Kullanıcı Tag Listesi

NEDEN TURKEY DEĞİL DE TÜRKİYE! Bilim adamları ve araştırmacılar Türkiye kelimesinin İtalyancadan geldiğini kabul ederler. Prof. Dr. İlber Ortaylı bir makalesinde Cenovalı ve Venedikli tüccar ve diplomatların, 12. yüzyılda, ülkemizi 'Turchia' ve 'Turmenia' olarak tanımladıklarını belirtir. Prof. Dr. Abdulhaluk Çay ise 'Turchia' tanımını çok daha gerilere götürür ve 'Turchia' tabirine ilk defa 6. yüzyılda Bizans kaynaklarında rastlandığını belirtir ve şöyle der: "Bu tabir 9. ve 10.

Bu konu 1607 kez görüntülendi 1 yorum aldı ...
Neden türkiye değil de turkey 1607 Reviews

    Konuyu değerlendir: Neden türkiye değil de turkey

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 1607 kez incelendi.

  1. #1
    Tonyukuk Tacam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    12.11.10
    Mesajlar
    4
    Konular
    4
    Beğendikleri
    0
    Beğenileri
    0
    Bahsedildi
    0 Mesaj
    Etiketlenmiş
    0 Konu
    Tecrübe Puanı
    0
    @Tonyukuk Tacam

    Standart Neden türkiye değil de turkey

    NEDEN TURKEY DEĞİL DE TÜRKİYE!


    Bilim adamları ve araştırmacılar Türkiye kelimesinin İtalyancadan geldiğini kabul ederler. Prof. Dr. İlber Ortaylı bir makalesinde Cenovalı ve Venedikli tüccar ve diplomatların, 12. yüzyılda, ülkemizi 'Turchia' ve 'Turmenia' olarak tanımladıklarını belirtir. Prof. Dr. Abdulhaluk Çay ise 'Turchia' tanımını çok daha gerilere götürür ve 'Turchia' tabirine ilk defa 6. yüzyılda Bizans kaynaklarında rastlandığını belirtir ve şöyle der: "Bu tabir 9. ve 10. yüzyıllarda İdil/Volga nehrinden Orta Avrupa'ya kadar uzanan saha için kullanılmıştır." Bu kullanımın Kafkasya bölgesinde Hazar Kaanlığı için Doğu Türkiye'si, Arpad hanedanının kurduğu Macar Devleti için Batı Türkiye'si şeklinde olduğunu ve aynı tabirin 12. yüzyıldan itibaren Anadolu için kullanıldığını belirtir. Burada önemli olan husus Batılıların, 'Turchia' halkına hiçbir zaman 'Türkiyeli' demeyip, 'Türk' (Turc) demeleridir. Kısacası Türkler isimlerini ülkelerinden değil, ülkeleri isimlerini Türklerden almıştır. Başka bir rivayete göre de; Türk isminin geldiği yer Hz. Nuh'a dayanmaktadır. Hz. Nuh'un küçük oğlunun(Yafes) en küçük çocuğu, güçlü kuvvetli bir babayiğittir. Bununla birlikte çalışmayı seven, her türlü işi zor da olsa yapan, Ayrıca kabileyi tehlikelere karşı koruyan bir gençtir. Bu gence isim verme zamanı gelince yaptığı işlerden ve korkusuz, güçlü oluşundan dolayı kendisine Hz. Nuh tarafından "Türk" ismi verilmiştir. Böylece Türkler'in tarihi başlamış olmaktadır. "Hz. Muhammed( SAV) Miraç'a yükseldiği sırada (Yerin yedi kat üstüne çıkarken),her katta farklı insanlar görmüş. İlk katta atları üzerinde savaş hazırlığı yapan atlılara rastlamış ve Cebrail'e sormuş: "Bunlar kimdir?" Cebrail cevaplamış:"Bunlar Türkler, Allah’ın askerleri. Nerede bir nusubet olursa Allah askerlerini (Türker’i) onun başına musallat eder ve yok eder demiş.
    Benim bulduğum ilginç bilgiler bunlar ve sizlerle de paylaşmak istedim. Yani her iki konuya da baktığımızda bir benzerlik görüyoruz. Bence de olabilir. Zaten Hz Muhammed (SAV) İstanbul'un fethini bile önceden Türklere şu sözlerle müjdelememişmidir. "O Mehmet öyle bir Mehmet'ki..." O Mehmet, Fatih Sultan Mehmet. Türklerde gaza ve cihad yani ALLAHIN hükmünü dünyaya hakim kılma politikası olmasaydı Türklerde iman gücü gelişmezdi. Şamanizmin etkisinde kalınırdı. Biz Türklüğümüzle neden övünüyoruz. Çünkü her daim islamın sancağını göklerin en üstüne kadar taşıyan tek millet olduğumuz için övünüyoruz.. Biz ALLAH RIZASI İÇİN yaşayalım ve TÜRK-İSLAM ÜLKÜCÜLÜĞÜ YAPALIM"

