PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : TÜSİAD: Biz kuralım ABD desteklesin



Yaver ARANCI
30.04.09, 20:28
ABD’de 15 Nisan’a kadar sürecek ziyaretini dün başlatan TÜSİAD, "Türk-ABD İlişkilerinde Yeni Dönem" başlıklı raporunu Washington’da tanıttı.

Türkiye'nin ABD'ye yatırımlarla ilgili özel bir birim kurması önerilen raporda, ABD'nin Türk şirketleriyle ortak girişimleri desteklemesi istendi.

BAŞKANLIĞINI Arzuhan Doğan Yalçındağ'ın yürüttüğü Türk Sanayicileri Ve İşadamları Derneği (TÜSİAD), dün başlayan ABD ziyareti öncesinde hazırladığı raporda, Türkiye ve ABD ilişkilerinde yeni döneme ilişkin somut politikalar önerdi. TÜSİAD'ın hazırladığı "İttifakın Yeniden Yapılandırılması: Türkiye-ABD İlişkilerinde Yeni Dönem Türkiye Perspektifi" (Rebuilding a Partnership: Turkish-American Relations For a New Era - A Turkish Perspective) başlıklı İngilizce rapor, ABD kamuoyuna tanıtıldı.

Somut politika önerileri

TÜSİAD'ın raporunda, Türkiye'nin AB süreci, Ortadoğu sorunu, bölgesel güvenlik perspektifi, Ermeni sorunu, Avrasya ve enerji politikaları ile ekonomik ilişkiler, ikili ilişkiler bağlamında ele alınarak bu konularda somut politika önerileri sunuldu. TÜSİAD Dış Politika Danışmanı ve Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Soli Özel, Koç Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Şahnaz Yılmaz ve TÜSİAD Washington Temsilcisi Abdullah Akyüz tarafından kaleme alınan raporun tanıtım semineri, Washington'da Brookings Enstitüsü'nde gerçekleştirildi.

Yatırımda özel bölüm

TÜSİAD raporunda, ekonomik ilişkiler konusunda ABD'ye, "Türkiye'nin etraftaki bölgeleri küresel pazarlara entegre etme konusundaki rolünün altının çizilmesi. Türkiye'deki ve çevre pazarlardaki Türk ve Amerikan şirketleri arasındaki ortak girişimleri teşvik edecek programların geliştirilmesi" önerildi. Türkiye'ye ye ise "ABD'de daha fazla Türk girişiminin desteklenmesi ve ABD ile artan ticaret ve yatırımla ilgilenilmesi için özel bir bölüm kurulması" mesajı verildi.

Raporda, ABD'ye, ABD güçlerinin Irak'tan çekilmeden önce, Irak doğal gazının Nabucco'ya bağlanması için gerekli yasal ve altyapısal çerçevenin oluşmasını hızlandırarak, Nabucco projesine destek sağlanması önerildi.

Ermenistan'la sınır açılmalı

TÜSİAD, raporunda Erivan'la olan ilişkilerin iyileştirilmesi ve Ermeni diasporasının ABD'nin Türkiye politikasına olan olumsuz etkisinin azaltılmaya çalışılmasını da önerdi. Raporda, "ABD Kongresi'ndeki şu anki zorlukların daha ötesine yönelen, daha kapsamlı bir politika oluşturulmalı. Ermenistan'la olan sınır açılmalı, ticaret ve yatırım bağlarının güçlendirilmeli. Washington'a, Türkiye'nin Ermeni konusundaki bakış açısının anlatılmalı ve bu konu ile ilgili delegasyonlar gönderilmeli" denildi.

Ortadoğu'da ABD Türkiye'nin birikiminden faydalanmalı

RAPORDA, TÜSiAD'ın Ortadoğu'da barışın sağlanmasına ilişkin önerileri ise şöyle sıralandı: "Ortadoğu barış sürecine daha aktif olarak dahil olunması. Hamas'ın politik sürece entegre edilmesi için bir formül bulunması ve Filistinlilere ulus-inşası uygulamaları ve kurumlar alanında destek sağlanması. Türkiye'nin bölgedeki birikim ve deneyiminden faydalanılması."

