PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Yazı TürleRi



Aylin's
27.03.10, 05:43
BİYOGRAFİ
Bir kişinin hayatının anlatıldığı yazılardır. Bunlarda amaç o kişiyi tüm yönleriyle ( hayatı eseri kişiliği görüşleri vs.) tanıtmaktır. Biyografi açık sade bir dille anlatılan kişinin devrini çevresini dikkate alarak yazılır. Divan edebiyatında şairleri anlatan bu tür eserlere tezkire denirdi. Türk edebiyatında bunun ilk örneğini Ali Şir Nevai vermiştir.
Yazar eğer kendi hayatını anlatmışsa yazıya otobiyografi denir. Çoğu zaman bunlarda sanatçı kendiyle beraber aile büyüklerinden çevreden aile içi durumlardan da söz eder.
Otobiyografiler üslup yönüyle anıya benzer; ancak anı otobografi içinde bir bölüm sayılabilir. Yani otobiyografi daha uzun bir dönemi içine alır.
-----------------------------------------


MEKTUP
Genel anlamda kişinin bir haberi olayı arzuyu bir başkasına anlattığı yazılardır. Özel mektup iş mektubu edebi mektup türleri vardır. Bunlar içinde bizi edebi mektup ilgilendiriyor.
Bu tür mektuplar açık olarak bir gazetede ya da dergide yayımlanır. Yazar birine hitaben herhangi bir konudaki görüşlerini duygularını anlatır. Ancak asıl amacı bunları herkese duyurmaktır.
Mektup Divan edebiyatında da kullanılmıştır. Fuzuli’nin “Şikayetname” adlı eseri bu türdendir. Tanzimat’tan sonra ise gazetelerde yayımlanan birçok açık mektup görülür.
Bazı yazarlar mektuplardan oluşan romanlar da yazmışlardır. Halide Edip’in “Handan” romanı bunlardan biridir


------------------------------------

SOHBET
Bir konunun fazla derinleştirilmeden biriyle konuşuyormuş gibi anlatıldığı fikir yazılarıdır. Sohbet yazılarında herkesi ilgilendirecek konular seçilir. Cümleler çoğu zaman konuşmadaki gibi devriktir. Yazar sorulu cevaplı cümlelerle konuşuyormuş hissi verir.
Üslup olarak fıkraya benzerse da gazete yazı türü olması az sözle çok şey anlatmayı amaçlamaması dışa dönük olması onu fıkradan ayırır.
Edebiyatımızda Ahmet Rasim Şevket Rado sohbet türüne özel bir önem vermişlerdir.

----------------------------------------
GEZİ YAZISI
Gezilip görülen yerler hakkında yazılan yazılardır. Kişi gezi esnasında birçok yer görür birçok insanla tanışır; bunları hafızada tutmak güç olacağından gezi esnesında not alınır ve gezi yazılarında bunlar hikâye edilir.
Gezi yazısında yazar daima gezdiği yerleri anlatmalı uydurma yanlış bilgiler vermemelidir. Gördüklerini okuyucunun daha iyi algılaması için karşılaştırma yapar. Okur sanki o yerleri yazarla birlikte gezer gibi olur.
Eski edebiyatımızda gezi yazısına seyahatname denir. Bu alanda Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi ünlüdür. Ancak asıl gezi yazıları Avrupa’ya açılma döneminde görülmeye başlanmış gidieln Avrupa şehirleri ile ilgili yazılar yazılmıştır. Namık Kemal Ziya Paşa bunların başında gelir.
Gezi yazılarını kitaplaştıran yazarlarımız da vardır. Ahmet Mithat Efendi Avrupa’da Bir Cevelan; Cenap Şahabettin Hac Yolunda Avrupa Mektupları; Ahmet Haşim Frankfurt Seyahatnamesi; Reşat Nuri Anadolu Notları; Falih Rıfkı Deniz Aşırı Zeytin Dağı Taymis Kıyıları bunlardan bazılarıdır.


--------------------------------------------
ANI
Bir yazarın kendisinin yaşadığı ya da tanık olduğu olayları sanat değeri taşıyan bir üslupla anlattığı yazılardır. Yazarın kendini okuar açtığı bir tür olduğunda içtendir ve bu yönüyle çok tutulur. Anılar belli bir dönemin yorumlandığı yazılar olduğundan tarihi bir belge özelliği gösterir. Ancak bu bilimsel olamaz; çünkü yazarın olaylara kişisel bakışı söz konusudur.
Üslup yönüyle gezi yazısına benzerse de yazarın dış dünyadan çok kendinden söz etmesi anıyı belli eder. Zaten eski edebiyatımızda anı gezi yazısı hatta tarih iç içedir.
Özellikle Tanzimat’la başlayan anı türündeki yazılar Cumhuriyet döneminde önemli bir tür olmuştur. Anılarını kitaplaştıran yazarlarımızda vardır. Namık Kemal Magosa Mektupları; Ziya Paşa Defter – i Amal Ahmet Rasim Şehir Mektupları; Halit Ziya Kırk yıl Saray ve Ötesi; Hüseyin Cahit Edebi Hatıralar; Falih Rıfkı Çankaya adlı eserlerinde anılarını anlatmışlardır.


