-26)

    hayata bu yönünden bakın ve yaşamamızın sebebini ve beklentilerimizi düşünün derim arkadaşlar.

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajinizi Degistirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Facebook Baglan Giriş