Qasım Bey Zâkir (Şuşa, 1784- Şuşa, 1857) -------------------------------------------------------------------------------- Vâgifle başlayan halkçı şiirin XIX yüzyıldaki en büyük temsilcisidir. Azerbaycan şiirinin dil açı-sından millîleştirilmesinde önemli hizmetler ver-miştir. 1784'te Karabağ Hanlığı'nm merkezi Şuşa'da doğdu. Babası Ali Bey, Karabağ'm sayılan asilzâdelerindendi. Üçüncü dedesi Hüseyneli Ağa ise Karabağ Hanlığı'nm kurucusu Penah Han'ın öz kardeşiydi. Bu açıdan da

Bu konu 10276 kez görüntülendi 6 yorum aldı ...
Qasım Bey Zâkir (Şuşa, 1784- Şuşa, 1857) 10276 Reviews

    Konuyu değerlendir: Qasım Bey Zâkir (Şuşa, 1784- Şuşa, 1857)

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 10276 kez incelendi.

  1. #1
    Doktor Amca - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    30.07.08
    Mesajlar
    4.283
    Beğendikleri
    1.689
    Beğenileri
    1.232
    @Doktor Amca
    Tecrübe Puanı
    100

    Standart Qasım Bey Zâkir (Şuşa, 1784- Şuşa, 1857)

    Qasım Bey Zâkir (Şuşa, 1784- Şuşa, 1857)

