EDATLAR Tek başlarına anlamları olmayan, başka kelimelerle öbekleşerek değişik ve yeni anlam ilgileri kuran, birlikte kullanıldıkları kelimelere cümlede anlam ve görev kazandıran kelimelere edat denir. Bazı dil bilgisi kitapları bağlaçları, edatları ve ünlemleri bir araya getirerek edatlar başlığı altında şu şekilde sınıflandırır: Bağlama edatları bağlaçlar Son çekim edatları edatlar Ünlem edatları ünlemler Özellikleri ve Örnekler

Bu konu 1280 kez görüntülendi 0 yorum aldı ...
EDATLAR 1280 Reviews

    Konuyu değerlendir: EDATLAR

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 1280 kez incelendi.

Konu: EDATLAR

  1. #1
    GARAGIZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    31.07.2008
    Mesajlar
    2.041
    Konular
    545
    Beğendikleri
    0
    Beğenileri
    0
    Tecrübe Puanı
    674
    @GARAGIZ

    Standart EDATLAR

    EDATLAR
    Tek başlarına anlamları olmayan, başka kelimelerle öbekleşerek değişik ve yeni anlam ilgileri kuran, birlikte kullanıldıkları kelimelere cümlede anlam ve görev kazandıran kelimelere edat denir.

    Bazı dil bilgisi kitapları bağlaçları, edatları ve ünlemleri bir araya getirerek edatlar başlığı altında şu şekilde sınıflandırır:
    Bağlama edatları bağlaçlar
    Son çekim edatları edatlar
    Ünlem edatları ünlemler

    Özellikleri ve Örnekler

    Türkçede isimler ve fiiller anlamlı kelimelerdir. Edatlar ise tek başlarına anlam ifade etmezler; ancak cümlede anlam kazanır veya sadece diğer kelimelere anlam katarlar.
    “için, kadar, -E kadar, gibi, göre, ile, üzere, yalnız, -E karşı, sanki, ancak, -dEn beri, -E doğru”

    Kelimeler arasında çeşitli anlam ilişkileri kurduğu için edatlara yardımcı kelimeler de denir.
    Ders çalışmak için odasına çekildi. (amaç)
    Kurt gibi acıkmıştım. (benzerlik)

    Edatlar önceki kelimeyle sonraki kelime arsında anlam ilgisi kurar. Bağlaçtan ve zarflardan farkı, yeni bir anlam ilgisi koruyor olmasıdır.
    Sözlüden yine zayıf almış. (zarf)
    Eve gittim, fakat onu bulamadım. (bağlaç)
    Konuşmak üzere ayağa kalktı. (edat)

    Edatlar cümleden çıkarılınca cümlenin anlamında bir eksiklik, daralma veya bozulma olur.
    Güneş gibi başı göklere erdi. ›edat çıkarılınca› Güneş başı göklere erdi.

    Tek başlarına kullanamazlar. Başka kelimelerle birleşerek sıfat ya da zarf görevli öbekler oluştururlar.
    Dağ gibi adam yok oldu gitti. (sıfat öbeği)
    Sen de benin kadar çalışsan... (zarf öbeği)

    Tek başlarına iken isim, sıfat, zarf, bağlaç olarak kullanılabilir. Bu durumda edat olmaktan çıkar:
    Karşı köyde akrabaları vardı. ( sıfat)
    Derenin karşısına geçtik. (ad)
    Her söylenene karşı çıkıyor. (birleşik fiilde isim)
    Bana doğruyu söyle. (isim)
    Doğru söze ne denir? (sıfat)
    Lütfen doğru oturun. (zarf)
    Beride bir adam duruyor. ( isim)
    Beri taraf oldukça dikenli. (sıfat)
    Biraz beri gel. (zarf)
    Bir ömür boyu yalnız yaşadı. ( zarf)
    Biz bu dünyada hep yalnızız. (isim)
    Parkta oturan yalnız adam onun babasıydı. ( sıfat)
    Meyveler güzel, yalnız biraz renksiz. (bağlaç)