    Mesleğim gereği gerek gönüldaşlarımın; gerek yakın dostlarımın haklı sorunları olduğunda nereye müracaat edecekleri hususunda kafalarının karıştığı bir karmaşaya anlaşılır cevap getireyim istedim. Turkey kelimesi Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında ilk defa İngiliz kaynaklarında, biraz da alay ifade ederek kullanılmıştır. Şimdi Dünyada başka bir ülke yok..! İngilizceye çevrilerek “Hindi” anlamına gelen buna benzer 2. bir ülke yok.. Bazı ülkeler kendilerini GREAT=BÜYÜK, ÖNEMLI olarak nitelerken Ülkemizin bir kümes hayvanı ismi ile anılmasını bu saatten sonra kabul etmiş gibi sessiz kalmamız beklenilemez. Kelimenin iticiliği ve ülkemizi ne şekilde ifade edeceği düşünülmeden adeta ülkemizin isminin İngilizce ifadesi imiş gibi Bir kısım! Devşirmeler sebataycılar emperyallerin maşalığını yapanlar yıllardır, bu gazı ve coşkuyu vermektedirler.”Yahu bu kadar dar düşünmeyelim Türk yazarlar tarafından da kullanılmış ve kullanılmaktadır. Bunda bir behisyok” Özel isimler bir başka dilde de aynı şekildedir. Bir zamanlar Habeşistan olarak bilinen ülke tüm Dünyaya adının Etiyopya olduğunu ve bundan böyle Habeşistan olarak gönderilen hiç bir postanın alınmayacağını açıklamış ve tüm dünya Etiyopya adını kullanmaya başlamıştır.

