PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Kardeş Kıskançlığı



-
02.05.09, 12:16
Kardeş Kıskançlığı normal midir? Bunun sebepleri ne olabilir?
Prof. Dr. Yankı Yazgan: Her kardeş birbirini kıskanmaz. Diğer taraftan kardeşler arasında anne- babanın boş zamanı ve ilgisinin paylaşımı konusunda çekişmeler çıkabilir. Bu çekişmeler birbirlerini hırpalama, zarar verici ve yokedici davranışlarda bulunma boyutuna varırsa buna kıskançlık demek daha uygun olur.

Kardeşler arasındaki sürtüşmeler sebeplerine göre üç grupta toplanabilir:

- Ana-baba tutumunun yol açacağı gereksiz kardeş sürtüşmeleri,
Anne-babanın kişisel özellikleri ve aralarındaki ilişkinin kardeş sürtüşmelerini azaltma ya da artırma yönünde etkisi vardır. Anne baba kendi önceliklerinden vazgeçmede fazla istekli değilse iki kardeş olduğunda, bu iki kardeşe verecekleri ilgi ve zamanın dozu da azalabilir. Anne-babanin ikili ilişkisi, anne-çocuk ve baba-çocuk ilişkisi ile eşit oranda tutulmaya çalışıldığı takdirde, ilginin birden fazla insan arasında bölünmesi durumuyla karşı karşıya kalırız ki bu da bazen tarafların hiçbirinin aldığı ilgiden memnun kalmaması ve daha fazlasını talep etmesi ile sonuçlanabilir. Birinci çocuk, anneden ikinci çocuk kadar ilgi istemeye başlayabilir(zaten kardeşi doğana kadar aldığı ilgi buydu, doğumla birlikte azalan payını geri ister); buarada baba da anneden yeterli ilgi almadığını, ihmal edildiğini düşünmeye başlarsa , bir de bu anne bir süre sonra işine dönmek zorunda olan, çalışan bir anneyse , baskı hissetmesi ve bunalması normaldir. Zaten bu tip kardeş çatışması durumlarında en çok zarara uğrayanlar genelde annelerdir. Eğer anne ve babada birbirleriyle olan ilişkilerindeki doyumdan geçici olarak vazgeçme ve daha çok çocuklara yönelme durumu varsa, bazen geçici olarak çocukların bölüşülmesi (örneğin anne küçük çocuğun zorunlu ihtiyaçlarıyla ilgilenirken baba da büyük çocuğa ilgi gösterebilir) sorunu hafifletebilir. Tabii çocukların doğumundan önceki ilişki yeterince sağlam ve bu tür sarsıntılara dayanıklıysa sorun yoktur. Ama çok taze bir ilişkiyse, ya da sağlamlığı konusunda tarafların kuşkuları varsa veya daha da kötüsü ilişkiyi sağlamlaştırmak üzere bir çocuk yapıldıysa, çocukların arasında ortaya çıkan çatışma aslında daha çok anne-baba çekişmesinin bir sonucu olabilir.

- Çocukların bireysel özellikleri, karakter ve yapı özelliklerinin yol açabileceği kardeş çekişmeleri,
3 yaşındaki bir çocuğa gösterilmesi gereken ilgiyle 13 yaşındaki bir çocuğun ihtiyaç duyduğu ilgi eşit değildir. Dolayısıyla çocuklara gösterilmesi gereken ilgi bir eşitlik ölçüsüyle değil de denklik ölçüsüyle değerlendirilmelidir. Çocuklarının bireysel özelliklerini ve ihtiyaçlarını iyi görebilen ve değerlendirebilen anne-babalar, kardeşler arasındaki çekişmelerin çatışmaya dönüşmesini de engelleyebilirler. Üstelik çocuğunun ihtiyaçlarını ve psikolojik özelliklerini iyi görebilen bir kişi, eşinin ihtiyaç ve özelliklerini de iyi bilen birisidir ve hem çocuklarıyla hem de eşleriyle ilişkileri daha sağlıklı olur. Tabii bu ilişkilerin hiçbirinde bir pürüzsüzlük ve mükemmellik beklentisi içinde konuşmamak gerek; daha ziyade pürüzlerle başa çıkabilecek esnek bir sistem kurabilmeyi kastediyoruz.