Irak'ta aceleci davranılmamalı, İran'da diplomatik çözüm aranmalı

ABD'ye, Irak'ta aceleci davranılmaması ve çekilmenin zamanından önce yapılmamasını öneren TÜSİAD, kuzeyde kalıcı üsler kurulmaması gerektiğine iyaret etti. Raporda, Kerkük'ün mevcut statüsünün sürmesinin ve Kürdistan Bölgesel Yönetimi'ne zorla entegre olmamasının sağlanması önerildi. Raporda ABD'ye İran konusunda "Diplomatik çözüm aranması" önerildi.

Ermeni Yasa Tasarısı iç politika konusu yapılmamalı

TÜSİAD'ın raporunda, Ermeni konusuna ilişkin ABD'ye şu önerilerde bulunuldu: "Ermeni Yasa Tasarısı konusuna, Ermeni diasporasını göz önünde bulundurarak yalnızca bir iç politika konusu olarak yaklaşılmamalı. Tarihi gerçeklerin tarafsız bir analizi için 'Ortak Tarihçiler Komisyonu' kurulması ve bu konunun daha akademik ve tarafsız bir uluslararası platformda tartışılması desteklenmeli. ABD'deki Ermeni diasporasının talepleri üzerinde odaklanmak yerine, stratejik ve siyasi sonuçlar sağlayacak şekilde Ermenistan ve Türkiye arasındaki işbirliği güçlendirilmeye çalışılmalı. Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki Dağlık Karabağ sorununun çözüm çabalarının desteklenmesi ve çabalara katkıda bulunulmalı."

Yaver ARANCI
30.04.09, 20:31
Murat Sakarya


Tüsiad, "Türk-ABD İlişkilerinde Yeni Dönem" başlıklı raporunu geçenlerde Washington'da tanıttı. Başkanlığını Aydın Doğan'ın kızı Arzuhan Doğan Yalçındağ'ın yürüttüğü Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneğinin (Tüsiad) hazırladığı "İttifakın Yeniden Yapılandırılması: Türkiye-ABD İlişkilerinde Yeni Dönem Türkiye Perspektifi" (Rebuilding a Partnership: Turkish-American Relations For a New Era - A Turkish Perspective) başlıklı İngilizce rapor, ABD kamuoyuna tanıtıldı.

Tüsiad Dış Politika Danışmanı ve Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Soli Özel, Koç Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Şahnaz Yılmaz ve Tüsiad'ın Washington Temsilcisi Abdullah Akyüz tarafından kaleme alınan raporun tanıtım semineri, bir süre önce başkan yardımcılığına Kemal Derviş'in "tayin edildiği" Brookings Enstitüsünde yapıldı. Tüsiad raporunda, "Ergenekon" soruşturması ve davasında bazı gözaltı ve tutuklamaların, Türk ordusunun "aktif ve sessiz" desteği olmadan gerçekleşemeyeceği belirtilerek şöyle deniliyor: "Türk ordusunun Atlantik yanlısı ve demokrasiden yana kanadı güç kazanırken içindeki otoriter ve Avrasyacı unsurlar aşamalı olarak azalıyor." (Elçin Poyrazlar, Cumhuriyet, 15.04.2009, vurgulama bana ait)

Türk ordusunu "kanat"lara ayırarak uzantısı oldukları batılı efendilerinin çıkarları doğrultusunda bölmeye çalışanlar, emellerine asla ulaşamayacak ve hem Türk Silahlı Kuvvetleri hem de Türk ulusu, bunlara ve basın-yayın dünyasındaki işbirlikçilere mutlaka gereken cevabı verecektir.


Türk Ulusunu ve Türkiye'yi Bölmek İsteyenler

Sayın Genelkurmay Başkanının konuşmasında da geçen Atatürk'ün sözünü işbirlikçi liberaller, öteden beri çarpıtarak kullanıyorlardı. Her ülkede, değişik din ve dillerden insanlar bulunur. Bunlar, tamamen ırkçı bir anlayışla batı ülkelerini saf İtalyan, saf Fransız, saf Alman diye göstermeye çalışıp sadece ülkemizde, değişik dinden ve dilden insanlar varmış gibi bir izlenim yaratıyorlar! Yine bunlar, Türkiye'yi bir "mozaik" (?!) diye göstermeye çalışıyorlar; hatta Alman ırkçı ajanları da "Türk milleti diye bir millet yoktur, Atatürk tarafından zorla yaratılmaya çalışılmıştır" (?!) gibi ipe sapa gelmez görüşler ortaya atıyorlar.