    Ya Türkiye! Bir kümes hayvanının adı ile anılıyor. Uluslar arası toplantılarda ülkemizi temsil eden başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere tüm görevlilerin önünde "HİNDİ" anlamında "TURKEY" yazıyor. Bundan rahatsız olmamak mümkün mü? Bir başka örnek ise Hindistan. Siz hiç uluslararası bir toplantıda Hindistan diye bir kelime gördünüz mü? Aynı hata. Hindistan bu ülkeye sadece Türklerin verdiği bir isimdir. Uluslar arası isim değildir. “Malezya mal mı oluyor?” Diyenler de aynı şekilde. Türkiye kelimesi başka bir ülkenin dilinde başka anlama gelebilir. Bu önemli değil. Bütün dillerde tek, tek ülkemizin adının iyi anlama gelmesi gerekmez. Ancak bir de uluslararası ülke isimleri vardır. Uluslararası toplantılarda bu isim kullanılır. Türkiye'nin uluslararası toplantılarda adı İngilizlerin söylediği Turkey olarak geçiyor. Varsın İngilizler Turkey demeye devam etsin, Turchia, Turkia gibi değişik şekillerde söyleyenler var. Onlar da devam etsinler. Ancak uluslararası bir toplantıda ülkemizin adı bizim söylediğimiz şekilde Türkiye olarak geçmelidir. Diyorlar ki Türkiye kelimesinde bulunan "ü" harfi Avrupa dillerinde yokmuş, bu nedenle sorun oluyormuş. Avrupa Birliği toplantısında Türkiye delegesinin önünde Turkey=Hindi yazarken Yunanistan delegesinin önünde bırakın Latin harflerini Yunan alfabesi ile ELLAS yazıyor. Yunanlıların hiç bir harfi batı alfabesinde yok. Ülkesini ve dilini seven Yunan delegesini kutluyorum. Türk delegesine söyleyecek söz kınıyorum.
    Hepimiz çok iyi biliyoruz ki, gelecekte ülkemizi ve dünyayı bekleyen en büyük sorunlardan biri kültür yozlaşmasıdır. Bir milleti millet yapan en önemli unsurlardan biri kültür birliğidir. O milletin kendine has gelenek ve görenekleri, dili, dini, sanat yapıtları vb. kültürünü oluşturur. Bir milletin ayakta kalıp, devamlılığını sürdürebilmesi için kültürüne sahip çıkıp, kültür birliğini sağlaması gerekmektedir. Tarih boyunca kültürlerine sahip çıkamayan devletler, hep başka devletlerin egemenliği altına girip asimile olmuşlardır. Günümüzde Türkiye’de ve dünyanın birçok ülkesinde kültür yozlaşması yaşanmaktadır. İnsanlar aşka kültürlere özenmekte, ancak o kültürleri tam olarak benimseyemediklerinden dolayı bocalamaktadırlar. Böylece bu tip ülkelerde arada kalmış, bozuk bir kültür ortaya çıkmaktadır. Gelecekte kültür sömürge devletleri tek bir devlet olarak karşımıza çıkacaktır. Ancak dünyada dil sömürgeleri kendini gösteriyor ve bu daha da fazlalaşacaktır. İngilizce birçok ülkede anadil olmuştur. Türkiye’de de bu gözlenmektedir. Tüm bunları engellemek için bir takım çalışmalar yapılmaktadır. Nitekim ulu önder Atatürk Türk dilinin tüm dünyada etkili olabilmesi ve kendini koruyup geliştirebilmesi için Türk Dil Kurumunu kurmuştur. Atatürk başka dillerden dilimize giren sözcüklere Türkçe karşılıklar bulmaya çalışmıştır. Bu alanda yaptığı en önemli çalışma matematikle ilgili çalışmalarıdır. Geometri kitabı yazmış ve onu kendisi anlatmıştır. Cisim, boyut, artı, eksi, kesir vb. sözcükleri bularak Türkçe’ye kazandırmıştır. Atatürk bu sözcükleri matematiğe kazandırmamış olsaydı üçgenin alanını: ”Bir müsellesin mesai sathiyesi, kaidesi ile irtifaının darbının nısfına müsavidir” diye tanımlayacaktık. Ancak bizler yeni terimlere Türkçe karşılık bulmak yerine, hazırcılık yapıp, yabancı kelimeleri kullanıyoruz. Oysa Türkçe, dünyanın en zengin dillerinden biridir. Bugünlerde Türkçe bırakın gelişmeyi geriye gitmektedir. Bizler İngilizce, Fransızca gibi dillerin dilimizi işgal etmesine, sömürmesine göz yumuyoruz. Artık bu yabancı kökenli sözcükler dilimize o kadar yerleşmiş ki onları kullandığımızın farkında bile değiliz. Sokaklar, caddeler yabancı yazılarla dolu. Neredeyse bütün mağazaların isimleri yabancı. İnsan sokağa çıktığı zaman kendisini başka bir