Kullanıcı Tag Listesi

İhtiyar adam tapu dairesinden çıkarken sevinçliydi. Kendi kendine düşünüyordu; "-Oh. . be ferahladım. Ölümlü dünya". Oturduğu evin tapusunu, çocuğunun üstüne kaydettirmişti. Tapu dairesinde çıktıktan sonra bir küçük lokantada öğle yemeğini yedi, vakit geçirmek için parkları dolaştı. Bir parkta Cem Karaca'nın şarkısı çalınıyordu; "Allah Yar! Allah Yar!". Akşama doğru eve gitmek için yola çıktı. Bir yandan düşünceler içindeydi;

Bu konu 893 kez görüntülendi 1 yorum aldı ...
her öykü bir ibret tablosudur 893 Reviews

    Konuyu değerlendir: her öykü bir ibret tablosudur

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 893 kez incelendi.

  1. #1
    Enes_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    16.08.08
    Mesajlar
    505
    Beğendikleri
    0
    Beğenileri
    15
    Bahsedildi
    0 Mesaj
    Etiketlenmiş
    0 Konu
    Tecrübe Puanı
    404
    @Enes_

    Standart her öykü bir ibret tablosudur





    İhtiyar adam tapu dairesinden çıkarken sevinçliydi. Kendi
    kendine düşünüyordu; "-Oh. . be ferahladım. Ölümlü dünya".

    Oturduğu evin tapusunu, çocuğunun üstüne kaydettirmişti. Tapu
    dairesinde çıktıktan sonra bir küçük lokantada öğle yemeğini yedi,
    vakit geçirmek için parkları dolaştı. Bir parkta Cem Karaca'nın
    şarkısı çalınıyordu; "Allah Yar! Allah Yar!".

    Akşama doğru eve gitmek için yola çıktı. Bir yandan düşünceler içindeydi;

    -Biz öldükten sonra bir sürü işlemle uğraşması gerek. Ne
    diye eziyet çeksin yavrum.

    Oğlunun kendisini nerdeyse zorla doktora götürüşü aklına
    geldi; "-Kerata amma ısrar etmişti. Sağlığıma verdiği önem kadar,
    ziyarete gelmeye de önem verse ya. "

    Bir an dalgınlaştı; "-Gerçi, gelin bizle geçinmeye çalışmıyor ama..."
    derin bir nefes aldı "-Boş ver canım, ne de olsa torunlarımın annesi.
    Eşine, çocuklarına iyi baksın da..." biraz da kendini teselli etmek
    için söylendi ...biz bu gün varız, yarın yoğuz. "

    Evine yaklaşınca yine durgunlaştı, "-Bakalım hanım ne
    diyecek? Gelin gelip-gitmiyor diye biraz kırgın ama.... " Düşünceler
    içinde zili çalarken, güleryüzlü olmaya çalıştı; "-Yook, iyi oldu
    canım. Biz ölünce oğlan rahat edecek, kötü mü?"

    Hanımı kapıyı açtı. Gülümsemesini bozmamaya çalışarak hanımına;

    -Nasılsın hanım bu gün bakalım?

    Hanımı elindeki çiçek suladığı kabı gösterdi;

    -Ne yapayım, bir iki çiçekle uğraşıyorum yeşillik olsun diye.

    Eve girerken devam etti;

    -İnsan şehirde özlüyor çiçeği, yeşilliği.

    -Eee. . köy gibi olmaz buralar tabii.

    Kadının durgun yüzünde acı bir tebessüm dolaştı;

    -Köy gibi olmaz dimi? Şimdi köyde olsak ne güzel olurdu.

    İhtiyar adam bir an yüzüne baktı hanımının;

    -Sen köyü pek sevmezdin! Geçen sene bir ay kalalım demiştim de "-Ben
    torunları özlerim. " Diye tutturmuştun.

    Kadın, yüzünü çiçeklere doğru döndü;

    -Ne bileyim ben, düşündükçe bunalır oldum buralarda. İnsan
    çocukluğunun geçtiği yerleri özlüyor. Ağaçların altında, bahçelerde
    yürümeyi özlüyor.

    -Allah Allah ! Tamam hanım gideriz. Sen iste yeter ki. Hele havalar
    ısınsın biraz gideriz

    -Havalar kim bilir ne zaman ısınır. Beklemek şart mı?

    -Yahu hanım, bunca yıllık eşimsin hala seni tam anladım diyemiyorum.
    Bir gün köye gitmem diye tutturuyorsun, bir gün de hemen gidelim diye.
    Dur da bu gün ne oldu anlatayım.

    Kadın endişeyle baktı kocasına;

    -Noldu, oğlanı mı gördün?

    -Yok canım, nerden göreyim !

    Koltuğuna oturdu, koynundaki tapu kağıdını çıkardı.

    -Bu nedir biliyor musun?