    Bazı edatlar sadece hâl ekleri ile birlikte kullanılırlar. Bazıları da üzerlerine ek alabilirler:
    -e kadar, -e doğru, -den beri
    bu kadarını, senin gibisi

    Cümlede veya isim tamlamasında isim görevi alabilir; ek-fiil alarak yüklem olabilir.
    Bu paranın ne kadarı sizin? (iyelik eki almış, isim gibi kullanılmış, nesne olmuş)
    Her şey bıraktığım gibiydi. (ek-fiilin “di”li geçmiş zaman çekimi ile isim gibi kullanılmış, yüklem olmuş)

    Edat grupları (edat ve edattan önceki kelimenin oluşturduğu kelime grubu) cümlede çoğunlukla zarf veya edat tümleci olur.
    Sabaha kadar ders çalıştık. (zarf tümleci)
    Eve doğru yürüdüm. (edat tümleci)



    BAŞLICA EDATLAR



    “ile”
    “Araç, alet, neden, zaman, birliktelik” ilgisi kurar.
    Ankara’ya uçakla giderler. (araç)
    Bizi boş vaatlerle kandırdılar. (araç)
    Hasan yaşlı annesiyle oturuyordu. (beraberlik)
    Arabanın gürültüsüyle irkildi. (neden)
    Baharla birlikte leylekler de geldi. (zaman)

    “-le” şeklinde bitişik de yazılabilir.
    Çocuk ile›çocukla
    Araba ile›arabayla

    “ne ile, kiminle” sorularına cevap verir.
    Sözünüzü balla kesiyorum. (araç)
    Yar ile sohbet ne güzel. (birliktelik)

    Not: “ile” kelimesi “ve” gibi kullanılırsa bağlaç olur.
    Bir kola ile simit aldım. (kola ve simit)

    Soyut bir kelimeyle öbekleşirse edat değil “durum zarfı” olur.

    Öfkeyle kalkan zararla oturur. (nasıl, öfkeli ve zararlı)
    Sevinçle boynuma sarıldı. (nasıl, sevinçli bir hâlde, durum zarfı)


    “gibi”
    Benzetme edatlarındandır.
    Yalın hâldeki kelimelerle birlikte kullanılır.
    Benzetme, eşitlik anlamları katar.

    Birlikte kullanıldığı kelime ile birlikte sıfat, zarf ve isim olabilir.
    Adamın demir gibi bileği vardı. (sıfat, benzetme)
    Kurşunlar, yağmur gibi yağıyordu. (zarf, benzetme)
    Uyandığı gibi yataktan fırladı. (zarf, anında, zaman anlamı katmış)

    İsim veya zarf gibi kullanıldığında cümle öğeleri oluşturur. Bu durumda ek alabilir.
    O anda utançtan ölecek gibiydi. (isim, yüklem)
    Onun gibisi nerede bulunur? (isim, özne)

    Bu edatın yerini bazı ekler alabilir:
    Şöyle garip bencileyin. (benim gibi)
    Kadınsı bir gülüşü vardır onun. (kadın gibi)


    “sanki”
    Benzetme edatıdır.
    “san” ve “ki”nin birleşiminden oluşmuştur.

    Bu edatı bulunduran cümlelerde “sanmak, zannetmek” anlamları vardır.
    “benzetme, uyarı, sözüm ona, sözde, inanmama” anlamları katar.
    Sanki gece olmuş. Gibi, öyle zannedersin
    Biri kapıyı çalıyor sanki. gibi, öyle zannediliyor
    Sanki bütün kabahat benim. sözde, inanmama, öyle zannediliyor
    Aldın da ne kazandın sanki? uyarı, ne kazandığını sanıyorsun?
    Gelseydi ne olurdu sanki? ne olacağını sanıyordu ki?
    Sanki bu da mı güzel? Öyle mi sanıyorsun?
    Kısa öyküde daha başarılı sanki öyle gibi.