    --------------------------------------------------------------------------------

    Vâgifle başlayan halkçı şiirin XIX yüzyıldaki en büyük temsilcisidir. Azerbaycan şiirinin dil açı-sından millîleştirilmesinde önemli hizmetler ver-miştir. 1784'te Karabağ Hanlığı'nm merkezi Şuşa'da doğdu. Babası Ali Bey, Karabağ'm sayılan asilzâdelerindendi. Üçüncü dedesi Hüseyneli Ağa ise Karabağ Hanlığı'nm kurucusu Penah Han'ın öz kardeşiydi. Bu açıdan da şiirlerinde Zâkir mah-lasını kullanan şairin asıl soyadı Cevanşir ol-muştur.
    Zâkir hakkında ilk araştırmalardan birinin müellifi Firudin bey Köçerli, Babası Ahmet Bey'in anılarına dayanarak şairi şöyle tasvir ediyordu: "o zat-i şerif hoşsuret ve hoşsima, ağ bedenli, uca kâmetli zeif'ül-büniyye bir vücud imiş, Göyçek, ağıllı ve göy renge mâü gözleri var imiş. Si-masından, hareket ve sükenasmdan asar-i necabet ve reşadet görünermiş. Danışığı fesih, sövti dilkeş olmağa göre çoxlarmı özüne mail edermiş ve o danışanda ona kulak asmamak olmazmış. Biraz tünd-mecaz olduğu üçün terpenişinde dexi çabukluk gö-rünermiş. İnsaf ve mürüvvetden hariç sözler ve işler şairi teb-i halından çıkarıb onun keyz ve dik-ketine sebeb olarmış. Ama açığı tez sönüb tövbe ve istiğfar edermiş. Âdeti halında hoşhülk, helim, re-himli, mürüvvetli bir adam imiş" (F.Köçerli. "Azer-baycan Edebiyatı", c. I, Bakı, 1978, s. 359)
    İlk tahsilini Şuşa medresesinde almış, burada Fars dilini tâlim etmiş, bu dilde yazmış, Firdevsî, Hayyam, Hakanı, Nizamî, Sa'dî, Rûmî gibi büyük şairlerin eserlerini mükemmel öğrenmişti. "Hın-dıristan" adlı köyün sahibi olan Zâkir yazın Şuşa'da oturur, yılın diğer mevsimleriniyse bu köyde geçirir, bey olmasına rağmen köylülerle bir arada tarlada çalışmaktan bile çekinmezdi.
    Şiirlerinden, kısa bir süre, Karabağ beyleri ile birlikte Rus ordusuna alındığı, 1829'da ise çok sev-diği genç oğlunun öldüğü anlaşılmaktadır. Ömrünün sonlarına doğru Zâkir'in sakin ve düzenli hayatı bozuldu. Karabağ'm o dönemindeki Ermeni ve Rus asıllı yöneticileri diğer yerli asilzadelerle birlikte tanınmış şairi de in-citiyorlardı. Yeğeni Behbût Bey'in bir Rus me-murunu öldürmesi ve bundan sonra da kaçak ol-ması nedeniyle Rus yöneticileri Hmdınstan köyü üzerine bir baskın yapmış, şairi tutuklayarak Şuşa cezaevine getirmiş, daha sonra ise kendisini Bakü'ye, oğlu Necefkulu Bey'le diğer yeğeni İs-kender Bey'i ise Rusya'nın içerilerine sürgün et-mişlerdi. Aynı dönemde Tiflis'te yaşayan ve Rus yönetiminde çalışan Mirze Fetheli Ahundov'un (1812-1878), general İsmayılbey Kutkaşmlı'nm (1800-1861) vb. dostlarının yardımıyla Zâkir, kısa bir süre sonra Baku sürgününden geri döndü. Lakin hiçbir suçu olmadan şaire yapılan bu hak-sızlık, sömürgeci yabancılar tarafından kendi top-rağında haklarının, şeref ve itibarının çiğnenmesi vakur bir insan olan Zâkir'i sarsmış ve bütün bu olayları hayatının son yıllarında yazdığı şiirlere aynen yansıtmıştı. Bu şiirlerde umutsuzluk, ha-yattan ve zamaneden şikayet motifleri daha ka-barık bir şekilde göze çarpmaktadır.
    Hayatının son yıllarını manevî sıkıntı içe-risinde geçiren Zâkir, 1857'de Şuşa'da vefat etmiş ve şehrin Mirze Hesen mezarlığında toprağa verilmiştir.
    Zakir'in şiirleri tür açısından zengin ve ren-garenktir. Onun eserlerinin mühim bir kısmını halk şiiri ruhunda yazılmış koşma, gerayh, tecnis vb. teşkil eder. Bu şiirler sade ve anlaşılır bir Türk-çeyle yazılmış, burada genellikle intim konular aşk ıstırapları, visal hasreti, sevgilinin vefasızlığı vb. ele alınmıştır. Divan edebiyatının gazel, kaside, mesnevi, muhammes, müstezad, tercibend, ter-kibibend, tahmis vb. türlerine de Zakir'in di-vanında sık sık tesadüf edilmektedir? Çağdaş dönemin problemlerineyse mizahî şiirlerinde ve manzum mektuplarında yer vermiştir. Onun çağ-
    daşlarına yazdığı manzum mektuplarda Çarlık Rusya'sının sömürgecilik politikası, Karabağ'da uygulanan kanunsuzluklar, Türk-Müslüman asilzadelerinin tabii haklarının çar memurları ta-rafından çiğnenmesi, bölgedeki Ruslaştırma si-yaseti vs. sosyal konular öne çıkarılmıştır. Zâkir'in manzum hikaye ve temsillerindeyse aktüalite ile il-gili birçok meseleler Ezop diliyle anlatılmıştır.
    Zâkir, Azarbaycan Türkçesi ile bir arada Fars dilinde de şiirler yazmıştır. Onun külliyatını ilk defa M.F. Ahundov bir kitap halinde yayma ha-zırlamış, hatta bu kitaba Zâkir'in Azerbaycan Ede-biyatındaki yerini ve onun şiirlerinin özelliklerini açıklayan bir Önsöz de yazmıştı. Lakin bilinmeyen sebepler yüzünden kitap o dönemde ya-yınlanmamıştı. XIX yy. 80 yıllarından başlayarak şiirleri Azerî Türkçesi ile ders kitaplarında yer al-maya başlamıştır.
    Eserleri:
    Diravİ-Mecmueyi-Vaqif ve diğer müasirin. Teymurhan şura, 1856; A. Berje. Mecmu eyi-e'şarİ-şüerayi-Azerbaycan, Laypsig, 1867; Türkçe Qe-zeller, Bakı, 1917; Eserleri, Bakı, 1925, 1936, 1950; Seçilmiş Eserleri, Bakı, 1953; Seçilmiş Eserleri/ Bakı, 1957; Eserleri, Bakı, 1964.
    Kaynakça:
    Mirze Fetelİ Axundov. Nezm ve Nesr Haq-qmda, Eserleri, c.II, Bakı, 1951, s.220-222; Fi-rudinbey Köçerli. Azerbaycan Edebiyatı, c.I, Bakı, 1978, s. 359-417; Kamran Memmedov, Qasımbey Zakir, Bakı, 1957; Eziz Mirehmedov, XX. Esr Azer-baycan Edebiyatında Satiranm İnkişafı Meselesine Dair, Nizamî Adına Edebiyat ve Dil İnstitutunun Eserleri, c.IX, Bakı, 1956; Azerbaycan Edebiyatı Tarbci, c.II, Bakı, 1960, s.99-123; Kamran Mem-medov, XIX. Esr Azerbaycan Edebiyatında Satirik Şiir, Bakı, 1979; Feyzulla Qasımzâde, XIX. Esr Azerbeycan Edebiyatı Tarixi, Bakı, 1975, s.206-236 vs.