"Ne sihirdir ne keramet, el çabukluğu marifet" hesabı bir laf cambazlığıyla bir milleti, hele hele Türk milletini yok etmeye hiç kimsenin gücü yetmez. Türkleri, Anadolu'da yaşayan herhangi bir "etnik grup" gibi göstermeye yeltenecek kişi, sadece gerçeğe gözlerini kapayan biri veya tarih cahili değil, ruhunu emperyalizme satmış ırkçı bir kalemşördür. Devşirilmiş bu tür ajan-aydınların, insanlık düşmanı canilerin savunuculuğunu yaptıkları, her fırsatta etnik ırkçılığı pohpohlayıp Amerikan uşağı aşiret reisi Barzani'ye hizmet arz ettikleri, aynı zamanda da Ermeni ırkçılığını, Taşnak katillerini savundukları ve yine her fırsatta Türk milletine ve büyük Atatürk'e düşmanca saldırdıkları bilinmektedir.

"Türkiye" ve "Türk" sözcüğünü karşı karşıya getirmek isteyenler, ne kadar laf cambazlığı yaparlarsa yapsınlar, gerçeği değiştiremezler. Türk milleti, değişik etnik kökenden olanları da bağrına basmıştır. Ulusumuzun farklı dinden olanlara hoşgörüsü ise önyargılı ırkçılar dışında, bütün dünya tarafından biliniyor olmalıdır.

Eskiden Moskova'ya bağlı olup şimdi Washington'un hizmetine giren bazı uşak ruhlu aydınlar, zaman zaman Marksizmden söz ederek bazı solcuları kandırmaya ve özellikle "sol" çevrelerdeki MHP düşmanlığını körükleyerek vatanseverliği ve milliyetçiliği, yalnızca bir kesimin düşüncesi gibi göstermeye, hatta laf cambazlığıyla kararlı yurtseverleri, "aşırı milliyetçi", dolayısıyla "şoven, ırkçı ve faşist" diye karalamaya çabalarlar. Ne yazık ki bu "görev"lilerin sözlerine inananlar da çıkabilmektedir! Emperyalizmin kiralık kalemleri olan bu "aşırı" uşaklar; doğuştan tarihçi, sosyolog vs. edasına bürünerek çeviri ifadelerle kapitalizmin gelişmesiyle ulusal pazarın ortaya çıkması sonucu, "kendiliğinden" ulusların ve ulusal devletlerin doğduğunu; oysa Türk ulusunun Atatürk tarafından zorla "yaratıldığını", "inşa edildiğini" iddia ediyorlar! Emperyalizmin en saldırgan, en gerici, en vahşi olanının sözcülüğüne soyunan bu soysuzlar, efendilerinin "böl ve hükmet" siyasetini, "sol" cilalarla gözlerden saklamaya, emperyalizmi şirin göstermeye çabalıyorlar!

Yurttaşlar arasındaki hukuksal eşitliği ve Türkiye Cumhuriyetine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkesi Türk gören anlayışı, Türk ulusunun tarihini ve varlığını yok etmek amacıyla kullanmaya kalkışmak, ya ne dediğini bilmemek ya da ülkemizi bölmek ve yeni "azınlık"lar yaratmak isteyenlerin sabuklamalarını tekrarlamaktır. Bu, anayasa suçu olduğu gibi, toplumun vicdanında da ulusumuza karşı düşmanca bir tutum olarak görülecektir. Bu, hem Atatürk düşmanlığı hem de Anayasamızın özünü değiştirme çabasıdır!

Kaldı ki "vatandaşlık bağı" da bazılarının sandığı gibi, yabancı emperyalizme uşaklık ve Türk ulusuna hainlik etmek, insanlık düşmanı canilere kol kanat germek hakkını kimseye vermez! İsterlerse bütün sadık uşaklar, efendileri ABD'nin vatandaşlık yeminine bakarak bunu görebilirler; zaten bunu çok iyi bildikleri için bazıları, daha vatandaşlığına geçmeden ABD'ye her türlü hizmette hiçbir kusur işlememeye azami dikkati göstermektedir.

Türk ulusunu, ABD gibi "tarihsiz" millet halinde göstermeye çabalamak, sadece Türk milletinin şanlı geçmişini değil, nerdeyse tüm insanlık tarihini yok saymak anlamına gelir.