Bebeklerde daha doğumunun ilk haftalarında tespit edebileceğiniz bazı mizaç özellikleri vardır. Bu mizaç özelliklerini uykusundan, gürültüye reaksiyonundan, bir yabancıyla karşılaştığındaki reaksiyon düzeyine kadar birçok özelliğinden çıkartırız. Daha ilk baştan çocuğun temel özellikleri hakkında bir fikir sahibi olursak, yerine uygun bir şekilde davranmayı öğrenebildiğimizde onun ihtiyacını daha kolay bir şekilde karşılamış oluruz. Burada çocuğun (özellikle 3 yaş altı çocukları kastediyoruz) temel ihtiyaçlarını doğru saptayıp onları zamanında karşılama mantığıyla hareket etmek (örneğin gürültüden çok korkan bir çocuğu gürültünün tam ortasına oturtmak kuramsal olarak kimi uzmanlarca desteklense de - alışması açısından- bazı özellikleri zorlayarak değiştirmeye çalışmak yerine esnek bir tutum sergilemek bazı çocuklarda daha faydalı olabilir) çok önemlidir. Çocuğun bireysel ihtiyacını doğru saptamak da önemlidir. Ali kendisiyle 2 saat zaman geçirilmesinden tatmin olabilirken, Ayşe beş dakikalık anne-baba ilgisinden sonra kalan bir saati tek başına oynayarak da geçirebilir, yani Ali'ye yetenle Ayşe'ye yeten aynı olmayacaktır. Bu sebeple anne-babanın bu tür bireysel farkları, çocuklarınının herbirinin neye ne kadar ihtiyacı olduğunu iyi anlaması ve ikisine ihtiyaçlarının miktarı doğrultusunda yaklaşması kardeş çatışmasını azaltır ve engelleyebilir.


- Psikolojik olmayan diğer faktörlerin (örneğin yaş farkı, cinsiyet farkı gibi) yol açacağı sürtüşmeler.
Birbirine çok yakın aralarla doğmuş olan iki kardeşin çatışma ihtimali, uzun aralarla doğmuş olanlara göre daha yüksektir. Bunun ana sebebi ikisinin ihtiyaçlarının yoğunluğunun birbirine yakın olmasıdır. Örneğin 10 yaşında bir çocuğun kardeşi olduğunda ihtiyaçlarının yoğunluğu ve türü çok daha az ve farklı olacağından, kardeş sürtüşmesi de daha az olur. Bunun yanında 2 yaşında bir çocuğun kardeşi olursa doğal olarak çekişme ortaya çıkabilir ve bu çekişme çatışmaya dönüşebilir. Çatışmalar çekişmelerin iyi ve doğru yönetilememesi sonucu ortaya çıkar. Kardeşler arası çekişmelerin fazla yaşanmaması için ideal olan, aynı zamanda kadın sağlığı açısından da daha doğru olanı hamilelikler arasında 2-3 yıllık bir süre bırakılmasıdır. Birinci bebeğin ihtiyaçlarının yoğunluğu ancak 2-2,5 yaşına geldiğinde azalmaya başlar. 2 yaşından küçük çocukların kardeş sahibi olmasını pek fazla tavsiye etmiyoruz.