    Not: “sanki” edatıyla “gibi” edatı bir arada kullanılırsa anlatım bozukluğu ortaya çıkar:

    Sanki beni dövecek gibiydi. (yanlış)
    “Beni dövecek gibiydi.” ya da “Sanki beni dövecekti.”

    “kadar, -E kadar”
    Benzetme edatlarındandır.
    Yalın hâldeki veya –E yönelme eki almış kelimelerle kullanılır.
    “kadar” şeklinde kullanıldığında üzerine ek alabilir.

    “Karşılaştırma, benzerlik, eşitlik, yaklaşıklık, ölçü” anlamları katar.
    Biz de onlar kadar başarılıyız. (eşitlik, benzerlik, ölçüsünde)
    Gül kadar güzelsin. (benzerlik)
    Mektubu okuyunca köyünü görmüş kadar sevindi. (gibi)
    Bir ton kadar kömür almış (ölçü, aşağı yukarı)
    Yüz kadar asker evin önünden geçti. (ölçü, aşağı yukarı)

    Birlikte kullanıldığı kelimeyle isim, sıfat ya da zarf oluşturur.
    Biz bu kadarına da alışığız. (isim)
    İçmiş kadar olduk. (zarf)
    Ne kadar güçlü bir adam... (zarf)
    Evin deniz kadar havuzu var. (sıfat)

    Ad tamlamasında ad (tamlanan) olarak da kullanılabilir.
    Vefasızlığın bu kadarını da görmemiştim. (isim, ad tamlamasında tamlanan)

    “kadar” kelimesi zarf tümleci de yapar, edat tümleci de:
    Dershaneye kadar gidelim. (edat tümleci)
    Akşama kadar çalıştık. (değin anlamında, zarf tümleci)

    “için”
    -“Amaç, neden, özgülük, görelik, karşılık” bildirir.

    -“Hakkında, nedeniyle, yüzünden, maksadıyla” anlamlarını ifade eder.

    -Yalın hâldeki ya da iyelik eki almış kelimelerle birlikte kullanılır.

    -İsim olarak kullanıldığında üzerine ek alabilir.

    Bu edatla kurulan söz öbekleri, cümlede genellikle edat tümleci olarak kullanılır.
    Çalışmak için başvurdu. (amacıyla, başvurunun amacı, sebebi)
    Sınavı kazanmak için çalışmak gerekir. (sınavı kazanmanın şartı)
    Sıkıldığı için dışarı çıktı. (neden, dışarıya çıkmanın sebebi)
    Bu ayakkabıyı babam için aldım (özgülük)
    Bu iş için kaç lira ödedin? (karşılık)
    Senin için sorun yok tabi. (görelik)
    Bizim için ne diyorlar? (hakkımızda)
    Sizin için üç kişilik yer ayrıldı. (aitlik)
    Tüm bu hazırlıklar bizim içindi. (isim, yüklem)
    Vatan için ölenler yüreğimizde yaşarlar. (amaç, özne)

    “-E” yönelme hâl eki ve “üzere”, “-E göre”, “diye” edatları bazı durumlarda bu edatın yerini tutabilir:
    Bu ayakkabıyı babam için aldım › babama aldım.
    Uyumak için odasına çekildi›uyumak üzere
    Senin için iyi bir gündü›sana göre
    Ne için söyledin sanki?›ne diye

    “üzere, üzre”
    “Amaç, koşul, zamanda yakınlık, gibilik” anlamları katar.
    Sorunu halletmek üzere gidiyorum. (amaç, için)
    Kitabı yarın vermek üzere alabilirsin. (şartıyla, koşul)
    On dakika konuşmak üzere kürsüye çıktı. (için, amaç)
    Acele edin, güneş batma


    Konu Bilgileri       Kaynak: www.azeribalasi.com

          Konu: EDATLAR

          Kategori: Edebiyat

          Konuyu Baslatan: GARAGIZ

          Cevaplar: 0

          Görüntüleme: 1280


Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajinizi Degistirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Giriş