    -Hayırdır?

    -Hanım, yarın ne olacağı belli olmaz, vademiz gelir de ölürsek,
    oğlumuz kapı kapı uğraşmasın, diye evin tapusunu onun üstüne yaptım.

    Hanımının tepkisini beklerken, onun yüzündeki acı gülüşü gülümseme
    sandı. Hanımı fısıldar gibi söylendi;

    -Oğlumuz da bu gün buraya gelmişti, öğleden önce.

    -Öylemi, vay hayırsız. Demedin mi, 'uzun zamandır niye gelmiyon' diye.
    Seni üzülmesin diye söylemiyordum ama 'bizi unuttu', diye kızmaya
    başlamıştım. Torunları da getirdi mi?

    -Murat'ı getirmiş. O da "-Sıkıldım, gidelim. " Deyip durdu.

    -Vay kerata vay. Akşam gelse de ben de görseydim. Neyse, hayırdır,
    gündüz vakti niye gelmiş ?

    Hanımı elindeki kapta suyu bitmiş olduğu halde, çiçekleri sular gibi
    durarak masadaki kağıdı gösterdi;

    -Şu kağıdı getirmiş.

    İhtiyar adam, hanımının sesinde bir titreme hissetti ama emin olamadı.
    İçindeki sevinci kaybetmemeye çalışarak masadaki kağıda uzandı.

    Bir mahkeme kararı olduğunu gördü. Yaşlı kadın kızaran gözlerini
    kocasının görmemesine dikkat ederek, eşinin kolundan tuttu koltuğa
    oturmasını sağladı, tekrar çiçeklere doğru uzaklaştı.

    İhtiyar adam, yakın gözlüğünü çıkardı ve içinden yavaş yavaş okudu. "
    Yaşı ilerlediği ve aklı muhakemesi yerinde olmadığına ve ekonomik
    varlığını idare ve idame edemeyeceği, ekteki doktor raporuyla da
    tespit edildiğinden, taşınır ve taşınmaz varlıklarının, resmi varisi
    oğlu Süleyman tarafından idaresine karar verilmiştir. "

    Resmi kağıt, yaşlı adamın elinden yavaşça yere kaydı. Başını yere
    eğdi, kağıda boş boş bakmaya başladı. Hanımı, gözlerini sildikten
    sonra çiçeklerin başından ayrılıp yanına geldi. Eşinin titreyen
    ellerini tuttu. İhtiyar adam, oğlunun neden kendini doktora
    götürdüğünü anlamıştı. Yüreğindeki sızıyı bastırmaya çalışarak;

    -Üç senedir uğramadık, köydeki ev ne haldedir?

    -Canım ne olacak, bir gün de temizlerim ben.

    -O evde, dizlerin üşürdü senin.



    İhtiyar kadın, daralan göğsünü hafifçe bastırdı, "Yüreğimin üşümesi
    daha kötü diye düşündü".

    -Merak etme, üşümem...üşümem...

    -Yarın mı gidelim diyordun?

    -Sen bilirsin bey.

    -Eşyaları bir taksiye atarsak, Son otobüse yetişiriz.

    -Olur. . Köyde zaten iyi kötü eşya var, ben hemen hazırlanırım.

    -Hazırlan. Şu kağıdı da tapuyla beraber masaya koyuver, oğlan gelince aramasın.

    İhtiyar adam, içinden düşünüyordu, "-Dünya fani, Allah Yar"



    İhtiyar kadın, birileri gelmeden gitmek ister gibi telaşla
    hazırlanıyordu. Giysileri bir çantaya tıkıştırdı. Fotoğrafları
    duvardan toplarken oğlununkine bir an baktı, aldı, bir an düşünüp
    çantaya koymaktan vazgeçti. Masadaki kağıtların üstüne ters olarak
    bıraktı. En son duvardaki bir küçük patiği aldı, öptü. Bu büyük
    torununa ördüğü ama küçük gelmeye başlayınca hatıra olarak sakladığı
    mavi patiklerdi. Çantaya, fotoğrafların üstüne yerleştirirken, mavi
    patiklerin üstüne düşen göz yaşlarını yavaşça sildi.

    Rabbim cümlemize hayırlı evlatlar versin... amin...









    Konu Bilgileri       Kaynak: www.azeribalasi.com

          Konu: her öykü bir ibret tablosudur

          Kategori: Peygamber Efendimiz (S.A.V.)

          Konuyu Baslatan: Enes_

          Cevaplar: 1

          Görüntüleme: 893








    Bin sene de okusam ne biliyorsun diye sorsalar bana ?
    HADDİMİ BİLİRİM derim

    yaşamak için doğdum ölmek için yaşıyorum;gün gelecek yaşamak için ölecegim






  2. #2
    Gara Lele

    Standart

    paylaşım için teşekkürler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajinizi Degistirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Facebook Baglan Giriş