Bunaldığında oku!! Bir zamanlar bir psikoloji kitabında okuduğum bir bölüm vardı... Hayatın ve getirdiklerinin kıymetini anlamak için tavsiye edilen bir metod vardı içinde.. Deniyordu ki;"arada bir,çok bunaldığınızda,hayatın sizin için çekilmez olduğunu düşündüğünüzde kendinize 10 dakika ayırın ve kendi cenaze töreninizi düşünün"... Cümleyi ilk okuduğumda çarpılmıştım... Ben girişin akabinde pozitif bir gelişme ve tavsiye bekliyordum... Ama"kendi ölümümüzü ve cenazemizi"düşünmemiz

Bu konu 569 kez görüntülendi 0 yorum aldı ...
Bunaldığında oku!! 569 Reviews

    Konuyu değerlendir: Bunaldığında oku!!

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 569 kez incelendi.

  1. #1
    Kader - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    30.08.08
    Mesajlar
    1.680
    Beğendikleri
    773
    Beğenileri
    1.063
    Tecrübe Puanı
    933
    @Kader

    Standart Bunaldığında oku!!

    Bunaldığında oku!!

    Bir zamanlar bir psikoloji kitabında okuduğum bir bölüm vardı...
    Hayatın ve getirdiklerinin kıymetini anlamak için tavsiye edilen bir metod vardı içinde..
    Deniyordu ki;"arada bir,çok bunaldığınızda,hayatın sizin için çekilmez olduğunu düşündüğünüzde kendinize 10 dakika ayırın ve kendi cenaze töreninizi düşünün"...
    Cümleyi ilk okuduğumda çarpılmıştım...
    Ben girişin akabinde pozitif bir gelişme ve tavsiye bekliyordum...
    Ama"kendi ölümümüzü ve cenazemizi"düşünmemiz tavsiye ediliyordu...
    Tüylerim diken diken oldu ve yazarın saçmaladığını düşündüm o an...
    Ama ön yargı düşmanı biri olarak okumaya devam ettim... Diyordu ki;"bunları düşündüğünüzde dünyadaki yerinizi,dünyayı terkettiğinizde oluşacak boşluğu,sevdikleriniz ve sizi sevenler için öneminizi anlayacaksınız...

    Özellikle insanların sizin için neler söyleyeceklerini,onlar için ne ifade ettiğinizi hissetmeye çalışın...

    O anda geriye dönme şansınızın olmadığını,hayat denen kredinizin bittiğini ve onlara yanıt verme gibi bir şansınızın olmadığını düşünün...
    Tekrar sarılma,bir kez daha öpme ihtimalinizin bittiğini hissedin...
    Dünyadaki küslüklerin,ayrılıkların,kavga ların yanında bu acının ve geri dönülmezliğin korkunç çaresizliğini yaşayın...
    Bırakın canınız yansın,bırakın alevler içinde kavrulsun tüm ruhunuz...
    Orada,o musalla taşında düşünün kendinizi...
    Seyredin şu an çevrenizde olanların yüz ifadelerini...
    Akıllarından ve yüreklerinden geçen cümleleri hayal edin...