    ŞİİRLERİ:

    (Qasımbey Zakir, Eserleri, Bakı-1964)


    Qâdir Allah sebeb sala araya,
    Gene dost kûyine yollar açıla.
    Serendûz pozula, bezek dağıla,
    Efşûn ola siyah teller açıla.

    Diyâr-i gürbetde qalmışam hasret,
    Bir zaman olmadı dîdarın qismet,
    Mürüvvetdir el câr ola, bîmürvet,
    Menim gözlerimden seller açıla.

    Sen ol öz Allah'ın, dinmenem men de,
    İnsafa lâyiq iş hansıdır sende?
    Sevgi gerek sevgisine yetende,
    Gucaqlaşa, qulac qollar açıla.

    Sen gedenden beri hergiz gühnenem,
    Ne yaxşı ki, bu hâl ile öhnenem,
    Gış, üzün qeminden bele ki, menem,
    Vay odur yaz ola, güller açıla.

    Yüz ilin xidmeti gelmedi kare,
    Teqdîr-i qezâye olmadı çâre,
    Zâkir, yârın yar olmağın eğyâre,
    Gele gör eşide eller açıla.


    Dost yolunda cefâ çekdim, can üzdüm,
    Yetişmedim bir mekane, ay meded.
    Ser-â-ser endamım mumtek eridi,
    Eşq ateşi düşüb câne, ay meded.

    Muradımız şükûfesi bitmedi,
    Belâlı serimden sövdâ getmedi,
    Yeter oldu ömür başa yetmedi,
    Elim zülf-i perişâne, ay meded.

    Qalmışam göz yolda, konüî intizâr,
    Gem tutub yaxamı her yana dartar,
    Men bilmenem nece bağlanıb yollar,
    Bir gelen yox bu virane ay meded.

    Ayrı düşmek veteninden yamandı,
    Diyâr-i gürbetde öldüm, amandı.
    İtirmişem yarı xeyli zamandı,
    Axtarıram yana-yana, ay meded.

    Bir kimsenin yoxdu menden xeberi,
    O qaşları yayı sevenden beri,
    Şikeste Zâkir'em, ahım eseri,
    Od salıbdı âsimâne, ay meded.


    Bâd-i sebâ, menim derd-i dilimi,
    Ol büt-i zibâya dedin, ne dedi?
    Âh ü nâlem âsimâne yetdiyin,
    Gerdeni mînâye dedin, ne dedi?

    Düşüb ayağına sen o zâlimin,
    Söyledin mi neceliyin hâlimin?
    Onun hesretinden reng-i alımın,
    Döndüyün heyvaye dedin, ne dedi?

    Görse idin var mı men-i bîmâre,
    Nüsxey-i hüsnünde onun bir çâre?
    Dilde iztirâbe, tende buxâre,
    Serimde sevdâye dedin, ne dedi?

    Gem elinden pây-i beste olduğum,
    Halperişan, dilşikeste olduğum,
    Bester-i möhnetde xeste olduğum,
    Gözleri şehlâye dedin, ne dedi?

    Ser-â-ser feleyin şems ü mâhma,
    Tamam yer üzünün qiblegâhma,
    Zâkİr'in ehvâlın xûblar şahma,
    Ağlaya-ağlaya dedin, ne dedi?