------------------------------------------------------
ELEŞTİRİ

Bir sanatçının bir sanat eserinin iyi ve kötü yanlarını ortaya koyarak onun gerçek değerini belirleyen yazılardır. Eleştiri yazarı – yani eleştirmen – eser hakkında okuyucuyu bilgilendirir; hem eserin yazarına hem okura yol gösterir.
İki tür eleştiri vardır: İzlenimsel eleştiri ve nesnel eleştiri.
İzlenimsel eleştiri Anatole France’in ilkelerini belirlediği ve eleştirmenin bir eseri kendi zevk ölçülerini göz önüne alarak incelediği eleştiri türüdür. Bu tür eleştirilerde öznel yargılar çok olacağından günümüzde bu tür pek rağbet görmez.
Nesnel eleştiride ise her eserin değerlendirilmesinde kullanılabilecek belli ölçütler vardır. Eleştirmen mümkün olduğunca kişisel yargılarda bulunmaktan kaçınır. Bilimsel araştırmalardan yararlanarak eseri ister beğensin ister beğenmesin tarafsız bir gözle onun değerini ortaya koyar.
Avrupa’da Boielau Saint Beuve Taine France eleştirileriyle tanınır.
Edebiyatımızda Hüseyin Cahit Cenap Şehabettin Ali Canip Yakup Kadri Nurullah Ataç Mahmet Kaplan Cemil Meriç eleştiri alanında yazılar yazan ünlü birkaç isimdir.

-------------------------------------------------------------
MAKALE
Yazarın herhangi bir konudaki görüşlerini belli kanıtlar belgeler inandırıcı veriler kullanarak kanıtlamaya çalıştığı ve böylece okuyucuyu bilgilendirmeyi amaçladığı yazı türüdür. Makalede temel unsur düşüncedir.
Makale gazete ile birlikte ortaya çıkmış bir gazete yazı türüdür. Bizde de ilk özel gazete olan Tercüman-ı Ahval gazetesinin çıkmasıyla görülür. İlk makale de aynı gazetede Şinasi tarafından yazılmıştır.
Makalede amaç bilgi aktarmak ya da görüşlerine okuyucuyu inandırmak olduğundan açık anlaşılır ciddi bir dil kullanılır. Seçilen konuya göre uzun da olabilir kısa da.
Makale her konuda yazılabilir. Bu konu günlük olabileceği gibi felsefi bilimsel sanatsal da olabilir. Ama edebi makale elbette sanatla ilgili olanıdır.
Edebiyatımızda Tanzimat döneminden beri görülen makale türünde Namık Kemal Hüseyin Cahit Ziya Gökalp Peyami Safa Falih Rıfkı Atay Halit Fahri Ozansoy Yaşar Nabi ünlü birkaç isimdir.


---------------------------------------------------------------

HİKAYE
Anlatımı bakımından romana benzeyen ancak romandan daha kısa yazı türüdür.
Hikâyede olaylar genellikle yüzeyseldir. Kişiler çoğu zaman hayatlarının belli bir ânı içinde anlatılır. Genellikle kişilerin tek yönü üzerinde ( çalışkanlık titizlik korkaklık vs. ) durulur. Bu da romanda aynı dönemlerde oluşmaya başlamış ve özellikle Realizm döneminde önemli bir tür haline gelmiştir.
İki tür hikâye görülür. Bunlar klasik hikâye ve modern hikâyedir.
Mauppasant tarzı da denilen kilasik hikâye yukarıda anlattığımız özelliğe uyar.
Çehov tarzı denen modern hikâyede ise belli bir kişi olmadığı gibi belli olaylar da çoğu kez yoktur. Yazarın kendiyle sohbet ediyormuş gibi bir anlatımı vardır; çoğu kez birinci kişinin ağzından anlatıldığı olur.
Türk edebiyatında yine Tanzimat’la görülmeye başlanan hikâye türünde Halit Ziya Ömer Seyfettin Memduh Şevket Sait Faik önemli eserler vermişlerdir

----------------------------------------------

ROMAN

Olmuş veya olması muhtemel olayların anlatıldığı uzun yazılardır. İlk örneklerini 15.y.y. da Fransız yazar Rabelais vermiştir. Ancak asıl niteliklerini Romantizm ve Realizm akımları döneminde kazanmıştır.
Roman belli bir olay etrafında gelişir ve olaylar ayrıntılarıyla anlatılır. Çoğu zaman şahıs kadrosu geniştir. Kişiler ayrıntılı olarak tanıtılır. Çevrenin tanıtımına özen gösterilir.
Temsil ettiği akıma göre romantik roman natüralist roman realist roman; konusuna göre aşk romanı toplumsal roman polisiye roman macera romanı gibi isimler alır.
Türk edebiyatında Tanzimat’tan sonra görülür. İlk örneği Şemseddin Sami’nin Taaşşuk-ı Talat ve Fıtnat adlı romanıdır. Batı romanı ölçüsünde en başarılı romanı Halit Ziya Uşaklıgil yazmıştır. Namık Kemal Mehmet Rauf Reşat Nuri Yakup Kadri Peyami Safa diğer ünlü romancılarımızdır.