ülkede gibi hissediyor. Bu mağazaların sahipleri ve çalışanları Türk olmasına rağmen; neden bunların isimleri yabancı? Bizim kendi güzel dilimiz dururken, neden güzel ülkemizde başka bir dilin böyle rahatlıkla her yerde kullanılmasına izin veriyoruz? Aslında bu sorunun cevabı gayet açık. Ne yazık ki batılı ülkelerin her şeyini örnek aldığımız gibi kültürünü de kendi kültürümüze uyarlamadan aynen alıyoruz. Bu yanlışa birçok geri kalmış ülke Türkiye’de de olduğu gibi düşmektedir. Bir kültürü yok etmenin en iyi yolu, dilini ortadan kaldırmaktır. Bugünlerde Türkçe bırakın gelişmeyi geriye gitmektedir. Bizler İngilizce, Fransızca gibi dillerin dilimizi işgal etmesine, sömürmesine göz yumuyoruz. Artık bu yabancı kökenli sözcükler dilimize o kadar yerleşmiş ki onları kullandığımızın farkında bile değiliz. Sokaklar, caddeler yabancı yazılarla dolu. Neredeyse bütün mağazaların isimleri yabancı. İnsan sokağa çıktığı zaman kendisini başka bir ülkede gibi hissediyor. Bu mağazaların sahipleri ve çalışanları Türk olmasına rağmen; neden bunların isimleri yabancı? Bizim kendi güzel dilimiz dururken, neden güzel ülkemizde başka bir dilin böyle rahatlıkla her yerde kullanılmasına izin veriyoruz? Aslında bu sorunun cevabı gayet açık. Ne yazık ki batılı ülkelerin her şeyini örnek aldığımız gibi kültürünü de kendi kültürümüze uyarlamadan aynen alıyoruz. Bu yanlışa birçok geri kalmış ülke Türkiye’de de olduğu gibi düşmektedir. Bir kültürü yok etmenin en iyi yolu, dilini ortadan kaldırmaktır. Dilin yozlaşması ve zamanla ortadan kaldırılması da o dilin sanat, bilim, eğitim vb. alanlarda kullanılmamasıyla sağlanır. Ülkemizde yabancı dille öğretim giderek yaygınlaşmaktadır. Ana dili Türkçe olan bir Türk devletinde, eğitim de yabancı dilleri kullanmak ne kadar doğru? Öğrenciler kendi kültürlerini, tarihlerini yabancı bir dille nasıl anlayıp öğrenebilirler ki? Bu uygulamanın ne kadar yanlış olduğunu tarihimize bakıp görebiliriz. . Daima, atalarımızın bu vatanı bize ne pahasına bırakmış olduklarını hatırlamalı, bu günlerimizi onlara borçlu olduğumuzu unutmamalıyız. Bizler de atalarımız gibi davranmalı, ülkemiz ve milletimiz için elimizden geleni yapmalıyız. Dünyada, kültür emperyalizmine uğrayanlara bir ışık olmalıyız.
    Kültür Emperyalizminin korkunç boyutlarda olduğu günümüzde Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin Uluslar arası kamuoyunun önünde basın açıklaması yaparak, 1 yıllık geçiş süresi sonunda Turkey yazılı hiçbir posta’nın kabul edilmeyeceğini Bütün Dünya’ya açıklamasıdır. Habeşistan Etiyopya bu şekilde yaparak Uluslar arası kamuoyuna duyurdu. Biz bütün logolarımızı TÜRKİYE ya da TÜRKİYE CUMHURİYETİ olarak yazsak yinede TURKEY diyenlere engel olamayabiliriz. Ülkemizdeki resmi erkin bu soruna çözüm getirmesi gerekmektedir.
    Medyayı ve Hükümeti göreve davet edelim."Republic of Turkey = Hindi Cumhuriyeti" Bu ismi istemiyoruz."Republic of Türkiye" olmalı.
    Bu kampanya sonuç alınıncaya kadar sürecektir. Elbet bir gün bu ülkenin adının Türkiye olduğu ve Turkey olarak gönderilen postaların alınmayacağı dünyaya ilan edilecektir. Uluslar arası toplantılarda Cumhurbaşkanımızın önünde Turkey (Hindi) değil "Türkiye" yazdığı günler gelecektir. Sadece eski Fotoğraflara bakarken Turkey yazısını görüp "Ne kadar duyarsız" olduğumuza şaşıracağımız günler gelecektir.