    Haqqdı, gözel çoxdur cahan içinde,
    Gözelde bir nece nîşâne gerek.
    Evvel âşiqine mehribân ola,
    Ondan qeyrilcre bigâne gerek
    .
    Gözelin büllûr tek gerek bedeni,
    Eyîeye özüne heyran göreni,
    Yarh-yaraşıqh boyu-gerdeni,
    Ne uzun, ne gödek, mîyâna gerek.

    Enber xecil ola zülfü bûyinden,
    Qemer rüxsârmdan, ems-rûyinden,
    Canlar tezelene göft ü qûyinden,
    Sözünün her biri dürdâne gerek
    .
    Me'rifetde kâmil, sinnide uşaq,
    Qedir bilen, sözü doğru, sözü sağ.
    Quzu quyruğu tek nâzik ü yumşağ,
    Lerze vere cismi her yana gerek.

    Zâkir, ne yamandır hâli dünyanın,
    Eksik olmur qalmaqalı dünyanın,
    Derd ü ser ü mülk ü malı dünyanın,



    Can üzüldü, gele gör ki, sevdiyim,
    Gülgez yanağını konlüm arzular.
    Beyaz pustanım, mermer sîneni,
    Nesrin buxağım könlüm arzular.

    Gâh küsüb özümü sana satdığım,
    Gâh barışıb ixtilâtı qatdığım,
    Öpüb, gucub o qolboyun yatdığım,
    Xelvet otağını könlüm arzular.

    Emib-emib leblerinden doyduğum,
    Mürgüleyib kenarında uyduğum,
    Tutub, sıxıb qucağıma qoyduğum,
    Şümşad ayağını könlüm arzular.

    Ayrılıqda keçen karı dediyin,
    Yarı gizletdiyin, yarı dediyin,
    "Aheste sor, seni târı" dediyin,
    Şekker dodağını könlüm arzular.

    Yox idi Zâkir'den hâşa etmeyin,
    Ne bir yaşmmağm, ne üz tutmağın,
    Kesilibdi indi gelib-getmeyin,
    Ezelki çağını könlüm arzular.



    Bilmem neçün ölmeyirem,
    Berkiyibdir üzüm sensiz.
    Haqq bilir ki, öz işime,
    Teeccübem özüm sensiz.

    Gem-i eşqin vâre-vâre,
    Eser etdi dil-i zâre,
    Çıxsm senden özge yâre,
    Eğer baxsa gözüm sensiz
    .
    Nezer sallam sol ü sağa,
    Bir kimse yox danışmağa,
    Bu qeder derd ü ferağa,
    Âxır nece dözüm sensiz?

    Gele gör ki, növcavânım,
    Qalmadı tâb ü tevânım.
    Lal olub nitq ü zebanım,
    Tükenibdir sözüm sensiz
    .
    Zâkir'em, çekirem efgân,
    Bülbül kimi şeb-i hicran,
    Eli qoynunda, sergerdân
    Ne veqtedek gezim sensiz?



    Keçdi növbet-i zimistân,
    Yene fesl-i bahar oldu.
    Endilib-i bînevânm
    Sen'eti âh ü zâr oldu.

    Yâsemen ü gül ü lâle.
    Bir çemende qurub hâle,
    Ergüven tutub piyâle,
    Nergiz içib xumâr oldu.

    Emr olundu, âb-i nisyân,
    Cansızlara bexş etdi can.
    Yene tezelendi dövran,
    Ne gözel rûzigâr oldu.

    Sebzpuş olub çemenler,
    Qaldırdı her şükûfe ser,
    Oyan ey bext-i bîxeber,
    Yatan hamı bîdâr oldu.

    Elac oldu her bîmârc,
    Tapıldı derdine çâre,
    Ele hesret qalan yâre
    Zâkir-i dilfikâr oldu.



    Sen onda ele zövq-i sefa bağ arasında,
    Men munda yanim pilte kimi yağ arasında.

    Peykanlarını sîne-yi çakımda gören der,
    Bir qonçe-yi terdir ki, bitib bağ arasında.

    Könlüm quşımu seyd eledi qemze vü çeşmin,
    Qorxum budu qanlar düşe ortağ arasında.

    Getmişdi saçın seyrine, dil gelmedi, bîşek,
    Gün oldu şeb-i tarda siğnaq arasında.