Soykırımcıbaşından "Soykırım" İftirası

Ülkemizin yanı başında, son beş yıl içinde 2 milyona yakın Iraklı Müslümanı katleden işgalciler, Kızılderililerin soyunu kurutanlar, Afganistan'ı işgal ederken "Esir almak yok!" talimatını verenler; şimdi kalkmış bizlere, Türk milletine, atalarımıza en alçakça iftirada bulunabilmektedir. Basın-yayındaki işbirlikçi gazeteciler, her yıl ülkemize karşı tehdit ve şantaj aracı olarak kullanılan bu alçakça iftiraya karşı tepki göstermek yerine, bir de Azerbaycanlı kardeşlerimizin toprağı Dağlık Karabağ, Ermeni ırkçı-faşistlerinin işgalindeyken sınırın açılmasını istiyorlar! Bu durum, sadece Azerbaycanlı kardeşlerimizin değil, aynı zamanda Türk milletinin de arkadan hançerlenmesi demektir!

Geçmişte ülkemize karşı bir "tampon devlet" olarak kurdurulan Ermenistan, Türkiye'nin sınırlarını tanımama küstahlığında bulunurken, batılı ve doğulu efendilerinin kullanmasıyla milletimizi suçlayan "soykırım" kararları çıkarılırken ve Hocalı katliamı suskunlukla karşılanırken, teslimiyetçi bir tutumla bu tür kararlar alınmasını, Türk milleti asla unutmayacak ve affetmeyecektir!

Asıl soykırıma uğrayan Türkler, Müslümanlar olduğu halde, gerçekleri her türlü yalanla çarpıtarak emperyalizmi ve uşağı Taşnak ve Hınçak canilerini "masum" (?!) diye gösteren işbirlikçi entellere ve Atlantikötesindeki efendilerine, ulusumuzun vereceği hiçbir taviz yoktur ve olamaz da!

Osmanlıyı parçalamak ve ele geçirmek amacıyla barış ve huzur içinde yaşayan Ermenileri silahlandırıp kışkırtanlar, yüz binlerce Türk ve Müslümanın, yalnızca Türk ve Müslüman olduğu için Taşnak ve Hınçak canileri tarafından katledilmesini her yönden teşvik edenler, Türk milletinden özür dilemeli ve bu ırkçı-faşist tutumu bir an önce terk etmelidirler. Sağduyulu Ermenilerin de İngiliz-Fransız-ABD emperyalistlerine ve Çarlık Rusya'sının siyasetini sürdürenlere: "Yüzyıllardır huzur içinde yaşadığımız bu topraklarda, emperyalist amaçlarınız için bizi Türklere ve Müslümanlara karşı kışkırttınız, kullandınız, katliamlar yaptırttınız; barış içinde yaşayan bizlerin huzurunu bozdunuz; hem Türklere hem de Ermenilere karşı insanlık suçu işlediniz. Ermenilere ve Türklere bunu hesabını vermelisiniz!" demeleri, barış ve dostluk için bir başlangıç olabilir.

Afganistan'da ve Irak'ta yüz binlerce masum insanın katili olan Bush ve ekibinin, önce görev alıp sonra ayrılan Ramsfeld ve R. Perle dahil, savaş suçlusu olarak yargılanmaları gerekirken yeni ABD yönetimi, bu tür konuları geçiştirmekte; işkenceleri durdurduğu izlenimi vererek dünya kamuoyunu ve insanlığı aldatmaktadır. ABD yönetimi, son yıllarda yaptığı katliamların hesabını vermeli; uzak geçmişiyle olduğu gibi, yakın geçmişi ve bugünüyle de bir an önce "yüzleşme"lidir!

Yaver ARANCI
30.04.09, 20:34
TÜSİAD Washington’da açıkladığı raporda Ergenekon’la ilgili ilginç tespitler yapıyor, “Türkiye batıdan kopuyor mu?” sorusunun yanıtını arıyor.

14 Nisan 2009

TÜSİAD’ın hazırladığı “Türk-Amerikan ilişkilerinde Yeni Bir Döneme Türk Bakış Açısı” isimli raporun tanıtım toplantısı Washington’da yapıldı. Başkan Yardımcılığını Kemal Derviş’in yaptığı Brookings Enstitüsü’nde TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ’ın açılış konuşmasıyla tanıtımı yapılan rapor, raporun yazarlarından Soli Özel ile Brookings Enstitüsü Türkiye Projesi Başkanı Ömer Taşpınar tarafından tartışıldı.