İki çocuğun aynı veya farklı cinsten olması yaş gruplarına göre önem arzeder. Küçük yaşlarda kardeşlerin farklı cinsiyetten olması çok önemli bir unsur değilken, bebeklikten çıktıkça ve yaş büyüdükçe bu cinsiyet farklılığı önem kazanır;hayata bakış açıları ve karakter farklılıklarını belirleyen en önemli unsurlardan biri olur. Aynı cinsiyetten olan çocuklar arasında rekabetin daha fazla olacağına dair yaygın görüşlere rağmen, farklı cinsiyetler arasında çatışmanın daha fazla olduğu yolunda veriler vardır.

Psikolojik olmayan ama psikolojiyi etkileyen faktörlerden bir diğeri ise sosyo-ekonomik durumdur. Anne babanın çocuklara sunabileceği imkanların ne ölçüde mevcut olduğu önemlidir. Bu, özellikle kaynak paylaşımı esnasında ortaya çıkacak çatışmaları etkiler. Örneğin çocukların eğitimlerine yönelik kararlarda,eğer ekonomik kaynaklar sınırlıysa ve çocukların yaş araları da yakınsa uygulamalar zorlaşabilir. Bir çocuğu okula yollarken öbürünü işe sokmak başlıca çatışma sebebi olabilir. Ayrıca yine biribirine yaşça çok yakın iki çocuğu ardarda üniversite hazırlık kursuna yollamakla yaş aralığı yüksek olan kardeşleri bu tür bir kursa yollamak arasında ailenin maddi kaynaklarını yönetebilmesi açısından önemli fark vardır. Bu noktada yine kardeşler arasındaki yaş farkı faktörüne dönmüş oluyoruz.Sonuçta kardeşler arasında çok yakın yaş, bazı açılardan kolaylık getirse de (bir çırpıda bitirmek, herşeye sil baştan başlamak zorunda kalmamak, ya da özellikle anneler için kariyere iki kere ara vermek yerine bir kere orta uzunlukta ara vermek gibi) genelde yukarıdaki dezavantajları da mevcuttur. Kardeşler arasında yaş farkının 5-7'yi aşması da kuşak farkı oluşturur. Bu sefer de çatışmadan ziyade ezme ve yönetme ilişkisi işin içine girer. Yaş farkının tam olarak kaç olması gerektiğine dair kesin bir belirleme olmamakla birlikte, çocuklar kaynakların etkin paylaşımı konusunda zorluk yaratacak şekilde arka arkaya dizildiğinde sorun çıkabilmektedir. Bunun, özellikle annenin enerjisini ve kaynağını tüketici bir etkisi vardır. Devamlı olarak çocuklarla ilgilenme, tüm kaynakları onlara yönlendirme ve kendi gereksinimlerini belki de bu sebeple erteleme, bir anne olarak, eş olarak ve aynı zamanda kariyer sahibi bir birey olarak kendini baskı ve stres altında hissetmesine neden olabilir. Bu tür durumlarda annelerde psikolojik olarak çöküntülere, moral bozukluğu ve demoralizasyon gibi sorunlara daha sık raslanmaktadır.