    Ol gûşe-yi ebruyde çeşmin midi, yoxsa,
    Yatmış iki Xüten keyiki tağ arasında.
    Nâsehler edir men1 meni mütrîb ü meyden,
    Efsûs ki, qaldım nece sarsaq arasında.

    Zâkir, reh-i eşqinde dirîğ eyleme canı
    Tâ nâm-i nikiyin qala uşşaq arasında


    Konu Bilgileri       Kaynak: www.azeribalasi.com

          Konu: Qasım Bey Zâkir (Şuşa, 1784- Şuşa, 1857)

          Kategori: Azerbaycan Edebiyatı

          Konuyu Baslatan: Doktor Amca

          Cevaplar: 6

          Görüntüleme: 10276


  2. #2
    GaRaGaN
    GaRaGaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Alıntı Doktor Amca Rumuzlu Üyeden Alıntı
    Qasım Bey Zâkir (Şuşa, 1784- Şuşa, 1857)

    --------------------------------------------------------------------------------




    Sen onda ele zövq-i sefa bağ arasında,
    Men munda yanim pilte kimi yağ arasında.

    Peykanlarını sîne-yi çakımda gören der,
    Bir qonçe-yi terdir ki, bitib bağ arasında.

    Könlüm quşımu seyd eledi qemze vü çeşmin,
    Qorxum budu qanlar düşe ortağ arasında.

    Getmişdi saçın seyrine, dil gelmedi, bîşek,
    Gün oldu şeb-i tarda siğnaq arasında.

    Ol gûşe-yi ebruyde çeşmin midi, yoxsa,
    Yatmış iki Xüten keyiki tağ arasında.
    Nâsehler edir men1 meni mütrîb ü meyden,
    Efsûs ki, qaldım nece sarsaq arasında.

    Zâkir, reh-i eşqinde dirîğ eyleme canı
    Tâ nâm-i nikiyin qala uşşaq arasında
    Eline Emeğine Sağlık Dr. Emi...

  3. #3
    Gara Lele
    Gara Lele - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    emi emeğine sağlık paylaşım için teşekkürler

  4. #4
    Gonax - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    30.07.08
    Mesajlar
    906
    Beğendikleri
    2
    Beğenileri
    95
    @Gonax
    Tecrübe Puanı
    100

    Standart

    selamun aleyküm

    doktor amca eline sağlık.... çok güzel bir çalısma. Allah senden razı olsun

    Selametle...............(F)
    ...........
    edit// hakkını helal et...............(F)
    Tutmamışsa Aşkın Mayası, Cezbeylemez Gözlerin Elası
    Hak'ka Yönelmişse Gönül, Yüze Ne Hacet..!




    [Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir. Üye Olmak İçin Tıklayın...]


  5. #5
    Zeyneb Besirbeyli
    Zeyneb Besirbeyli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Keçdi növbet-i zimistân,
    Yene fesl-i bahar oldu.
    Endilib-i bînevânm
    Sen'eti âh ü zâr oldu.
    doktor üreyine sağlık bu siiri çok severim menası çok gozel gıs keçer bahar geler bülbülün sanatı yene ağlamak olar mevsim fark etmez........
    çok gozel
    yasa

  6. #6
    Yaver ARANCI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    25.10.08
    Mesajlar
    298
    Beğendikleri
    0
    Beğenileri
    27
    @Yaver ARANCI
    Tecrübe Puanı
    358

    Standart

    Keçdi növbet-i zimistân, / Ansızın geçti zaman,
    Yene fesl-i bahar oldu. / Geldi bahar mevsimi,
    Endilib-i bînevânm / Beni bu mevsim sarhoş etdi,
    Sen'eti âh ü zâr oldu / Yiyeceyim gam ve keder oldu.

    Ben günümüz Türkçesine böyle çevire bildim. Umarım doğrudur.
    İnsan TEK başına hayal eder, TEK başına acı çeker, TEK Başına Ölür. Henry Frederic Amiel

  7. #7
    ŞiMaL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10.12.09
    Mesajlar
    22.204
    Beğendikleri
    2.665
    Beğenileri
    3.492
    @ŞiMaL
    Tecrübe Puanı
    100

    Standart

    Günceleme....

Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajinizi Degistirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Facebook Baglan Giriş