Sınırlar için zaman verin

Soli Özel, Ermenistan konusunun Kıbrıs sorununu andırmaya başladığını ve kronikleştiğini söyledi. Erivan ile sınırların açılmasının büyük önem taşıdığını Azerilerin oyun bozanlık yaptığını çünkü Türkiye’nin her aşamada Azeri meslektaşlarını bilgilendirdiğini söyledi. Ömer Taşpınar ise ziyaret sonrasında Obama’nın soykırım demeyeceğinden hala emin olmadığını söyledi. Taşpınar bir sürpriz ile karşılaşmamak için Türkiye'nin Ermenistan ile sınırlarını açması gerektiğini söyledi, “Türkiye sınırı açmaz ve 24 Nisan'ı beklerse, büyük bir risk almış olur” dedi.

İki milliyetçilik yükseliyor

Son dönemde Türkiye’de kimi konularda önemli değişiklikler yaşandığını, ancak bazı konularda zaman kaybetmeye devam edildiğini söyledi. TRT Şeş konusunda yapılan açılıma dikkat çeken Taşpınar, Kürt sorunu konusunda Türkiye’nin yol aldığını, diğer yandan Ermenistan’la da ilişkilerini geliştirerek önemli bir ivme yakaladığını belirtti. Ancak laiklil-dindarlık ikileminde Türkiye’nin kimlik sorununu aşamadığını belirten Taşpınar diğer yandan Türkiye’de karşılıklı olarak Türk ve Kürt milliyetçiliğinde yükselme ve kutuplaşma olduğunu ileri sürdü. Taşpınar yerel seçimlerde DTP’nin aldığı oy oranını işaret ederek Kürt milliyetçiliğinde de bir yükseliş olduğunu belirtti. AK Parti’nin de dindar bir parti olarak algılansa da Türk milliyetçiğinden etkilendiğini belirten Taşpınar DTP ile diyalog kurulması gerektiğini belirtti. AB sürecinde de olumsuzlukların yaşandığını ileri süren Taşpınar, Türkiye’den AB’ye yönelik bir önyargı geliştiği gibi AB’den de Türkiye’ye yönelik kategorik bir dışlama oluştuğunu sözlerine ekledi. Son beş yılda sadece Türkiye’de değil AB’de de değişiklikler olduğunu belirten Taşpınar Almanya’da hükümetin değiştiğini, Almanya ve Fransa’nın artık kategorik olarak Türkiye’nin AB üyelik sürecine karşı çıktıklarını söyledi. Türkiye’nin acil olarak AB perspektifinde hazırlanmış demokratik, sivil bir anayasaya ihtiyaç duyduğunu söyleyen Taşpınar “Türkiye iki yılını laiklik tartışmaları etrafında harcadı” dedi. ABD’deki yeni yönetimin Ortadoğu sorunlarına Bush döneminden daha farklı yaklaştığını belirtti, bunun Türkiye-ABD ilişkilerini geliştireceğini söyledi.

Seçim sonuçları başarısızlık değil

Seçim sonuçlarını da değerlendiren konuşmacılardan Ömer Taşpınar, yerel seçimlerin AK Parti’nin yenilgisi olarak okunmaması gerektiğini söyledi. Taşpınar, AK Parti’nin yedi yıldır iktidar olduğun, ekonomik krizle karşılaştığını, kökenine bakılırsa 1 yıldır belediyeleri yönettiğini, ancak buna rağmen yüzde 40’a yakın oy aldığını söyledi.

Aynı konuya değinen Soli Özel ise anamuhalefet partisi CHP’nin ilk kez varoşlara ulaşabildiğini, ekonomik kriz sonrası sınıf bilincinin ilk kez önemli hale geldiğinin altını çizdi. Soli Özel sözlerini “bu AK Parti’nin anlamadığı bir şey” diyerek tamamladı.

TÜSİAD’dan ‘ama’lı destek

Ergenekon operasyonunda son dalganın ertesinde gerçekleşen toplantıda gazetecilerinden birisinin Ergenekon konusundaki sorusuyla konu kısaca ele alındı. Her iki konuşmacı da Ergenekon operasyonunu “son kertede Türk demokrasisinin gelişimine olumlu etki yapacak” şeklinde değerlendirdi. Arzuhan Doğan Yalçındağ ise konuşmasının başında Ergenekon operasyonuna isim vermeden değinirken “Türk siyasetinin sivilleşmesini savunuyoruz, ancak ancak masum olduğuna inandığımız kişilerin özel hayatlarının gizliliğine önem gösterilmemesine karşı çıkıyoruz” dedi.