    Atatürk, Sivas Kongresi'nin toplandığı Sivas Lisesi'ne, Lise Müdürü ve Matematik öğretmeni Ömer Beygo ve Başyardımcısı Felsefe öğretmeni Faik Dranaz ve öteki ilgililerle Kongre salonuna geldiler. Burada önce, 4 Eylül 1919 da tarihî kongrenin toplandığı Kongre salonunu ve özel odasını gezdi ve o günkü dekoru aynen korunan bu oda ve salonda o güne ait hatıralarını anlattı. Sonra topluluk halinde Lisenin 9/A sınıfında programdaki Hendese (Geometri) dersine girdi. Bu derste bir kız öğrenciyi tahtaya kaldırdı. Öğrenci tahtada çizdiği koşut iki çizginin başka iki koşut çizginin kesişmesinden oluşan açıların Arapça adlarını söylemekte zorluk çekiyor ve yanlışlıklar yapıyordu. Bu durumdan etkilenen Atatürk, tepkisini, "Bu anlaşılmaz Arapça terimlerle, öğrencilere bilgi verilemez. Dersler, Türkçe, yeni terimlerle anlatılmalıdır." dedi ve tebeşiri eline alıp, tahtada çizimlerle "zaviye"nin karşılığı olarak "açı", "dılı" nın karşılığı olarak "kenar", "müselles"in karşılığı olarak da "üçgen" gibi Türkçe yeni terimler kullanarak, bir takım Geometri konularını ve bu arada Pythagoras teoremini anlattı. Atatürk, dilimize karşılığı "koşut" olan "muvazi" kelimesinin yerine kullandığı "paralel" teriminin kökenini açıklarken Orta Asya'daki Türklerin, kağnının iki tekerleğinin bir dingile bağlı olarak duruş biçimine "para" adını verdiklerini bir anlattı. Atatürk, bu derste aynı zamanda ders kitaplarının birkaç ay içinde Türkçe terimlerle yazdırılıp bütün okullara ulaştırılmasını emir buyurdu.
    Gazi Mustafa Kemal Atatürk Filistin konusunda ne düşünüyor, ne söylüyordu? Atatürk'ün Filistin ile ilgili Haziran 1937'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yaptığı konuşması: Türkçe Hâkimiyet-i Milliye Gazetesi Gazi Mustafa Kemal Atatürk`ün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde irad etmiş olduğu bir nutuktan bahsediyor. Aşağıdaki satırlar bu nutkun Filistin’e taalluk eden kısmından alınmıştır. “Arapların Avrupa siyasetine nüfuz edemeyip bu sözde istiklal kelimesine inandıkları ve bu uğurda Arap memleketlerini Avrupa emperyalizmine esir kıldıkları çok şayanı teessüftür.
    Arapların arasında mevcut olan karışıklığı ve hoşnutsuzluğu kimse bizim kadar bilemez. Biz vakıa bir kaç sene Araplardan uzak kaldık. Fakat şimdi kendimize kâfi derecede güvenip ve kudretimizi bildiğimiz için İslamiyet’in mukaddes yerlerini Musevilerin ve Hıristiyanların nüfuzunun altına girmesine mani olacağız. Binaenaleyh şunu söylemek istiyoruz ki buraların Avrupa emperyalizminin oyun sahası olmasına müsaade etmeyeceğiz. Biz şimdiye kadar dinsiz ve İslamiyet’e lakayt olmakla itham edildik.
    Fakat bu ithamlara rağmen Peygamberin son arzusunu yani, mukaddes toprakların daima İslam hâkimiyetinde kalmasını temin için hemen bu gün kanımızı dökmeye hazırız. Cedlerimizin, Selahaddin`in idaresi altında, uğrunda Hıristiyanlarla mücadele ettikleri topraklarda yabancı hâkimiyet ve nüfuzunun tahtında bulunmasına müsaade etmeyeceğimizi beyan edecek kadar bu gün, Allah`ın inayeti ile kuvvetliyiz. Avrupa bu mukaddes yerlere temellük etmek için yapacağı ilk adımda bütün İslam âleminin ayaklanıp icraata geçeceğinden şüphemiz yoktur.” Arapça neşir : “Bombay Cronicle 27.07.1937 münteşir” Türkçe Neşir: Hâkimiyet-i Milliye Gazetesi


    NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE !


    Saygı sevgi ve selamlarımla

    Kubilay EKİNCİOĞLU


    Konu Bilgileri       Kaynak: www.azeribalasi.com

          Konu: Neden türkiye değil de turkey

          Kategori: Türk Kültürü

          Konuyu Baslatan: Tonyukuk Tacam

          Cevaplar: 1

          Görüntüleme: 1607

    Konu Tonyukuk Tacam tarafından (03.01.11 Saat 10:20 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    Azeribalasi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    30.07.08
    Mesajlar
    9.826
    Konular
    3601
    Beğendikleri
    681
    Beğenileri
    103
    Bahsedildi
    1 Mesaj
    Etiketlenmiş
    0 Konu
    Tecrübe Puanı
    100
    @Azeribalasi

    Standart

    Xos Gelipsen ve Saq ol abecan...
    Dünyanin En Büyük Azeri Mp3 Arsivi. www.azeribalasi.com

Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajinizi Degistirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Facebook Baglan Giriş