    Kitaba devam etmeden bıraktım kenara ve gözlerimi kapatıp aynen düşünmeye başladım...
    eşimi,oğlumu,annemi,babamı,kar deşlerimi ve tüm çevremi oturttum tek tek kendi cenaze törenimdeki yerlerine...
    Birer birer yerleştirdim tabutumun çevresine hepsini...
    Hayatımda çok nadir bukadar çok canım yanmıştı...
    Görüyordum işte"babaaaa..." diye ağlayan biricik oğlumu...
    Eşim kucağında"ağlayan emanetimle"ayakta durmaya çalışıyor per perişan...
    Koca çınar babacığım,belli belirsiz dualar okuyordu,o gözümden hala gitmeyen vakur duruşuyla...
    Annem,ciğerinden bir parça canlı canlı koparılmış gibi hem içine hem dışına akıtıyor gözyaşlarını...
    Kardeşlerim,akrabalarım"çok erken gitti,doyamadı oğluna.."diyordu acıyan ses tonlarıyla...
    Ve dostlarım...Onlarda şaşkındı...
    Bazısı"daha dün birlikteydik nasıl olur.."diyordu...
    Bunları seyredip onlara"hayır ölmedim,burdayım.."demek istedim hayal olduğunu unutup...
    Sonra anladım yazarın ne demek istediğini daha devamını okumadan kitabın...
    Farkındalık önemli bir kavramdır psikolojide...
    Belki de hiç aklımıza gelmeyen ve gelmeyecek farkındalığı göstermek istemişti yazar...
    Kitabı okumaya ne gücüm kalmıştı,ne de isteğim...
    Almam gereken dersi ve mesajı almıştım...
    Şimdi ne kitabın adını ne de yazarı hatırlamıyorum...
    Şu anda bunları yazarken bile çok kötü oldum...
    Bu olayda tek farkındalık da yok üstelik...
    Biraz kendime geldikten sonra devam ettim hayatımın en zor hayaline...
    sırada çevremdekilerinölümümün akabinde neler söyleyecekleri vardı...
    Usulen ve nezaketen söylenenlerin dışında...
    Onlarda bıraktığım izleri,yaşananları ve yaşanamayanları elden geçirerek ben konuşturacaktım hayalimde...
    İçlerini okuyacaktım,senaryo bana ait olarak...
    Yaşarken neler yazmıştım,ölümümle neler okuyacaktım...
    Gerçek duygularıydı ulaşmaya çalıştığım,ölüm acısının etkisiyle girilen duygusal mod değildi,deşifre etmem gereken metin...
    Canım oğlumun söyleyecek çok şeyi yoktu...
    Özleyecekti,yokluğumu hissedecekti..
    ağlayacaktı aklına geldikçe...
    Belki ölümün ne anlama geldiğini hissedecekti...
    Ağlayacaktı aklına geldikçe...
    Belki ölümün ne anlama geldiğini hissedecek yaşa gelinceye kadar sıradan bir üzüntünün ötesine geçmeyecekti duyguları...
    Ama hayal bu ya,18-20 yaşına getirdim 2 saniye oğlumu...
    "hayal-meyal hatırlıyorum be baba seni"...
    Keşke şimdi yaşıyor olsaydın da erkek erkeğe sohbet etseydik seninle...
    Bak mezuniyet törenimdede babasızdım...
    Askere giderken kimin elini öpeceğim senin yerine...
    Diyecek canı yanarak bir köşede...
    Sevgili eşim...Benim muhteşem hatunum...
    Nasıl dayanır bensizliğe?...
    O ki,benim için her şeyini feda edip koşmuştu bana...
    Hayatının tek adamı şimdi toprak olacaktı...
    Bir daha "seni seviyorum"diyemeyecekti...
    bir daha hevesle açamayacaktı çalan kapıyı...
    Ve her gelen gece bensizliğini haykıracaktı yüzüne...
    Her sabahta bensiz başlayacaktı koca gün...
    Tek cümlesi takıldı o an içime;
    "Oyunbozanlık yaptın be böceğim,hani beraber ölecektik?...
    Babam-annem,o bugüne kadar evlat olarak mutlu edecek hiçbirşey yapamamanın acısıyla kahrolduğum güzel insanlar...
    Helaldi şüphesiz hakları...
    Bilerek hiç kırmamıştım onları...
    Üzerine titredikleri evlatları onlardan önce göçmüştü işte önlerinde ve dualarına muhtaçtım...
    Kaç anne ve babanın çekebileceği bir acıydı ki evladının cenazesinde bulunmak...
    Herhalde insanın uzun yaşadığına üzüldüğü nadir anlardan olsa gerek...
    Diğerlerine geçmiyorum...
    Bu yazıyı şu an yazıp paylaştığıma göre "diğerlerine"artık sizlerde dahilsiniz...
    düşünün,bir gün bir mail ulaşıyor mail-boxınıza "ölmüş" diye...
    Sizler kimbilir neler düşünür ve yazardınız...
    eşim şu an yanımda ağlıyor,sanki gerçekmiş gibi...
    Oysa yazarın amacı"Yaşamanın ve hala nefes alıyor olmanın kıymetini"göstermekti...
    Benim de öyle...
    Lafı çok uzattım farkındayım...
    Ama dediğimiz çözümü zor süreç 2 satırla özetlenemeyecek kadar girintili çıkıntılı...
    Ben o gün kurduğum o hayalle,canımın tüm yanmasına rağmen yeniden doğdum...
    Bilgisayar diliyle"format attım hayatıma"
    Sahip olduklarımın farkına vardım ve hala nefes alıyor olduğum için şükrettim...
    Gözlerimi açtığım anda o kötü ve acı sahne bitmiş,oyun perde demişti...
    Peki ya hayal değil de ,gerçek olsaydı ve perde birdaha açılmamak üzere kapansaydı...
    İşte bu final bu yazıyı buraya kadar okumanıza değmiş olmalı..

    Can Dündar


    Konu Bilgileri       Kaynak: www.azeribalasi.com

          Konu: Bunaldığında oku!!

          Kategori: Atış Serbest

          Konuyu Baslatan: Kader

          Cevaplar: 0

          Görüntüleme: 569

    Azeribalasi Beğenenler

Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajinizi Degistirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Facebook Baglan Giriş