‎''Bozulma kültürü''nün küçük düşürücülüğünü görebilmek... İnsan çocukluk yıllarında edindiği bir alışkanlığı, -üzerine gidip değiştirmediği takdirde- hayatı boyunca sürdürür. Toplumda yaygın olan ve yanlış olup olmadığı hiç sorgulanmayan pek çok alışkanlık da bu şekilde insanlar arasında yayılır. Toplumda ‘bozulma’ olara...k ifade edilen tavır da, insanlar arasında kabul görmüş olan bu alışkanlıklardan biridir. Genellikle de, eğer içerisinde bulunulan durumun ‘bozulmayı’ gerektirdiğine

Bu konu 696 kez görüntülendi 0 yorum aldı ...
‎''Bozulma kültürü'' 696 Reviews

    Konuyu değerlendir: ‎''Bozulma kültürü''

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 696 kez incelendi.

  1. #1
    Vuslata Hasret - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    12.10.09
    Mesajlar
    8.992
    Beğendikleri
    63
    Beğenileri
    385
    Tecrübe Puanı
    522
    @Vuslata Hasret

    Standart ‎''Bozulma kültürü''

    ‎''Bozulma kültürü''nün küçük düşürücülüğünü görebilmek...

    İnsan çocukluk yıllarında edindiği bir alışkanlığı, -üzerine gidip değiştirmediği takdirde- hayatı boyunca sürdürür. Toplumda yaygın olan ve yanlış olup olmadığı hiç sorgulanmayan pek çok alışkanlık da bu şekilde insanlar arasında yayılır.

    Toplumda ‘bozulma’ olara...k ifade edilen tavır da, insanlar arasında kabul görmüş olan bu alışkanlıklardan biridir. Genellikle de, eğer içerisinde bulunulan durumun ‘bozulmayı’ gerektirdiğine inanılırsa, bu tavrın uygulanmasında hiçbir sakınca görülmez.

    Belki pek çok insan bu tavır bozukluğuna, daha önce hiç farklı bir bakış açısıyla bakmamıştır. Çünkü bir açıdan bakıldığında ‘bozulma’ olarak adlandırılan bu tavrın, diğer bir bakış açısından bakıldığında aslında çok küçük düşürücü olduğu görülebilecektir.

    Öncelikle insanın şunu düşünmesi gerekir: Gerçekten rahatsız olacağı bir durum oluşsa bile, insanın bu durum karşısında aniden yüzünün atması, mimiklerinin bozulması, yüz hatlarının kasılması, konuşma ve bakış bozukluğu oluşması, ani bir öfkeye kapılması normal midir? Sağlam bir kişiliğe sahip olan bir insanın, son derece sıradan bir söz ya da tavır karşısında dahi, bir anda o sağlam kişiliğini kaybedip bu kadar acizleşmesi makul bir şey midir? Tek bir sözle dahi dengesinin bozulması, şahsiyetinin sarsılması, ne ruhen ne de bedenen kendine hakim olamayacak hale gelmesi, tüm yüz ve beden kontrolünü kaybetmesi şaşırtıcı değil midir? Böyle bir insanın gerçekten sağlam bir kişiliğe sahip olduğundan bahsedilebilir mi? Ya da böyle bir insanın kişilik özelliklerine güven duyulabilir mi? Elbetteki tüm bunlar, bu insanda, henüz sağlam bir kişilik özelliklerinin oluşmadığının alametleridir. Ve dolayısıyla da, elbetteki bu tavra yenilmek; rahatsız edici bir durumla karşılaşınca hemen ‘bozulmak’, çok küçük düşürücü bir davranıştır.

    İnsanın ‘bozulma’ ahlakının kişiyi ne kadar küçük düşürdüğünü ve nasıl aciz bir görünüm almasına neden olduğunu anlamasının en güzel yöntemlerinden biri, bu tavrı çevresindeki insanlarda gözlemlemesidir. Çünkü insan bazen kendisini tam anlamıyla ‘dışarıdan bir gözle’ görüp değerlendiremez. Ayrıca haklı olduğunu düşündüğü noktalar da, gerçeği tam olarak analiz edebilmesini engeller. Ancak bir başkasına çok objektif ve dürüst bir bakış açısıyla yaklaşabilir. Bu nedenle bu tarz bir inceleme, çoğu zaman kişiye büyük faydalar sağlar.

    Bakıldığında, belirli bir yaşa ve olgunluğa ulaşmış bir insanın, bir anda henüz kişiliği gelişmemiş küçük bir çocuğun özelliklerini göstermeye başlamasındaki ve iradesini kaybedip kontrolsüz hale gelmesindeki gariplik çok dikkat çekicidir. Hiçbir insan, dışarıdan seyrettiği böyle bir insanın konumuna düşmek istemez. Ama nedense, konu kendisi olduğunda bu tavra yenilir.

    Ayrıca bu gibi insanlar sadece kendilerine yanlış bir tavır gösterildiğinde değil, alınganlıkları sebebiyle normal tavırlar karşısında da çok hızlı bir şekilde ‘bozulabilirler’. Bazen iyi niyetle yapılan bir tavır, güzellik oluşturması için söylenen bir söz, samimi bir sevgi gösterisi gibi davranışlar da, bu tür insanlar tarafından yanlış algılanarak hemen ‘bozulmaya’ neden olur.

    Bu nedenle öncelikle ‘bozulma’ denilen bu tavrın, Kuran ahlakıyla hiçbir şekilde bağdaşmadığının anlaşılması çok önemlidir. Allah Kuran'da iman eden insanların, nasıl insanlarla ve nasıl tavırlarla karşılaşırlarsa karşılaşsınlar, kontrollerini kaybetmediklerini ve Kuran ahlakından uzaklaşmadıklarını bildirmiştir. Müminin böyle durumlar karşısındaki ahlakı ise ayetlerde şöyle haber verilmiştir:



    O Rahman (olan Allah)ın kulları, yeryüzü üzerinde alçak gönüllü olarak yürürler ve cahiller kendileriyle muhatap oldukları zaman "Selam" derler.(Furkan Suresi, 63)





    Allah'a çağıran, salih amelde bulunan ve: "Gerçekten ben Müslümanlardanım" diyenden daha güzel sözlü kimdir?

    İyilikle kötülük eşit olmaz. Sen, en güzel olan bir tarzda (kötülüğü) uzaklaştır; o zaman, (görürsün ki) seninle onun arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dost(un) oluvermiştir.

    Buna da, sabredenlerden başkası kavuşturulamaz. Ve buna, büyük bir pay sahibi olanlardan başkası da kavuşturulamaz. (Fussilet Suresi, 33-35)



    Kuran'da anlatılan bu ahlak, müminin sağlam kişiliğini, asaletini ve en zor şartlarda dahi asla basitliğe meyletmediğini göstermektedir. Dolayısıyla insan, en başta Kuran ahlakının bir gereği olarak, nefsini bu yönde eğitmeli, böyle bir eksikliği kendine yakıştırmamalıdır


    Konu Bilgileri       Kaynak: www.azeribalasi.com

          Konu: ‎''Bozulma kültürü''

          Kategori: İslamiyete Dair Herşey

          Konuyu Baslatan: Vuslata Hasret

          Cevaplar: 0

          Görüntüleme: 696

    Azeribalasi Beğenenler
    Ezan Oldum Dinmedim.Bayrak Oldum İnmedim. Şehit Oldum Ölmedim.Adım Müslüman Soyadım Türk Benim

Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajinizi Degistirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Facebook Baglan Giriş