Prof.Dr. Yankı Yazgan

Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı öğretim üyesi

-
02.05.09, 12:17
İlk çocuğu yeni bir kardeşi olacağı fikrine alıştırmak için neler yapılabilir?
Prof. Dr. Yankı Yazgan: Kıskançlıkla ilgili reaksiyonu daha çok büyükten küçüğe doğru görürüz. Büyük çocuğa, küçüğün gelişiyle kendisinin ikinci planda kalmayacağına dair bazı teminatların verilmesi ve bunun davranışlarımızla da ona hissettirilmesi faydalı olur. Yani ilk çocuğu kardeş sahibi olma fikrine hazırlamak için yapılacak şeylerde bir sözlü teminatın yanısıra, kardeşin gelişinin onun pozisyonunu değiştirmeyeceğini hatta onun pozisyonunu daha iyi hale getireceğine dair telkinlerin faydası olur. Örneğin çocuğun kardeşine yapılan alışveriş aşamasına katılması faydalı olabilir. Ancak 2-3 yaşında bir çocuğu da kardeşi için yapılacak alışverişe götürüp kardeşine giysi, oyuncak alırken ona "sen artık büyüdün" diyerek, hiçbirşey almadan geri dönmek daha baştan verdiğiniz sözleri tutmayacağınız kanısını uyandırabilir. Bu yüzden küçük çocukların "abi" ya da "abla" olmaya lafta hevesli olsalar bile, aslında "abilik, ablalık" kavramını benimsemeye çok da hazır ve yatkın olmadıklarını gözönünde bulundurmak lazımdır. "Artık sen abla oldun, büyüdün" dediğinizde çocuğunuzun yapacağı ilk iş belki de küçük kardeşini taklit etmeye başlamak olacaktır; tekrar emzik emmeye, altını ıslatıp bez bağlatmaya başlayabilir. Çünkü o aslında abla olmak istememektedir; henüz küçük çocukluğun tadını sürecekken kendisine böyle bir ortak gelmesi bu tür ters tepkilere yol açabilir. Bu sebeple bu konuda çok da aceleci olmamak gerekir. Daha ziyade "Senin çocuk olduğunu unutmayacağız" garantisini davranışlarımızla vermemiz faydalı olur.

Aslında kardeş ilişkisi, anne-bebek ilişkisi kadar doğal bir ilişkidir. Bu doğal ilişkide pürüzlere yol açabilecek ana unsur kardeşlerin ihtiyaçlarının iyi ve doğru karşılanmaması; ihtiyacı yeterince karşılanmayan çocuğun da kendisine verilen sevgi, ilgi ve bakım eksikliğini kardeşinden bilmesidir. Diğer yandan kardeş kıskançlığını toptan ortadan kaldırmak da tabiki mümkün değildir. Kardeşlerin varlığını aynı işyerinde çalışan iki tane müdür yardımcısı örneğine benzetebiliriz, aralarında mutlaka ki bir rekabet ve çekişme mevcuttur. Bu iki kişi arasındaki çekişme ve rekabeti daha büyük boyutta bir çatışmaya dönüştürüp dönüştürmemek tamamıyla daha üst yönetimin tutumuna bağlıdır. Onları yarıştırmak yerine, açık ve hakça bir tutum sergileme çatışmayı engeller. Aile içerisinde de buna çok benzer bir sistem vardır. İki tarafı hakça bir şekilde idare etmediğinizde; bir çocuğun ihtiyaçlarını karşılayıp ötekinin ihtiyaçlarını yeterince karşılamadığınızda ama karşıladığınızı iddia ettiğinizde, genellikle ortadaki kavga üst otoriteye yönelmekten ziyade kendi aralarında, kendi düzeyinde gördüklerine yönelecektir.

Sonuç olarak anne babaya düşen görev "acaba çocuklarımızın ihtiyaçları neler; hangisine nasıl davranırsak ihtiyaçlarını gerektiği biçimde karşılamış oluruz" diye detaylıca düşünmektir. Bazı çocukların ihtiyaçları, klasik bir anne-baba yaklaşımıyla karşılanamayacak derecede yoğun olabilir; ihtiyaçlarını ne kadar karşılarsanız karşılayın bunu hissetmekte zorlanan çocuklar vardır. Bu tür durumlarda da psikiyatristler ve psikologlar devreye girebilir.

CiLqiN-GözDé
02.05.09, 14:07
€meqiNe saqLix

Dygsuz
02.05.09, 14:28
Yazıyı okuyunca ablama alınan kıyafetler geldi aklıma.İçimden onları kesmek gelirdi.Teşekkürler Leyla güzel bir konu,ne yaparsak yapalım kıskançlık kelebekleri yine uçuşur sessizce.

Apancene
02.05.09, 15:46
şimdilik emeğine sağlık bunada yorum yazacağım , yazmamda gerek ...yakın zamanda 19 yaşında bi kardeş kaybettim ....