Kullanıcı Tag Listesi

Tam karşımdaki masada oturuyordun. Yanındakiler durmaksızın bir şeyler anlatıyorlardı sana. İlgini toplayıp onları dinleyemiyor gibiydin… Gözlerin sağa sola kayıyor ara sıra şöyle derin bir nefes alıp içini çekiyordun. O gün bambaşkaydın. Bambaşka bir hava esiyordu etrafında. Bambaşka tarifsiz bir sihirle çepeçevre kuşatılmış gibiydin. İşte o an gözlerin benden yana çevrildiler. Bakışlarımız buluşup kenetlenmişti. Bu çekim alanından kendimi kurtarmak istiyor ama tutsak gözlerime sözümü

Bu konu 849 kez görüntülendi 0 yorum aldı ...
yelkovan kapıyı calınca 849 Reviews

    Konuyu değerlendir: yelkovan kapıyı calınca

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 849 kez incelendi.

  1. #1
    Emine - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    14.08.08
    Mesajlar
    20.681
    Konular
    10867
    Beğendikleri
    10
    Beğenileri
    77
    Bahsedildi
    0 Mesaj
    Etiketlenmiş
    1 Konu
    Tecrübe Puanı
    100
    @Emine

    Standart yelkovan kapıyı calınca

    Tam karşımdaki masada oturuyordun. Yanındakiler durmaksızın bir şeyler anlatıyorlardı sana. İlgini toplayıp onları dinleyemiyor gibiydin… Gözlerin sağa sola kayıyor ara sıra şöyle derin bir nefes alıp içini çekiyordun. O gün bambaşkaydın. Bambaşka bir hava esiyordu etrafında. Bambaşka tarifsiz bir sihirle çepeçevre kuşatılmış gibiydin. İşte o an gözlerin benden yana çevrildiler. Bakışlarımız buluşup kenetlenmişti. Bu çekim alanından kendimi kurtarmak istiyor ama tutsak gözlerime sözümü geçiremiyordum. Bir hipnoz bir büyü ya da daha öte bir gizli güç…sonrası sonsuzluk olan… Kiliseden yükselen çan sesi bir yıldırım düşmesi ya da bir lisenin teneffüs zili fark eder mi bir tanesi sonlandırmıştı bu yoğunluğu. Kalkıp ayrı kapılara yönelmiştik. Bizim seçimimizdi farklı yolları seçmek… Bizim seçimimizdi konuşmadan anlaşmak… Böyle olması gerektiğine inanıyorduk. Böyle olmalıydı… Yalana ne gerek!… Buna mecburduk! Belki farklı zamanlarda göz açışımızdan hayata belki yanlış bir yerde bakışlarımızın kesişmesinden belki diğerlerinin bizden güçlü olduğunu bilmektendi vuslatsızlık… Düpedüz korkuyorduk. Ondandı benim kekeleyişlerim ondandı senin her daim mahcup edan… Bağlanmıştık ama günahtı birleşmemiz. Bağlanmıştık ama gölgesi olamıyorduk birbirimizin. Teğet geçiyordu siluetlerimiz. Yasaktı. İmkansızdı.
    Nasıl ki akreple yelkovan el ele verip uzaklaşamazlarsa bu diyarlardan mecburiyet varsa canlarının bir köşesi mızrakla delinmiş ve bağlanmışken birbirlerine yine de kavuşamıyorlarsa; öyle bir şeydi yaşadığımız… Karanlık gecelerde yalnızca seslerimiz buluşabiliyordu kuytularda biz refakat edemiyorduk onlara. Ben umudun şarkısını mırıldanıyordum sen imkansızlığın… Cesur olan bendim galiba. Sen söndürdükçe ben küllerinden doğuruyordum ümit kıvılcımlarını… Sen yine söndürüyordun sonra onları. Ateşten korkuyordun. Ateşimden korkuyordun! Ortaçağdaki hapishanelerin yahut mahzenlerdeki zindanların duvarlarını süsleyen görkemli lakin ürkütücü meşalelere benzetiyordun ateşimi. Ateşi içinde hissetmenin prangalara vurulmak dahası linç edilmek anlamına geldiğini biliyordun. Oysa prangalara da vurulsak umudu var edebilirdik doğan yeni günlerde… Sevmenin suç olmadığı esaret gerektirmediği ülkeleri de yazıyordu kitaplar. Kitaplar ki sayfalarca okuduğum adındaki harflerin mükemmelliğini ve tılsımını çözmeye çalıştığım yegane kaynakçam… Razıydım ben prangalara da tutsaklığa da giyotine de… Ya da bir ömür boyu kaçak hayatı sürmeye razıydım; her daim o diğerlerinin baskısını ve soluğunu hissetmek pahasına omzumda… Kaçsak belki bulabilirdik cenneti. Belki takip etsek o beyaz kuşları erebilirdik huzura…
    Uykusuzluğu şarkıları şairin bahsettiği mecburluğu acı kahveleri mimozaları “yeşili” ya da rüyaları paylaşabilirdik buna benim kadar inansan…
    Ama yenememiştin bir türlü gelecek kaygısını gölgelerimizin uymadığını söyleyenlerin sözlerine kulak tıkayamamıştın ve vazgeçememiştin parmaklarını kütürdetmekten… Ben seni hiç özleyememiştim yahut çıldırmıştım özlemekten… Sen bir elinde uzak diyarlara seyahat belgen -ya da kaçışın dikildiğin vakit karşıma fark ettiysen “elveda” dememiştim sana. Çünkü yelkovanla akrep ayrılamazdı birbirinden… Yelkovan uzaklaştığını sana dursun volta atmaktan ötesini yapamazdı akrebin etrafında. Ve sevgi geçmişe ışık tutmaktansa gelecekle ilgilenirdi. Yelkovan bir bunu bilemedi… Oysa akrebin tek istediği yelkovanın “belki yine gelirim” demeyeceği bir gelecekti…
    Çünkü yelkovan er geç gelecekti…


    Konu Bilgileri       Kaynak: www.azeribalasi.com

          Konu: yelkovan kapıyı calınca

          Kategori: Aşk Hikayeler

          Konuyu Baslatan: Emine

          Cevaplar: 0

          Görüntüleme: 849


Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajinizi Degistirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Facebook Baglan Giriş