Raporda öne çıkan başlıklar:

TÜSİAD’ın yayınladığı raporda Türkiye’nin batıdan kopmadığı ve Ergenekon operasyonun Türk demokrasisini güçlendireceği belirtiliyor:

•*İki ülkenin ortak çalışarak ortaya çıkaracağı sinerji Orta Doğu’da istikrar için kaçınılmaz ve gerekli.

•*Türkiye kendisine rol biçilmesini istemiyor. Sözünün dinlenmesini, politika yapımında eşit ortak olmayı, çıkarlarının göz önüne alınmasını istiyor. Bu yüzden ortak çıkar ve hedefler belirlenmeli.

•*Türkiye’nin çıkarlarını dikkate almamak ve tek yanlı politikalar Avrasyacılığı besliyor. Türkiye’de Avrasyacılık Rusya’nın Putin’ine öykünüyor. Türkiye’de daha otoriter bir kalkınmayı yeğliyor. Avrasyacılar daha çok seküler sivil ve emekli askerlerden oluşuyor.

•*Bu anlamda ciddi eksikliklerine rağmen, Ergenekon operasyonu Türk güvenlik sistemini suç ve darbeye yönelen kirli ilişkiler ağından temizlemek için çok önemli bir adım. Öte yandan operasyon çerçevesinde yapılan gözaltılar TSK’nın onayı olmaksızın gerçekleşemezdi. Dolayısıyla TSK’daki Atlantik ve demokrasi yanlısı kanadın güç kazandığı ve ideolojik olarak Avrasyacı ve otoriter olan kanadın gücünü azalttığı söylenebilir. (abç, FMD)

•*Türkiye Ortadoğu’da aktif. Ancak bu iktidar partisinin dindar ya da ideolojik kimliği ile ilgili değil. Daha çok tehlikeli stratejik çevre ile dışpolitika yapımın değişen parametrelerine bir tepki niteliğinde. Bugünün Türkiye’si kendine daha güvenli, daha dışa dönük ve çok boyutlu bir politika izliyor.

•*Üstelik Türkiye’nin batıdan koptuğunu düşünenler dış politikadaki sürekliliği kaçırıyor. Türk dış politikasına yeni vizyon tartışmaları Turgut Özal zamanında başladı. Komşularla ilişkilerin geliştirilmesi İsmail Cem döneminde başlamıştı. AK Parti bu politikaları ileriye taşıdı.

•*Türkiye’nin ABD ile ilişkilerinin gelişmesi AB ile ilişkileriyle doğrudan bağlantılı.

•*AB’de Türkiye karşıtı blok bulunuyor. Karşılıklı politikalar nedeniyle AK Parti reformları yavaşlattı. Muhalefetin de bu konuya milliyetçi yaklaşımı iktidar partisinin harekete geçmesini engelliyor.

Rapordan dikkat çeken öneriler:

•*ABD Ortadoğu barı sürecine daha aktif katılmalı. Hamas’ın siyasi sürece katılması için formül bulmalı.

•*ABD Kuzey Irak’ta kalıcı üs kurmayı düşünmemeli.

•*ABD İran’la diyalog yolları aramalı. Türkiye’ye zarar verecek bir yaptırım rejiminden uzak durmalı.

•*Türkiye İsrail ve Suriye’nin barış görüşmelerine arabuluculuk yapmaya devam etmeli.

•*Türkiye Irak Kürtleriyle ilişkilerini geliştirmeye devam etmeli. Erbil’de konsolosluk açmalı.

•*ABD soykırım konusuna Amerika’daki Ermeniler sebebiyle iç politika meselesi olarak bakmamalı, Türk-Amerikan ilişkilerine olumsuz etkilerini de dikkate almalı.

•*ABD ortak tarihçiler komisyonunu desteklemeli.

•*ABD Diasporanın iddialarına odaklanma yerine Türkiye ve Ermenistan arasındaki ortaklığın gelişmesi için çabalamalı.

•*ABD, Azerbaycan ile Ermenistan arasında yaşan sorunların çözümü için de çaba harcamalı.

•*Türkiye Ermenistan’la ilişkileri geliştirmeli. Ermenistan sınırını açmalı, ticaret ve yatırımı artırmalı. Ayrıca Washington’da lobi faaliyetlerini artırmalı.