Kullanıcı Tag Listesi

09 Ocak 2011 Öcalan’ın avukatlarına söylediği sözler bu ruh halini ayan beyan ortaya koyuyor...

Bu konu 754 kez görüntülendi 0 yorum aldı ...
Öcalan’ın en büyük korkusu 754 Reviews

    Konuyu değerlendir: Öcalan’ın en büyük korkusu

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 754 kez incelendi.

  1. #1
    Vuslata Hasret - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    12.10.09
    Mesajlar
    8.991
    Konular
    4272
    Beğendikleri
    0
    Beğenileri
    2
    Bahsedildi
    0 Mesaj
    Etiketlenmiş
    0 Konu
    Tecrübe Puanı
    627
    @Vuslata Hasret

    Standart Öcalan’ın en büyük korkusu

    09 Ocak 2011





    Öcalan’ın avukatlarına söylediği sözler bu ruh halini ayan beyan ortaya koyuyor...



    Mehmet Metiner / Star


    Öcalan’ın en büyük korkusu, yaklaşan genel seçimler dolayısıyla AK Parti’nin Doğu ve Güneydoğu’da alacağı oylar. Kürtlerin kahir ekseriyetinin desteğinin AK Parti’den yana olduğunun görülmesi, Öcalan’ı derin bir endişeye sevk ediyor.
    Öcalan’ın avukatlarına söylediği şu sözler bu ruh halini ayan beyan ortaya koyuyor:

    “AKP Kürtlerden ne kadar fazla oy alırsa, Kürtlerin oyu ne kadar daha az olursa o zaman AKP ‘Kürtleri ben temsil ediyorum, Kürtler bir şey istemiyor’ diyecektir. Bu durumda da Kürtlerin talepleri, statüleri büyük tehlikeye girer. Yok olma noktasına gelirler”

    Öcalan’ın “geriler, yok olma noktasına gelir” dediği Kürtler aslında BDP’li Kürtler. Bu gerileme ve yok oluş, siyaseten bir yenilme anlamına geliyor elbet, fiziki imha anlamına değil! Öcalan’ın asıl endişesi şu:

    AK Parti PKK/BDP karşısında ezici bir siyasi üstünlük kazanırsa kendisinin içeride eli zayıflar. İtibarlı bir muhatap olmaktan çıkar.

    Öcalan BDP’nin AK Parti karşısında daha fazla oy almasını kendi kişisel ikbali ve istikbali açısından gerekli görüyor. Kanımca asıl sorun da burada.

    Öcalan Kürt sorununun bizatihi kendisinin çözümünden çok asıl kendisi üzerinden çözümünü ve dolayısıyla kendisini dışarıya çıkartabilecek bir formül bulununcaya kadar da silahlı güçlerin dağlarda kalmasını “olmazsa olmaz” önemde görüyor.

    BDP kendisine biçilen bu rolü oynuyor. Karşısına Kürt sorununu çözecek bir güçlü iradeyi Cumhuriyet tarihinde ilk defa ortaya koyan bir partiyi siyaseten alt edilmesi gereken bir düşman gibi görüyor olması, çözüm sürecini tıkıyor.

    BDP, AK Parti’yi imha edilmesi gereken bir düşman gibi görüyor. PKK’nın bu yöndeki tavsiyelerine uygun bir siyasal pozisyon geliştirerek gerilim ve kaos siyaseti üretiyor. Tek amacı, ülkenin Batı’sında AK Parti’nin elini Türk milliyetçiliği üzerinden siyaset yapan partiler lehine zayıflatmak, Doğu’sunda da sorunun çözümüne dönük adım atamayacak konuma düşürdüğü AK Parti’yi Kürtlerin nezdinde ters köşeye yatırmak. PKK kendini dayatıyor.

    BDP siyaseten varlık nedenini yitireceğini gördüğü için demokratik açılım sürecinin AK Parti eliyle başarılı olmasına direniyor.

    Oysa BDP saf milliyetçi bir parti olmuş olsaydı, son kertede bu sorunu çözeceğini apaçık ilan eden ve bu yüzden derin statükocu güçler tarafından düşman safına yerleştirilen bir partiye/iktidara koşulsuz destek sunardı. Bu sürecin başarıya ulaşması için katkısını esirgemezdi. O partiyi/iktidarı kendisinin düşmanı olarak lanse etmezdi. O parti karşısında alacağı üç beş oy hesabına demokratikleşme sürecinin akamete uğramasına neden olacak söz ve davranışlarda bulunmazdı.

    Öcalan’ın AK Parti algısı tamamen yanlış. AK Parti Kürtlerden alacağı üç beş oy düşüncesiyle demokratik açılım sürecini başlatmadı. Başbakan Erdoğan, statükoyu tümden değiştirmeden demokrasiye geçişimizin mümkün olmadığını gördüğü için bu hamleleri yapıyor.

    Statükonun ürettiği sorunları çözmeden Türkiye’yi demokratik temelde büyütmenin imkansız olduğunu gördüğü için bu yola baş koydu. Demokratik açılımın amacı, hür ve eşit vatandaşlık anlayışına dayalı demokratik bir cumhuriyet’in inşa sürecini başlatmaktı. 12 Eylül referandumuyla amaçlanan, vesayet rejiminde önemli bir gedik açmaktı.

    Şimdi sıra, seçimlerden sonra topyekun özgürlükçü yeni bir anayasayla bu demokratik değişim sürecini taçlandırmaya geldi. Tam da bu süreçte Öcalan’ın BDP’ye biçtiği rol, Kürtleri demokratik değişimin karşısına dikmek.

    Öcalan/PKK, AK Parti’ye sözüm kendi kişisel gücünü göstermek adına ulusalcı partilerin değirmenine su taşıyor.

    Görünen o ki, bu genel seçim türlü provokasyonlara açık olacak.

    PKK bir yanda dağda eylem koyarak, bir yanda da milisleri aracılığıyla şehirlerde gösteri ve çatışmaları yoğunlaştırarak AK Parti üzerinde, malum güç odaklarının yapmayı düşündüğü siyasi ameliyatın zeminini oluşturma yoluna giderse hiç şaşırmam.

    Öcalan’ın mesajları bunu gösteriyor.

    Diyeceğim o ki, Kürtlere temelli kaybettirecek bir siyaset, “Kürtlük” adına tedavüle sokulmak isteniyor.


    Konu Bilgileri       Kaynak: www.azeribalasi.com

          Konu: Öcalan’ın en büyük korkusu

          Kategori: Gazete,Dergi,İnternetten Alıntılar

          Konuyu Baslatan: Vuslata Hasret

          Cevaplar: 0

          Görüntüleme: 754

    Ezan Oldum Dinmedim.Bayrak Oldum İnmedim. Şehit Oldum Ölmedim.Adım Müslüman Soyadım Türk Benim

Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajinizi Degistirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Facebook Baglan Giriş